Selçuk Özdağ’dan Gelecek Partisi’nin fesih kararına tepki: 'Partiyi kapatma hakkı genel başkanın değil, delegelerindir'
Yeni Yol Grup Başkanvekili ve Muğla Milletvekili Selçuk Özdağ, NEO TV’de yayınlanan “Uyandırma Servisi” programında Kutluhan Nesil’in sorularını yanıtladı. Gelecek Partisi’nin feshedilmesi ve Ahmet Davutoğlu’nun siyaseti bırakma kararının kendisi için sürpriz olduğunu belirten Özdağ, “Bir genel başkan siyaseti bırakabilir ancak partiyi tek başına feshedemez, buna delegeler karar verir” dedi. “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Özdağ, hazırlanacak yasal düzenleme konusunda bazı AK Partili milletvekillerine içeriğini görmedikleri boş kâğıtların imzalatıldığını öne sürdü.
- Ege Postası
- 04.08.2026 - 10:28
- Güncelleme: 04.08.2026 - 10:38
EGEPOSTASI- Yeni Yol Grup Başkanvekili ve Muğla Milletvekili Selçuk Özdağ, NEO TV ekranlarında yayınlanan “Uyandırma Servisi” programında Kutluhan Nesil’in konuğu oldu.
Gelecek Partisi’nin feshedilmesine yönelik kararın parti içerisinde daha önce gündeme gelmediğini söyleyen Özdağ, diğer siyasi partilerle birleşme görüşmelerinin ise uzun süredir yürütüldüğünü belirtti.
Özdağ, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun hem partiyi feshetme hem de partili siyaseti bırakma kararının kendisi açısından beklenmedik olduğunu ifade etti.
“KAPATILMA KONUSU KENDİ ARAMIZDA GÜNDEME GELMEDİ”
Partinin kapatılmasına ilişkin daha önce herhangi bir görüş ortaya koymadıklarını belirten Özdağ, DEVA Partisi ve Yeniden Refah Partisi başta olmak üzere bazı siyasi partilerle birleşme arayışlarının sürdüğünü anlattı.
Özdağ, “Biz kapatılmayla ilgili bir görüş serdetmedik. Kendi aramızda kapatılma konusu gündeme gelmedi. Ama başka partilerle birleşme çalışmaları yaptık. DEVA Partisi veya Yeniden Refah Partisi ile yapılabilecek birleşmeler hep gündemimizdeydi. Bu nedenle alınan karar benim için sürpriz oldu” dedi.
Kararın duyulmasının ardından milletvekillerinin alelacele genel merkeze davet edildiğini aktaran Özdağ, toplantıda Ahmet Davutoğlu’nun partiyi feshedeceğini ve siyaseti bırakacağını açıkladığını söyledi.
Özdağ, toplantıda Ayhan Sefer Üstün ve Hasan Seymen’in de bulunduğunu belirterek, “Şaşırdık. Ani ve çok zor bir karardı. Ardından bir bildiri yayımlanacağını söylediler” ifadelerini kullandı.
“BİLDİRİYİ SOSYAL MEDYAYA DÜŞTÜKTEN SONRA GÖRDÜM”
Fesih kararına ilişkin hazırlanan bildirinin toplantıdan önce kendisine iletilmediğini söyleyen Özdağ, metni ancak Davutoğlu ile Gelecek Partisi’nin sosyal medya hesaplarından yayımlandıktan sonra gördüğünü aktardı.
Toplantı sonrasında yaklaşık 20-25 kişinin katıldığı daha küçük bir görüşme gerçekleştirildiğini belirten Özdağ, burada söz almadığını ve bir süre sonra toplantıdan ayrıldığını söyledi.
Özdağ, yaşadığı yoğunluğu şu sözlerle anlattı:
“Arkadaşlar düşüncelerini söylüyordu. Ben sessiz kaldım, daha sonra müsaade istedim ve ayrıldım. Allah’aısmarladık bile demedim. Bildirinin çıktısını aldım ancak telefonlarım susmuyordu. Mecliste konuşmam, ardından televizyon programım vardı. Metnin tamamını okuyamadım. Programa çıkmadan önce son sayfaları hızlıca okudum, program devam ederken de diğer bölümlerini incelemeye çalıştım.”
