Nail Kocabaş NEO TV’de konuştu: 'İzmir’in ciddi bir değişime ihtiyacı var'
İzmir Büyükşehir Belediyesi AK Parti Meclis Üyesi Nail Kocabaş, NEO TV’de yayınlanan Manşet programında kentsel dönüşümden ulaşıma, yatırımlardan belediye yönetimine kadar birçok başlıkta İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni eleştirdi. Kentte hizmet ve yönetim anlayışında değişime ihtiyaç olduğunu savunan Kocabaş, 2029 yerel seçimlerinde İzmirli seçmenin AK Parti’ye yöneleceğine inandığını söyledi. İzmir’in Türkiye’nin nüfus bakımından üçüncü büyük kenti olduğunu hatırlatan Kocabaş, buna karşın gelişim ve değişim açısından geride kaldığını savundu. “İzmirlinin artık sabrı kalmadı. Bu hizmetsizliğe, bu sıkıntılara sabrı kalmadı. İzmir’in ciddi bir değişime ihtiyacı var. İzmir’e yatırımların artması, koordinasyonu ve liyakati yüksek yöneticilerle kentin yönetilmesi lazım” dedi.
- Ege Postası
- 18.08.2026 - 07:30
- Güncelleme: 17.08.2026 - 20:54
EGEPOSTASI- İzmir Büyükşehir Belediyesi AK Parti Meclis Üyesi Nail Kocabaş, NEO TV’de yayınlanan Manşet programında İzmir ve kent siyasetinin gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Menderes Belediye Başkan Vekilliği seçiminden İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yönetim anlayışına, kentsel dönüşümden Çankaya Katlı Otoparkı ve Kordon projesine, ulaşımdan su tarifelerine, asfalt çalışmalarından yatırım ve istihdama kadar birçok başlıkta konuşan Kocabaş, 2029 yerel seçimlerine ilişkin de dikkat çeken mesajlar verdi.
“Asuman Şen’in seçilmesinin Menderes’e hayırlı olmasını diliyorum”
Menderes Belediye Başkan Vekili seçilen Asuman Şen’i tebrik eden Kocabaş, seçim sonucunun meclis üyelerinin demokratik iradesiyle ortaya çıktığını belirtti.
Kocabaş, “Menderes Belediye Başkan Vekili seçilen Asuman Hanım’ı canı yürekten tebrik ediyorum. Bugün Menderes’te demokratik meclis üyelerinin bir seçimi söz konusu oldu. Son turda baktığınızda bizim toplam meclis üyelerimizden daha fazla sayıda oyla, Menderes meclis üyelerinin demokratik iradeleriyle seçim sonuçlandı ve Asuman Şen Hanımefendi belediye başkan vekilimiz seçildi. Ben kendisini uzun yıllardan beri tanırım. Partimizde büyük hizmetleri ve emekleri olan bir hanımefendidir. Teşkilatımızda ilçe kadın kolları başkanlığı gibi çok önemli görevlerde bulunmuştur. Bu seçimin Menderes halkına hayırlı olmasını temenni ediyorum. Çok iyi sonuçlar oluşacağına inanıyorum” dedi.
Şen’in AK Parti’nin yerel yönetim anlayışını Menderes’e yansıtacağını savunan Kocabaş, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da Şen’i telefonla arayarak tebrik ettiğini ve önümüzdeki süreç için desteğini ifade ettiğini söyledi.
Kocabaş, seçim sonucunda farklı siyasi partilerden meclis üyelerinin de etkisinin bulunduğunu düşündüğünü belirterek, “Ben CHP’den, diğer partilerden de AK Parti’nin yerel yönetim gücünü hissetmek adına sağduyulu insanların bize teveccüh göstereceğine inanıyordum. Seçim sonuçları da bunu gösterdi. Yerel belediyecilikte, yerel hizmet noktasında seçilmiş meclis üyelerinin bile hizmetin ilçelerine getirilmesi hususunda AK Parti’ye karşı bir eğilimlerinin olduğunu gözlemliyoruz” ifadelerini kullandı.
Kocabaş, Menderes’te yaşandığını söylediği “hizmetsizlik” ve “skandalların” da meclis üyelerinin tercihinde etkili olduğunu ileri sürdü: “Bir meclisteki meclis üyelerinin demokratik haklarını kullanırken eğilimlerinin bize olacağı hususunda şahsi olarak beklentim vardı. Çünkü hizmetsizlik, orada yaşanan skandallar göz önünde. Yerelde seçilmiş, üzerlerine bir vebal almış kişilerin bu eğilimi gösterecekleri umudu içerisindeydim ki öyle oldu.”
