Uzmanından 2026 öngörüsü: Vatandaşın 3 kalemde cebi yanacak!
2026’ya girilirken ve hayat pahalılığı vatandaşın bütçesini zorlamaya devam ederken, ekonomist Coşkun Küçüközmen yeni yılda asıl sorunun zamlar değil, kalıcı hale gelen yüksek fiyatlara uyum sağlamak olacağını belirterek; kira, gıda ve enerji giderlerinin hane halkı üzerindeki baskıyı artıracağını söyledi.
- Ege Postası
- 29.12.2025 - 14:13
- Güncelleme: 29.12.2025 - 14:14
ŞİLAN KOCADAĞ/EGEPOSTASI- 2026 yılına girilirken Türkiye ekonomisinde vatandaşın gündemini yine hayat pahalılığı belirliyor.
Enflasyonda yavaşlama beklentilerine rağmen, yüksek fiyat seviyelerinin kalıcı hale gelmesi vatandaşın üzerindeki baskıyı artırıyor.
Ekonomist C. Coşkun Küçüközmen ise yeni yılda asıl sorunun yeni zamlar değil, yüksek fiyatlara uyum sağlamak olduğunu açıkladı. Özellikle temel tüketim kalemlerinde harcamalar daha temkinli yapılırken, vatandaşın alım gücündeki erime günlük yaşamda daha belirgin hissedilecek.
VATANDAŞ EN ÇOK HANGİ KALEMDE ZORLANACAK?
Yeni yılda vatandaşın en çok hangi harcama kalemlerinde zorlanacağıyla ilgili Küçüközmen, “ Yeni yılda hane halkını en fazla zorlayacak kalemlerin başında konut (kira), gıda ve enerji geliyor. Akaryakıt fiyatları küresel gelişmelere bağlı dalgalansa da, kiralar artık hatta maalesef yapısal bir sorun haline gelmiş durumda. Gıdada ise arz sorunları, iklim etkileri ve maliyet baskıları nedeniyle fiyatlar hâlâ yüksek hatta çok yüksek. Tekstil ve dayanıklı tüketim mallarında ise talep zayıflığı nedeniyle artışlar görece sınırlı kalabilir” dedi.
“HARCAMA DEĞİL, HARCAMA BİÇİMİ DÖNÜŞÜYOR!”
2026 yılında gıda fiyatlarında ne ölçüde artış beklendiği ve restoran ile kafelere ilginin ne ölçüde olacağıyla ilgili Küçüközmen, “2026’ya girerken gıda fiyatlarında enflasyonun üzerinde ama önceki yıllara kıyasla daha sınırlı bir artış beklenebilir. Ancak bu durum “rahatlama” anlamına gelmiyor; fiyatlar yüksek seviyede kalmaya devam edecek. Restoran ve kafelere olan ilgi tamamen bitmeyecek ama tüketim davranışı değişecek, şöyle ki: Daha az sıklıkta harcama, alışveriş, daha düşük sepet tutarı, zincir ve uygun fiyatlı, biraz da promosyonlu işletmelere yönelim. Dikkat edilmesi gereken durum şu: Harcama değil, harcama biçimi dönüşüyor” ifadelerini kullandı.
“TÜKETİCİ İHTİYAÇ DIŞI HARCAMAYI ERTELEDİ”
Tüketicinin ihtiyaç dışı harcamayı tamamen bıraktığını söylemenin doğru olmayacağını belirten Küçüközmen, “Ama tüketici harcamayı ciddi biçimde erteledi ve daha seçici hale geldi. Bu durum kısa vadede nasıl sonuçlar yaratır? Perakende, hizmetler ve KOBİ’ler üzerinde baskı yaratır, iç talebi zayıflatır. Orta vadede ise firmaları verimlilik, dijitalleşme ve maliyet kontrolüne zorlar. Yani ekonomide bir ‘temizlik’ ve ‘yeniden yapılanma’ etkisi de yaratır, ancak bunun sosyal maliyeti kaçınılmaz olarak yüksek olacaktır” diye konuştu.
GİYİMDE İÇ TALEBİN AZALMASI FİYATLARA NASIL YANSIYACAK?
Küçüközmen, giyim ve tekstilde fiyat artışlarının nasıl olacağı ile ilgili, “Giyim ve tekstilde yüksek oranlı fiyat artışları beklenmiyor, çünkü iç talep çok zayıf. Hatta maliyetler nedeniyle dış talepte de benzer durumlar görülebilir. Bunu önlemek için firmalar maliyet artışlarını fiyatlara tam yansıtamıyor. Ancak vurgulamak gerekir ki sektör açısından asıl risk fiyat değil, nakit akışlarında yaşanan sorunlar ve finansman ihtiyacı. Bu nedenle, küçük ve orta ölçekli firmalarda iflas ve kapanmalar sürebilir, ayakta kalanlar ise ihracat, markalaşma veya niş üretime yönelmek zorunda kalır. Yani sektör küçülerek yeniden şekilleniyor diyebiliriz” ifadelerine yer verdi.
“PARA POLİTİKASI TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL!”
Son olarak mevcut ekonomi politikalarının fiyat artışlarını durdurmaya yeterli olup olmayacağıyla ilgili Küçüközmen, “Mevcut politikaların enflasyonu yavaşlatmaya yönelik olduğu aşikâr. Ancak bu politikaların fiyatları geri getirmeyeceği de aşikâr. Bu ayrım çok önemli. Dolayısıyla para politikası tek başına yeterli değil. Kalıcı sonuç için: Tarım ve gıda arzı, konut politikası, rekabet ve verimlilik ve gelirler (maliye) politikası gibi alanlarda eş zamanlı yapısal adımlar gerekiyor. Aksi halde enflasyon düşse bile vatandaşın ‘pahalı hayat’ hissi devam edecektir” dedi.
Yorum Yazın