“BU SİSTEMDE PARTİLER TEK BAŞINA BAŞARILI OLAMAZ”
Karardan önce Ahmet Davutoğlu ile yaptığı görüşmeyi de anlatan Özdağ, mevcut siyasi sistemde partilerin tek başına sonuç almasının mümkün olmadığını kendisine söylediğini aktardı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da seçimlere HÜDA PAR, DSP ve Büyük Birlik Partisi gibi farklı siyasi yapılarla iş birliği yaparak girdiğini hatırlatan Özdağ, muhalefetin de birleşmesi veya geniş ittifaklar kurması gerektiğini ifade etti.
Ancak kurulacak yapının geçmişteki “altılı masa” modeline benzememesi gerektiğini savunan Özdağ, daha özgün, güven veren ve seçmende karşılık bulan bir siyasi birlikteliğe ihtiyaç olduğunu söyledi.
Özdağ, “Tek başımıza bir şey olur mu?” sorusuna Davutoğlu’na “Hayır, olmaz” yanıtını verdiğini belirterek şunları söyledi:
“Bu, Türkiye’nin konjonktürüne ve sosyolojisine uygun değil. Parti devleti inşa edilmek istenen, tek adamlığın zirvede olduğu ve bütün kurumlarda hissedildiği Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nden kurtulmak için bir birliktelik şarttır. Partiler tek başına bu işi yapamaz.”
“GENEL BAŞKAN PARTİYİ TEK BAŞINA FESHEDEMEZ”
Ahmet Davutoğlu’nun siyaseti bırakma hakkına sahip olduğunu ancak Gelecek Partisi’ni tek başına feshetme yetkisinin bulunmadığını savunan Özdağ, bu kararın delegeler tarafından verilmesi gerektiğini söyledi.
Özdağ, “Siyaseti bırakabilir, genel başkanlığı bırakabilir, partili siyasetten çekilebilir. Ancak partiyi feshetme hakkına sahip değildir. Buna delegeler karar verir. Kendisi yalnızca istifa ettiğini ve gerekçelerini açıklayabilir. Geri kalan bildiri daha sonra partinin yetkili organları tarafından yayımlanır. Bu nedenle yöntemi doğru bulmadım” dedi.
Davutoğlu’nun uzun yıllar devlet görevlerinde bulunduğuna dikkat çeken Özdağ, Cumhurbaşkanı danışmanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve Başbakanlık görevlerini hatırlattı.
Gelecek Partisi’nin kuruluşundan bu yana çok zorlu dönemler geçirdiğini belirten Özdağ, kendisinin de parti yönetiminde ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde önemli krizlerin yönetiminde görev aldığını söyledi.
“PARTİYİ BİRLEŞTİRİP SONRA SİYASETTEN ÇEKİLEBİLİRDİ”
Davutoğlu’nun partiyi başka bir siyasi yapıyla birleştirdikten sonra partili siyasetten ayrılmasının daha doğru olacağını savunan Özdağ, Gelecek Partisi’nin yaklaşık 70-80 bin üyesinin bulunduğunu belirtti.
Mevcut siyasi şartlarda on binlerce kişinin Gelecek Partisi’ne üye olmasının önemli bir cesaret göstergesi olduğunu söyleyen Özdağ, altı buçuk yıllık süreçte yaklaşık 200-250 bin kişinin partiyle farklı şekillerde yol yürüdüğünü ifade etti.
Özdağ, birleşme kararı verilmeden önce üyelerle bir anket veya kapsamlı çalışma yapılabileceğini dile getirerek, “Hangi partiyle birleşelim?” sorusunun teşkilatlara yöneltilmesi gerektiğini söyledi.
Yeniden Refah Partisi ile birleşme, Saadet Partisi ve DEVA Partisi ile seçim iş birliği yapılması ya da DEVA Partisi ile ortak bir yapının kurulması gibi seçeneklerin değerlendirilebileceğini belirten Özdağ, Davutoğlu’nun bu sürecin sonunda siyaseti bırakmasının Türk siyasetine daha güçlü bir katkı sağlayacağını savundu.
