Dolar 48,6576
%0.06
Euro 56,1768
%-0.02
Altın 6.789,043
%1.12
Bist-100 13.148,84
%-5.35

Pzt

-8°

Sal

-12°

Çar

-3°
Özlale’den iktidara fon çıkışı: 'Kimler kazandı, fatura vatandaşa mı kesilecek?'

Özlale’den iktidara fon çıkışı: 'Kimler kazandı, fatura vatandaşa mı kesilecek?'

YENİ Parti İzmir Milletvekili Prof. Dr. Ümit Özlale, sermaye piyasalarındaki çalkantılar üzerinden iktidara ve denetleyici kurumlara yüklendi. Şüpheli fonların büyüklüğünün yaklaşık 10 milyar dolara ulaştığının ifade edildiğini belirten Özlale, uyarılara rağmen neden aylarca beklendiğini sordu. Siyasetçi ve kamu görevlilerinin olası çıkar ilişkilerinin bağımsız biçimde incelenmesini isteyen Özlale, “Oluşan zarar vatandaşa, vergi mükellefine yüklenmesin” çağrısında bulundu.

  • Ege Postası
  • 16.09.2026 - 15:11
  • Güncelleme: 16.09.2026 - 15:15

EGE POSTASI-  YENİ Parti İzmir Milletvekili Prof. Dr. Ümit Özlale, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın açıklamasında finans piyasalarındaki gelişmeleri, fonlara ilişkin iddiaları ve ekonomi politikalarını değerlendirdi.

Bazı şirketlerin hisse değerlerinin ekonomik gerçeklikten koptuğunu savunan Özlale, yüksek getiri vaatleriyle küçük tasarruf sahiplerinin mağdur edildiğini ileri sürdü. Yaşananların yalnızca bir piyasa hareketi olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Özlale, kamu kurumlarının izin ve denetim süreçlerinin açıklanmasını istedi.

“250 ÇALIŞANLI ŞİRKET, SANAYİ DEVLERİNDEN DEĞERLİ HALE GELİYOR”

Piyasa değerleri üzerinden örnekler veren Özlale, 250 çalışanı bulunan küçük bir finans şirketinin Türkiye’nin en büyük sanayi holdinglerinden daha değerli hale gelebildiğini, küçük bir denizcilik şirketinin değerinin ise ülkenin en büyük telekom operatörünü aşabildiğini söyledi.

Bu fiyatlamaların piyasanın doğal sonucu olarak görülemeyeceğini savunan Özlale, şöyle konuştu:

“Birkaç şirket, birkaç aracı kurum, birkaç portföy yönetim şirketi ve fonlar üzerinden ekonomik gerçeklikle bağını yitirmiş hisse değerleri maalesef oluşturulmuştur. Yüksek getiri vaadiyle tasarruf sahiplerini adeta pusuya düşürmüştür.”

Şüpheli fonların büyüklüğünün yaklaşık 10 milyar dolar düzeyinde olduğunun ifade edildiğini aktaran Özlale, ortada açıklığa kavuşturulması gereken işlemler ve ağır bir denetim zaafı bulunduğunu ileri sürdü.

“YALNIZ PARALARI DEĞİL, GELECEKLERİ DE ÇALINDI”

Hayat pahalılığı karşısında birikimlerini korumaya çalışan vatandaşların durumuna dikkat çeken Özlale, meselenin borsadaki rakamlardan ibaret olmadığını vurguladı.

Yüksek riskli fonlara yatırım yapmayan, daha güvenli olduğunu düşündüğü araçları tercih eden vatandaşların da bu süreçten etkilendiğini savunan Özlale, “Tasarruflarını bir zenginleşme hevesiyle değil, hayat pahalılığı karşısında tutunacak son bir çare olarak değerlendirenlerin yalnız paraları değil, gelecekleri de çalınmıştır” dedi.

Özlale, vatandaşın çaresizliğini kazanca dönüştürenlerin ve buna göz yumanların hesap vermesi gerektiğini söyledi.

“UYARILARA RAĞMEN NEDEN 10 AY BEKLENDİ?”

