Lütfü Savaş'tan NEO TV'de çarpıcı açıklamalar: Kılıçdaroğlu ve Özel birlikte yoluna devam etsin isterdik!
Hatay Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Lütfü Savaş, NEO TV’de yayınlanan Manşet programında CHP’deki kurultay tartışmalarından açtığı davaya, Özgür Özel ve Kemal Kılıçdaroğlu’ndan parti içindeki bölünmeye, Hatay seçimlerinden deprem sonrası yaşanan sürece kadar birçok konuda dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Savaş, davayı kişileri hedef almak için değil CHP’nin üzerindeki “şaibe” tartışmasının hukuk önünde açıklığa kavuşması için açtığını söyledi.
- Ege Postası
- 07.08.2026 - 19:34
- Güncelleme: 07.08.2026 - 20:15
EGEPOSTASI- Hatay Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Lütfü Savaş, NEO TV’de Manşet programının konuğu oldu. Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihsel sorumluluğuna dikkat çeken Savaş, partisinin üzerinde herhangi bir şaibenin bulunmaması gerektiğini ifade etti.
CHP’nin Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran siyasi gelenekten geldiğini vurgulayan Savaş, partinin “tertemiz” bir şekilde yoluna devam etmesi gerektiğini söyledi.
“SIRADAN BİR PARTİDEN BAHSETMİYORUZ”
Savaş, CHP’nin konumunun diğer siyasi yapılardan farklı olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Öncelikle şunu tespit etmek lazım. Türkiye’yi yönetecek, daha önce yönetmiş, savaş meydanlarında kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran ve Türkiye’nin ilk siyasi partisinden bahsediyoruz. Yani sıradan bir partiden bahsetmiyoruz. Hal böyle olunca bu siyasi partinin tertemiz yoluna devam etmesi lazım. Türkiye’nin sorunlarını çözmesi lazım ve çözecek bir şekilde de yapılanması, arkasında da herhangi bir şaibe bulunmaması lazım.”
Kurultayla ilgili davanın kendisinden önce Bursa’da açıldığını hatırlatan Savaş, tartışmanın daha sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarıyla kamuoyunda daha fazla gündeme geldiğini anlattı.
“BU ŞAİBEYLE BU PARTİ YAŞAYAMAZ DİYE DÜŞÜNDÜM”
Savaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Özgür Özel için birden fazla kez “şaibeli kurultayın genel başkanı” ifadesini kullandığını, Kılıçdaroğlu’nun da buna neden yanıt verilmediğini sorguladığını hatırlattı.
Bu tartışmanın kendisini rahatsız ettiğini belirten Savaş şöyle devam etti:
“Türkiye Cumhuriyeti’nin kurtarıcısı, kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emaneti, emanet dışında da Türk gençliğine, Türk siyasetine, Türk insanına bıraktığı bir sadece emanet değil, sorumluluk olarak gördüğümüz Cumhuriyet Halk Partisi’nin üzerinde böyle bir leke olması, böyle bir lekeyle karşı karşıya kalması bir Cumhuriyet Halk Partisi mensubu, kurultay delegesi ve aynı zamanda iki dönem Hatay gibi bir şehrin belediye başkanlığını yapan beni çok üzdü. Bu şaibeyle bu parti yaşayamaz ve siyasi hayatına devam ettiği sürece bu konu hep konuşulacak ve hep önüne gelecek diye düşündüm.”
Savaş, bu düşünceyle hukuk yoluna başvurduğunu belirterek, “Ve bu maksatla ben dava açtım” dedi.
“ŞAHISLARI SUÇLAMADIK”
Açtığı davanın herhangi bir kişiyi hedef almadığını özellikle vurgulayan Savaş, amacının CHP’nin üzerindeki tartışmayı ortadan kaldırmak olduğunu söyledi:
“Biz orada şahısları falan suçlamadık. Cumhuriyet Halk Partisi’nin üzerinde böyle bir gölge var mı? Varsa bu gölgeyi yapanlar ortaya çıksın, yoksa Cumhuriyet Halk Partisi tertemiz yoluna devam etsin diye ben bu davayı açtım.”
