Dolar 49,8377
▲ %0.08
Euro 55,4689
▼ %-0.05
Altın 6.485,250
▼ %-0.24
Bist-100 11.165,44
▲ %0.13

Pzt

2° -8°

Sal

0° -12°

Çar

3° -3°
Prof. Dr. Narin'den elektronik sigara uyarısı: 'Nikotin yok diye koca bir yalan var!'

Prof. Dr. Narin'den elektronik sigara uyarısı: 'Nikotin yok diye koca bir yalan var!'

NEO Haber’de Esra Kavrukkoca’nın sunduğu Aramızda Kalsın programına konuk olan Prof. Dr. Nazmi Narin, özellikle gençler arasında yaygınlaşan elektronik sigara kullanımının sağlık üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti. Elektronik sigaraların kalp ve akciğer başta olmak üzere birçok organa zarar verebileceğini belirten Narin, aileleri uyardı. Doğuştan gelen kalp hastalıkları, erken tanı ve kapalı yöntemle tedaviler hakkında da önemli açıklamalarda bulunan Narin, akıllı saatlerin kalp krizini önceden haber verip veremeyeceği sorusuna da yanıt verdi.

  • Ege Postası
  • 28.10.2026 - 12:30
  • Güncelleme: 28.10.2026 - 12:39

EGE POSTASI - NEO Haber ekranlarında Esra Kavrukkoca’nın hazırlayıp sunduğu Aramızda Kalsın programının konuğu Prof. Dr. Nazmi Narin oldu. Programda doğuştan gelen kalp hastalıkları ve tedavi yöntemleri ele alınırken, son dönemde özellikle gençler arasında yaygınlaşan elektronik sigara kullanımı da gündeme geldi.

Elektronik sigaranın zararlarına ilişkin önemli uyarılarda bulunan Narin, nikotinsiz olduğu yönündeki söylemlere tepki göstererek, bu ürünlerin içerdiği kimyasal maddelerin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini ifade etti.

"Nikotin yok diye koca bir yalan var"

Programda Esra Kavrukkoca’nın gençler arasında elektronik sigara kullanımının yaygınlaşmasına ilişkin sorusunu yanıtlayan Narin, elektronik sigaraların zararsız olduğu yönündeki algının yanlış olduğunu söyledi.

Elektronik sigaralarda bulunan kimyasal maddelere dikkat çeken Narin, şu ifadeleri kullandı:

"Bunun içerisinde nikotin yok diye koca bir yalan var ya. Ayrıca nikotin gibi etki gösteren, özellikle akciğerde bu etki gösteren, bunların içerisinde aldehidlerin, formaldehid, dialdehid gibi bir takım maddeler var."

Bu maddelerin ısıtılarak solunmasının akciğer dokusuna zarar verebileceğini anlatan Narin, akciğerin yapısının ve işlevlerinin bozulabileceğini belirtti.

"Kalp, akciğer, beyin ve böbrekleri etkileyebilir"

Elektronik sigaranın yalnızca solunum sistemi açısından değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Narin, kimyasal maddelerin vücudun farklı organları üzerinde de olumsuz etkiler oluşturabileceğini söyledi.

Narin, "Akciğer temel. Kalp temel. Tüm organlarına, beyinlerine, böbreklerine, ne bileyim işte üreme sistemlerine, her şeylerine etkileyebilecek olumsuzluklara sahipler" ifadelerini kullandı.

Elektronik sigara kullanımının uzun vadeli sonuçlarının zaman içerisinde daha belirgin hale gelebileceğini dile getiren Narin, özellikle gençlerin bu ürünlerden uzak durması gerektiğini vurguladı.

Elektronik sigara kullanan gencin ölümünü anlattı

Programda elektronik sigara kullanan bir gencin hayatını kaybettiğine ilişkin kendisine aktarılan bir olayı da paylaşan Narin, üniversite eğitimi için yurt dışına gitmeye hazırlanan gencin ailesinin yaşadıklarını anlattı.

Narin, babasının oğlunda bir rahatsızlık fark ederek zararlı madde kullanıp kullanmadığını sorduğunu, gencin ise yalnızca elektronik sigara kullandığını söylediğini aktardı. Gencin daha sonra yaşamını yitirdiğini belirten Narin, olayın bütün tıbbi ayrıntılarını bilmediğini ifade etti.