“MUHAFAZAKÂR DEMOKRATLAR TEK ÇATI ALTINDA TOPLANABİLİRDİ”
“Yarı yolda bırakıldınız mı?” sorusuna yanıt veren Özdağ, yaşananları doğrudan bu şekilde tanımlamadı ancak planlanan siyasi birlikteliklerden en az birinin hayata geçirilebileceğini söyledi.
Milliyetçi-ülkücü gelenekten geldiğini hatırlatan Özdağ, muhafazakâr demokrat partilerin ortak bir ittifakla seçime girmesini savunduğunu belirtti.
Özdağ, Yeniden Refah Partisi, DEVA Partisi, Gelecek Partisi ve Saadet Partisi’nin tek bir siyasi yapı altında seçimlere katılabileceğini, milliyetçi demokratların da kendi aralarında benzer bir birliktelik oluşturabileceğini ifade etti.
AK Parti ile MHP’nin kurduğu ittifaka benzer biçimde iki ayrı demokratik bloğun seçimlere girmesi halinde önemli bir başarı elde edilebileceğini savunan Özdağ, ekonomik sorunların seçmen davranışını değiştirebileceğine dikkat çekti.
Yoksulluk, yolsuzluk, işsizlik, kira fiyatları, gıda, eğitim, kreş, servis ve akaryakıt maliyetleri üzerinden iktidara tepki bulunduğunu söyleyen Özdağ, bu şartlarda kurulacak iki geniş ittifakın yalnızca 30-40 milletvekili değil, çok daha yüksek sayıda milletvekili çıkarabileceğini dile getirdi.
“BİR ANDA SİYASETİ BIRAKABİLİYORSANIZ BİRLEŞME İÇİN DE FEDAKÂRLIK YAPABİLİRDİNİZ”
Davutoğlu’nun siyasetten çekilmeden önce DEVA Partisi veya Yeniden Refah Partisi ile yürütülen görüşmeleri sonuçlandırabileceğini savunan Özdağ, birleşmeler için daha fazla siyasi fedakârlık yapılması gerektiğini söyledi.
Özdağ, “Madem bir anda siyaseti bırakabiliyorsunuz, o görüşmelerde de bazı şeylerden feragat edebilirdiniz. DEVA Partisi ile neden birleşemedik? Yeniden Refah Partisi ile neden sonuç alamadık? Bunları sormamız gerekiyor” dedi.
Gelecek Partisi’nin Saadet Partisi ile grup kurması sırasında Davutoğlu’nun amblem veya yeni parti konusunda ısrarcı olmadığını belirten Özdağ, DEVA Partisi’nin de katılımıyla kurulan Yeni Yol Grubu sürecinde yoğun çaba gösterdiğini aktardı.
Partiler arasında yaşanan milletvekili geçişlerini “transfer” olarak nitelendiren Özdağ, gerekçesiz siyasi geçişlerin doğru olmadığını söyledi.
YENİ YOL GRUBUNUN MECLİS ÇALIŞMALARINA VURGU
Saadet, Gelecek ve DEVA partilerinin oluşturduğu Yeni Yol Grubunun Mecliste önemli faaliyetler yürüttüğünü belirten Özdağ; soru önergeleri, kanun teklifleri, grup önerileri, genel görüşme talepleri, basın toplantıları ve grup toplantılarının gelecekte akademik çalışmalara konu olacağını savundu.
Bu çalışmaların “doktora tezi” niteliğinde olduğunu ifade eden Özdağ, grubun Türkiye siyasi tarihine önemli notlar bıraktığını söyledi.
Davutoğlu’nun Saadet Partisi ve DEVA Partisi ile yürütülen grup görüşmelerinde ciddi müzakereler yaptığını belirten Özdağ, “Zaman zaman kendisine yönelik saygı sınırları da aşıldı. Buna rağmen sabretti, zekâsını ve aklını kullandı. Bugün de benzer bir yolu izleyebilirdi ancak başka bir yol tercih etti” dedi.
“BİZ PARTİLİ SİYASETE DEVAM EDECEĞİZ”
Davutoğlu’na sağlıklı bir yaşam dileyen Özdağ, kendisinin parti siyasetinin dışında da Türkiye’ye katkı sunmasını temenni etti.
