Ümit Özlale: Bütün uluslararası sözleşmelere geri döneceğiz Ümit Özlale: Bütün uluslararası sözleşmelere geri döneceğiz

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Karabük’te Safranbolu Belediyesi önünde toplanan vatandaşlara seslendi. İmamoğlu, şunları söyledi:

“Yapılan hukuksuzluğa karşı muazzam bir vatandaş duruşu var. Bu haysiyet mücadelesi zaten, Ekrem İmamoğlu mücadelesi değil. Bu mücadele, milletimizin haysiyet mücadelesi. Milletimiz adına verilen bir demokrasi mücadelesi. Gönlüm rahat. İstanbul halkına sırtını dayamış bir kardeşinizim. Ama aynı zamanda milletimize sırtını dayamış bir kardeşinizim. Arkamda siz varsınız… Ne yapacağız? Bu bir avuç insana, kendilerini memleketin sahibi gören bu bir avuç insana taliplendikleri mayıs ayında ‘söz milletin’ diyeceğiz, ‘haydi güle güle’ diyeceğiz, ‘haydi güle güle.’

Hazırız. Altılı masanın kıymetli liderleri, çok özenli çalışmalılar. Çok hızlı süreçleri toparlamalılar. Milleti bu coşkuyla hep birlikte yola çıkarmalılar. Hep birlikte, bir an önce. Sorumluluğumuz büyük. Yükümüz ağır. Milletimizin ne yazık ki son yıllarda sorunları çok daha fazla büyüdü. Vallahi de billahi de gençliğimiz var milletçe. Ve başardık, yine başaracağız. Bu milletin şunu bilmesi lazım: Bu cennet vatan hepimizin evi. 86 milyona yakın vatandaşımızın evi. Ne benim sizden bir gram hak fazlalığım, ne sizin benden… Hepimiz bu evin tapusuna eşit hissedarız. Eşitiz.

Bir avuç insan zenginleşip, milletim fakirleşiyorsa orada büyük bir adaletsizlik var demektir. 16 milyon insanın verdiği yetkiyi almaya kalkıyorsan, orada büyük adaletsizlik var demektir. Az kaldı. Bu daha yürüyüşümüzün başlangıcı. Herkes umutlansın. Umudu görmek isteyen herkes aynaya baksın. Umudu önce kendinizde göreceksiniz. Gözlerinizin içine kararlılıkla bakın. Deyin ki; ‘Kötü bulutları bu ülkenin üzerinden yollayacağız’, ‘O bir avuç insanı bu ülkeden yollayacağız.’ ‘Tek kişinin söylediği değil, milletin söylediği olacak’ diyeceğiz. Hepimize başarılar. Söz veriyorum. Şart olsun ki her şey çok güzel olacak.”

EKREM İMAMOĞLU: “ZEHİRLİ DİL SİYASETİN MERKEZİNE OTURMUŞ. BUNA SON VERECEĞİZ”

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Karabük’te; Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse’yi ziyaret etti. Ziyaret öncesinde, belediye önünde kendisini bekleyen vatandaşlara seslenen İmamoğlu, şunları söyledi:

"Kıymetli dostlarım, burada en güzel şey şu: Burada çok saygı değer hanımefendileri görüyorum, çok kıymetli beyefendileri görüyorum. Ama şunu söylemem lazım. Her gittiğim yerde pırıl pırıl, kalpleri cesur, beyinleri açık; fikri hür, vicdanı hür bir nesil olma yolunda pırlanta gibi gençlerimiz var burada.

Mesele şu: Bugünkü konuşmalarımız bu çocuklarımız için. Ben yaptığım her konuşmamda itinalı hareket etmeye gayret ediyorum. Çünkü şöyle düşünüyorum: Beni her evde çocuklar dinliyor, gençler dinliyor, kadınlar dinliyor. Biz hepimiz öyle yetişmedik mi? Büyükler olarak çocukların yanında konuşmamıza dikkat etmiyor muyuz? Ya da çocuklar olarak büyüklerimizin bu itinayla bizi yetiştirdiklerini bilmiyor muyuz?

Ama kötü dil, zehirli dil siyasetin ana merkezine oturmuş durumda. Edilmedik laflar, atılmadık iftiralar ve fitne, fesat işleri açıkçası belki de Türkiye Cumhuriyeti tarihinde açık ara hiç böyle olmamıştı. Ancak milletimizin güzel bakışıyla buna son vereceğiz. Buna son vereceğiz ve insanlarımızın huzurunda, demokrasi kuralları çerçevesinde biz bu ülkenin geleceğini konuşacağız. Geleceğini konuşacağız, aklı konuşacağız; bilimi, üretimi konuşacağız; kültürü, sanatı konuşacağız, gençlerimizin geleceklerinden kaygı duymadıkları bir ortamı konuşacağız.