“Bizim kapılarımız herkese açık”
Programda gündeme gelen olası siyasi parti geçişlerine ilişkin de konuşan Kocabaş, bu konunun İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’ndeki öncelikli gündemleri arasında olmadığını söyledi.
Kocabaş, AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyüp Kadir İnan ile AK Parti İzmir İl Başkanı’nın açıklamalarını hatırlatarak, “Bizim kapılarımız herkese açık. Partimize bu tür geçişleri, bu tür eğilimlerin artmasını artık çok normal buluyoruz. Vatandaşın ciddi anlamda isyanları yükseldi. Vatandaş hizmetsizlikten çok şikâyetçi. Böyle bir düşünce, böyle bir niyet olmuş olabilir. Partimizin üst mercileri bu konuda gerekli açıklamaları yaptı. Kararı üst organlarımız verecektir” dedi.
Partiye katılımlarda bazı kriterlerin bulunduğunu ifade eden Kocabaş, “Mutlaka belli kriterler kontrol ediliyordur. Biz yolsuzluğa, hırsızlığa, ahlaksızlığa bulaşmamış belediye başkanlarımızın, belli kriterleri geçtikten sonra Sayın Cumhurbaşkanımızın onayıyla partimize katılabileceğini söylüyoruz. Katılımlar da oluyor” diye konuştu.
Kocabaş, siyasi geçişlerde vatandaşın hizmet beklentisinin etkili olduğunu savunarak, “Bu eğilimler artıyor çünkü bunun bir nedeni var. Bu artık vatandaşın siyasete, siyasetçiye yaptığı hizmetsizlik baskısından kaynaklanıyor. Yerelde vatandaş hizmet almadığı sürece, bu zamana kadar ülkedeki yerel belediyecilik anlayışını en doğru uygulayan partiye karşı meyli artıyor. Aslında gördüğümüz, vatandaşın siyasetçiye yaptığı bir baskı” ifadelerini kullandı.
“110 milyon euroluk krediye oy birliğiyle onay verdik”
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hizmet üretmekte merkezi yönetim kaynaklı engellerle karşılaştığı yönündeki söylemlere de yanıt veren Kocabaş, Büyükşehir Belediye Meclisi’nin yakın zamanda önemli bir krediye oy birliğiyle onay verdiğini hatırlattı.
“Daha geçen hafta Büyükşehir Meclisi’nde oy birliğiyle bir krediye onay verdik” diyen Kocabaş, söz konusu kredinin yaklaşık 110 milyon euro olduğunu ifade etti. Büyükşehir Belediyesi’nin kullanımına açık olmasına rağmen henüz kullanılmamış kredilerin de bulunduğunu belirten Kocabaş, Denetim Komisyonu üyeliği döneminde bu konudaki verileri gördüğünü söyledi.
Kocabaş, “Hâlâ Büyükşehir Belediyesi’nin kullanımına açık krediler var. Bunların İzmir halkına döndürülmesi gerekiyor. Ben bu dönem Büyükşehir Belediyesi Denetim Komisyonu üyeliğini de yaptım. Hâlâ kullanılmayan krediler olduğunu, İZSU’nun kullanması gereken ya da kullanabileceği krediler olduğunu biliyorum” dedi.
Yaşanan sorunların finansman eksikliğinden çok yönetim anlayışıyla ilgili olduğunu öne süren Kocabaş, “İzmir’de gerçeğin böyle olmadığının farkındayız. Burada hizmetsizliğe, yönetim becerisinin oluşmamasına, liyakatsiz insanların göreve getirilmesine mazeret üretiliyor ve bunlar vatandaşımızın önüne sürülüyor” ifadelerini kullandı.
“33 bin bağımsız bölüm hedeflendi, dönüşen sayı 1150”
22 yıllık inşaat mühendisi olduğunu belirten Kocabaş, belediye çalışmalarını değerlendirirken konulara teknik ve analitik açıdan yaklaşmaya çalıştığını söyledi. Plan ve Bütçe Komisyonu ile Denetim Komisyonu’ndaki görevleri boyunca verileri somut rakamlarla kamuoyuna aktardığını dile getirdi.
Kentsel dönüşümün İzmir açısından hayati önemde olduğunu vurgulayan Kocabaş, kentin fay hatlarıyla çevrili olduğunu ve tarih boyunca farklı büyüklüklerde depremler yaşadığını hatırlattı. İzmir’i uzun yıllardır yöneten yerel yöneticilerin kentsel dönüşüm konusunda yeterli hassasiyeti göstermediğini savunan Kocabaş, olası bir depremde bunun ağır sonuçlar doğurabileceğini söyledi.