Altta yatan başka bir sağlık sorunu bulunabileceğini de belirten Narin, elektronik sigara kullanımının mevcut rahatsızlıkları ağırlaştırabileceğine dikkat çekti.

"Çok daha radikal tedbirler alınmalı"

Elektronik sigara kullanımının gençler arasında bir özentiye dönüştüğünü savunan Narin, ailelere, okullara ve kamu kurumlarına çağrıda bulundu.

Gençlerin sosyal medya ve çevrelerinden etkilenebildiğini belirten Narin, elektronik sigara ürünlerine erişimin kolay olmasını da eleştirdi.

Narin, "Çok daha radikal, çok daha rasyonel, çok daha etkileyici tedbirler devlet tarafından alınmalı, okullar tarafından alınmalı, aileler tarafından alınmalı" dedi.

Sigara ve nikotin kullanımının kalp ve damar sağlığı üzerindeki zararlarına da dikkat çeken Narin, gençlerin bu alışkanlıklardan uzak durmasının önemini vurguladı.

Doğuştan gelen kalp hastalıklarında ilk üç ay kritik

Programın bir diğer önemli gündem maddesi ise doğuştan gelen kalp hastalıkları oldu.

Kalbin anne karnındaki gelişiminin özellikle gebeliğin ilk üç ayında kritik bir süreçten geçtiğini belirten Narin, kalp yapısının oluşumunda 4 ila 8'inci haftaların önemli olduğunu söyledi.

Doğuştan gelen kalp hastalıklarının yaklaşık her 100 doğumdan birinde görüldüğünü ifade eden Narin, hastalıkların ortaya çıkmasında genetik ve birden fazla çevresel etkenin rol oynayabildiğini anlattı.

Gebelik dönemindeki hastalıklar, ilaç kullanımı ve çeşitli çevresel etkenlerin önemine değinen Narin, anne karnındaki bebeğin düzenli takip edilmesi gerektiğini vurguladı.

Anne karnında kalp hastalıkları tespit edilebiliyor

Doğuştan gelen kalp hastalıklarının erken tanısında fetal ekokardiyografinin önemine değinen Narin, gebelik takibini gerçekleştiren kadın doğum uzmanlarının şüpheli bir durumla karşılaşması halinde çocuk kardiyolojisi uzmanına yönlendirme yapması gerektiğini belirtti.

Anne karnında kalpteki yapısal sorunların büyük bölümünün tespit edilebildiğini anlatan Narin, bazı hastalıklarda doğum öncesinde de tedavi uygulanabildiğini söyledi.

Özellikle kalp kapaklarındaki ciddi darlıkların belirli koşullarda balon yöntemiyle açılabildiğini belirten Narin, bazı ritim bozukluklarına da anne karnında müdahale edilebildiğini ifade etti.

Narin, doğum öncesinde tespit edilen ciddi kalp hastalıklarında doğumun uygun donanıma sahip sağlık merkezlerinde gerçekleştirilmesinin önemini vurguladı.

"Öncelik girişimsel tedavi olmalı"

Doğuştan gelen kalp hastalıklarının tedavisinde kullanılan kapalı yöntemlere ilişkin de bilgi veren Narin, uygun hastalarda açık kalp ameliyatına gerek kalmadan başarılı sonuçlar elde edilebildiğini söyledi.

Kalpteki deliklerin kapatılması, damar darlıklarının balonla açılması ve stent yerleştirilmesi gibi işlemlerin girişimsel yöntemlerle gerçekleştirilebildiğini belirten Narin, bu işlemlerin hastaların iyileşme süreçleri açısından önemli avantajlar sağladığını anlattı.

Narin, "Girişimsel tedavi öncelikli tedavidir. Eğer girişimsel tedavi yetersizse zaten cerrahi tedaviye kaymak zorundasınız" ifadelerini kullandı.

Cerrahinin de vazgeçilmez bir tedavi yöntemi olduğunu vurgulayan Narin, hangi yöntemin uygulanacağına hastalığın türüne ve hastanın durumuna göre karar verilmesi gerektiğini söyledi.

