TMMOB’dan Danıştay kararı sonrası çağrı: İnciraltı tarım alanı vasfını kaybetmedi!
Danıştay’ın Cumhurbaşkanlığı kararını iptal etmesinin ardından TMMOB İzmir, İnciraltı’nın turizm merkezi ilanının bilimsel ve hukuki dayanağı olmadığını vurgulayarak, bölgenin tarım alanı vasfını koruduğunu ve rant baskısına karşı mücadeleyi sürdüreceklerini açıkladı. TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu (İKK) Sözcüsü Aykut Akdemir, “Burası tarım alandır ve tarım alanı vasfını kaybetmemiştir” dedi.
- Ege Postası
- 21.01.2026 - 13:19
- Güncelleme: 21.01.2026 - 13:20
ŞİLAN KOCADAĞ/EGEPOSTASI- Cumhurbaşkanlığı kararıyla 30 Ocak 2021 tarihinde Balçova Termal Turizm Merkezi ile İzmir İnciraltı Termal Turizm Merkezi’nin sınırları yeniden belirlenmiş, söz konusu düzenleme Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmişti.
TMMOB İzmir Şubesi, Cumhurbaşkanlığı kararının planlama esaslarına aykırı olduğu gerekçesiyle Danıştay başvuruda bulundu.
Yaklaşık dört yıl süren yargı sürecinin ardından Danıştay, itirazı haklı bularak Cumhurbaşkanlığı kararının iptaline hükmetti. Kararda, planlama genel ilkelerine aykırılık bulunduğu vurgulandı.
TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu (İKK) Sözcüsü Aykut Akdemir ve Şehir Plancıları Odası Yönetim Kurulu Üyesi Ilgaz Su Aktaş ise İnciraltı Termal Turizm Merkezi sınırlarının yeniden belirlenmesine ilişkin davanın sonucuna ilişkin açıklama yaptı.
“SİYASETÇİLER KENDİ SİYASİ ÇIKARLARI İÇİN İNCİRALTINI KULLANDI”
Şehir Plancıları Odası Yönetim Kurulu Üyesi Ilgaz Su Aktaş, “Yaklaşık 40 yıldır İnciraltı Bölgesi’nde yapılaşma ve rant beklentisinin oluşmasının bir nedeni bölgenin Turizm Merkezi ilan edilmesiydi. Yerel ve merkezi siyasetçiler bölgede yaratılmış olan imar talebini kendi siyasi çıkarları lehine yıllarca kullandı. Bölgenin turizm merkezi olması itibarıyla planlanması gerektiği temel bir tezdi. Danıştay 4. Daire Başkanlığı’nın kararı ile birlikte İnciraltı Bölgesinin Turizm Merkezi alanı olmasının herhangi bir bilimsel ve teknik bilgiye dayalı olmadığı tescillenmiş oldu. Dolayısıyla bölgenin imar planları ile yapılaşmaya açılmasının hem bilimsel ve teknik dayanağı hem meşruiyeti olmamakla birlikte mevzuat dayanağı da kalmamıştır.
İnciraltını rant baskısına karşı korumaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
“HUKUK VE BİLİM ARASINDAKİ UÇURUMUN GÖSTERGESİ”
Akdemir açıklamasında, “Bu davanın gelişen sürecinde bilirkişi raporuna istinaden Danıştay’ın kararını paylaşacağız. Şu ana kadar sözlerimizi bilim teknik ve raporlama üzerinedir. Hukuki süreçte mücadelemizi yürüttük. İnciraltı’na dair açtığımız başka davada bilirkişi raporuna rağmen karar veren bir mahkeme vardı. Ülkemizdeki hukuk sistemi ile bilim teknik arasındaki uçurumun göstergesidir. İnciraltı’nın tarım alanı olduğunu ve hukuken ve tarım alanı vasfını koruduğunun göstergesidir. İnciraltı ile ilgili tarım alanı dışında yapılacak her şey bilim ve tekniğe aykırıdır.” dedi.
“İNCİRALTI TARIM ALANI VASFINI KAYBETMEDİ”
İnciraltı Gelişim Derneği’nin (İNGEDER) bölgede tarım yapılamadığı ile ilgili açıklamalarına Akdemir, “Burası tarım alandır ve tarım alanı vasfını kaybetmemiştir. Burada insan eliyle yaratamayacağımız bir alan var. Yürüttüğümüz her mücadeleyi aynı kararlılıkla, halkın olanın halkta kalması için mücadeleye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
“BAKANLIK SORUMLULUK ALMALI!”
İnciraltı’nda tarım yapılamamasının nedenini açıklayan Akdemir, “Orada tarım yapılamama nedeni tarım dışındaki sektörlere alan açılmış olması ve kaçak yapılardır. Orada yaşayanların da bir güvenlik sorunu yaşadığı açık. Orada bir kısmı tarım yaparken bir kısım yapamıyor. Bu da ülkenin tarım politikası işe ilgili bir şey. İnciraltı’nda bir tarım modeli değerlendirebilir. Buradaki tarım alanının işlemesiyle ilgili bakanlık sorumluluk almalı” diye konuştu.
“KAMUDA OLAN KAMUDA KALMALI”
Basmane Çukuru ile ilgili, “Net raporlama üzerine görüş beyan ediyoruz. Elimize geçen evrak olmadığı için açıklama yapamıyoruz. TMMOB’un bir alana dair her seferinde söz söylemesi gereği yok. Basmane çukuruna dair sözümüz açık ve nettir. O alan kamusal bir alandır. Yılar içerisinde kamuya ait bir alanın özel sektörlere açılması ile ilgili davamız vardı. Daha önce yapılan sözleşmenin TMSF’de olan alanın tekrar Büyükşehir’e iadesi ilke ilgili dava süreci bizim için önemli. Bizim sözümüz başından beri ‘kamuda olan kamuda kalmalıdır’ ilkesidir. Rivayetle ortaya atılan pazarlık süreci bizim gündemimiz değildir” dedi.
“SGK DE BELEDİYELER DE BU ÜLKENİN KURUMU!”
Belediyelerin SGK borçlarına karşılık taşınmazlarını devretmesi ile ilgili Akdemir, “Ana sıkıntı şudur: Kamuya ait alanların satılıyor olmasıdır. Kamunun kamuya yaptığını insan insana yapmıyor. Belediyelerin kamuya olan borçlarını ödemek için, kamunun mallarını satmadır. O yüzden de bizim geldiğimiz noktada net bir şekilde şunu söylüyoruz. SGK da bu ülkenin kurumudur belediyeler de… Halkın malını kimse satamaz, satmamalıdır” ifadelerine yer verdi.
Yorum Yazın