Göreve geldiğim günden değil, daha öncesinden beri dua ediyorum. Diyorum ki o kalbi kötülükle bezenmiş olanlara Allah akıl versin diyorum. Allah şahittir ki, öyle bir inancım var, benim duam genelde tutar bunlara tutmadı. Bunlara benim duam tutmadı keşke tutsaydı. Keşke kötülükten kurtarsaydım bunların kalplerini. Ama olmadı."

İMAMOĞLU, KASTAMONU TAŞKÖPRÜ’DE: "BİR AN ÖNCE BU REJİMİ DEĞİŞTİRMELİYİZ”

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kastamonu’nun Daday ilçesinde, İBB'nin katkılarıyla tamamlanan kapalı pazar yerinin dün yapılan açılışının ardından, bölgede ziyaretlerini bugün de sürdürüyor.

İmamoğlu, CHP Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı ve İl Başkanı Hikmet Erbilgin’in eşlik ettiği turda, Taşköprü ilçesini ziyaret etti.

İmamoğlu, ilçe meydanında kendisini karışlayan vatandaşlara hitap etti. İmamoğlu, şunları söyledi:

“KASTAMONU İŞGAL GÖRMEMİŞTİR AMA EN FAZLA ŞEHİT VERMİŞ, GAZİ OLMUŞ İNSANIYLA MEŞHURDUR: Ben Taşköprü’ye birkaç vesile ile daha önce geldim burada çok kadim dostluklarım var. Tesadüf oldu İstanbul’da Taşköprülü komşularım dostluklarım ortaklıklarım oldu onlar vesilesi ile burayı tanıdım. Taşköprü ile bağım en az bir 20 senedir var. Henüz tapusunu almadım ama bir de köyüm varmış onu da öğrendim. Neyse bu tabii bizi muhtarımıza borçlandırıyor o ayrı, gereğini elbette yapacağız. Şunu söyleyeyim memleketimizin her yeri çok güzel, memleketimiz her coğrafyasıyla çok güzel ama bir o kadar da güzel olan insanı. Taşköprü'nün de Kastamonu'nun da yiğit insanlarıyla buluşmak benim için çok kıymetli. Burası aynı zamanda İstiklal Yolu. Ülkemizin en zor anında; ülkemizin ihtiyaçlarına, ülkemizin geleceğine teminat olmuştur Kastamonu. Kastamonu işgal görmemiştir ama en fazla şehit vermiş, gazi olmuş insanıyla meşhurdur. Dolayısıyla vatanperver, hayatından önce ideallerini ortaya koyan bir kitleye sahiptir bu güzel şehir. Bu tarihi ve güzel kadim kentin nüfusunun neredeyse iki katı kadar da Kastamonulu İstanbul’dadır. Ben size hem İstanbul’daki Kastamonulu hemşerilerimin hem de 16 milyon İstanbullunun selamlarını getirdim.

BEN İSTANBUL BELEDİYE BAŞKANI TÜRKİYE'NİN HER YERİNDEN MESUL OLDUĞUMU DÜŞÜNÜYORUM. İstanbul eşittir Türkiye. Bu kavramı hepimiz biliriz. Ben İstanbul Belediye Başkanı olarak Türkiye'nin her yerine mesuliyeti olan bir belediye başkanı olduğumu düşünüyorum. Dolayısıyla nerede bir ihtiyaç var ise Allah korusun, bir afet olduğunda ya da bir başka konu olduğunda koşar gideriz. Ama onun yanı sıra bölgelerin gelişimine katkı sunmakta, ihtiyaçlarına katkı sunmakta da özenli davranan bir yönetimiz. Bugün buradayız dün Daday’daydık. Çok güzel bir kapalı pazar alanını, çok fonksiyonlu bir tesisi Daday halkına kazandırmanın onurunu yaşadık. Çok güzel bir açılış yaptık. Hayırlı uğurlu olsun.

Tabii gelmişken güzel bağlarımın olduğu Taşköprü’yü ziyaret etmemek olmazdı. Onun için sizleri de ziyaret ettik. Birazdan bu güzel hafta sonu cumartesi günü Taşköprü'nün kadim esnafının elini sıkmak, onlara hayırlı işler dilemek istiyorum. Sonrasında da Allah nasip ederse buradan Safranbolu'ya geçeceğiz. Orada da belediyemizle iş birliğiyle güzel bir restorasyon işimiz olmuştu. Onu yerinde görüp İstanbul'a doğru yola çıkacağım. Ama öncesinde birkaç cümleyle vaktinizi elbette almak istiyorum.