Yeni Yol Grubunun ise siyasi çalışmalarına devam edeceğini belirten Özdağ, “Biz partili siyaset yapmayı, bu kirlenmişliğin içinde temiz kalmayı ve siyaseti temizlemeyi sürdüreceğiz” dedi.
Türkiye’de “temiz eller operasyonu” yapılması gerektiğini savunan Özdağ, Siyasi Partiler Kanunu, Seçim Kanunu, imar mevzuatı ve kamu ihale sisteminin değiştirilmesi gerektiğini söyledi.
Avrupa Birliği kriterlerine uygun bir ihale yasasına ihtiyaç bulunduğunu belirten Özdağ, siyasetin kalıcı bir kurum olduğunu ve Türkiye’de cumhuriyetin yanı sıra gerçek anlamda demokrasinin de inşa edilmesi gerektiğini ifade etti.
“BU, TÜNELİN İÇİNDEKİ SON SEÇİMİMİZ OLABİLİR”
Davutoğlu ile yaptığı son görüşmede Türkiye’nin genel siyasi tablosunu değerlendirdiklerini anlatan Özdağ, muhalefet partilerinin güçlerini birleştirmek zorunda olduğunu söyledi.
Birliktelik sağlanamaması halinde Türkiye’de demokrasi, insan hakları ve kuvvetler ayrılığı açısından çok daha ağır bir tablo ortaya çıkabileceğini savunan Özdağ, “Bu tünelin içindeki son seçimimiz olabilir. Eğer çıktık, çıktık; çıkamazsak demokrasi ciddi şekilde boğulacak, insan hakları zedelenecek ve kuvvetler ayrılığı ortadan kalkacak. Yürütme; yasama ve yargıya tamamen tahakküm edecek” ifadelerini kullandı.
“BU PARTİ İÇİN HERKES BİR BEDEL ÖDEDİ”
Gelecek Partisi’nin kuruluş sürecinde çok büyük maddi ve manevi fedakârlıklar yapıldığını belirten Özdağ, kendisinin ölümden döndüğünü, bazı parti yöneticilerinin evlerinin kurşunlandığını ve çok sayıda kişinin işinden olduğunu söyledi.
Muhalif siyasi görüş taşıyan kişilerin ve ailelerinin kamu kurumlarında baskıyla karşılaştığını öne süren Özdağ, kendi kardeşinin de genel müdür vekilliği görevinden alındığını ve emekli olmak zorunda bırakıldığını anlattı.
İktidar partisiyle ilişkili olanların birçok imkâna erişebildiğini savunan Özdağ, iktidarı eleştirenlerin ise işten çıkarma, görevden alma, itibar suikastı ve sosyal medya saldırılarıyla karşı karşıya kaldığını söyledi.
ORMAN YANGINLARI ÜZERİNDEN “İTİBAR SUİKASTI” TEPKİSİ
Türkiye Büyük Millet Meclisinde orman yangınlarına ilişkin yapılan görüşmeler sırasında AK Parti Grup Başkanvekili tarafından alınan uçak, helikopter ve diğer ekipmanların anlatıldığını belirten Özdağ, kendisinin bu bilgilerin yazılı ve belgeli şekilde paylaşılmasını istediğini söyledi.
Alımların hangi tarihte, hangi ihale yöntemiyle, nereden ve ne kadar bedelle yapıldığını sorduğunu aktaran Özdağ, bu sorularının ardından bazı gazeteler tarafından hedef gösterildiğini ifade etti.
Özdağ, muhalif siyasetçilere karşı yargı, korku, tehdit, siyasi baskı veya farklı teşvik mekanizmalarının devreye sokulduğunu savunarak, “Ama direnmek mecburiyetindeyiz. Anadolu topraklarını kolay elde etmedik” dedi.
Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının Türkiye’nin tarihini ve talihini değiştirdiğini belirten Özdağ, sonraki kuşakların ülkeyi daha zengin, özgür ve mutlu hâle getirme sorumluluğu bulunduğunu söyledi.
“YENİ YOL GRUBUNU YAŞATMAK İSTİYORUZ”
Yeni Yol Grubunun 20 milletvekilinden oluştuğunu belirten Özdağ, grubun Mecliste önemli işler yaptığını söyledi.