Kocabaş, “Şu anda İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından 2012 yılından beri kentsel dönüşüm alanı ilan edilmiş altı alanımız var. Balıkuyu, Aktepe ve diğer bölgeler… Bu alanlarda hedeflenen bağımsız bölüm sayısı toplam 33 bin. Ama bugüne kadar, yaklaşık 15 yılda dönüştürülen bağımsız bölüm sayısı sadece 1150. 33 bin bağımsız bölümün dönüştürülmesi hedeflenmişken sadece 1150 konut değiştirilmiş” dedi.
“25 bin konut vaadinin 3 bin 100’ünün bile temeli ortada yok”
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın göreve gelirken 25 bin konut vaadinde bulunduğunu hatırlatan Kocabaş, muhalefet olarak bu vaatleri takip etmekle sorumlu olduklarını söyledi.
Kocabaş, “İzmirli bu vaatler söylenerek oy verdi. Bizim de burada bir muhalefet görevimiz var. Bunları sorgulamak, takip etmek görevimiz. Daha çok yeni 3 bin 100 konutun temellerinin atıldığı söylendi. Bunu geçen hafta mecliste de dile getirdim. Neyin temelleri atıldı? Zemin iyileştirme işlemleri başladı, bitmek üzere ama bugün o konutların daha temelleri ortada yok. 3 bin 100 konutla alakalı gördüğümüz herhangi bir yapıya başlanmış değil” diye konuştu.
Menemen’de Ege Şehir üzerinden yürütülen konut projesini de değerlendiren Kocabaş, Büyükşehir Belediyesi’ne ait arsanın devrine AK Parti grubunun da oy birliğiyle destek verdiğini söyledi. Projede yaklaşık 1500 konut bulunduğunu aktaran Kocabaş, belediyenin kurumsal açıklamalarında yaklaşık 60 bin başvurudan söz edildiğini, ancak satışların beklentilerin çok altında kaldığını savundu.
Kocabaş, ilk etaptaki 500 konuttan yaklaşık 400’ünün, ikinci etaptaki 1100 konuttan ise yaklaşık 100’ünün satıldığını ifade ederek, satılmayan dairelerin yeniden Büyükşehir Belediyesi tarafından satın alınmasına ilişkin bir gündem maddesinin de mecliste görüşüldüğünü belirtti.
“Vatandaş Büyükşehir Belediyesi’ne güvenmekte çekiniyor”
Konut satışlarındaki tabloyu fiyat politikaları ve geçmişte yaşanan kooperatif süreçleriyle ilişkilendiren Kocabaş, vatandaşların teslimat konusunda endişe yaşadığını savundu.
“Kooperatiflerde mağdur edilmiş vatandaşlarımız hâlâ mahkeme kapılarında haklarını aramaya çalışıyor. Ortada tamamlanmış ve teslim edilmiş binalar yok” diyen Kocabaş, “25 bin konutun 3 bin 100 tanesinin daha temellerine bile gelemedik. İki buçuk yıl geçti. Bu 25 bin konut nasıl bitecek? Vatandaşımıza satıyorsunuz, vatandaşımız satın almaktan imtina ediyor, çekiniyor. ‘Acaba başıma bir şey gelir mi?’ diye düşünüyor” ifadelerini kullandı.
Kocabaş, bu güvensizlikte teslimat süreçlerinin de etkili olduğunu belirterek, “Kooperatiflere bakıldığında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yapmaya çalıştığı ama beceremediği süreçler var. Kooperatif skandalları nedeniyle vatandaşımız haklı olarak çekiniyor. Bunlar da bunun bir göstergesi” dedi.
“Kentsel dönüşümde bir anlayış problemi var”
Kentsel dönüşüm konusundaki temel sorunun yönetim anlayışından kaynaklandığını savunan Kocabaş, geçmişte de dönüşüm konusunda olumsuz yaklaşımlar bulunduğunu söyledi.
“İzmir’de kentsel dönüşüm gibi çok önemli bir yasaya ‘rant yasası’ olarak bakan bir Büyükşehir Belediye Başkanımız da vardı” diyen Kocabaş, “Siz kentsel dönüşümü Büyükşehir Belediye Başkanlığı olarak sahiplenmez, kentin ihtiyaçları doğrultusunda gerekli hassasiyeti göstermez, hatta yapmak istediğinizde insanları mağdur ederseniz bu şehir dönüşüm konusunda bu kadar yavaş kalır” ifadelerini kullandı.
Kocabaş, belediye başkanlarıyla ilgili yargısal tartışmaların kendi değerlendirmesinin merkezinde olmadığını belirterek, “Ben belediye başkanının rant alıp almadığı hususuna takılmıyorum. Haklılık, haksızlık neyse adalet sistemi onu ayırır. Benim baktığım açı tamamen vatandaşın menfaati ve hakkı” dedi.
