Müslim Sarı’dan çifte çıkış: 'Tugay neden aday yapıldı?', 'Soyer tahliye edilmeli'
CHP Genel Başkan Yardımcısı Müslim Sarı, Cemil Tugay’ın İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday gösterilme sürecini ve AK Parti’ye geçişini sert sözlerle eleştirdi. Sarı, Özgür Özel’e özeleştiri çağrısı yaparken, tutuklu eski başkan Tunç Soyer için de 18 Kasım’da tahliye beklentisini açıkladı.
- Ege Postası
- 19.10.2026 - 12:41
- Güncelleme: 19.10.2026 - 13:01
HİLAL YAKUT/EGEPOSTASI- Cumhuriyet Halk Partisi Parti Sözcüsü ve Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Müslim Sarı, İzmir’de yaptığı açıklamalarda kentin siyaset gündemine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Cemil Tugay’ın büyükşehir belediye başkanlığına aday gösterilmesinden AK Parti’ye geçişine uzanan süreci eleştiren Sarı, adaylık kararının sorumluluğunu alanların bugün de kamuoyuna hesap vermesi gerektiğini söyledi. Sarı, YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’e seslenerek İzmir halkından özür dilenmesi çağrısı yaptı. Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in tutukluluğuna da değinen Sarı, dosyada tutukluluğun sürmesini gerektirecek güçlü maddi delil bulunmadığını savunarak 18 Kasım’da tahliye beklentisini dile getirdi.
“Cemil Tugay hangi başarı kriterine göre aday yapıldı?”
Cemil Tugay’ın İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday gösterilmesini eleştiren Müslim Sarı, Tugay’ın Karşıyaka Belediye Başkanlığı dönemindeki performansını sorguladı. Sarı, Tugay’ın adaylığına ilişkin kararın hizmet başarısıyla açıklanamayacağını öne sürerek, kurultay sürecinde Özgür Özel’e verdiği desteğin belirleyici olduğunu iddia etti.
Sarı, şu ifadeleri kullandı:
“Cemil Tugay hangi başarı kriterine göre büyükşehir belediye başkanı yapıldı? Bana bu arkadaşa referans olan kişilerin en başta Özgür Özel'in bir açıklama yapması gerekiyor İzmir halkına. Bu arkadaşımız bu belediye başkanı Karşıyaka belediye başkanı iken ne kadar başarılıydı? Sizler bu hizmetleri görüyorsunuz, aranızda Karşıyaka'da yaşayanlar var. Karşıyaka belediye başkanı iken İzmir'in en başarısız belediye başkanlarından biriydi genel merkez nezdinde. Ve biz başarısız olan bu Cemil Tugay'ın birtakım rant ilişkileri sebebiyle, beşli çeteleriyle iş tutması sebebiyle bir daha aday yapılmaması için öneride bulunmuştuk. Sayın Genel Başkanımız bunu açıkladılar. Devir teslim töreninde özellikle yapmış olduğu görüşmede kendi uyarılarını, bu belediye başkanımızın bir daha aday yapılmaması yönündeki uyarılarını iletmişlerdir. Ancak ne oldu? Bırakın bu arkadaşımızın bir daha Karşıyaka'ya belediye başkanı yapılmamasını, büyükşehir belediye başkanı adayı yapıldı.”
“İzmir halkından özür dileyeceksiniz”
Tugay’ın aday gösterilmesinin gerekçelerini sorgulamayı sürdüren Sarı, kurultay döneminde Özgür Özel’i desteklemesinin bu kararda etkili olduğunu ileri sürdü. Adaylık sürecinde anketlere ilişkin açıklamaları da eleştiren Sarı, kararın siyasi sorumluluğunun üstlenilmesi gerektiğini vurguladı.
“Peki neden? Bunun hiçbir rasyonel gerekçesi yoktur, bir tane gerekçe dışında. Çünkü Cemil Tugay parti içindeki ayrışmada, parti içindeki yol ayrımında, kurultayda Özgür Özel'i destekledi. Özgür Özel'i destekleyen tek belediye başkanıydı. Sadece İzmir'de değil, Anadolu'da da Özgür Özel'in seçimi kazanması için delege organizasyonları içinde bulundu, biliyorsunuz yargılanıyor aynı zamanda kurultay ceza davasında. Dolayısıyla Cemil Tugay'ın büyükşehir belediye başkanı adayı yapılmasının tek gerekçesi budur. Başka hiçbir gerekçesi yoktur. Anketlerden bahsediliyor, nerede bu anketler? ‘Anket bende ama şifreyi vermedim, vermeyeceğim’ dedi. Bulutta, havalarda biliyorsunuz. Yani buluttaymış bu anketler. Cemil Tugay aday gösterilmezse İzmir'de seçim kaybedilirmiş. Cemil Tugay İzmir'den en yüksek oyu alarak seçilecek adaymış, bununla ilgili anketler yapılmışmış. O anketler nerede? Bu anketleri kamuoyuyla paylaşsınlar.”
