Dolar 48,2600
%0.05
Euro 56,0998
%0.32
Altın 6.889,759
%-0.27
Bist-100 14.334,06
%-2.1

Pzt

-8°

Sal

-12°

Çar

-3°
Özel Genel Merkez'de: YENİ Parti'de genel başkanı üyeler seçecek'

Özel Genel Merkez'de: YENİ Parti'de genel başkanı üyeler seçecek'

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partinin üye sayısının 600 bini geçtiğini söyledi. "YENİ Parti'de ilçe başkanını, il başkanını, genel başkanı doğrudan üyelerimiz seçecek" diyen Özel, "Tüm yönetici makamlarında en fazla 3 dönem kuralı uygulanacak" ifadelerini kullandı. Dönem kuralının genel başkan için de olacağını kaydeden Özel, "Kendi adıma şu kuralı koyuyorum; gireceğim ilk seçimde partiyi birinci parti yapmazsam, partiyi iktidar partisi yapmazsam derhal kurultaya gideceğim, görevimi benden sonraki genel başkanımıza devredeceğim" diye konuştu.

  • Ege Postası
  • 31.08.2026 - 15:23
  • Güncelleme: 31.08.2026 - 16:21

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partinin yeni genel merkezinde ilk kez gerçekleştirilen Parti Meclisi toplantısında açıklamalarda bulunuyor.

Kuzey Kıbrıs'taki gemi faciasına değinen Özel, "Adetimiz değil, cenazeler kalkmadan olayın kendine yönelik bir şey söylemeyeceğiz. Bu konuyla ilgili cenazeler kalktıktan sonra meselenin tüm yönleriyle çok fazla araştırılması ve sorumlularının kanun önünde ve millet önünde mutlaka hesabını vermeleri gerekiyor" dedi.

"Biz buraya kolay gelmedik" diyen Özel, "Biz buraya bir siyasi mühendislikle, kapalı kapılar ardından yapılan hesaplarla gelmedik. Bizi buraya millet getirdi" ifadelerini kullandı.

Özel'in PM toplantısının ardından yaptığı açıklamaları şu şekilde:

Girne'deki yolcu gemisi kazasından hemen sonra Grup Başkanvekilimiz Ali Mahir Başarır başkanlığında; Antalya, Adana, Mersin milletvekillerimizden oluşan ve Mersin İl Başkanımız ve Silifke İlçe Başkanımızın da eşlik ettiği altı kişilik bir heyeti hem adada görevlendirdik hem de Silifke'de. Bundan sonraki süreci yakından takip ediyor olacaklar.

Emekli Tümamiral Yankı Bağcıoğlu ilk dakikadan itibaren arama kurtarma çalışmaları ile ilgili teknik yönden ilgililerle görüşerek kendi tecrübesiyle de bizi en doğru şekilde bilgilendirmeye çalışıyor. Sayın Büyükelçimiz de, Sayın Namık Tan, Kıbrıs Büyükelçimizle düzenli olarak temasta. Kardeş partimiz CTP'nin Genel Başkanı Sayın Tufan Erhürman ilk andan itibaren bizleri düzenli olarak bilgilendirdi. Cumhurbaşkanımız, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanımız Ersin Tatar'ın da düzenli olarak, konuyla ilgili hem kendisinin hem de Başbakanımızın düzenli olarak yapmış olduğu bilgilendirmeleri takip ediyoruz.

Adetimiz değil, cenazeler kalkmadan olayın kendine yönelik bir şey söylemeyeceğiz. Ama olay tüm yönleriyle, hani burada ortaya çıkan... Ümit ediyoruz kayıplarımıza sağlıklarıyla birlikte ulaşırız. Ama ortaya çıkan vefatlar ve vefat ihtimali hepimizi çok derinden üzdü ama çok çok daha büyük bir facianın da hemen kıyısından dönüldüğü ilk verilerden anlaşılıyor. Bu konuyla ilgili cenazeler kalktıktan sonra, meselenin tüm yönleriyle çok fazla araştırılması ve sorumlularının kanun önünde ve millet önünde mutlaka bunun hesabını vermeleri gerekiyor.