“İzmir’de yapı stokunun yüzde 70’i sağlam değil”
İzmir’de yapı stokunun büyük bölümünün güvenli olmadığını savunan Kocabaş, 17 Ağustos Marmara Depremi ve yakın geçmişte yaşanan depremleri hatırlatarak kentsel dönüşüm çalışmalarının hızlandırılması gerektiğini söyledi.
Kocabaş, “Bugün İzmir’de yapı stokunun yüzde 70’inin sağlam olmadığı bir şehirde dönüşüme ilginin ve alakanın uzun yıllardır çok yavaş olduğunu söylüyorum. 17 Ağustos gibi acıları yaşadığımız, daha yakın tarihte deprem gerçeğini hatırladığımız bir ortamda İzmirli yöneticiler bu konuya maalesef çok ilgisiz bakıyorlar. Buna itiraz ediyorum, bunu doğru bulmuyorum” diye konuştu.
Cumhur İttifakı’nın İzmir’de yaklaşık 1 milyon vatandaşın oyunu aldığını belirten Kocabaş, bu nedenle muhalefet olarak kentte yaşanan sorunları dile getirme sorumlulukları bulunduğunu söyledi.
“Kentsel dönüşüm çok önemli. İzmir’in buna ihtiyacı var. Maalesef iki buçuk yılda İzmir Büyükşehir Belediyesi kentsel dönüşüm konusunda çok yavaş bile diyemeyeceğim kadar düşük bir hızla ilerliyor. Aslında hiç ileriye gitmiyor” ifadelerini kullandı.
“Bilim insanları yapı stokunun acilen değiştirilmesi gerektiğini söylüyor”
Kentsel dönüşüm konusunda bilim insanlarının uyarılarının dikkate alınması gerektiğini belirten Kocabaş, üniversitelerde görev yapan akademisyenlerin de İzmir’in yapı stokunun acilen yenilenmesi gerektiğini dile getirdiğini söyledi.
Kocabaş, “Bilim insanları bunu çok defa dile getirdi. Ekonomi Üniversitesi’nde bölüm başkanı olan, benim de üniversitede bölüm başkanım olan çok kıymetli hocamızın bir açıklaması var. İzmir’in yapı stokunun acil değiştirilmesi gerektiğini, buna dokunulması gerektiğini söylüyor” dedi.
Büyükşehir Belediyesi’nin kalan görev süresinde bu alanda daha güçlü bir irade ortaya koymasını temenni eden Kocabaş, “İnşallah Büyükşehir Belediye Başkanlığı bu son iki buçuk yılda bir dokunuş gösterir” ifadelerini kullandı.
“Üst düzey kadrolar çok sık değiştiriliyor”
İzmir Büyükşehir Belediyesi’ndeki bürokrat değişikliklerini de eleştiren Kocabaş, göreve getirilen bazı üst düzey yöneticilerin kısa süre sonra görevden alındığını söyledi.
Belediye başkanlarının önceki yönetimden kalan kadroları değiştirme hakkına sahip olduğunu ifade eden Kocabaş, “Bu kendi takdiridir. Halk ona bir yönetim hakkı vermiştir. İradesini kullanabilir. Ama göreve geldikten sonra kendi getirdiğiniz daire başkanı, genel müdür, genel müdür yardımcısı seviyesindeki insanları çok kısa sürelerde görevden almaya başlarsanız başka bir durum ortaya çıkar. Ben en son 19 üst düzey bürokrat sayısını hatırlıyorum” dedi.
Umut Tekin’in İZELMAN Genel Müdürlüğü görevini örnek gösteren Kocabaş, göreve getirildikten yaklaşık bir buçuk ay sonra istifasının istendiğini belirtti. Benzer şekilde yaklaşık 20 kişilik bir kadronun değiştiğini öne süren Kocabaş, bu durumun belediye birimlerinde istikrarı bozduğunu savundu.
“Siz kadroları bu kadar sıklıkla değiştirirseniz o birimlerde, müdürlüklerde istikrarı sağlayamazsınız. Kadrolara ve personele güvensizlik aşılarsanız oradan verim beklemek doğru olmaz. Bu yanlış bir yönetim anlayışı. Kendi şirketiniz olsa bedelini siz ödersiniz ama bugün bunların bedelini İzmirli ödüyor. Biz buna üzülüyoruz ve ‘İzmirli bunları hak etmiyor’ diyoruz” ifadelerini kullandı.
Opera binası, Katip Çelebi ve Gürçeşme istasyonlarını gündeme getirdi
Büyükşehir Belediyesi’nin yarım kalmış çok sayıda projesi bulunduğunu savunan Kocabaş, opera binası ile Katip Çelebi ve Gürçeşme istasyonlarını örnek gösterdi.
