Selçuk Özdağ’dan NEO TV’de TÜİK çıkışı: Rakamları devlet sırrı mı?
Yeni Yol Grubu Grup Başkanvekili ve Muğla Milletvekili Selçuk Özdağ, NEO TV'de TÜİK'in açıkladığı verilere sert tepki gösterdi. Özdağ, Yıl sonuna veya Temmuz ayına doğru giderken enflasyonu aşağı çekip memura, emekliye en düşük zammı reva görecekler. Türkiye'de 17 milyon 700 bin emekliyi, 5 milyona yakın memuru, ev sahibini, kiracıyı ilgilendiren bu kurum enflasyon sepetini açıklamıyor. Mahkemeye bile şifreli gönderiyorlar. Ne yani, TÜİK rakamları devlet sırrı mı? Domatesi, biberi, elektriği nereden alıyorsun söylemiyorsun. TÜİK için, tıpkı RTÜK gibi, siyasi partilerin üye vererek denetleyebileceği bir yapı oluşturulması yönünde teklif sunduk ancak AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi." diye konnuştu.
- Ege Postası
- 05.05.2026 - 10:30
- Güncelleme: 05.05.2026 - 10:43
EGE POSTASI- Yeni Yol Grubu Grup Başkanvekili ve Muğla Milletvekili Selçuk Özdağ, NEO TV ekranlarında yayınlanan "Uyandırma Servisi" programında Kutluhan Nesil’in sorularını yanıtladı. Ekonomiden yargıya, erken seçim tartışmalarından "Terörsüz Türkiye" çıkışlarına kadar gündeme dair çok sert açıklamalarda bulunan Özdağ, TÜİK’in verilerini ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni hedef aldı.
İktidarın ekonomi politikalarını ve gelir adaletsizliğini eleştiren Özdağ, sokaktaki enflasyon ile resmi veriler arasındaki uçuruma dikkat çekti. Özdağ'ın açıklamalarından öne çıkan satır başları şu şekilde:
"TÜİK RAKAMLARI DEVLET SIRRI MI?"
Ekonomik krizin faturasının memur ve emekliye kesildiğini belirten Özdağ, TÜİK'in açıkladığı verilere sert tepki gösterdi. Özdağ, şunları kaydetti: "Yıl sonuna veya Temmuz ayına doğru giderken enflasyonu aşağı çekip memura, emekliye en düşük zammı reva görecekler. Karşımızda gayeye ulaşmak için her şeyi mübah gören bir iktidar ve eski Bakan Süleyman Soylu'nun tabiriyle 'Tayyip'i üzmeyen' bir TÜİK var. Türkiye'de 17 milyon 700 bin emekliyi, 5 milyona yakın memuru, ev sahibini, kiracıyı ilgilendiren bu kurum enflasyon sepetini açıklamıyor. Mahkemeye bile şifreli gönderiyorlar. Ne yani, TÜİK rakamları devlet sırrı mı? Domatesi, biberi, elektriği nereden alıyorsun söylemiyorsun. TÜİK için, tıpkı RTÜK gibi, siyasi partilerin üye vererek denetleyebileceği bir yapı oluşturulması yönünde teklif sunduk ancak AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi."
"ASGARİ ÜCRETLİNİN 4 BİN LİRA ZARARI VAR, ALIM GÜCÜ DÜŞTÜ"
Vatandaşın yaşadığı enflasyonu bildiğini vurgulayan Özdağ, hayat pahalılığına şu sözlerle dikkat çekti: "TÜİK ne derse desin, vatandaş ekmeği, peyniri kaça aldığını bilir. Ekmek 10 lirayı geçti, 20 lirayı bulan yerler var. Eskiden odalar belirlerdi, şimdi hükümet sivil toplumu dışlayıp fiyatları kendisi belirleyecek bir iklime getirdi. Asgari ücret açıklandığından bu yana geçen 4 ayda asgari ücretlinin en az 4 bin lira zararı var. Emeklinin de alım gücü aynı şekilde düştü. İnsanlar yüzde 32'lik kira zamlarını nasıl ödeyecek? İktidar eskiden 'ekonomimiz pik yaptı, Avrupa bizi kıskanıyor' diyordu. Eskiden 850 liraya kurban alıp, artan parayla memleketine giden vatandaş, bugün bir kurbanın bacağını bile alamıyor. Hükümet çuvallamıştır."
"İŞÇİNİN DEĞİL, YANDAŞ MÜTEAHHİDİN HÜKÜMETİ"
Hak arayan işçilerin ve madencilerin durumuna da değinen Özdağ, iktidarın sermaye gruplarıyla olan ilişkisine dikkat çekti: "Açık ve net söylüyorum; bu hükümet işsizin, emeklinin, memurun, medya emekçisinin veya esnafın hükümeti değildir. Bu hükümet; yandaş müteahhitlerin, kendisinin zengin ettiği kişilerin hükümetidir. En son maden işçileri haklarını alamadıkları için Ankara'ya yürüdü. Hükümet önce İçişleri Bakanı aracılığıyla anayasal haklarını engellemeye, otoriterliğin resmini çizmeye çalıştı. Muhalefet ayağa kalkınca pabuç pahalı geldi, işvereni sıkıştırdılar. Bu sistemle cari açık azalacak, kişi başı gelir 25 bin dolar olacak dediler. Oysa zenginleri, üst düzey bürokratları çıkardığınızda Türkiye'de kişi başı milli gelir 7-8 bin doları geçmez."