Savaş, kurultaylarda çeşitli iddiaların ve spekülasyonların her zaman konuşulabildiğini ancak meselenin Cumhurbaşkanı ve Kılıçdaroğlu tarafından kamuoyu önünde dile getirilmesinin kendisi açısından durumu değiştirdiğini ifade etti.
“Ben o partinin bir mensubuyum. Her kurultayda bu gibi konular konuşulur, duyulur ve speküle edilir. Onun gibi bir şey diye düşündüm ben. O nedenle başvurmadım. Ama sonra bu konu Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Kılıçdaroğlu tarafından toplum önünde konuşulunca Cumhuriyet Halk Partisi’nin üzerinde böyle bir leke olamaz. Olsa da bu lekeyle Cumhuriyet Halk Partisi yaşayamaz diye düşündüm.”
“HERHANGİ BİR KİŞİNİN YA DA GRUBUN İHTİRASIYLA PARTİYE LEKE KONDURULAMAZ”
Savaş, CHP’nin herhangi bir kişi ya da grubun siyasi ihtiraslarının üzerinde olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Cumhuriyet Halk Partisi’nde herhangi bir kişinin ihtirasıyla, herhangi bir grubun ihtirasıyla eğer üzerine herhangi bir leke kondurulmuşsa bu leke kaldırılsın ve bu lekeyi bulaştıranlar da Cumhuriyet Halk Partisi’nde siyasi hayatına devam etmesin diye düşündüm ben. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi sadece emanet değil, aynı zamanda sorumluluk taşıması gereken en önemli Türkiye’deki siyasi partilerin başında gelir.”
Davanın yerel seçimlerle ilgisi olmadığını da vurgulayan Savaş, davayı seçimden yaklaşık bir yıl sonra açtığını söyledi.
“ÖZGÜR ÖZEL BENDEN ÖNCE MAHKEMEYE BAŞVURMALIYDI”
Savaş, davanın kendisinin CHP’den ihraç edilmesiyle bağlantılı olmadığını savundu. Parti yönetiminin asıl olarak kurultayla ilgili iddiaların açıklığa kavuşmasını istemesi gerektiğini ifade eden Savaş, Özgür Özel’e yönelik dikkat çeken bir çıkış yaptı:
“Bizim buradaki esas amacımız ısrarla bu kongrede bir şaibe var mı yok mu? Partiden ihraç edilmemle alakası yok bu işin. Biz hukuk önünde Sayın Özgür Özel’in genel başkan olduğu dönemde Cumhuriyet Halk Partisi’nin üzerinde bir şaibe var mı yok mu araştırmak istiyoruz. Bu benden daha çok Sayın Özgür Özel ve kurmaylarının istemesi gereken bir şey. Çünkü onların üzerine yapıştırılmak istenen bir şey bu ‘şaibeli kurultay’ sonucu genel başkan ve kurmayları anlamında. O nedenle Özgür Özel’in benden önce mahkemeye başvurması gerekirdi.”
Savaş, bir siyasi aktör ya da parti hakkında toplumda olumsuz algı yaratacak bir iddia gündeme gelmişse bunun hukuk önünde açıklığa kavuşturulması gerektiğini savundu.
“BEN ÖZGÜR ÖZEL’İN YERİNDE OLSAYDIM DAVAYI KENDİM AÇARDIM”
Cumhurbaşkanlığı makamının devletin istihbarat kurumlarıyla bağlantısına dikkat çeken Savaş, Erdoğan’ın aynı iddiayı birkaç kez dile getirmesinin dikkate alınması gerektiğini söyledi.
“Ben olsaydım Sayın Özgür Özel’in yerinde, öncelikle Lütfü Savaş veya başkaları değil, ben açardım o partinin genel başkanı olarak. Çünkü en önce Sayın Özgür Özel’e düşer bu partinin üzerinde şaibe var mı yok mu konusunu bitirmek.”