Meclise getirilen kanun tekliflerinin büyük bölümünde ciddi sorunlar bulunduğunu savunan Özdağ, Yeni Yol Grubunun özgürlük alanını daraltan, hukuk devleti ilkesini zedeleyen ve Türkiye’yi demokratik ülkelerden uzaklaştırabilecek bazı maddelerin çıkarılması için mücadele ettiğini ifade etti.
İYİ Parti, CHP ve YENİ Parti gruplarıyla birlikte Mecliste direnç gösterdiklerini belirten Özdağ, öncelikli hedeflerinin Yeni Yol Grubunu yaşatmak olduğunu söyledi.
Muhalefetin oylarıyla seçildiğini ve muhalefette kalmayı doğru bulduğunu ifade eden Özdağ, seçimlere kadar mevcut yapıyı korumak istediklerini dile getirdi.
“ÖNCE GRUBUMUZU YAŞATACAĞIZ”
Yeni Yol Grubunun geleceğine ilişkin net mesaj veren Özdağ, “Önce grubumuzu yaşatacağız” dedi.
Muhafazakâr demokratların bir araya gelerek ortak bir çatı altında seçime girmesini, milliyetçi demokratların da benzer bir birliktelik kurmasını istediklerini belirten Özdağ, daha geniş ve demokratik bir siyasi birliktelik oluşturulması hâlinde bunun içinde yer almaya hazır olduklarını söyledi.
Özdağ, “AK Parti ve MHP gibi iki ayrı demokratik blok tek çatı altında seçime girebilir. Daha büyük birliktelikler sağlayabilirsek onlara da eyvallah deriz ve bu birlikteliklerin içinde yer alırız” ifadelerini kullandı.
“TERÖRSÜZ TÜRKİYE İÇİN ÖNCE HUKUKLU TÜRKİYE GEREKİR”
Programda “Terörsüz Türkiye” sürecini de değerlendiren Özdağ, Türkiye’nin üniter yapısı, toprak bütünlüğü, siyasi bütünlüğü ve idari bütünlüğünün korunması gerektiğini vurguladı.
Silahların bırakılmasına destek verdiklerini belirten Özdağ, terör örgütünün silah bırakmak zorunda olduğunu söyledi. Ancak kalıcı çözüm için Türkiye’nin hukuk devleti hâline gelmesi gerektiğini dile getirdi.
Özdağ, yargının bazı davalarda tarafsız, bağımsız ve objektif olmadığını savunarak, kayyum uygulamaları ile muhalefet belediyelerine yönelik operasyonların devam etmesini eleştirdi.
İktidar partisine mensup kişilere yönelik iddialarda aynı hukuki yöntemlerin uygulanmadığını öne süren Özdağ, bu çifte standardın süreçte güven sorunu yarattığını ifade etti.
“PKK BÖLGEDE ETNİK VE İDEOLOJİK TEMİZLİK YAPTI”
Bölgede yaşayan herkesin kimliğini özgürce ifade edebilmesi gerektiğini söyleyen Özdağ, “Türk, Türkmen, Arap, Kürt veya Zaza herkes kimliğini rahatlıkla söyleyebilmeli” dedi.
PKK’nın bölgede etnik ve ideolojik temizlik yaptığını savunan Özdağ, örgütün hâlâ korkulan ve tehdit oluşturan bir yapı olduğunu söyledi.
Örgütün insanları dağa kaldırdığını, tehdit ettiğini, haraç aldığını ve çocukları silahlı faaliyetlere yönlendirdiğini belirten Özdağ, “Bu nedenle silahları bırakmalıdırlar” ifadelerini kullandı.
Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin hazırlanacağı belirtilen kanun metnini henüz görmediklerini ifade eden Özdağ, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un grup başkanvekilleriyle yaptığı toplantıda bazı değerlendirmelerde bulunduklarını söyledi.
Silahların bırakılmasına “evet” dediklerini belirten Özdağ, demokratikleşmenin yalnızca belirli bir etnik veya siyasi grup için değil, Türkiye’de yaşayan herkes için geçerli olması gerektiğini vurguladı.