Özgür Özel’in adaylık döneminde Tugay’a kefil olduğunu belirten Sarı, daha sonra yapılan açıklamaların yeterli olmadığını savundu. Sarı, “Sütte leke var, Cemil Tugay'da leke yok” sözünü hatırlatarak şöyle konuştu:
“Şimdi de diyor ki; ‘Elim kırılsaydı da ben onu aday yapmasaydım’ diyor. Siyasette öyle ‘elim kırılsaydı’ falan yok arkadaşlar. Kararlar verirsiniz, sonuçlarına katlanırsınız, bedellerini ödersiniz. Çıkacaksınız özeleştiri yapacaksınız, İzmir halkından özür dileyeceksiniz. ‘Ben böyle bir karar verdim ve verdiğim bu karar yanlıştır’ diyeceksiniz, laf kalabalığı yapmayacaksınız. Yok oraya şart koydu, buraya şart koydu, yok anketler var ama şifrelerini vermiyorum, yok bunu ben buluttayım, bu bulutta duruyor, bunları geçiniz. Siyaseten vermiş olduğunuz kararın sorumluluğunu taşıyacaksınız, siyaset böyle bir şey.” Sarı, adaylık kararlarının sorumluluğunun üstlenilmemesi halinde belediye başkanlarının parti değiştirmesinin olağanlaşabileceğini belirterek, bu sürecin normal kabul edilmemesi gerektiğini söyledi.
“AKP’ye geçişlerinin hiçbir izahı yok”
Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçişini de değerlendiren Sarı, CHP seçmeninin oylarıyla göreve gelen belediye başkanlarının başka partilere geçmesini siyasi etik açısından doğru bulmadıklarını söyledi. CHP’den ayrılarak YENİ Parti’ye geçen belediye başkanlarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Sarı, iktidar partisine geçişleri ayrı bir başlıkta ele aldı.
“Dört tane belediye başkanımız var. Bu, Cumhuriyet Halk Partisi'ne oy veren seçmenin iradesine haksızlıktır. Ancak bunu yine kısmen daha önceki toplantılarda da söyledim, burada da bir kere daha söyleyeyim. Kısmen anlaşılabilir bir yanı vardır. Yani şöyle denilebilir: ‘Ya tamam da işte biz butlan sürecine temkinde bulunduk, tavır takındık ya da bunları biz, bunları onlar seçtiler. Yani bu belediye başkanlarını Özgür Özel ve arkadaşları seçtiler. Dolayısıyla onlara karşı bizim bir aidiyet ilişkimiz vardır. Biz Cumhuriyet Halk Partisi'nden yollarımızı ayırıp YENİ Parti'ye gidiyoruz.’ Bu kısmen anlaşılabilir bir şeydir. Ama anlaşılmayacak olan şudur: Cumhuriyet Halk Partisi'nin, yani muhalefetin safında AKP karşıtlığı siyasal çizgi üzerine ömürlerini vermiş, siyaset yapmış bu belediye başkanlarımızın Cumhuriyet Halk Partisi'nden istifa ederek iktidar saflarına, yani AKP saflarına katılıyor olmalarının hiçbir izahı yoktur. Hiç kimse bunu izah edemez, hiç kimse bunu anlamlandıramaz.”
Belediye başkanlarının parti değiştirmesinin seçmen iradesine zarar verdiğini savunan Sarı, bu durumun seçmenin sandığa gitme isteğini azaltabileceğini ifade etti. Sarı, belediye başkanları açısından sayının 50’ye yaklaştığını, belediye meclis üyeleri açısından ise 300’ün üzerinde geçiş yaşandığını öne sürdü.
Sarı, “Çünkü bu konuyu biz normalleştiremeyiz. Yani bunu normal bir olay gibi göremeyiz. Bu bir müddet sonra seçmenin sandığa gelip kendi iradesini belli etmesindeki motivasyonu düşürecektir. Yani seçmen bir müddet sonra şöyle düşünebilir: ‘Ben ne yapayım kardeşim, geliyorum partime oy kullanıyorum, bir belediye başkanı seçiyorum, bir milletvekili seçiyorum, bir belediye meclis üyesi seçiyorum, ama o ertesi gün ya da kısa bir süre sonra başka bir partiye geçiyor. Ben niye gidip oy kullanayım?’ diyebilir. Dolayısıyla bunu biz normalleştiremeyiz. Bu normal bir durum değil, bu kişisel ahlaksızlıktır, aynı zamanda siyasal ahlaksızlıktır. Bunu hiçbir şekilde kabul etmemiz söz konusu değildir” dedi.
Tunç Soyer için 18 Kasım beklentisi
Sarı’nın açıklamalarında öne çıkan bir diğer başlık ise eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in tutukluluğu oldu. CHP olarak süreci yakından takip ettiklerini belirten Sarı, Soyer’in tutuklu yargılanmasını gerektirecek güçlü maddi delil bulunmadığını savundu. Dosyadaki suçlamalar ispatlanmış olsa dahi tutukluluk süresinin değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Sarı, Soyer’in tahliye edilmesini talep etti.