Şimdi bu konuyu bir tarafa bırakıp diğer tarafa geçeceğim. Hepinizi, milletimiz tarafından kurulan yeni partimizin genel merkezinden bir kez daha sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Bugün biraz önce ilk kez, tabii tadilat sürecinde geldik gittik ama, çalışmak üzere ben de ilk kez 'bismillah' diyerek genel merkezimizin kapısından hep birlikte girdik. İlk toplantımızı, aynı zamanda ortak katılımcılarla üç toplantımızı birden yapıyoruz. Hem Kurucular Kurulu üyelerimiz ki her birisi grubumuzun milletvekilleri, hem Parti Meclisimiz, hem de kapalı grup toplantımızda almamız gereken kararları almak üzere üç toplantıyı peş peşe yapmak üzere buradayız. Ayrıca Parti Meclisimizin genç yedek üyeleri de toplantımıza katılmış durumdalar.

"BİZ BURAYA KOLAY GELMEDİK"

Binaya ilk kez girerken hepimizin şunu hatırlamasını özellikle istiyorum: Biz buraya kolay gelmedik. Biz buraya bir siyasi mühendislikle ya da masa başında kendi çizdiğimiz bir o yol haritasıyla ya da kapalı kapılar ardında yapılan hesaplarla gelmedik. Bizi buraya millet getirdi. Bizi buraya milletin inancı, mücadelesi ve umudu getirdi. Halkımız uzun zamandır siyasetten yoruldu. Bitmeyen kısır kavgalardan, çatışmalardan, aynı yüzlerden, aynı yönetimlerden, aynı anlayıştan zaten bıkmıştı. Bunun değişmesini istiyordu, bir değişim istiyordu. Ülkemizin menzile bir türlü ulaşmayan, çıkmaz sokaklarda biten, eski yollarda sürüklenen ve dönüp dolaşıp aynı yere gelen birtakım siyasi rotalarından bıkmıştı. Değişsin istiyordu.

Milletimiz, hukukun kişiye göre uygulandığı, adaletin terazisinin şaştığı eski düzenin, eski siyasetinden zaten yorulmuştu. Bardağı taşıran son damla ise, onun değişim umutlarının, değiştirme umutlarının bir partinin siyasi geleceği düşünülerek, bir kişinin siyasi geleceği düşünülerek yargı eliyle sonlandırılmaya çalışılması, dizayn edilmeye çalışılması ve ülkenin ana muhalefet partisinin önce cumhurbaşkanı adayına, sonra onun cumhurbaşkanı adayı için yapmak istediği ön seçim gününe bile varmadan yapılan darbeden sonra, 15,5 milyon kişinin dayanışma sandıklarına koşup belirlediği cumhurbaşkanı adayına yapılan 19 Mart darbesi... Ardından çok sayıda belediye başkanımıza, meclis üyemize, bürokratımıza yapılan ve yürütülen haksız süreçler, operasyonlar ve en nihayetinde ülkenin ana muhalefet partisine, onun yönetim kadrolarına yargı eliyle yapılan müdahale bardağı taşıran son damla oldu.

Milletimiz buna tepki gösterdi ve bu meseleye karşı ne kadar kızdıklarını, ne kadar tepkiselleştiğini, tepkilerin büyüdüğünü ve bizlere bir şeyler yapmamızı istediklerini her birimize ayrı ayrı söylediler. Söylediler, yazdılar, kolumuzdan çekiştirdiler. Ve biz de çareyi yaşadığımız bu olumsuz süreçte Anadolu'ya gitmekte, Trakya'ya gitmekte, 22 şehirde, bölgeleri temsil edebilen 22 şehirde vatandaşımıza yolumuzu sormakta, istikamet sormakta ve rotayı onların belirlemesinde bulduk. Tüm bunların sonucunda gezdiğimiz şehirler bizden bir şey istedi. Dedi ki; 'Sizin önünüzdeki bütün yolları tıkadılar. Siyasette yeni bir yol açmalısınız.' İşte biz bu sorana, o sese kulak verenler olarak ve o sesin talimatıyla tarihin doğru tarafında duranlar olarak geldik.