Savaş, daha önce parti yönetiminin bazı tutumlarını eleştirdiğini ancak bunlarla dava arasında doğrudan bir bağ olmadığını ifade etti. CHP’nin demokratik bir parti olduğunu söyleyen Savaş, parti üyelerinin yöneticileri ve siyasi kararları eleştirebilmesinin doğal olduğunu savundu.
“BU PARTİ KİMSENİN ŞAHSİ MALI DEĞİLDİR”
Savaş, CHP’nin kişiler üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek kurumsal kimlik vurgusu yaptı:
“Şimdi siz partiye üye kalabilirsiniz, kalmayabilirsiniz ama gönül bağınız devam ediyorsa ve bu ülkenin kurtarıcısı, kurucusunun kurmuş olduğu bir siyasi parti bu ülkede 103 yaşındaysa bu partiyi korumak, bu partinin üzerine şaibe bulaşmasını önlemek en önce bir genel başkanın, kurmay heyetinin yapması gereken konudur. Burada biz kimseyi suçlamadık. Bir şaibe varsa ortaya çıksın diye ben dava açtım. Ahmet’i, Mehmet’i, Hüseyin’i suçlamadık. Ama bu siyasi parti kimsenin de şahsi malı değildir ve gelirken bir yönetim şaibesiz, tertemiz gelmesi gerekir.”
“ÖNCE KENDİ KAPIMIZIN ÖNÜNÜ TEMİZ TUTMALIYIZ”
Türkiye’de siyasetin tüm kurumları etkilediğini belirten Savaş, siyasi partilerin başka yapılara eleştiri yöneltmeden önce kendi içlerinde şeffaf olmak zorunda olduğunu söyledi.
“Gerek iktidarı, gerek ana muhalefeti, gerek diğer siyasi partileri; kim yanlış yapıyorsa yargı önünde hesap vermesi lazım. Ben kendi partimde yanlış olmasını istemediğim için böyle bir hareket yaptım. Çünkü biz gerek iktidara gerek diğer siyasi partilere bir söz söyleyeceksek dürüstlük adına, doğruluk adına, şaibesiz siyaset yapma adına önce kendi kapımızın önünü temiz tutmalıyız.”
Savaş, başkanlık sistemiyle birlikte siyasetin etkisinin daha da arttığını savunarak, “Siyaset temiz olmadan hiçbir organı, hiçbir kurumu tertemiz yapma şansınız yok” dedi.
“ŞAİBE VARSA ARINALIM DİYENLERE TEŞEKKÜR ETMEK LAZIM”
Aradan zaman geçmiş olmasının varsa bir yanlışın araştırılmasına engel olmadığını söyleyen Savaş, şeffaf siyaset çağrısını yineledi:
“Ama şimdi zaman geçti, ben yanlış yaptım, işte zaman geçtiği için bu yanlış görülmesin demek doğru değil. Biz hukuk çerçevesinde partimizin hukukunu, demokrasi anlayışını, tüzel kişiliğini korumak zorundayız. Ve tertemiz bir siyaset yapmak zorundayız, şeffaf bir siyaset yapmak zorundayız. Bunun için de Cumhuriyet Halk Partisi’nde şaibe varsa şaibeden arınalım diyenlere teşekkür etmek lazım.”
Savaş, başka siyasi partilerden talep edilen şeffaflığın CHP içinde de uygulanması gerektiğini ifade etti.
“SALONDA GÖRDÜKLERİMİ SAVCIYA İFADE ETTİM”
Kurultay delegesi olarak salonda bulunduğunu hatırlatan Savaş, gördüklerini ve duyduklarını yargı makamlarına anlattığını söyledi:
“Ben orada delegeydim. Salonda gördüklerimi tabii ki savcı beye ifade ettim. Duyduklarımı da ifade ettim. Ama onlar için burada konuşmanın bir anlamı yok. Devam eden bir yargı süreci var.”
