Tüm Bel-Sen'den İZSU yönetimine çağrı: Taşeronlaşmaya ve özelleştirmeye karşı kamusal güvence..
Tüm Bel-Sen 1 No’lu Şube, İZSU’da atıksu arıtma tesisleri, terfi istasyonları ile su ve kanal arıza işlemlerinin hizmet alımı yöntemiyle taşerona devredilmesine yönelik hazırlıklara tepki gösterdi. Sendika, sürecin kamusal hizmeti zayıflatacağını, emekçileri güvencesiz çalışma koşullarına iteceğini savunarak İZSU yönetimine “ihale takvimini durdurun” çağrısı yaptı.
- Ege Postası
- 19.05.2026 - 16:15
- Güncelleme: 19.05.2026 - 17:14
EGE POSTASI - Son günlerde İZSU’daki hizmet alımı ve taşeronlaşma iddiaları kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Tüm Bel-Sen 1 No’lu Şube, İZSU bünyesinde atıksu arıtma tesisleri ve terfi istasyonlarının işletme faaliyetleri ile su ve kanal arıza işlemlerinin hizmet alımı modeliyle taşerona devredileceği iddialarına ilişkin yazılı bir açıklamayla tepki gösterdi.
Sendika açıklamasında, sürecin Çiğli İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi’nin özel şirkete devredilmesiyle başladığı ve şimdi 24 atıksu arıtma tesisinin “hizmet alımı” adı altında taşeron sisteme dahil edilmesinin hedeflendiği öne sürülürken, atılan adımların yalnızca belirli hizmetlerin devri olmadığı, İZSU’nun yıllardır kendi personeli eliyle yürüttüğü işletme faaliyetlerinin adım adım özelleştirilmesi anlamına geldiği savunuldu.
Elektrik ve doğalgaz hizmetlerinde yaşanan dönüşüm örnek gösterilerek, su hizmetlerinin de piyasa koşullarına bırakılmasının kabul edilemez olduğu ifade edildi.
Ayrıca açıklamada merkezi hükümetin neoliberal politikalarının İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde uygulanmaya çalışıldığını ileri sürerek, "kurumsal ilkeler ve seçim meydanlarında verilen sözlerle bağdaşmamaktadır." ifadelerine yer verildi.
İZSU'YA ÇAĞRI
Sürecin emekçileri güvencesiz çalışma koşullarına iteceğini savunarak İZSU yönetimine seslenen sendika yetkilileri, İhale takvimini durdurmaya, çalışanların sesine kulak vermeye ve bu yanlıştan geri dönmeye" çağırdı.
“KİRALIK İŞÇİ DEĞİL, GÜVENCELİ İSTİHDAM”
Stratejik öneme sahip arıtma tesislerinin özel sektöre devredilmesinin geri dönüşü zor sonuçlar doğuracağı ifade edilen açıklamada, bunun basit bir hizmet alımı değil, kamusal sorumlulukların özel sektöre devri anlamına geldiği öne sürüldü.
Sendika, İZSU yönetimine “ihale takvimini durdurma”, çalışanların taleplerine kulak verme ve taşeronlaşma hazırlıklarından vazgeçme çağrısı yaparak, kamusal alanların ticari kaygılarla yönetilmesine karşı mücadeleyi sürdüreceklerini vurguladı.
Yapılan açıklamanın tamamı şu şekilde;
İZSU’DA TAŞERONLAŞMAYA VE ÖZELLEŞTİRME UYGULAMALARINA KARŞI KAMUSAL GÜVENCEYİ SAVUNUYORUZ!
İzmir halkının nitelikli kamusal hizmet hakkı ve İZSU emekçilerinin güvenceli çalışma yaşamı, ne yazık ki piyasa koşullarına ve maliyet hesaplarına kurban edilmek istenmektedir.