"'YENİ BİR SİYASET İSTİYORUZ, YENİ PARTİNİZİ KURUN' DEDİLER"

Yeni partinin kuruluş dilekçesinden önce milletin talebi vardır. Tabelasından, logosundan önce milletin inancı vardır. Hatta partinin adını bile milletimiz sokaklarda, kahvelerde, işçi servislerinde, tarlalarda, fabrikalarda ve sizinle temas edebildikleri her yerde bizzat koymuştur. Partinin adını bile tartışmaya imkan olmamış, millet partinin adını kendi koymuştur. Bunu köylerde, beldelerde, şehirlerde söylediler; 'Yeni bir siyaset istiyoruz, yeni partinizi kurun' dediler ve o sese kulak vererek yeni partiyi kurduk. Yeni partiyi bu salondaki 91 kişi evrakları tamamlayıp dilekçesini vererek kurmadı. Yeni partiyi millet kurdu. Adını millet koydu, bütçesini de bağışlarıyla milletimiz oluşturdu.

Değerli arkadaşlarım, bir partinin gücünü nereden aldığı, nasıl siyaset yapacağını da belirler. Biz gücümüzü sadece milletten alıyoruz. Yeni parti, yaşadığımız bu haksız süreçten sonra, (binalardan polis zoruyla, kahraman polisimize verilen hukuksuz, anayasa dışı emirlerle polis zoruyla atıldıktan sonra; Türkiye'de genel merkezimizin olmadığı gibi tek bir il binamızın, ilçe binamızın, belde binamızın kalmadığı, hepimizin emek emek edindiği tüm binaların, tüm araçların elden çıktığı bir süreçte yeni partinin ne yapacağı, nasıl kurulacağı veya bu işin ihtiyaç duyulan büyük finansmanına nasıl erişileceği bizler tarafından değil ama pek de sonumuz iyi olsun istemeyenlerin akşamları televizyonlarda en çok tartıştığı...

Oysa siz, biz, sokakta milletin ne hissettiğini öylesine duyduk, öylesine gördük ki, öylesine içimizde hissettik ki; bize 'Yola çıkın, gerisini bize bırakın' demişlerdi.

"BU BİNAYI '3 AY SONRA KİRA ÖDEYEBİLİRİZ' DİYEREK TUTTUK"

Yeni partinin bütçesini de tamamen millet belirledi. Buradan açıkça söyleyelim; bu binayı '3 ay sonra kira ödeyebiliriz' diyerek tuttuk. Yani ilk 3 aylık kirayı ondan bundan bularak ya da kendi aramızda toplayarak dahi değil, 'Kira ödeyeceksek 3 ay sonra ödeyebiliriz' diyerek tuttuk. Gelecek aydan itibaren kirası ödenmeye başlayacak.

Ne harcama yapıyorsak, kuruluş kurultayımızda sayman arkadaşımız her birisini tane tane açıklayarak, tüm dokümanları ortaya koyarak ve her türlü incelemeyi –yasal incelemelerin dışında– milletimizin ve gerçek kurucularımızın incelemesine açarak sürdürecek. İlk günlerde her akşam ilan ediyorduk, şimdi rutin aralıklarla ilan ediyoruz.

YENİ PARTİ'NİN BÜTÇESİNİ AÇIKLADI

Yeni partinin her bir kuruşu; 152 bin bağışçımızın kendi gönülleriyle, üye kayıtları açılmadan önce yaptıkları, yasal sınırlar içinde; adı belli, soyadı belli, TC'si belli, telefonu belli gerçek kişilerden oluşan 152 bin bağışçımızın ve ardından bugün geldiğimiz noktada partiye kaydolan üyelerimizin giriş aidatlarıyla ve aylık ödemeyi taahhüt ettikleri aidatların ilk taksitleriyle oluştu. Ve şu ana kadar bağışçılarımızdan ve yeni kayıt olan üyelerimizin ilk aidatlarıyla birlikte 539 milyon liralık bir bütçemiz oluştu.

Dikkatinizi çekiyorum, bu tarihte görülmemiş bir teveccühtür. Bizim kasamızdaki servet para değil, milletin bizlere olan güvenidir, yarınlara olan inancıdır.

İşte biz bu güvenin sorumluluğunu omuzlarımızda her birimiz taşıyoruz ve taşımaya devam edeceğiz. O yüzden tüm vatandaşlarımıza, bize güvenen ve 'Siz yola çıkın, arkanızda biz varız' diyen ve arkamızda duran; 'Siz yola çıkın, size bina da alacağız, otobüs de alacağız, hiçbir şeyinizi eksik bırakmayacağız' diyen teyzelerimize, amcalarımıza, kardeşlerimize ve tüm dostlarımıza yürekten teşekkür ediyoruz.