Yargının yerine geçerek bir hüküm vermenin doğru olmayacağını söyleyen Savaş, yargı makamlarının toplanan delilleri değerlendirerek karar vereceğini belirtti.
“KENDİ İÇİMİZDE BİRBİRİMİZE YANLIŞ YAPARAK İKTİDARA GELİRSEK TOPLUMA SAĞLIKLI HİZMET EDEMEYİZ”
CHP’nin kendi içerisinde şeffaflık ve güven ortamı oluşturması gerektiğini ifade eden Savaş şu değerlendirmede bulundu:
“Kendi içimizde birbirimizin göz bebeğine bakacak şekilde tertemiz ve şeffaf olmamız lazım. Kendi içimizde birbirimize yanlış yaparak birilerimiz iktidara geliyorsa, o iktidara geldikten sonra topluma sağlıklı hizmet edemeyiz. Topluma dürüst bir şekilde hizmet edemeyiz. Şeffaf hizmet edemeyiz.”
Savaş, iktidara talip olan bir siyasi partinin temiz siyaset, liyakatli kadrolar ve ülkenin sorunlarına çözüm üretecek projelerle toplum karşısına çıkması gerektiğini söyledi.
“CUMHURİYET HALK PARTİSİ KİŞİLERİN HIRSINDAN ÇOK DAHA BÜYÜKTÜR”
Kurumların kişilerin hırslarıyla değil ilkeleriyle ayakta kaldığını belirten Savaş, CHP’nin tarihsel birikimine vurgu yaptı:
“Cumhuriyet Halk Partisi de bir kişinin veya kişilerin hırsından çok daha büyük bir tarihi birikime sahiptir. Ve bizim işimiz öncelikle kişileri korumak değil, Cumhuriyet Halk Partisi gibi önemli kurumları korumak, onun hukukuna saygı göstermek, onun ilkeli bir parti olduğunu göstermek, şeffaf olduğunu göstermek, aynı zamanda demokratik teamüllerle üretilen bir parti olduğunu topluma hissettirmek lazım.”
Savaş, söz konusu yargı sürecinin yalnızca CHP açısından değil Türkiye’deki diğer siyasi parti ve kurumlar için de örnek oluşturabileceğini savundu.
“GÖNÜL İSTERDİ Kİ CHP BÖLÜNMESİN”
Programda parti içindeki mevcut tabloya ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Savaş, CHP’de yaşanan ayrışmadan duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.
“Gönül isterdi ki Sayın Özgür Özel ve diğer arkadaşlarımız parti içerisinde demokratik çerçeve doğrultusunda mücadelelerini yapsınlar. Tabii şu anda ikiye ayrılmış bir Cumhuriyet Halk Partisi var. Yeni Parti adında Sayın Özgür Özel’in öncülüğünde kurulmuş bir siyasi parti var. Mahkeme sonucu sonrası Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun önderlik ettiği Cumhuriyet Halk Partisi var. Önümüzdeki süreç tabii ki bu sürecin nereye geleceğini gösterecektir.”
Savaş, kendi temennisinin partinin bölünmeden Türkiye’nin sorunlarına odaklanması olduğunu belirtti.
“Gönüllerdeki Cumhuriyet Halk Partisi bölünmesin, tek başına iktidara yürüyecek kadroları kursun. Türkiye’nin önünde ekonomik sıkıntılardan kurtulmuş, geçim derdini minimize etmiş, insanların mutlu, huzurlu yaşadığı bir seviyeye gelsin. Cumhuriyet Halk Partisi bununla uğraşsın isterdik, bölünmesin isterdik.”
“KILIÇDAROĞLU VE ÖZEL BİRLİKTE YOLUNA DEVAM ETSİN İSTERDİK”
Savaş, CHP’nin iktidar hedefi için şaibelerden arınması, donanımlı kadrolarla çalışması ve Türkiye’nin sorunlarını çözecek politikalar üretmesi gerektiğini söyledi.
“Şaibe varsa arınmadan ve donanımlı insanları partide istihdam etmeden, Türkiye’nin sorunlarını çözecek politikalar oluşturmadan iktidara kim gelirse gelsin ülkeye zarar verir, faydadan fazla zarar verir.”