Kasım 2025’te dönemin Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı ile Hazine ve Maliye Bakanı’nın manipülasyona izin verilmeyeceğini açıkladığını belirten Özlale, buna karşın ilk düzenlemenin ancak Ağustos 2026’da yapıldığını söyledi.

Aradan geçen yaklaşık 10 ayda şüphe konusu yapıların dört-beş kat büyüdüğünü ileri süren Özlale, denetleyici kurumların neden beklediğini sordu:

“Denetleme ve düzenleme kurumları onca uyarıya rağmen neden bu kadar uzun süre bekledi?”

Sosyal medya paylaşımları nedeniyle insanların gözaltına alınabildiğini hatırlatan Özlale, milyarlarca dolarlık şüpheli işlemler karşısında sessiz kalındığı yönündeki eleştirisini dile getirdi.

KAMU KURUMLARINA ÇAĞRI: “KARARLARI KİM, HANGİ ÖLÇÜTLERLE ALDI?”

Fonların yatırımcılara sunulması, şüphe konusu hisselerin endekslere alınması ve finansal yapılardaki devir ilişkilerinin kamu kurumlarının gözetiminden bağımsız gerçekleşemeyeceğini savunan Özlale, karar süreçlerinin şeffaflaştırılmasını istedi.

İktidarın küçük yatırımcının birikimi tehlikeye girdiğinde değil, uluslararası itibar kaybı ihtimali gündeme geldiğinde harekete geçtiğini öne süren Özlale, yeni sermaye ve personel yükümlülüklerinin de ağırlıklı olarak kurallara uygun çalışan küçük ve orta ölçekli şirketleri etkilediğini söyledi.

Özlale, şüpheli işlemlerden kazanç sağlayanların düzenlemelerden önce piyasadan çıkıp çıkmadığının araştırılması gerektiğini belirtti.

“HANGİ SİYASETÇİ VE KAMU GÖREVLİSİ KAZANÇ SAĞLADI?”

Bazı üst düzey siyasetçiler ile kamu görevlilerinin yüksek kazanç sağlayan fonlarda hesaplarının bulunduğu yönündeki iddialara değinen Özlale, bu iddiaların belgeleriyle aydınlatılmasını istedi.

Denetlemekle yükümlü oldukları yapılarda kamu görevlilerinin yatırımı veya çıkar ilişkisi bulunup bulunmadığının incelenmesi gerektiğini vurgulayan Özlale, şu soruları yöneltti:

“Hangi üst düzey siyasetçi ve kamu görevlisi bu yüksek getirili kazanç sisteminden kazanç sağladı? Manipülasyondan yararlananların varlıkları şimdi vatandaşın vergisiyle mi kurtarılacak?”

Bu sorulara ikna edici yanıtlar verilmeden kamu vicdanının rahatlamayacağını söyleyen Özlale, siyasi ve bürokratik sorumluluğun ortaya çıkarılması gerektiğini ifade etti.

YENİ PARTİ’DEN ALTI MADDELİK ÇAĞRI

Özlale, YENİ Parti ekonomi kurmayları adına atılmasını istedikleri adımları da sıraladı:

  • Şüpheli işlemler hakkında suç duyurusu yapılmadıysa gerekçesinin, yapıldıysa kapsamının açıklanması.
  • Sermaye piyasasındaki riskin bankacılık veya tasarruf finans sistemi üzerinden daha geniş bir alana yayılmasının önlenmesi.
  • Fonlar halka açılmadan önce kimlerin yatırımcı olduğunun, kimlerin ne zaman ve hangi tutarlarda çıkış yaptığının siyasetten bağımsız incelenmesi.
  • Fonlar, hisseler ve olası devirlerle ilgili kamu kararlarının hangi ölçütlerle alındığının açıklanması.
  • Kamu görevlileri ile siyasetçilerin yatırımlarının, karar süreçlerindeki rollerinin ve olası çıkar çatışmalarının bağımsız denetime açılması.
  • Oluşan zararın vatandaşa ve vergi mükellefine yüklenmemesi.