“Büyükşehir’in artık ortada kalmış, yarım kalmış birçok projesi var. Opera binası ortada. Katip Çelebi ve Gürçeşme istasyonlarını kaba inşaatlarıyla devraldılar. Gidin bakın, hâlâ aynı. Bu istasyonları bile tamamlayıp vatandaşımızın hizmetine sokamadık” dedi.
İzmir’in en önemli sorunları arasında trafik ve otoparkın bulunduğunu söyleyen Kocabaş, Çankaya Katlı Otoparkı sürecine ilişkin de ayrıntılı değerlendirmelerde bulundu.
“Çankaya Katlı Otoparkı için 15 ay beklendi”
Kocabaş, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın Nisan 2024’te, bakanlığın izin vermesi durumunda Çankaya Katlı Otoparkı’nı güçlendireceğini söylediğini hatırlattı.
AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı’nın ilgili bakanlık nezdinde girişimlerde bulunduğunu ifade eden Kocabaş, güçlendirmeye izin veren resmi sürecin tamamlandığını söyledi. Buna karşın Eylül 2025’te güçlendirmeden vazgeçildiğinin açıklandığını belirten Kocabaş, aradan yaklaşık 15 ay geçtiğine dikkat çekti.
Kocabaş, “2024’ün Nisan ayında ‘Bakanlık izin verirse güçlendireceğim’ denildi. Ceyda Bölünmez Çankırı da ilgili girişimleri tamamladı. Bakanlıktan güçlendirme yapılabileceğine yönelik resmi süreç sonuçlandı. Ama 2025 yılının Eylül ayında bir açıklama geldi ve ‘Ben burayı güçlendirmeyeceğim’ denildi. Tam 15 ay sonra güçlendirme niyetinden vazgeçildi” ifadelerini kullandı.
“Hazırlanmış bir güçlendirme projesi yoktu”
İnşaat mühendisi kimliğiyle Çankaya Katlı Otoparkı konusunda teknik değerlendirme yapan Kocabaş, belediyenin açıkladığı maliyet hesabının gerçek bir güçlendirme projesine dayanmadığını savundu.
Kocabaş, “Teknik olarak çok net ifade ediyorum; aksi varsa istifa etmeye de hazırım. Hazırlanmış bir güçlendirme projesi yoktu. Tamamen varsayım üzerine bir hesap yaptılar ve o hesap da yanlıştı” dedi.
Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yeni bir güçlendirme projesi hazırlandığını bildiğini ifade eden Kocabaş, çıkacak maliyetin daha önce dile getirilen rakamların altında kalacağını öne sürdü.
“Doğru bir çözümlemeyle, doğru bir çalışmayla Kemeraltı esnafı mağdur edilmezdi. Ama yönetim anlayışının eksikliği, oradaki kadroların belki de belediye başkanını yanlış yönlendirmesiyle Kemeraltı esnafı mağdur oldu” diye konuştu.
“Her gün 4 bin aracın kullandığı otopark konusunda İzmirliye haksızlık yapıldı”
Çankaya Katlı Otoparkı’nın Kemeraltı esnafı açısından kritik önemde olduğunu belirten Kocabaş, otoparkın günlük yaklaşık 4 bin araç tarafından kullanıldığını söyledi.
Kocabaş, “Siz orayı araçla beslemezseniz, her gün 4 bin aracın kullandığı bir otoparkı 15 ay ‘güçlendireceğim’ diye bekletip, sonrasında gerçek mühendislik hesaplarıyla hesap edilmemiş varsayımsal bir maliyetle bu sözünüzden vazgeçerseniz İzmirliye haksızlık yaparsınız” dedi.
Güçlendirme projelerinin 15 ay önce hazırlanması gerektiğini savunan Kocabaş, mülkiyet sahiplerinin payları oranında bir maliyet modeli geliştirilebileceğini ifade etti.
Kordon otoparkı hesabı: “Yaklaşık 50 bin hafriyat kamyonu gerekir”
Kordon’da 3 bin ila 4 bin araç kapasiteli yer altı otoparkı yapılması yönündeki projeyi de değerlendiren Kocabaş, projenin teknik olarak son derece güç ve yüksek maliyetli olduğunu söyledi.
Kordon’un 1990’lı yılların sonu ile 2000’li yılların başında dolgu alanı olarak düzenlendiğini hatırlatan Kocabaş, “Orası koskoca kayalarla, büyük taşlarla dolduruldu. 3 bin-4 bin araç kapasiteli bir otopark yapmak isterseniz yaklaşık 80-90 bin metrekare kapalı alan açmanız gerekiyor. Kordon’u baştan sona katsanız bile o rekreasyon alanı dahil bu kadar alanınız yok. İki kat aşağı inmeniz gerekir. Bir katın yaklaşık 50 bin metrekare olması gerekir” dedi.