Savaş, “İsteriz ki bu bölünme olmasaydı, Sayın Özgür Özel, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’yla birlikte yoluna devam etseydi” ifadelerini kullandı.
Programın o bölümünde Savaş şöyle konuştu:
"Tabii ki gönül isterdi ki Sayın Özgür Özel ve giden arkadaşlarımız parti içerisinde demokratik çerçeve doğrultusunu da mücadelelerini yapmalarını isterdik. Tabii şu anda ikiye ayrılmış bir Cumhuriyet Halk Partisi var. YENİ Parti adında Sayın Özgür Özel'in öncülüğünde kurulmuş bir siyasi parti var. Mahkeme sonucu sonrası Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun önderlik ettiği Cumhuriyet Halk Partisi var. Önümüzdeki süreç tabii ki bu sürecin nereye geleceğini gösterecektir ama gönüllerdeki Cumhuriyet Halk Partisi bölünmesin tek başına iktidara yürüyecek kadroları kursun. Aynı zamanda bütün bu saydığımız sıkıntıları giderecek planlama yapsın ve Türkiye'nin önünde tertemiz en azından bu ekonomik sıkıntılardan kurtulmuş, geçim derdini minimize etmiş, Türkiye'de insanlarımız mutlu, huzurlu yaşam elde etmiş bir seviyeye gelsin. Cumhuriyet Halk Partisi bununla uğraşsın isterdik, bölünmesin isterdik. Şaibe varsa arınmadan ve donanımlı insanları partide istihdam etmeden, Türkiye'nin sorunlarını çözecek politikalar oluşturmadan iktidara kim gelirse gelsin. Ülkeye zarar verir, faydadan fazla zarar verir. Biz şu anda Cumhuriyet Halk Partisi olarak Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve kurmaylarının yapması gereken biraz önce söylemiş olduğumuz cümlelerin altını doldurmak ve iktidara yürüyecek bir potansiyelle önümüzdeki en yakın zamanda iktidara gelmek. Mesele budur ama tabii ki isteriz ki bu bölünme olmazsaydı Sayın Özgür Özel, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'na birlikte yoluna devam etseydi. Çünkü insanlar anlaşmazlığa düşünce herhangi bir yanlıştan kurtulmak isteyince ne yapacaktır? Tabii ki hukuka başvuracaktır. Hukuk neye karar veriyorsa... Eğer adaletli bir hukuksa ona saygı duyacağız ama tabii ki adaletli hukuku yaşamak için de hepimizin el birliğiyle destek vermesini, hukukun adaletli bir şekilde tecelli etmesi için."
“TEPKİ GÖSTEREN DE OLDU, TEBRİK EDEN DE...”
Açtığı dava nedeniyle farklı kesimlerden farklı tepkiler aldığını belirten Savaş, “Tepki gösteren de çok oldu, tebrik eden, takdir eden de çok oldu” dedi.
Savaş, kamuoyunun önemli bir bölümünün temiz ve şeffaf siyaset talep ettiğini savunarak, siyasi partilerin yönetimlerinin “tertemiz ve ilkeli” olmasını isteyen geniş bir kesim bulunduğunu ifade etti.
“YÜZDE 1’LİK PARTİ BİLE DOĞRU KADRO VE PROJELERLE İKTİDARA GELEBİLİR”
Kendi yaşamından da örnek veren Savaş, Cumhuriyet sayesinde dezavantajlı bir ortamdan gelerek akademisyenlik ve belediye başkanlığı yaptığını anlattı.
“Ben üniversitede öğrenci, hocaydım. 15 yıl belediye başkanlığı yaptım. Şimdi de hocalık yapıyorum. Doğuştan itibaren hayatta eksi yüzden başlamış, eksi yüz metreden başlamış bir insanım. Biz çok geriden gelmiş insanız ama çok şükür Cumhuriyet’in sayesinde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu sistem sayesinde o dezavantajlı gruptan gelerek belediye başkanlığı yapmış, üniversitede bölüm başkanlığı yapmış bir insanım.”