Ve bir kez daha, yeni parti olarak kanun teklifimizi de verdik. Ekim ayına kadar arkadaşlarımız diğer partilerle görüşmeleri de yapacak. Siyasetin finansmanının ve siyasetçilerin hem mal varlıklarının, gelirlerinin, harcamalarının en şeffaf şekilde olması gerektiği; GRECO kriterlerini karşılayan ve aşan bir şekilde olması gerektiğini savunuyoruz. Bu noktada kendi üzerimize düşeni de yapıyoruz, bundan sonra da hep birlikte yapmaya devam edeceğiz.

ÖZEL TOPLAM ÜYE SAYISINI AÇIKLADI

Yola çıktığımızda merak edilen konu üyelikti. Online üyelik kampanyamız 13 Ağustos tarihinde başladı. Bugün 18'inci günündeyiz arkadaşlar ve 18 günde partimize üye olan vatandaşlarımızın sayısı an itibarıyla 600 bini aşmış durumdadır. Bunlardan 400 binden fazlası online üyelik, yani kişilerin kendi kendine kayıtlarını yaptırdıkları, kendilerini partilerine tanıttıkları, hangi alanlarda görev almak istediklerini belirledikleri ve üye aidatlarını belirleyip seçip ödeme taahhütlerini kredi kartıyla yapan 400 bin üyemiz var. Ayrıca 200 bin üyemiz de formlarla ve yerinde aidat ödeyerek ya da diğer aidat ödeme biçimleriyle üye oldu. Şu ana kadar ulaştığımız rakam 600 bindir.

AK PARTİ'NİN BİR YILDA KAYDEDEBİLDİĞİ ÜYENİN 1 BUÇUK KATINA 18 GÜNDE ULAŞTIK

Elbette tüm siyasi partilere saygımız var ancak üye sayısıyla en çok övünen Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kurulduktan bir yıl sonra 400 bin üye kaydedebildiğini ve bugün yeni partinin 18 günde bunun bir buçuk katı olan 600 bin üyeye ulaşmış olmasının son derece önemli olduğunun altını bir kez da çizmek istiyorum.

72 İL VE 857 İLÇEDE ÖRGÜTLENMİŞ DURUMDAYIZ

Siyasi partileri içine kapatan, bazen parti içi iktidar hedefiyle partiyi gerçek iktidar hedefinden uzaklaştıran delege sistemine dayalı eski nesil örgütlenme modelini terk ediyoruz. Artık delegelik, Siyasi Partiler Kanunu'nun gereğini yerine getirmek için teknik bir görev olacak. YENİ Parti'de ilçe başkanını, il başkanını, genel başkanı doğrudan üyelerimiz seçecek. YENİ Parti her üyeye bir oy, her oya da eşit söz hakkı verecek.

Partimizi 24 Temmuz'da hep birlikte kurduk, bugün itibarıyla 72 il ve 857 ilçede tam anlamıyla örgütlenmiş durumdayız. Geriye kalan 9 ille ilgili de bu hafta içinde işlemler tamamlanacak. Bu da Türkiye siyasi tarihinde görülmemiş bir hız, görülmemiş bir başarı ve görülmemiş bir orandır.

"PARTİYİ İKTİDAR PARTİSİ YAPMAZSAM KURULTAYA GİDECEĞİM"

Kendi adıma şu kuralı koyuyorum; gireceğim ilk seçimde partiyi birinci parti yapmazsam, partiyi iktidar partisi yapmazsam derhal kurultaya gideceğim, görevimi benden sonraki genel başkanımıza devredeceğim.

