İSİG, ekim ayı İş Cinayetleri Raporu'nu bugün yayınladı. Buna göre, ekim ayında 158, 2022’nin ilk 10 ayında da en az bin 521 emekçi iş kazalarında hayatını kaybetti. Ayrıca İSİG, bu ayki raporunda AKP iktidarının 20 yıllık döneminde meydana gelen iş kazalarındaki ölüm verilerine de yer verdi. Rapora göre, 20 yılda yaşanan işçi ölümleri verileri yıllara göre şöyle;

2002 yılının son iki ayında 146 işçi, 2003 yılında 811 işçi, 2004 yılında 843 işçi, 2005 yılında bin 96 işçi, 2006 yılında bin 601 işçi, 2007 yılında bin 44 işçi, 2008 yılında 866 işçi, 2009 yılında bin 171 işçi, 2010 yılında bin 454 işçi, 2011 yılında bin 710 işçi, 2012 yılında 878 işçi, 2013 yılında bin 235 işçi, 2014 yılında bin 886 işçi, 2015 yılında bin 730 işçi, 2016 yılında bin 970 işçi, 2017 yılında 2 bin 6 işçi, 2018 yılında bin 923 işçi, 2019 yılında bin 736 işçi, 2020 yılında 2 bin 427 işçi, 2021 yılında 2 bin 170 işçi ve 2022 yılının ilk on ayında bin 521 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.

2022 yılının ilk on ayında da, iş cinayetlerinin aylara göre dağılımı şöyle: Ocak ayında 120, Şubat ayında 109, Mart ayında 122, Nisan ayında 129, Mayıs ayında 176, Haziran ayında 189, Temmuz ayında 172, Ağustos ayında 186, Eylül ayında 160 ve Ekim ayında 158 işçi hayatını kaybetti.

İSİG’in raporunda ekim ayındaki iş kazalarına dair şu tespitler yer aldı:

“2022 yılının ilk on ayında iş cinayetlerinin istihdam biçimlerine göre dağılımına baktığımızda bin 322 ücretli (işçi ve memur) ve 199 kendi nam ve hesabına çalışan (çiftçi ve esnaf) hayatını kaybetti. Yani ölenlerin yüzde 87’sini ücretliler yüzde 13’ünü ise kendi nam ve hesabına çalışanlar oluşturuyor.

2022 yılının ilk on ayında iş cinayetlerinin yaş gruplarına göre dağılımı şöyle: 14 yaş ve altı 22 çocuk işçi, 15-17 yaş arası 32 çocuk/genç işçi, 18-27 yaş arası 250 işçi, 28-50 yaş arası 729 işçi, 51-64 yaş arası 314 işçi, 65 yaş ve üstü 85 işçi, yaşını bilmediğimiz 89 işçi hayatını kaybetti.

AMASRA’DA 41 MADENCİ HAYATINI KAYBETTİ

14 Ekim’de Bartın Amasra’da bulunan Türkiye Taşkömürü Kurumu Amasra TİM’de meydana gelen grizu patlamasında 41 madenci hayatını kaybetti. Karadon, Elbistan, Kozlu, Soma, Ermenek, Şırnak maden katliamlarına bir yenisi daha eklendi.

31 Ekim’de açıklanan bilirkişi raporuna göre “-320 Kalın Damar Tavan Yolu’ndaki patlatma çalışması kaynaklı olarak meydana gelmiş, grizu ve kömür tozu patlamasını içeren bir patlamadır” tespiti Maden Mühendisleri Odası’nın yaptığı ilk açıklamaları teyit ediyor. Havalandırmanın yetersizliği, metan seviyesinin uzun süredir yüksekliği, metan drenajının yapılmadığı, Bakanlıklar tarafından talep ve öneri sunulmadığı ve yaptırım uygulanmadığı, teknik personelin eksikliği ve iş güvenliği önlemlerinin yetersizliği vurgulanarak “patlamanın önlenebilir olduğu” belirtiliyor. (Tam da bu noktada, bizlerin de bütün iş kazalarının önlenebilir olduğunu ve önlenmediği için de “iş cinayeti” diye tanımladığımızı hatırlatalım.)

Havza madenciliğinden ödün verilerek, -400 kot alındaki kömür Hattat Holding’e verilmiş ve TTK dar bir alanda sıkıştırılarak, gerekli mali ve teknik yatırımlar yapılmayarak katliamın oluşmasına davetiye çıkarılmıştır. 2016 yılında TTK Faaliyet Raporu’nda işçi yetersizliği belirtilerek Bakanlıklardan yeni işçi kadrosu açılması talep edilmiştir.

“HAVZALARDAKİ İŞ CİNAYETLERİ ‘KADER, FITRAT’ DENİLEREK NORMALLEŞTİRİLMEKTEDİR”

İzmir açıklarında 62 göçmen kurtarıldı İzmir açıklarında 62 göçmen kurtarıldı

Kamu kurumlarındaki üst düzey yönetici atamaları bilimsel ve teknik liyakata göre değil, mensup olduğu cemaate ve AKP üyeliğine göre yapıldığı herkesçe bilinen bir gerçek. Bu durum da iş cinayetlerinin daha da artmasına yol açmaktadır. Havzalardaki iş cinayetleri “kader, fıtrat” denilerek normalleştirilmektedir. Madenciliğin kaderinde ölüm yoktur.

-300/-350 kotlarında meydana gelen grizu patlaması, kömür tozu patlamasına dönüşerek zincirleme bir katliama dönüştü. Kömürdeki metan varlığı bilinen ve grizulu ocak diye tabir edilen bir işletme olan Amasra’da Sayıştay ve TTK kendi iç raporlarına rağmen önlem almayan, bütçe ayırmayan Türkiye Taşkömürü Kurumu, Maden Petrol İşleri Genel Müdürlüğü, Enerji ve Tabii Kaynalar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvelik Bakanlığı katliamın birinci dereceden sorumlusudur.

Sağlık ve eğitim emekçilerine yönelik işyerlerinde yaygın bir şiddet yaşanıyor. Bu noktada yapılan eylemlerde çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve gerekli önlemlerin alınması talepleri öne çıkıyor. Ancak yaygın şiddet sadece bu iki işkolunda sınırlı değil, hizmet sektörünün farklı alanlarında (eğlence, belediye, taşımacılık, büro, özel güvenlik, basın vd.) ortaklaşan bir sorun. Ekim ayında basına da yansıyan iki iş cinayeti meydana geldi.

“MÜZİSYEN ONUR ŞENER 3 KİŞİ TARAFINDAN DÖVÜLEREK ÖLDÜRÜLDÜ”

13 Ekim’de, bir haftalık bebek babası olan 34 yaşındaki özel halk otobüsü şoförü Emrah Yıldız, Gaziantep Şahinbey’de otobüsün dolu olduğu gerekçesiyle duraktan almadığı 17 yaşındaki yolcuyla çıkan tartışmada bıçaklanarak öldürüldü.

Pandemi ile birlikte giderek genişleyen, güvencesiz çalışmanın hakim olduğu ve işçi profilinin çoğunlukla 20’li yaşların başında olduğu sektörde işçi sağlığı açısından en net sonuç ortada: Ekim ayında beş moto kurye hayatını kaybetti. Yılın ilk on ayında ölen moto kurye sayısı en az otuz dört.”