NEO TV'de konuşan CHP'li Dinçer'den 'ekonomi' eleştirisi: Açlık sınırı 30 bin liranın üzerinde, yangın mutfakta!
CHP Yurt Dışı Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Semra Dinçer, NEO TV'de ülke ekonomisine yönelik sert eleştiriler yöneltti. İktidarın 'üç çocuk' politikasına ekonomi üzerinden atıfta bulunan Dinçer, "Sadece bu iş doğumuyla bitmiyor. Bir kereye verdiğiniz beş bin lira ile bu iş çözülmüyor" dedi. Ayrıca toplumun her kesiminin ekonomik krizin altında ezildiğini de vurgulayan Dinçer, en büyük yangının mutfakta olduğunu ifade ederek "Açlık sınırı 30 bin liranın üzerinde. Torbasını dolduran ve evine götüren doğru düzgün vatandaş yok" şeklinde konuştu.
- Ege Postası
- 01.07.2026 - 22:44
- Güncelleme: 01.07.2026 - 23:42
EGEPOSTASI- Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Yurt Dışı Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Semra Dinçer, NEO TV’de yayınlanan Gündemin Ötesi programında Neslihan Karayılan’ın sorularını yanıtlarken, gündeme ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
'ÜÇ ÇOCUK' POLİTİKASINA 'EKONOMİ' ÜZERİNDEN ELEŞTİRİ: "BU İŞ DOĞUMLA KALMIYOR"
Günümüz ekonomik koşulları üzerinden iktidarın 'üç çocuk' tavsiyesin eleştiren ve çocuk yetiştirmenin maliyetinin çalışan aileler için taşınamaz bir yük haline geldiğini vurgulayan Dinçer, "‘Üç çocuk yapın’ diyorlar. Güzel, üç çocuk yapacağım. Ben yaptığım bu çocuğa, siz ilk çocuk için 5000 lira vereceksiniz, bir kereye mahsus. İlk doğumda 5000 lira. Sonra ikinci çocuk için her ay 1500 lira vereceksiniz. Bu da güzel. Bir de asgari ücret vereceksiniz, 28 bin lira. Bugün ülkemizde ne yazık ki şunu söyleyeyim, orta halli bir kreş normal. Devletin olmayan veya belediyenin olmayan özel kreş 25-30 bin liradan aşağı değil. Neredeyse bir asgari ücret şu anda bir çocuğun kreşine bedel. Baktığınız zaman bu insanların nasıl üç çocuk yapmasını bekliyorsunuz?
2001 yılında doğurganlık oranımız bizim 2.38'di. Şimdi 1.40'a kadar düştü. Bir ülkenin kendi nüfusuyla kendini yenilemesi için gerekli olan oran yüzde 2.1. Biz şu anda onun çok altındayız ve Cumhurbaşkanı şöyle bir şey söylüyor: ‘Keyfiyetten yapmıyorlar’ diyor ama bugün çalışan iki tane genç bile olsa evlendiklerinde bir çocuktan sonrasını yapmak onlar için çok zor. Sadece bu iş doğumuyla bitmiyor. Bir kereye verdiğiniz beş bin lira ile bu iş çözülmüyor. Bir çocuğun doğduktan sonra belli bir yaşa gelene kadar masrafı aylık on beş bin liradan aşağı düşmüyor. Maması, bezi, kremi, doktoru, ilacı her neyse bunlarla on beş bin liradan aşağıya düşmüyor. Ama sorun bununla da bitmiyor. İki üç yaşına geldiğinde kreş dönemi başladığında size söylediğim fiyatlarla karşı karşıya kalıyoruz. Onun arkasından okul süreci başlıyor. Devlet okullarında yer buldunuz. Bulamadınız, özel okula vermeye kalktıysanız, vay halinize. Özel okulların fiyatlarını hepimiz çoğunlukla biliyoruz, gelen zamları görüyoruz. Çalışan iki kişinin bunu karşılamak gibi bir şansı yok. Ondan sonra da ‘Üç çocuk yapın’. Bir tanenin maliyetini karşılayamayan bir anne baba, üç çocuğu nasıl yapabilir?" ifadelerini kullandı.