"GEÇİM OLMADIĞI İÇİN SEÇİM İSTENİYOR"

Vatandaşın en büyük meselesi seçim ama geçim olmadığı için seçim. Bu iktidardan umut kalmadığı için, geçinebilmek için bir seçim ve bir iktidar değişikliği istiyor. Çünkü pazara giden biliyor, markete giden biliyor, kira ödeyen biliyor, çocuğunu okutan biliyor. Ve nasıl bir kriz yaşandığını, bunun gelip geçici olmayan, kalıcı olan, çok yönlü olan ve bu yöneten anlayış değişmezse bitmeyeceği çok belli olan bir krizi yaşıyor vatandaşlarımız. Emekli ayın ortasını görmeden parasını tüketiyor. Asgari ücretli maaşı kiraya, faturaya, borca paylaştırıyor; hepsine birden değil, bazen hiçbirine yetmiyor. Ücretliler maaşını cebine koymadan üç maaşlık gelir vergisini bir yılda ödüyor. Borçla ayakta kalan vatandaş bir kredi kartını diğeriyle kapatmaya, nakit avansla eski borcunu çevirmeye çalışırken yüzde 90’larda faiz ödemesiyle karşı karşıya kalıyor ve borç borcu doğuruyor, kar topu gibi büyüyor.

"ATEŞ NEREYE DÜŞMÜŞSE BİZ ORADAYIZ"

Çiftçi mazotu düşünüyor, gübreyi düşünüyor, yemi düşünüyor; kiracı yeni ayın kirasını düşünüyor ve milyonlarca insan aynı soruyu soruyor: 'Ben çalışıyorum, üretiyorum, vergimi ödüyorum ama neden kazanamıyorum, neden hep geri geri gidiyorum?' İşte bizim siyaset anlayışımız da tam burada başlıyor. Sofrada, pazarda, fabrikada, tarlada, okul önünde, adliye kapısında ateş düştüğü yeri yakar ya; biz tam da o ateşin düştüğü yerde siyaset yapıyoruz. O ateş nereye düşmüşse oradayız. Dert kiminse ortak derdimiz, paylaşıyoruz. Kimin hakkı yenmişse onun yanında duruyoruz. Ateşin düştüğü yerde siyaset yapıyor, o ateşi söndürmek için iktidara aday oluyoruz.

İMAMOĞLU DAVASINDA "GİZLİ TANIK" VE "SAVUNMA SÜRESİ" TEPKİSİ

15,5 milyon insanın sandığa gidip oy verip cumhurbaşkanı adayı yaptığı Ekrem İmamoğlu; hiçbir delil sunulmadan, hiçbir kanıt gösterilmeden, önce sadece gizli tanık isimleriyle... Sonra o gizli tanıkların ismi de değişti. Vazgeçince yerine başkasını getirip 'Gözümle gördüm' dediğini, bir başkası 'O görmemiş ama ben oradaydım, ben gördüm' diyerek adeta gizli tanıklara oyuncu değişikliği yaptırılarak ve birtakım iftiracıların beyanlarıyla 17 aydır tutuklu. Onu hapse atmak için terörist dediler, casus dediler, seçimlerde oy çaldı dediler, diploması sahte dediler, yolsuzluk yaptı dediler; yetmedi. Duvardaki resmini indirdiler, metrodaki sesini yasakladılar; yetmedi. Bu hukuksuzlukları anlatan gencecik avukatı Mehmet Pehlivan vardı, Mehmet Pehlivan’ı aldılar içeriye attılar. Yani avukatsız bıraktılar; kendisini savunan avukatını aldılar, onu da cezaevine koydular. Yetmedi, en son önce 10 ay sürekli yandaş televizyonlardan iftiraları dinledik. 'İddianame istiyoruz, iddianamede bu söylenenler var mı yok mu göreceğiz' dedik. Hep saydığımız 10 büyük iftira iddianamede yer dahi almadı. Cep telefonları, KİPTAŞ’tan dağıtılan evler, parke altından çıkan paralar, valiz valiz paralar... Hiçbiri çıkmadı!

"DARBECİLERİN MAHKEMESİ BİLE SAVUNMAYA SÜRE KOYMADI"