"HUKUKSUZ BİR ÜLKEDE TERÖRSÜZ TÜRKİYE İNŞA EDİLEMEZ"
Siyasetteki "Terörsüz Türkiye" tartışmalarına ve yeni anayasa söylemlerine değinen Özdağ, meselenin temelinde hukuk ve adalet eksikliği yattığını belirtti: "Terörsüz Türkiye çıkışlarına destek veriyoruz ancak hukuksuz bir Türkiye'de terörsüz Türkiye'yi sadece suni olarak inşa edersiniz. Demokratik ülkelerde zor kullanma hakkı sadece devlete aittir ve devlet bunu kendi hukuku çerçevesinde kullanır. Hükümetin yanlışları olmuştur, 12 Eylül'de ben de 7,5 sene hapis yattım, işkence gördüm ama elime silah alıp dağa çıkmadım. Gittim akademisyen oldum, siyasete girdim. Türkiye'nin üniter yapısına, ulus devlet anlayışına, toprak ve idare bütünlüğüne zarar vermeyecek her adıma varız. Ancak bugün yürütmenin tahakkümü altında bir yasama ve yargı var. Türkiye'de siyasi ahlak yasası, şeffaf ihale yasası yok. Böyle bir iklimde sorunları çözemezsiniz."
"ALO SAYIN CUMHURBAŞKANI: İNFAZ YASASI AYRIMSIZ OLMALI"
Cezaevlerindeki doluluk oranlarına ve gündemdeki yeni infaz düzenlemesi hazırlıklarına dikkat çeken Özdağ, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a seslendi: "Adalet Bakanı 'Alo Adalet' birimi kuracakmış. Ben de Adalet Bakanı'na değil, doğrudan sisteme, 'Alo Sayın Cumhurbaşkanı' diye sesleniyorum. Cezaevlerinde 300 bin kişi olması gerekirken 430 bin kişi var. Eski infaz yasalarında büyük haksızlıklar yaptılar, birilerini çıkarıp birilerini içeride tuttular. Şimdi yeni bir infaz yasası konuşuluyor. İnşallah bu kez ayrımsız, eşit ve adil çıkartırlar. Sadece hapisten çıkarmak yetmez, sosyal devlet devreye girmeli. Türkiye'de 10 milyon kişi madde kullanıyor, 2 milyonu bağımlı. 1 milyon kişi yeşil reçeteli ilaç kullanıyor. Genç nüfusun yüzde 20'si işsiz. Bu insanları topluma, üretime kazandırmazsak sokaklarımız güvensiz kalmaya devam eder."
"ERKEN SEÇİM ZOKASINI YUTMAMALIYIZ"
Gündemdeki erken seçim tartışmalarını değerlendiren Özdağ, iktidarın stratejilerine karşı muhalefeti uyardı: "Kasım 2025'e kadar bir erken seçim yaparlarsa biz varız dedik. Ancak şahsi kanaatim, 7 Mayıs 2028 gibi, yani zamanından çok kısa bir süre önce bir seçim yapacakları yönünde. Meclis erken seçim kararı alırsa Erdoğan yeniden aday olabiliyor. Erdoğan ölene kadar aday olsun diye bir iklim yaratılmak isteniyor. Bizim bu erken seçim zokasını yutmamamız gerekiyor. Anayasayı delmekten, anayasasızlaşmaktan korkuyoruz. Gömleğin ilk düğmesi parlamentoda çoğunluğu sağlamak, ardından ikinci turda doğru bir adayla Cumhurbaşkanlığını kazanıp hızla Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçmektir. Adaylık tartışmaları için şu an çok erken."
"MANİSA'DA DEĞİŞİME İMZA ATMAK İSTEDİM"
Geçmiş yerel seçimlerde Manisa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olma süreciyle ilgili de içten açıklamalarda bulunan Özdağ, sözlerini şöyle tamamladı: "Manisa'da aday oldum çünkü bir değişime imza atmak istedik. 2019'da AK Parti'nin adayı bendim, anketlerde öndeydim ama ittifak gereği MHP'ye bırakıldı. İYİ Parti'den de teklif geldi, prensip gereği kabul etmedim. Milletvekilliği, Genel Başkan Yardımcılığı yaptım ama gönlümde her zaman Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı olup o şehre hizmet etmek vardı. Siyasetçinin bir duruşu, omurgası olması gerekir."
Yorum Yazın