“KİMLİK DEĞİL, İNSAN VE VATANDAŞ SİYASETİ YAPILMALI”
Türkiye’de kimlik ve etnik köken üzerinden siyaset yapılmaması gerektiğini savunan Özdağ, siyasi partilerin insan hakları, hukukun üstünlüğü, demokrasi, şeffaflık, hesap verebilirlik ve denetlenebilirlik temelinde politika üretmesi gerektiğini söyledi.
Parti devleti, kişi devleti, aşiret devleti, etnik devlet, mezhep devleti veya tarikat devleti kurulmasına karşı olduklarını belirten Özdağ, siyasi iktidarın bu başlıklarda sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ifade etti.
“MİLLETVEKİLLERİNE BOŞ KÂĞIT İMZALATILDI” İDDİASI
Sürece ilişkin en dikkat çekici iddiasını da açıklayan Özdağ, AK Partili bazı milletvekillerine içeriği bulunmayan kâğıtların imzalatıldığını öne sürdü.
Özdağ, hazırlanacak kanun teklifine destek toplamak amacıyla milletvekillerine “Gelin imza atın” denildiğini savunarak şöyle konuştu:
“Neye imza attıklarını bilmiyorlar. İsimleri yazılı ancak altında kanun metni yok. Boş kâğıda imza atıyorlar. Böyle bir şey olabilir mi? Bu son derece ayıptır.”
Milletvekillerinin grup başkanlığına çağrılarak metnin içeriği konusunda bilgilendirilmesi gerektiğini belirten Özdağ, boş imza alınmasının Türkiye Büyük Millet Meclisinin kanun yapma yetkisini tartışmalı hâle getirdiğini söyledi.
Özdağ, bu uygulamanın yabancı büyükelçilikler, gazeteciler ve uluslararası çevreler tarafından da görüldüğünü savunarak, Türkiye açısından mahcup edici bir tablo oluştuğunu ifade etti.
“GÖRMEDİĞİMİZ METNE İMZA ATMAYIZ”
Benzer bir talebin Yeni Yol Grubuna da yöneltildiğini öne süren Özdağ, teklif metnini görmeden hiçbir imza atmayacaklarını söylediklerini aktardı.
“Görmediğimiz bir şeye imza atmayız. Bize geliyorsanız kanunla gelirsiniz. Metni görürüz, ardından sizinle konuşuruz” diyen Özdağ, sürecin şeffaf yürütülmesi gerektiğini belirtti.
Terörsüz Türkiye sürecinin iktidar tarafından başlatıldığını ifade eden Özdağ, hazırlanacak düzenlemenin de AK Parti ve MHP milletvekillerinin imzalarıyla Meclise sunulması gerektiğini söyledi.
Metni gördükten sonra uygun buldukları düzenlemelere destek vereceklerini, sakıncalı buldukları maddelere ise itiraz edeceklerini belirten Özdağ, kararlarını Yeni Yol Grubundaki milletvekilleriyle birlikte vereceklerini ifade etti.
“SİLAHLARIN BIRAKILMASINDAN YANAYIZ AMA ŞEFFAFLIK ŞART”
Süreç boyunca yaptıkları uyarıların dikkate alınması gerektiğini söyleyen Özdağ, görüşmelerin Meclis çatısı altında ve tutanak altına alınarak yürütülmesini istediklerini belirtti.
Yeni Yol Grubundan Mehmet Emin Ekmen, Bülent Kaya ve Mustafa Bilici’nin sürece önemli katkılar sunduğunu ifade eden Özdağ, üç partinin genel başkanlarının da çalışmalarda yer aldığını söyledi.
Özdağ, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Kanunu göreceğiz. Onlar kendi imzalarıyla getirsinler. Uygun gördüğümüz şeylere uygun deriz, uygun görmediklerimize itiraz ederiz. Silahların bırakılmasından ve terörsüz bir Türkiye’den yanayız. Ancak bütün bunlar yapılırken şeffaflıktan ve açıklıktan vazgeçilemez. Böyle bir milletvekilliği anlayışını kabul etmiyoruz. Adalet ve Kalkınma Partili bir milletvekilinin yerinde olmak istemezdim.”
Yorum Yazın