Kendi yaptığı yaklaşık hesaplamayı da paylaşan Kocabaş, bir hafriyat kamyonunun 10-14 metreküp malzeme taşıdığı kabul edildiğinde yaklaşık 50 bin kamyon seferine ihtiyaç duyulacağını söyledi.
“Yaklaşık 50 bin hafriyat kamyonunun Kordon’a girip çıkması gerekiyordu. Hadi kazdınız; denizle bu kadar teması olan bir yerde otoparkı imal ederken, yalıtımını yaparken ne kadar zorlanacaksınız? Bir yapay zekâ ile hazırlanmış otopark görseli gördük. Biz ‘İzmirlinin otopark sorununa çözüm olacaksanız buyurun yapın, kim elinizi tutuyor?’ dedik. Sonra bir süre sonra projeden vazgeçildiği açıklandı” ifadelerini kullandı.
“400-500 milyon liralık güçlendirme hesabı varsayıma dayanıyordu”
Çankaya Katlı Otoparkı için 400-500 milyon lira seviyesinde bir güçlendirme maliyetinden söz edildiğini hatırlatan Kocabaş, bu hesabın mühendislik verilerine dayanmadığı iddiasını yineledi.
“Israrla altını çiziyorum, aksini iddia eden olursa istifa etmeye hazırım. Gerçek mühendislik ilkeleriyle bir güçlendirme projesi hazırlanıp bunun maliyet hesabı yapılmadı. Varsayım üzerine hesap yapıldı ve o hesap da yanlış yapıldı” dedi.
Binadan güçlendirme projesi için gerekli teknik verilerin toplanmadığını öne süren Kocabaş, “Toplanmayan veri üzerine varsayımsal maliyet hesabı yapıldı. 400-500 milyon gibi rakamlardan bahsedildi. Oysa asla öyle bir rakam çıkmayacak. Göreceksiniz, belki yarısına, hatta yarısından daha düşük bir bedele bir güçlendirme projesi çıkacak. Benim mühendislik tecrübem bana bunu söylüyor” ifadelerini kullandı.
“Kordon otoparkının maliyeti 4-5 milyar lirayı bulabilirdi”
Kocabaş, Kordon’a yapılması planlanan 3 bin-4 bin araç kapasiteli otopark için kendi hesabına göre yaklaşık 4-5 milyar liralık bir maliyet ortaya çıkabileceğini söyledi.
Projenin yıllara yayılabilecek kadar zor bir imalat gerektirdiğini belirten Kocabaş, Kordon’un büyük kayalarla oluşturulmuş bir dolgu alanı olmasının kazıyı daha da zorlaştıracağını vurguladı.
“Oradaki esnaf ne olacak? Kordon kullanıma yıllarca kapanacak. Kendi belediye başkanlığı yaptığı yerde bir yaya geçidini yedi ay yerine 15 ayda tamamlayan bir yönetimin böyle zor bir imalatı nasıl yapacağını sorguladım. Gerçekten çok zor. Herhalde 4-5 milyarlık maliyet ve imalatın zorluğu ortaya çıkınca projeden vazgeçilmiş olabilir” değerlendirmesinde bulundu.
Ulaşım ve su tarifelerine tepki
Ulaşım maliyetlerinin yükseldiğini belirten Kocabaş, 90 dakika uygulamasındaki değişikliklerin de vatandaş üzerinde ek yük oluşturduğunu savundu.
Su tarifelerine ilişkin vatandaşlardan yoğun şikâyet aldıklarını söyleyen Kocabaş, İZSU’nun kademeli tarife sisteminin uygulanış biçimini de eleştirdi. Belirli bir tüketim miktarına kadar farklı, bu miktarın üzerindeki kullanım için farklı fiyatlandırma yapılması gerektiğini ifade eden Kocabaş, mevcut hesaplama biçiminin vatandaşların şikâyetine neden olduğunu söyledi.
“İzmirliye yapılması gereken çok iş var. Biz belediye yönetiminin eksikliklerini ve şehirde yaşananları dile getiriyoruz. Sokaktaki vatandaşı dinlediğinizde hizmetsizlik noktasında çok ciddi bir memnuniyetsizlik ve isyan olduğunu görüyorsunuz” dedi.
“2019’da 1 milyon 700 bin ton asfalt, 2025’te 387 bin ton”
Kentte yaşanan yol ve asfalt sorunlarına da değinen Kocabaş, çukurların İzmir’in önemli sorunlarından biri haline geldiğini söyledi.