Savaş, doğru kadro, planlama ve projelerle toplumun güveninin kazanılabileceğini belirterek, “Eğer azim varsa, iyi kadro kurarsanız, iyi planlama, iyi projeler yaparsanız, halkla birlikte yürürseniz, Türkiye’nin sorunlarını çözeceğinizi ispatlarsanız yüzde 1’lik parti bile iktidara gelebilir” dedi.
“BENİM BAKTIĞIM ANKETLERDE CHP ÜÇÜNCÜ PARTİ”
Savaş, programda kamuoyu araştırmalarına ilişkin değerlendirmede de bulundu. CHP’nin mevcut Meclis aritmetiği ile kamuoyu yoklamalarındaki konumunun birbirinden farklı olduğunu savunan Savaş, şunları söyledi:
“Bu kamuoyu yoklamalarında Cumhuriyet Halk Partisi beşinci sırada değil. Kamuoyu yoklamalarında şu anda muhtemelen üçüncü sıradadır. Ama mevcut milletvekillerinin iki parti arasında ayrılmasıyla birlikte fazla milletvekili yeni partide olduğu için şu anda ana muhalefet partisi ama benim baktığım anketlerde, ortalama Cumhuriyet Halk Partisi şu anda üçüncü parti.”
“PARTİM TEMİZE ÇIKARSA EN ÇOK BEN SEVİNİRİM”
Yargı sürecinin CHP’nin aleyhine sonuçlanmasını istediği yönündeki değerlendirmelere karşı çıkan Savaş, partinin üzerinde şaibe olmadığının ortaya çıkmasının kendisini mutlu edeceğini söyledi:
“Kendi partimin tertemiz bir şekilde yoluna devam ettiğini sağladığım için mutlu olurum. Bu şaibe Cumhuriyet Halk Partisi’nin sırtına yüklenmiş kambur olarak devam edecekti. Cumhuriyet Halk Partisi bunu taşıyamazdı. En çok isteyenlerden biri ben olurum Cumhuriyet Halk Partisi’nin şaibesiz bir şekilde yoluna devam etmesini. Yargıtay’dan tertemiz, Cumhuriyet Halk Partisi’nde bir şaibe yoktur, seçim sürecinde denilirse en çok ben sevinirim.”
Savaş, asıl meselenin partinin kurumsal kimliği ve şeffaflığı olduğunu vurguladı:
“Bir partinin üstüne kimsenin böyle bir şaibe bulaştırmaya hakkı yoktur. Diğer siyasi partiler için de geçerlidir.”
“UYGUN ZEMİN VE ŞARTLARDA PARTİME HİZMET EDERİM”
Aktif siyasette yeniden görev alıp almayacağına ilişkin de konuşan Savaş, uygun koşullarda sorumluluk üstlenebileceğini söyledi:
“Uygun zemin ve uygun şartlarda ben tabii ki hem eğitimci olarak da hem de siyasetçi olarak da insanlarımıza, partimize hizmet ederim. Bu Sayın Kılıçdaroğlu’nun tasarrufunda olan bir şeydi. Uygun zaman, uygun zeminde herhangi bir bize uygun görev olursa biz tabii ki seve seve yaparız.”
HATAY SEÇİMİ İÇİN DİKKAT ÇEKEN SÖZLER: “BİZ KAZANDIK, NASIL KAYBETTİRDİKLERİNİ GENEL MERKEZE SORUN”
Savaş, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçim sürecine ilişkin de çok sert ifadeler kullandı.
“Ben 10 yıl Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptım. Her türlü seçim öncesi, deprem sonrası, seçim öncesi yapılan aleyhimdeki propagandalara rağmen ben Hatay’daki seçimi kazandım. Nasıl kaybettiğimizi de o zamanın genel merkezine sormanız lazım.”