“ÇÖKÜŞ TEK BAŞINA DOLANDIRICILIK KANITI DEĞİL”

Borsadaki düşüşün ve bazı fonların temerrüde düşmesinin tek başına dolandırıcılık ya da ponzi düzeni anlamına gelmediğinin altını çizen Özlale, bu ihtimallerin araştırılmasının denetim kurumlarının görevi olduğunu söyledi.

Getirilerin kaynağının, varlıkların nasıl değerlendiğinin ve ödemelerin hangi kaynaklardan yapıldığının açıklanmasını isteyen Özlale, “Hukuki nitelendirme bağımsız yargının işidir, siyasi sorumluluk ise bugünden ortadadır” dedi.

Uyarılara rağmen önlem alınmadığını ve çıkar çatışmalarının denetlenmediğini savunan Özlale, sorumluların görevlerini yerine getirmediğini ileri sürdü.

“VATANDAŞIN UMUDU İSTİSMAR EDİLİYOR”

Küçük yatırımcıların yüksek getiri vaatlerine yönelmesini uygulanan ekonomi politikalarıyla ilişkilendiren Özlale, ücretlerin ve birikimlerin eridiğini, gelir ve servet adaletsizliğinin derinleştiğini söyledi.

Çalışanların ev ve otomobil sahibi olmayı düşünmek yerine kira, fatura ve çocuklarının okul masraflarını karşılamaya çalıştığını belirten Özlale, şu ifadeleri kullandı:

“Bir yanda dürüst emeğin karşılıksız kaldığı, diğer yanda kaynağı açıklanmayan servetin sergilendiği bu düzende vatandaşın umudu da kolayca istismar edilmektedir.”

Özlale, yaşananların basit bir borsa haberi olmadığını vurgulayarak, “Faturaların bir kez daha millete kesilmesine de asla izin vermeyeceğiz” diye konuştu.

EKONOMİ PROGRAMINA ELEŞTİRİ: “ÜLKEMİZE VEREBİLECEĞİ HİÇBİR ŞEY YOK”

Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Özlale, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’i ücretler ve yaşam koşullarına ilişkin soruları yanıtlamaktan kaçınmakla eleştirdi.

İşverenlerin ücret maliyetlerinden, çalışanların ise geçinememekten şikâyet ettiğini belirten Özlale, bunun sorumlusunun iktidarın ekonomi programı olduğunu savundu.

2026 yılı bütçe faiz harcamasının 2,7 trilyon lira olduğunu, 2027’de bu tutarın daha da artacağını ifade eden Özlale, üç yılın ardından enflasyon ve makroekonomik göstergelerde beklenen iyileşmenin sağlanamadığını ileri sürdü. Özlale, “Bu programın artık ülkemize verebileceği hiçbir şey yoktur” dedi.

“KRİZ DEĞİL, YAPISAL BİR HASTALIK”

Türkiye’nin gelişmekte olan ülkelerden olumsuz ayrıştığını savunan Özlale, net yabancı yatırımların 25 yılda ilk kez negatife düştüğünü öne sürdü.

Sorunların geçici bir krizle açıklanamayacağını belirten Özlale, “Türkiye bu haliyle bir kriz değil, daha uzun süren yapısal bir hastalıkla mücadele etmektedir” değerlendirmesinde bulundu.

Kurumlardaki düzensizliği “bürokratik oligarşi” olarak nitelendiren Özlale, sınırlı sayıdaki kamu görevlisinin etkili olduğu bir yapının maliyetini toplumun ödediğini savundu.

“EKONOMİ PROGRAMIMIZ HAZIR” MESAJI

YENİ Parti’nin ekonomi programının uzun süredir hazır olduğunu söyleyen Özlale, Anadolu ziyaretlerinde iş insanları, yatırımcılar ve emekçilerle görüşerek programa son şeklini verdiklerini açıkladı.

Partisinin Türkiye’nin sorunlarına çözüm üretecek kadroya ve vizyona sahip olduğunu belirten Özlale, erken seçim çağrısında bulunarak iktidara hazır oldukları mesajını verdi.

Yorum Yazın

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yorumlar
Yeniden eskiye
Eskiden yeniye
Öne çıkanlar

Bu habere hiç yorum yapılmamış... İlk yorum yapan sen ol.