"Ekrem İmamoğlu bütün duruşmalar boyunca bekledi, söz istedi; 'Savunma sıran gelince' dediler. Savunma sırası geldiği gün 'Hadi bakalım sana ve avukatlarına toplam 5,5 saat yeter, 6 saat yeter' dediler. Ya 12 Eylül'de 20 gün süren savunma var, darbecinin mahkemesi bunu yapmamış. FETÖ'cüler kahraman subaylarımızı, amiralleri, generalleri yargılarken savunmaya süre koymamış. Dünya tarihinde böyle hiçbir siyasi davada ve adli davalarda kimsenin aklının ucundan geçmemiş savunmayı engellemek! Saat koydular ve 'Bu kadar sürede yapmıyorsan savunma yapmıyorum, susma hakkını kullanıyorum dedin sayarım' deyip duruşmayı kapattılar. 18 Ağustos'ta açınca yine vermediler. Ve Ekrem Başkan savunmasını 'Millet Şahidimdir' diye bir kitap haline getirdi. Savunmasını... Bakın hangi savunmasını? Biz canlı yayınlansın dediğimiz, Devlet Bey 'İyi olur' dediği, Tayyip Bey 'Devlet Bey istiyorsa olur' dediği ama biz söylememize rağmen kimsenin gerekli yasal düzenlemeyi yapmaya yanaşmadığı, canlı verilmeyen, cansız bile olsa yaptırılmayan savunmasını kitap olarak yazdı; basımevini bastılar, kitaplara el koydular, basımını dağıtımını yasakladılar!

"YARGILAMALAR YAYINLANSIN"

Erdoğan'ın atadığı Adalet Bakanı demiş ki, 'Canlı yayını hâlâ istiyorlar mı?' Ekrem İmamoğlu adına da söylüyorum, partinin genel başkanı olarak da söylüyorum. Ekrem İmamoğlu ve bütün arkadaşlarımızın yargılanmalarının eksiksiz olarak şu anda yayınlanmasını istiyoruz. Hodri meydan!

“İÇERİDE ŞİİR KASEDİ DOLDURDU, DIŞARIDA DAĞITTI”

“Bir de şunu söylemek isterim değerli milletimize, özellikle gençlere. Arkadaşlar Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanlığı’na niyetlendiğinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’ydı. Bugün Ekrem Bey neyle suçlanıyorsa o dönemde… Biz iktidar değildik, kimse öyle sanmasın. Ama o dönemde yargılandı. Aynı suçlamalardan yargılandı. Bir farkla; ‘Seçilmiştir’ dediler ve sabah evini basmadılar. Bir gün bile gözaltına almadılar. Bir gün bile tutuklu yargılamadılar. Yargılandı, ceza aldı. 120 gün hapse girecekti, telefonla çağırdılar. Davul - zurna ile miting yaparak gitti. Yanına yatacağı kişiyi bile kendi belirledi. Cezaevinde şimdi dahi yasak olmasına rağmen şiir kaseti doldurdu. Ses kaydedici cihaz soktular, şiir kaseti doldurdu. Bu kaseti o içeride iken doldurdu ve dışarıda dağıttırdı, sattırdı. Ki o gün aldığı cezadan dolayı onun belediye başkanlığı düşmüştü. Bugün arkadaşlarımız seçilmiş belediye başkanıdır ve sadece tutuklu olduğu için yerine bir vekil bakmaktadır. Şimdi gençlere söylüyorum, vicdan sahibi AK Partili ve MHP’li seçmenlere söylüyorum. Kendisine yapılmayanın 10 katını, 100 katını kendinden sonra Cumhurbaşkanı olmasından korktuğuna, rakibine; kendi partisine yapılmayanları ana muhalefet partisine yapan böyle bir anlayışın daha bu ülkede bir gün daha iktidar olacak mecali kalmamıştır.”

“KAVGANIN YERİNE ÇÖZÜMÜ KOYUYORUZ”

“Milletin bu kadar derdi varken hukuksuzluk, adaletsizlik bu kadar derinleştiren siyaset hâlâ eski alışkanlıklarla milleti eziyor. Sabah ayrı kavga akşam ayrı kavga. Birbirine bağıran siyasetçiler. Birbirinden uzaklaştırılan insanlar milletin sofrası küçülüyor, siyasetin kavgası büyüyor. Biz artık buna razı değiliz. Bizim meselemiz insanları ocu bucu diye bölüp kimlikler üzerinden ayrıştırıp birbiriyle kavga ettirmek değildir. Bizim meselemiz 86 milyonun ortak geleceği. Çünkü pazardaki fiyatın sağı - solu yok. İşsizliğin kimliği yok. Adaletsizliğin mezhebi yok. Yoksulluğun partisi yok, milletin derdi ortak. Kaderimiz ortaksa, siyaset ortak iyiyi aramak zorunda. İşte yeni siyaset tam da burada. Kavganın yerine çözümü koymak, korkunun yerine güveni koymak, yoksulluğu yönetmek yerine yok etmek ve refahı büyütmek. Vatandaşa beş yılda bir sandık göstermek yerine siyasetin her aşamasında üyeye ve vatandaşa söz hakkı vermek. Bizim tercih ettiğimiz yol budur.”