Kocabaş’ın verdiği rakamlara göre, 2019 yılında yaklaşık 1 milyon 700 bin ton olan asfalt üretimi ya da serim miktarı 2025 yılında 387 bin ton seviyesine geriledi.
“Grafik yukarıdan aşağıya doğru inmiş. İzmirli artık yollardaki çukurların giderilmesini istiyor” diyen Kocabaş, kişisel olarak da çukurlar nedeniyle aracının lastiklerinin son dönemde dört kez patladığını söyledi.

“İlk 100 günde en önemli konu trafik olurdu”
AK Parti’nin İzmir Büyükşehir Belediyesi yönetimine gelmesi halinde ilk 100 günde hangi konuların öne çıkacağına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kocabaş, ilk sıraya trafiği koydu.
“İlk 100 günde bence en önemli konulardan biri trafik. Özellikle son zamanlarda yaşadığımız trafik sorununa farklı alternatif yollar ve farklı çözümler getirilebileceğini düşünüyorum” diyen Kocabaş, bakanlıklarla koordinasyonun artırılmasının da hizmet üretimini hızlandıracağını savundu.
Kocabaş, “Önemli olan yönetim anlayışınız. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bakanlıklarıyla doğru iletişim kurarsanız, bugün her belediyeye eşit ve hakkaniyetli davranan bakanlıklarımız var. İller Bankası’ndan paylar nüfus oranında dağıtılıyor. Siz bütçeleri doğru kullanmaz, doğru yönetmezseniz sıkıntı yaşarsınız” ifadelerini kullandı.
Yerel yönetimin önceliklerinin vatandaşın ihtiyaçları doğrultusunda şekillenmesi gerektiğini söyleyen Kocabaş, AK Parti’nin milletvekilleri, il başkanlığı ve siyasi kadrolarıyla bakanlıklar arasında güçlü bir koordinasyon kurulabileceğini savundu.
“İzmirli için yapacağımız çok iş var. Bakanlıklarımızla çok yüksek koordinasyon içerisinde hizmet getireceğiz” dedi.
“Yatırım gelmezse istihdam problemi de büyür”
İzmir’deki istihdam sorunlarını yatırım ortamıyla ilişkilendiren Kocabaş, yerel yönetimin yatırımcının önünü açması gerektiğini söyledi.
Kocabaş, “25 yıldan beri bu şehri yerel belediyecilik noktasında CHP yönetiyor. Mevcut belediye başkanı şu anda bağımsız olsa da CHP’den seçildi. Yatırımın gelmediği yerde istihdam problemini görmek normal. Siz yatırımı doğru yönlendiremezseniz, yatırımcının önünü açacak bir yerel yönetim anlayışı ortaya koymazsanız, yatırımcıya güven vermezseniz istihdamda da sorun yaşarsınız” diye konuştu.
İlçe belediyelerindeki ruhsat süreçlerinin yatırımcının kararını doğrudan etkilediğini belirten Kocabaş, fabrika kurmak isteyen sanayicinin, konut üretmek veya kentsel dönüşüm yapmak isteyen müteahhidin uzun ruhsat süreçleriyle karşılaşmasının yatırım ortamını olumsuz etkilediğini savundu.
“İzmir’de yıllara sari süreçte Avrupa’dan bazı yatırımcıların yatırımdan vazgeçtiğini biliyorum. Yerel hizmetleri doğru sağlayamazsanız, yatırımcıya imkân tanımazsanız, inşaat ruhsatını kanuni sürelerin çok dışında çok uzun sürelerde verirseniz yatırımcı niye yatırım yapsın? Yatırımcıyı da düşünmek zorundasınız” dedi.
“İzmirlinin lehine olan her konuda belediye yönetiminin yanındayız”
Muhalefet anlayışlarının yalnızca eleştirmek üzerine kurulmadığını belirten Kocabaş, İzmir’de yaşayan vatandaşların yararına olacak her uygulamaya destek vermeye hazır olduklarını söyledi.
“Biz bir formül geliştirmekten öte, İzmir’de yaşayan vatandaşlarımızın lehine yapılacak her uygulamada belediye yönetiminin yanında olduğumuzu defalarca ifade ettik” diyen Kocabaş, AK Parti grubunun yanı sıra milletvekilleri, il başkanlığı ve AK Parti Genel Sekreteri Eyüp Kadir İnan’ın da bakanlıklarla koordinasyon konusunda destek vermeye hazır olduklarını kamuoyuna açıkladığını hatırlattı.
Kocabaş, “Biz burada bir muhalefet partisiyiz ama muhalefet yaparken de İzmirlinin lehine, İzmirli vatandaşlarımızın faydalanacağı her konuda belediye başkanının sonuna kadar yanındayız” ifadelerini kullandı.