Çocukların kalbindeki delikler kapalı yöntemle kapatıldı

Programda daha önce tedavi ettiği çocuk hastaların görüntülerini de izleyicilerle paylaşan Narin, uyguladığı girişimsel işlemleri anlattı.

Kalbin iki kulakçığı arasındaki deliğin ASD, iki karıncığı arasındaki deliğin ise VSD olarak adlandırıldığını belirten Narin, her iki rahatsızlıkta da uygun vakalarda kapatma cihazları kullanılabildiğini söyledi.

Beş yaşındaki bir çocukta kulakçıklar arasındaki büyük bir deliği kapattıklarını anlatan Narin, daha önce ameliyat planlanan hastanın değerlendirme sonrasında kapalı yöntemle tedavi edildiğini ve ertesi gün normal yaşamına döndüğünü ifade etti.

Ayrıca yaklaşık 7-8 yaşlarındaki bir çocukta görülen aort damarındaki ciddi darlığın stent yardımıyla giderildiğini belirten Narin, tedavinin ardından çocuğun günlük yaşamına devam edebildiğini anlattı.

Tedavisi başarıyla tamamlanan çocukların sürekli hasta olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çeken Narin, "Bu çocuk artık sağlıklı bir çocuk" dedi.

"Çocuk koşuyor diye kalbi sağlıklı sanılmamalı"

Çocuklarda bazı kalp hastalıklarının belirgin bir şikâyet oluşturmadan ilerleyebildiğini ifade eden Narin, ailelerin çocuklarının hareketli olmasını tek başına sağlık göstergesi olarak değerlendirmemesi gerektiğini söyledi.

Narin, ailelerin sıklıkla "Zaten koşuyor, oynuyor" yaklaşımı içerisinde olduğunu belirterek, bazı sorunların ancak ayrıntılı kardiyolojik incelemelerle ortaya çıkarılabildiğini anlattı.

Tedavi sonrasında çocukların hareketliliğinde, iştahında ve günlük yaşamında olumlu değişimler görülebildiğini de sözlerine ekledi.

"Akıllı saat kalp krizini önceden haber vermez"

Programda Esra Kavrukkoca’nın izleyicilerden gelen akıllı saatlerle ilgili sorularını da yanıtlayan Narin, bu cihazların kalp krizini önceden tespit edebileceği yönündeki beklentilere karşı uyardı.

Akıllı saatlerin bazı ritim bozukluklarının izlenmesinde kullanılabildiğini belirten Narin, bunun kalp krizini önceden haber vermekle aynı şey olmadığını ifade etti.

Narin, "Biz ritim sorunları için bazen öneririz bunu söyleyeyim. Ama bu o değil" dedi.

Kalp krizinin her zaman önceden belirti vermeyebileceğini de belirten Narin, akıllı saatlere güvenerek doktor kontrolünün ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.

"Şikâyetiniz varsa doktora gidin"

Özellikle efor kapasitesinde azalma, yürürken normalden fazla yorulma, çarpıntı ve göğüs bölgesindeki rahatsızlıkların dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Narin, şüpheli belirtiler yaşayan kişilere sağlık kuruluşlarına başvurma çağrısında bulundu.

Narin, "Biraz son günlerde yürürken daha mı çok yoruluyorsunuz? Kalbiniz daha hızlı mı atıyor? Ne bileyim işte eforunuzda biraz daha azalma mı var? Hafif böyle zaman zaman göğsünüze giriyor gibi olan, sizi şüpheye düşüren şeyler mi var? E gidin bir doktora ya, çok mu zor bu?" ifadelerini kullandı.

Kalp sağlığını korumada sigaradan uzak durmanın, sağlıklı beslenmenin, düzenli kontrollerin ve risk faktörlerinin değerlendirilmesinin önemine işaret eden Narin, teknolojik cihazların hekim değerlendirmesinin yerini tutamayacağını vurguladı.

Programın sonunda spor yapan ve fiziksel olarak fit görünen kişilerde de kalp sorunlarının ortaya çıkıp çıkamayacağı konusuna değinen Narin, bu başlığın bir sonraki programda ayrıntılı olarak ele alınacağını belirtti.

Yorum Yazın

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yorumlar
Yeniden eskiye
Eskiden yeniye
Öne çıkanlar

Bu habere hiç yorum yapılmamış... İlk yorum yapan sen ol.