“BU BİNA BİZİM İÇİN YENİ SİYASETİN SEMBOLÜ”

“Değerli arkadaşlarım, bu bina bizim için bu siyasetin, yeni siyasetin sembolüdür. Burası bir Genel Başkanın binası değildir. Burası MYK üyelerinin, yöneticilerin, PM üyelerinin binası değildir. Burası milletin evidir, burası milletin yeni evidir. Bu kapıdan çiftçi de girecek, işçi de girecek, esnaf da gelecek, öğrenci de gelecek, öğretmen de gelecek. Bize oy veren de buraya gelecek, vermeyen de gelecek. Eleştiren de gelecek. Çünkü biz bizi alkışlayanların partisi olmaya değil; milletin partisi olmaya geldik. Bu binada alınan her kararın pusulası bundan sonra millet olacak. Bunu sadece bu binayla değil Türkiye’deki tüm il binalarımızla, ilçe binalarımızla ve ilçe - il meclislerimizle de birlikte ifade etmek isteriz. Ve buradan herkese ilan ediyorum; koltukların değil, milletin güçlü olduğu bir siyaset geliyor. Kutuplaşmanın değil, ortak aklın siyasete örülüyor. Yoksulluğa razı olanların değil, refahı büyütenlerin siyaseti geliyor. Ve bunun adı yeni siyaset. Biz bu yola bir kişinin, bir kadronun geleceği için çıkmadık. Biz bu yola Türkiye’nin geleceği için çıktık. Şimdi görevimiz büyük. Sahaya çıkacağız, mahalle mahalle gezeceğiz, köy köy, ilçe ilçe, il il büyüyeceğiz. Eylül ayında tüm milletvekillerimiz 81 ilde sahada olacaklar, iki gün sonra burada yapılacak il başkanları toplantısında kendileriyle de işin şeklini konuşacağız ve milletvekillerimizin 10-20 Eylül ve 20-30 Eylül’de, her milletvekilinin en az iki ile gittiği ve her ile çok sayıda milletvekilimizin görevlendirildiğini bir süreçte girmediğimiz sokak, elini sıkmadığımız vatandaş bırakmayacağız. Millet bizi çağırdı, bu partiyi kurdu. Şimdi sıra milletin iktidarını kurmakta. Buradan başlıyoruz, bu binadan başlıyoruz. Bu Parti Meclisinden başlıyoruz. Geleceğimizi hep birlikte kuracağız. Adaletle, liyakatle, temiz siyasetle buna ulaşacağız. AK Parti’nin kara düzenine karşı milletin yeni düzenini kuracağız. Bugün 31 Ağustos. Bu akşam üç tarafı denizlerle çevrili ve dünyanın en güzel denizlerinin ortasındaki bu yarımadada, Türkiye’de ve Marmara iç denizimizde on binlerce balıkçı denize açılmaya başlayacaklar ve yeni bir başlangıç yapacaklar. Bizim de yeni başlangıcımız; yeni binamızda, yeni gemimizde bugüne denk geldi. Bugün akşam denize açılacaklar için kazasız, belasız bol kazançlı yepyeni sezon dilerken; biz de bu gemide çok fırtınalar atlattık, çok zorlandık. Gemimizi elimizden aldılar. Millet ‘Yenisi olsun’ dedi. Bu yeni gemimizde fırtınalara, dalgalara asla ve asla boyun eğmeden, asla korkmadan, yılmadan, bilhassa asla teslim olmadan… Bir gemiyi ne rüzgar batırır ne dalga. Batırırsa panik ve korku batırır. Sağ olunuz ki hiçbirimizin bünyesinde bunlar yoktur. Yeni gemimizle birlikte açılıyoruz, yeniye doğru gidiyoruz. İktidara doğru gidiyoruz. Herkesin yüzünü güldüreceğimiz ufuk çizgisine doğru cesaretle ilerliyoruz. Vira bismillah. Teşekkür ediyoruz.”

Yorum Yazın

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yorumlar
Yeniden eskiye
Eskiden yeniye
Öne çıkanlar

Bu habere hiç yorum yapılmamış... İlk yorum yapan sen ol.