İZSU yönetiminin atıksu arıtma tesisleri ve terfi istasyonları işletme faaliyetleri, su ve kanal arıza işlemlerinin hizmet alımı ihalesi ile taşerona devredilmesine yönelik çalışma yapıldığını öğrenmiş bulunuyoruz. Çiğli İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi’nin özel şirkete devriyle başlayan bu süreç, şimdi 24 atıksu arıtma tesisinin “hizmet alımı” adı altında taşeron sistemine dahil etmeyi hedeflemektedir. Maliyetleri düşürme gerekçesiyle atılan bu adımlar, açık bir güvencesizleştirme ve esnek çalışma modelini yaygınlaştırma girişimidir.
Bu süreç, yalnızca belirli hizmetlerin devri değil; İZSU’nun yıllardır kendi personeli eliyle yürüttüğü işletme faaliyetlerinin adım adım özelleştirilmesi anlamına gelmektedir. Elektrik ve doğalgazda olduğu gibi su hizmetlerinin de piyasa koşullarının insafına terk edilmesi kabul edilemez. Cumhuriyet Halk Partisi yönetiminin, merkezi hükümetin ülke genelinde uyguladığı neoliberal politikalarını İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hayata geçirmeye çalışması, kurumsal ilkeler ve seçim meydanlarında verilen sözlerle bağdaşmamaktadır. İktidarın kamusal alanları daraltan politikalarının bir benzerini yerel yönetim eliyle İzmir’de uygulamaya koymak, çalışanların haklı bir tepki ve hayal kırıklığı yaşamasına neden olmaktadır.
Uzman Emeğin Tasfiyesi, İş Güvenliği Risklerini Artırır!
Atıksu arıtma tesislerinde görev yapan mesai arkadaşlarımız, 2000 yılındaki Büyük Kanal Projesi’nden bu yana bu kentin çevre sağlığını koruyan, alanında uzmanlaşmış kadrolardır. Bu arkadaşlarımızın yıllar içinde biriktirdiği kolektif deneyim ve kurumsal hafıza, İzmir’i Türkiye’de atıksu arıtma konusunda örnek bir kent haline getirmiştir. Üstelik son birkaç yıldır yapılan özverili çalışmalarla birçok tesisin Çevre Bakanlığı kriterlerine uygun hale getirilmesi bu nitelikli emeğin bir sonucudur.
Şimdi yapılmak istenen ise bu uzman kadroları görev alanlarından uzaklaştırarak, iş süreçlerini sendikasız ve güvencesiz çalıştırmayı bir yöntem haline getiren taşeron firmalar üzerinden yürütmektir. Bilinmelidir ki; kuralsız çalıştırma ve taşeron düzeni, iş güvenliği önlemlerini zayıflatarak telafisi imkansız iş kazalarına zemin hazırlamaktadır. Kurumlarımızda son dönemde yaşanan üzücü iş kazaları, bu denetimsizlik ve kuralsızlaştırma politikalarının birer sonucudur. Deneyimli kamusal emeğin tasfiyesi, iş güvenliği risklerini artıracağı gibi yeni çevre sorunlarına da yol açabilecektir.
Kiralık İşçi Değil, Güvenceli ve Kadrolu İstihdam!
Stratejik öneme sahip bu arıtma tesisleri bir kez özel sektöre devredildiğinde, buraları yeniden kamusal işletme modeline döndürmek hukuken ve fiilen çok zor olacaktır. Bu hamle, basit bir hizmet alımı değil, kamusal sorumlulukların özel sektöre devredilmesidir. Sendikasızlaştırmaya, güvencesizliğe ve emeğin ucuzlatılmasına karşı durmak, sadece işçilerin hak mücadelesi değil, tüm İzmir halkının nitelikli hizmet alma hakkını savunmaktır.
İZSU yönetimini derhal bu ihale takvimini durdurmaya, çalışanların sesine kulak vermeye ve bu yanlıştan geri dönmeye çağırıyoruz.
Bizler, emeğin ve üretimin gücüne inanan çalışanlar ve onların örgütlü sendikası olarak, kamusal alanların ticari kaygılarla yönetilmesine karşı mücadelemizi sürdüreceğiz. Ne İZSU emekçisinin güvencesiz çalışma koşullarına mahkum edilmesine göz yumacağız ne de İzmir’in kamusal varlıklarının aşındırılmasına sessiz kalacağız. Haklarımızı ve kentimizin geleceğini kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz.

Yorum Yazın