AYRIŞTIRCILIK, KÖTÜ DİL, FİTNE, FESAT VEYA İFTİRA GİBİ BÜTÜN HUSUSLARDAN ARINMIŞ BİR TOPLUM OLMALIYIZ: Ülkemizin son dönemde çok rahatsız olduğu bir şey var. O da kötü dil. İnsanların kullandığı dil, özellikle yöneticilerin. Biz topluma hitap eden insanlar öyle itinalı konuşmalıyız ki sanki evimizdeki çocuğumuz bizi dinlermiş gibi konuşmak mecburiyetindeyiz. Yani onların önünde kötü söz konuşulmaz ya, anneler babalar bunu bilir. İşte her yönetici, bir çocuğun onu dinlediğini unutmamalı. O bakımdan, ülkemizde ortaya konan ayrıştırıcılık, kötü dil, fitne, fesat veya iftira gibi bütün hususlardan arınmış bir toplum olmalıyız.

CEBİMİZDEKİ PARA PUL OLDU: Neyi konuşmalıyız? Bu ülkenin geleceğini konuşmalıyız. Bu memleketin çocuklarının umutla geleceğe bakmalarını konuşmalıyız. Gençlerinin iyi meslek sahibi olmalarını konuşmalıyız. İyi ve üreten insan olmalarını konuşmalıyız. Taşköprü'nün, Kastamonu'nun kendi içinde, dinamikleriyle ekonomisini en iyi yere taşımalarını konuşmalıyız. Sürekli göç veren bir Anadolu değil. Kendi yerinde bütün koşullarıyla Türkiye'nin her yerini eşit hale getirmeliyiz. Konuşmamız gereken bunlar. 21. yüzyılda Türkiye hak ettiği değere, hak ettiği güce, kuvvete kavuşmalı. Bakın memleketimizde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin yüzüncü yılını yaşayacağız. Biz yüzüncü yılda çok daha iyi yerlerde olmalıydık. Ne yazık ki hedefler tutmadı. Son 20 yılda bile ortaya konan hedefler tutmadı. Kişi başı hedeflenen gelirin üçte birine düştük. Bu cebimizdeki paranın pul olmasına döndü demektir.

BİZ ÇOK İŞ YAPIYORUZ İSTANBUL’DA: Gençlerimizin önümüzdeki 30-40 yıl daha borçlu yaşaması anlamına gelmektedir. Birçok şey var. Bunları çözmemiz gerekir. Bir an önce memleketimizin insanının hak ettiği zenginliklere kavuşmasını hep birlikte sağlamalıyız. Gücümüz var mı? Var. Bu insanımız marifetli mi? Marifetli. Peki topraklarımız bereketli mi? Bereketli. İnanın öyle. İstanbul Belediye Başkanı olarak bütün zorluklara rağmen inanınız bunları konuşmayacağım, ama bütün zorluklara rağmen bütün koşullara rağmen iş üretiyoruz. Çünkü eğer milletin parasına, milletin bütçesine, gözünüz gibi bakarsanız, gözünüzün nuru gibi bakarsanız bu milletin parası bereketlidir kardeşim. Bereketli parayla da çok iş yaparsınız. Biz çok iş yapıyoruz İstanbul'da.

BÜTÜN ENGELLEMELER RAĞMEN ÇOK İŞ YAPIYORUZ: Gençlerimiz için, kadınlar için, yaşlılar için, yoksullar için ulaşımdan her yönüyle çok iş yapıyoruz. Bütün engellemelere rağmen. O bakımdan işte memleketin geleceğini daha bereketli kılmak, daha güçlü kılmak, kardeşçe bir ortam yaratmak hepimizin boynunun borcu. Hep birlikte çalışacağız. Siyaset üstü bir döneme giriyoruz. Ve bu siyaset üstü dönemde siyaseti değil, ben sen kavgası değil, biz olabilmeyi başaracak bir biçimde kardeşçe bir ortamı hep birlikte var etmeliyiz. Bu konuda yoğun çalışmalar içerisinde olan bir ekibiz. Göreceksiniz, göreceksiniz mutlaka başaracağız.