2029 mesajı: “İzmirli çok daha farklı bir tercih yapacak”
2024 yerel seçimlerinde AK Parti İzmir İl Seçim Koordinasyon Merkezi Başkanlığı görevini yürüttüğünü hatırlatan Kocabaş, kentte seçmenin yaklaşımının değişmeye başladığını savundu.
Kocabaş, “İzmir’de yaşayan vatandaşlarımız artık seçimde çok daha farklı düşünmeye başladılar. Eğer bu beş yıl böyle devam eder, önümüzdeki iki buçuk yılda da İzmirli vatandaşlarımız bu hizmetsizliği yaşamaya devam ederse AK Parti olarak burayı kazanacağımıza inanıyorum” dedi.
AK Parti’nin elinde bu konuda bir anket olup olmadığını bilmediğini de açıkça ifade eden Kocabaş, buna karşın teşkilatın sokakta vatandaşın nabzını tuttuğunu söyledi.
“Benim bildiğim bir anket çalışması olup olmadığını bilmiyorum. Ama biz vatandaşın nabzını sokakta tutan bir teşkilatız. Vatandaşımız şu an çok mutsuz, çok memnuniyetsiz, hizmetsizlikten çok şikâyetçi. 2029’daki seçimlerde İzmirlinin iradesini bugüne kadar kullanmadığı ölçüde AK Parti yönünde kullanacağını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
“İzmir’in ciddi bir değişime ihtiyacı var”
İzmir’in Türkiye’nin nüfus bakımından üçüncü büyük kenti olduğunu hatırlatan Kocabaş, buna karşın gelişim ve değişim açısından geride kaldığını savundu.
“İzmirlinin artık sabrı kalmadı. Bu hizmetsizliğe, bu sıkıntılara sabrı kalmadı. İzmir’in ciddi bir değişime ihtiyacı var. İzmir’e yatırımların artması, koordinasyonu ve liyakati yüksek yöneticilerle kentin yönetilmesi lazım” dedi.
Kocabaş, İstanbul, Gaziantep ve Konya gibi kentleri örnek göstererek, şehir dışına çıkan İzmirlilerin son 25 yıldaki gelişim farkını gözlemlediğini öne sürdü.
“Türkiye’nin birçok kentindeki son 25 yıllık gelişim ve değişime baktığınızda İzmir’in ne kadar geride kaldığını görebilirsiniz. İzmir’den şehir dışına çıkan vatandaşlarımız da bunun farkında” ifadelerini kullandı.
“İzmirli yerelde ideolojik düşünmekten uzaklaşıyor”
Kentte seçmen davranışının değiştiğini düşündüğünü ifade eden Kocabaş, “Sokağa çıktığımda artık İzmirlinin ideolojik düşünmekten vazgeçtiğini çok net görüyorum” dedi.
Yerel yönetim hizmetleri konusunda vatandaşın ciddi şikâyetleri bulunduğunu savunan Kocabaş, “Vatandaşlarımızın yerelde çok şikâyetçi ve rahatsız olduklarından eminim. Hizmetin gelmesi, bir değişimin başlaması için AK Parti’nin yerel yönetim tecrübesinin İzmir’e yansıması gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.
“Bir koltuk beklentim yok, partimin vereceği her göreve hazırım”
İzmir yönetiminin AK Parti’ye geçmesi halinde kendisinin belirli bir göreve talip olup olmadığı yönündeki soruya da yanıt veren Kocabaş, kişisel bir makam beklentisinin bulunmadığını söyledi.
Aktif siyasi hayatı boyunca “görev adamı” olduğunu belirten Kocabaş, “Belki mühendis kimliğimden, belki karakterimden dolayı hep görev adamı oldum. Görevimi layıkıyla yapmanın derdinde oldum. Ben bu davaya ve bu partiye çok inanan bir insanım. Partimizin vereceği her görevde, her noktada olmaya hazırım” dedi.
Daha önce AK Parti İzmir İl Başkan Vekilliği yaptığını hatırlatan Kocabaş, il başkanlığı için kendi isminin de gündeme geldiği dönemde Ankara’ya gittiklerini anlattı.
Kocabaş, o süreçte de parti teşkilatına aynı yaklaşımı dile getirdiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Partimiz görev verirse yapmaya hazırım. Ben değil de başka bir il başkanı olur ve bana ‘Şu kapıda bekle’ derse de beklerim diye ilçe başkanlarımızın ve parti yöneticilerimizin önünde söyledim. Böyle bir beklentim yok ama partimizin vereceği, ‘Yap’ diyeceği her göreve de hazırım.”



Yorum Yazın