Sarı, Soyer’in hukuki durumuna ilişkin şu açıklamayı yaptı:
“Şimdi İzmir'in bir büyükşehir belediye başkanı vardı, Cemil Tugay'dan önce, Tunç Soyer. 16 ay olacak. Şimdi süreci yakından takip ediyoruz Cumhuriyet Halk Partisi olarak. Hem siyasi arkadaşlarımız gidiyor, milletvekillerimiz, genel başkan yardımcılarımız, il başkanımız, avukat arkadaşlarımız, dosyaya hâkimiz, dosyayla ilgili tartışmaları biliyoruz, isnat edilen suçları biliyoruz. Bir defa bu suçların hepsi gerçek olmuş olsa bile, ispatlanmış olsa bile yatarı bu kadar değil. Bir an önce başkanın tahliye edilmesi gerekir. Tutuklu olmasını gerektirecek, bugüne kadar da tutuklu olmasını gerektirecek güçlü hiçbir maddi delil yoktur. Yani tutuklulukla ilgili hem ceza kanunundan kaynaklanan sorunlar bakımından, yani delil karartmadan tutun kaçma şüphesine kadar, hem de dosya içindeki maddi deliller bakımından böyle bir durum söz konusu değildir. Dosyada kamu zararı yoktur. Bilirkişi raporu var bununla ilgili.”
Soyer’in 18 Kasım’da tahliye edilmesini beklediklerini belirten Sarı, tutukluluğun devamına ilişkin itirazlarını yineleyerek, “Biz başkanımızın 18 Kasım tarihi itibariyle tahliye edilmesini bekliyoruz. Tahliye edilmesini talep ediyoruz. Bugüne kadarki tutukluluk süreleri, yapmış olduğu yatarı da zaten bunun teminatıdır. O yüzden başkanımız çıkacaktır. 18 Kasım'dan itibaren yeniden İzmirlilerle birlikte olacaktır” dedi.
Sarı, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Birileri AKP'ye kaçarken, birileri kendisine isnat edilen suçların ne kadar gerçek olup olmadığına bakılmaksızın orada bedel ödemektedir. Bunu da biz İzmir halkının vicdanına havale ediyoruz yeniden.”
Muhalefet belediyelerine operasyon tepkisi
Muhalif belediyeler eyapılan operasyonlara değinen Sarı "Sabah yine bir operasyon haberiyle uyandık. CHP’den seçilip YENİ Parti’ye geçen Emrah Kozay ve bazı meclis üyeleri hakkında gözaltı kararları var. Gün geçmiyor ki muhalefet belediyelerine yönelik bir operasyon yapılmasın. Son 10 günde 10 muhalefet belediyesine operasyon düzenlendi. Bu operasyonların şiddetinin artmasının arkasında fon yolsuzluğunu gölgeleme çabası olduğunu düşünüyoruz. AKP’li eski bakanlara, genel başkan yardımcılarına ve onların çocuklarına doğru ilerleyen bir süreç var. Hemen peşinden yapılan operasyonlarla bu meselenin gölgelenmeye çalışıldığını görüyoruz. Mersin’de birbiriyle ilgisi olmayan üç ayrı dosya aynı gün bir araya getirildi ve olağanüstü bir durum varmış gibi algı oluşturuldu. Burada açık bir gölgeleme söz konusu. Biz kimsenin yargılanmamasını istemiyoruz ancak yargı süreçlerinin siyasi algı malzemesi hâline getirilmesini kabul etmiyoruz. Şunu soruyoruz: “Yolsuzluk yalnızca muhalefet belediyelerinde mi var?” ifadelerini kullandı.
Muhtarların sorunları Ankara’ya taşınacak
Müslim Sarı, İzmir’deki temasları kapsamında muhtarların sorunlarına ilişkin hazırlanan rapor hakkında da bilgi verdi. CHP İzmir İl Başkanlığı tarafından İzmir genelinde yaklaşık 1.300 muhtarla görüşüldüğünü belirten Sarı, muhtarların taleplerinin derlendiği raporun Ankara’ya götürüleceğini söyledi. Muhtarların özlük haklarından seçilme yöntemlerine, yanlarında çalışan görevlendirilmesinden sendikalaşma süreçlerine kadar çeşitli başlıkların raporda yer aldığını aktaran Sarı, sorunların parlamentoda gündeme getirilmesi için katkı sağlayacaklarını ifade etti. Sarı ayrıca, saat 14.00’te CHP’li belediye meclis üyeleriyle bir araya gelerek İzmir’in sorunlarını, yerel yönetimlerde yaşanan gelişmeleri ve parti içindeki ayrışma sürecine ilişkin değerlendirmeleri dinleyeceklerini belirtti.
Yorum Yazın