BİR AN ÖNCE BU REJİMİ DEĞİŞTİRMELİYİZ: Bakın ülkemizde 'Her şeyi ben bilirim' diyen bir anlayışla mücadele ediyoruz. Her konuda tek kişinin ağzına bakan bir sistemle mücadele ediyoruz. Benim milletimin aklı kendine yeter. Benim milletimin aklı bir araya geldiğinde dünyada mucizeler yaratır. Ama bir kişinin aklına dayalı bir sistem bizi her türlü belayla buluşturur. O bakımdan, bu güzel memleket, insanının ortak aklını, düşüncelerini, fikirlerini bir arada, kardeşçe organize etme yeteneğini ortaya koyan bir yönetime muhtaçtır. Bir an önce bu rejimi bu anlamda değiştirmeliyiz.

BU MİLLET NE DER BİLİYOR MUSUN? 'HADİ ORADAN': Bakın bir hukuksuzlukla mücadele ediyoruz. Uydurma işlerle hakkımızda soruşturmalar açılıyor. Niye? Vay efendim İstanbul’u sen bizden nasıl alırsın. Allah aşkına, İstanbul'u birincisi ben almadım, 16 milyon İstanbullu aldı sizden. Dediler ki 'Sizi beğenmiyoruz. Bir de üstüne haksızlık yaptınız.' 806 bin oy farkla İstanbul'un tarihinin en büyük oy oranıyla belediye başkanı seçtiler. Millet aldı sizden. Peki neyi aldı? Size ait olanı değil. Millet dedi ki 'Bana ait olan şeyi sen iyi yönetemedin, senden devralıyorum bunu hak edene veriyorum'. Bu kadar. Memleket, bu güzel cennet vatan, bizim evimiz. Bu evin tapusu kimin? 86 milyon insanın. Yok birbirimizden farkımız. Ne benim hakkım şurada bulunan bir vatandaşımızdan fazla ne bir vatandaşımızın hakkı benden fazla. Eşitiz, 86 milyon. İşte bu duygu bizi daha güçlü kılacak daha inançlı kılacak. Ne yapıyorlar e sen bunu aldın. Hadi bakalım 'Uydurma bir davayla senin elinden bunu alalım.' Bu millet ne der biliyor musun? Hadi oradan. Hadi oradan. Hadi oradan.

BU MÜCADELE 16 MİLYON İSTANBULLUNUN HAYSİYET MÜCADELESİDİR: Milletin vicdanı, milli irade, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunun karşılığı olarak asla ve asla iradesine dokundurtmaz bu millet. Şu an bu kardeşinizin verdiği hukuk mücadelesi aynı zamanda bir haysiyet mücadelesidir. Haysiyet mücadelesini veriyorken, söyleyeyim. Bu Ekrem İmamoğlu’nun haysiyet mücadelesi değildir 16 milyon İstanbul'un haysiyet mücadelesidir. Çünkü; ben sizlerin hukukunu savunuyorum. Kastamonu'nun mücadelesidir, Türkiye'nin mücadelesidir. Peki bu kadar cesur konuşuyorsun neye güveniyorsun? Kastamonuluya güveniyorum, Taşköprülüye güveniyorum, milletimize güveniyorum. Ben sırtımı milletime dayadım yetinmedim bir de Kastamonuluya dayadım. Var mı ötesi?

DEVLETİN GÜCÜNÜN ÖNÜNE DE BİR PARTİ NE DE BİR ŞAHIS GEÇEBİLİR: Bu millet bu tür davranışları sevmez. Bu milletin siyaset meselesi, bir araçtır amaç memlekete layık olmaktır. Partiler araçtır, bakın il başkanım var, milletvekilim var diğer siyasi ilçe başkanım var, ben de partimin evladıyım ama partiler hizmet için araçtır. Parti devleti olamayız biz. Devlet güçlüdür, devleti yaşatacağız. Biz binlerce yıllık devletin geleneği olan insanlarız. Devletin gücünün önüne de bir parti ne de bir şahıs geçebilir. Esas olan devletin gücüdür. Biz gerçekten hak ettiği bir biçimde devletimizi güçlü kılacağız. Devletimizi güçlü kılacağız, şart olsun kılacağız.

Hepinize yürekten teşekkür ediyorum. Taşköprülü kıymetli dostlarıma, canlarıma, hanımefendilere, beyefendilere pırıl pırıl gençlerimize, onlar aramızda görüyorum. Allah hepinizden razı olsun. Allah'ım beni size mahcup etmesin. İstanbul'da bütün hemşerilerime diyeceğim ki, Taşköprü'ye gittim Taşköprü'deki, Kastamonulu hemşerilerim beni bağrına bastı, onları kıskandıracağım. Hepinizi sevgiyle kucaklıyorum. Allah’ın izniyle her şey çok güzel olacak. Şart olsun ki her şey çok güzel olacak.”