Savaş sözlerini daha da ileri götürerek, “Yok, biz kazandık da o zamanki genel merkezimize sormanız lazım nasıl kaybettirdiğimizi” ifadelerini kullandı.
“ÖZGÜR ÖZEL VE EKİBİ HER GÜN ALEYHİMDE KONUŞTU”
Deprem sonrası süreçte kendisine yönelik yoğun bir kampanya yürütüldüğünü savunan Savaş, özellikle CHP’ye yakın medya organları ile parti yönetimini eleştirdi.
“Çok şükür ben yıllarca öğretim üyeliği yaptım, doktorluk yaptım, 15 yıl da belediye başkanlığı yaptım. Benim ne ahlaksızlıkla, ne hırsızlıkla, ne yolsuzlukla hiçbir şekilde hiçbir davam olmadı. Kimse de beni bunlarla suçlamadı.”
Deprem sonrasında CHP’yi destekleyen medya organlarının kendisi aleyhinde yayın yaptığını ileri süren Savaş şöyle konuştu:
“Büyük bir deprem yaşadık. O deprem sonrasında bizim Cumhuriyet Halk Partisi’ni destekleyen televizyonların hepsi, yorumcuların hepsi hemen hemen, haber sunanların hepsi, gazetecilerin hepsi, yani bizim Cumhuriyet Halk Partisi’ni öven arkadaşlarımız, medya organları; büyük bir deprem yaşamış belediye başkanı seçimi kaybetsin diye her türlü negatif propagandayı yaptı. Sayın Genel Başkan Özgür Özel ve ekibi her gün aleyhimde konuştu. Aday olduğum zaman bile.”
“DEPREM ACISI ÜZERİNDEN SİYASET YAPMADIM”
Savaş, deprem konusunda hiçbir zaman siyasi söylem geliştirmediğini savunarak, yaşanan acının siyasetin üzerinde olduğunu ifade etti:
“Biz depremle ilgili konularda konuşurken gerçekten de sadece Hatay halkının değil, o 11 tane depremi yaşayan halkın üzüntüsünü, çektiği sıkıntıları ben bilirim, kayıplarımızı bilirim. Onların acısının üstüne hiçbir siyasi söylem söylemem.”
Depremde sorumluluğu bulunan tüm kurum ve kişilerin hukuk önünde hesap vermesi gerektiğini de belirten Savaş, “Resmi kurumlar, bakanlıklar, belediyelerin hepsi; büyükşehir, ilçe, belde belediyeleri, denetim şirketleri, bunlarla ilgili kimin ne sorumluluğu varsa biz hukuk önünde, kanun önünde hesap vermeye hazırız” dedi.
“NE SAHTEKÂRLIK, NE AHLAKSIZLIK, NE HIRSIZLIK KONUSUNDA ŞAİBE BULAMAZSINIZ”
Savaş, siyasi yaşamındaki geçmişine ilişkin de net ifadeler kullandı:
“Ne sahtekârlık, ne ahlaksızlık, ne hırsızlık konusunda hiçbir şaibe bulamazsınız. Ben bir bilim adamıyım ve adam gibi de siyaset yapmış bir kişiyim.”
Hatay’da arka arkaya seçimler kazandığını hatırlatan Savaş, deprem sonrasında şehrini bırakmamak için yeniden aday olduğunu belirtti.
“Hatay gibi bir yerden dört defa seçim kazanmışım üst üste. İki defa seçim kazanan insan yok. Biz deprem sonucunda bile ben mecbur depremden sonra aday olmak zorundaydım. Şehrimi öyle bırakıp kaçmayı kendime yedirtmezdim. O yüzden aday oldum.”
Seçimi kaybetmesi için yoğun bir çaba gösterildiğini savunan Savaş, Millet İttifakı’nın kendisinden kısa süre önce Hatay’da yüzde 28 civarında oy aldığını, kendisinin ise yerel seçimde yüzde 44’ün üzerinde oy aldığını belirterek sözlerini “Çalınan oylarımız hariç” ifadesiyle tamamladı.
Yorum Yazın