"EMEKLİLİN, ÇİFTÇİNİN HALİ İÇLER ACISI"
Ülkedeki ekonomik krizin ve refah seviyesindeki düşüşün köklü politikalar üretilmemesinden kaynaklandığını savunan Dinçer, toplumun farklı kesimlerinin yaşadığı mağduriyetlere de değinerek hem üreticinin hem de emeklinin sistemin altında ezildiğini belirtti ve şu şekilde konuştu:
"Ekonomide ve ülkenin gelişmesinde vatandaşın refahının sağlanması noktasında hiçbir zaman köklü, yarayı kazıyan bir eylemde bulunulmadı. Hani hep üzerine pansuman yapıldı, hep ağrısı kesildi, ama alttaki esas o yaranın kökü kazılmadı, o kök kazılmadı. Dokunduğumuz her kişiden bir dokunuyoruz, bin ah işitiyoruz. Çünkü bu ülkede yaşayan herkes çok dertli. Çiftçiye gidiyorsunuz, çiftçinin ayrı dertleri var. Gübresini atamamaktan, tohum alamamaktan, alsa bile yaşanan birtakım küresel iklim değişikliklerinden dolayı kuraklık ya da sel baskınlarından, bütün bu yaptığı masraflara karşılık verimli ürün elde edememekten, devletin ciddi destekler vermemesinden, çiftçi ayrı bir şikayetçi. Şehre geliyorsunuz, emeklilerle konuşuyorsunuz, zaten emeklinin hali içler acısı. ‘Ayda 20 bin lirayla nasıl geçinirseniz geçinin’ diyorlar.
Eskiden emekli vatandaşlarımız emekli oldukları zaman aldıkları tazminatlarıyla birlikte ev alırlardı, araba alırlardı, çocuklarını evlendirirlerdi, hatta kıya köşeye para bile atabilirlerdi. Daha sonra da o emekli aile çocukları dara düştüğünde çocuklarına destek verebilirlerdi. Şimdi bakıyorsunuz, emekli anne babanın, ailenin içerisinde başka kimse yoksa büyük bir ihtimalle çocukları destek olmazsa o emeklilerin geçim şansı yok. Hele hele evi yoksa, bir de kira da oturuyorsa beter bir durum. Asgari ücretlere bakıyorsunuz, 28 bin lira. Açlık sınırı 30 bin liranın üzerinde. Şu anda askeri ücretle geçinen açlık sınırının altında bir yaşam mücadelesi veriyor. Emekli artık söylemiyorum bile çünkü 20 bin lira gibi bir rakam komik bir rakam. O yüzden de bir gittiğimiz yerde yani böyle bir isyanla karşılaşmadığımız hiçbir yer yok. Şu anda en büyük isyan mutfakta olan yangın, tencerenin kaynamaması, ocağın yanmaması. İnsanlar pazara gidiyorlar. En son Ramazan ayında pazara çıkmıştık. Torbanın içerisinde çok az şey var. Birazcık salatalık, domates. ‘Yemek pişirecek bir şey almamışsın teyze’ diyorum, ‘Olsun salata yaparım, bir de kuru fasulye yaparsam yanına, öğünü de böyle geçiririz’ diyor. Yani torbasını dolduran ve evine götüren doğru düzgün vatandaş yok. Pazarcı esnafı ondan daha beter. ‘Eskiden tezgahımı saat üç dört gibi bitirir, kapatır ve artık yoluma koyulurdum ama şimdi açtığım tezgahı ertesi gün başka bir pazar tezgahıyla da devam ettirebiliyorum çünkü satışım yok. Alım gücü yok’ diyor, diyor. Yani ekonomi gerçekten korkunç bir durumda"
"AZ KAZANANDAN AZ, ÇOK KAZANANDAN ÇOK VERGİ ALINMADIĞI SÜRECE..."
Cumhuriyet Halk Partisi olarak çözüm önerilerini ve kamusal politikalara dayalı vizyonlarını aktaran Dinçer, "Ama biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak şunu söylüyoruz: Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi almadığınız müddetçe, bu adaletsiz vergi sistemi devam ettiği müddetçe, bu adaletsiz gelir dağılımı devam ettiği müddetçe, insanlar açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edildiği müddetçe, bu ülkenin ne gelişmesine ne kalkınmasına ne de başka ülkelerle rekabet etme şansının kalmadığını hepimiz söylüyoruz. Yıllardır vatandaşı düşünmeyen yanlış politikalar sonucu, sadece rant kesimini düşünen, halk kesimini düşünmeyen bütün plan ve projeleri belli bir güruh için hesaplayan iktidardan biz artık ‘Halka dönük kamusal politikalarla biz vatandaşımızın bu zor sürecini inşallah atlatacağız’ diyoruz. Esnaf diyor ki 'Satışım yok, siftahım yok, ama kiramı veriyorum. Ama buna rağmen vergimi veriyorum'. Hiçbir şey kazanmayan esnaf kazanmadığının üzerinden hâlen bir vergi vermek için zorlanıyor ama milyarlar kazanan yandaş şirketler ise vergi affından birçok vergileri siliniyor belki o esnaf kadar bile vergi ödemiyorlar" açıklamasında bulundu.
Yorum Yazın