Kocaoğlu’ndan AK Partili isimlere sert sözler: Belediyenin malına el koymak için siyaset yapılmaz!
Meslek Fabrikası direnişinin 2’inci gününde alanda konuşan eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, “Belediyenin malına el koymak için siyaset yapılmaz. Belediyenin hakkını gasp etmek için siyaset yapılmaz. Böyle bir şey olmaz. Bu yanlış bir iştir. Bu yanlış gidiş giderek artıyor. Bizde bir laf vardır: Keskin sirke küpüne zarar verir. Bu sirke artık giderek keskinleşmiştir” dedi.
- Ege Postası
- 07.04.2026 - 13:49
- Güncelleme: 07.04.2026 - 14:01
ŞİLAN KOCADAĞ/EGEPOSTASI - İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait olan ancak daha sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilen ve hukuki süreci devam eden Meslek Fabrikası için tanınan 15 günlük tahliye süresi sona erdi.
“100 SENEDİR BÜYÜKŞEHİR’İN TAPULU MÜLKÜ”
Tahliye işlerimlerinin ardından başlayan direnişin 2’inci gününde eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu alanda açıklama yaparak, “Bu ne ilk ne son olacak. İzmir, 1980’den beri merkezi hükümetler tarafından oy vermediği için cezalandırılan bir kenttir. Bu, günümüzde AKP iktidarı döneminde artarak devam etmiştir. En sonunda burası belediyenin mülküdür. Yaklaşık 100 senedir İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin tapulu mülküdür. Sonra burada bir 'kâr payından kâr ederse belediye şuralara buralara verecek' diye bir madde vardı. Bizim dönemimizde biz burayı Türkiye Elektrik Kurumu’ndan ve Seçim Kurulu’nun sandık deposu olmaktan alıp, burayı Meslek Fabrikası yapmaya ve restore etmeye karar verdiğimiz zaman oradaki şerhi de toptan ödeme yaparak o şerhi de kaldırdık. Ve burası yüzde 100 İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin malıdır.
Bizim dönemimizde burası restore edilerek Meslek Fabrikası yapılmıştır. Bu Meslek Fabrikası’nda sadece İzmir Büyükşehir Belediyesi yoktur. Halk Eğitim buradadır; Sanayi Odası, Ticaret Odası buradadır. Belli başlı sanayiciler buradadır. Belli başlı sanayicilerin meslek müdürleri, yetkilileri burada ders verirler. Çocuklarla sanayicileri buluşturup her türlü neye ihtiyaç varsa; komiye ihtiyaç varsa komi, garsona ihtiyaç varsa garson, aşçıya ihtiyaç varsa aşçı, rehbere ihtiyaç varsa turizmde rehber, tornacıya ihtiyaç varsa, kaynakçıya ihtiyaç varsa, frezeciye ihtiyaç varsa, boyacıya, badanacıya ihtiyaç varsa, duvar örecek adama ihtiyaç varsa... Nereden ne talep gelirse burada eğitimini yapıyoruz” dedi.
“BU NE MANTIK, BU NE İŞ?”
Kocaoğlu konuşmasının devamında, “Burada onların, o işlerin yapılabilmesi için her türlü makine, ekipman alındı, yerleştirildi. Hem pratik yapıyoruz hem teorik yapıyoruz ve memlekete, gençlerimize meslek edindirerek faydalı olmaya çalışıyoruz. Bizim eğitim sistemimizde lise ağırlıklı ama meslek liselerimizde, imam hatip liselerimizde, ticaret liselerimizde, diğer liselerimizin de düz liseden farkı yok. Çünkü staj yapılmıyor yahut yaptırılsa çok göstermelik yapılıyor; meslek sahibi olamıyor. Onu tamamlamak için burası kurulmuştur. Burada Meslek Fabrikası yapılmasının ne zararı var? Bakın, Türkiye Cumhuriyeti’nde özel şahısların mülklerinin dışındaki bütün gayrimenkuller, bütün şeyler devletindir. Devleti hükümet yönetir. Kamu İktisadi Devlet Teşekkülleri’ne tahsiste bulunmuş, belediyelere tahsiste bulunmuş, vakıflara tahsiste bulunmuş... Belediyeler, kullanmadıkları mülkleri eğer devlet kurumlarından bir talep gelirse meclis kararıyla onlara tahsis eder. Belediyenin malı vardır, devlet kurumlarına tahsis edilir. Bu ne mantıktır? Bu ne iştir? Benim aklım ermiyor.” diye konuştu.
“BELEDİYE MALINA EL KOYMAK İÇİN SİTASET YAPILMAZ”
İsim vermeden AK Partili milletvekillerini hedef alan Kocaoğlu, “Siyasette, insan ilişkilerinde, kentte adap vardır. Önce edepli olacaksın. Ve eleştirirsin. Biz de herkesi eleştiririz, haklı olduğumuz yerde gerekçelerimizi söyleyerek eleştirdik, eleştiririz. Siz de eleştirebilirsiniz. Karşı taraf da cevap verir. Ama bunun bir usulü vardır. Bunu İzmir... Niye milletvekilliği yapıyorsun? İzmir'e katkıda bulunmak için. Hangi partiden olursan ol. Niye belediye başkanlığı yapıyorsun? İzmirli hemşerilerine hizmet etmek için yapıyorsun. Başka bir amacın olabilir mi? Ne yani hırsızlık yapmak için mi belediye başkanı oluyorsun? İzmir'in dağında, taşında, sokağında, caddesinde tek başına özgürce, aynı sade vatandaş gibi gezebiliyorsam bunun bedeli var. Bunun bedeli ahlaklı olmaktır. Bunun bedeli kötülük yapmamaktır, kötülük düşünmemektir. İnsana insan nazarından, insan nazarından bakmaktır. İnsanı sevmektir, kentini sevmektir, ülkesini sevmektir, milletini sevmektir. Bunun için siyaset yapılır. Belediyenin malına el koymak için siyaset yapılmaz. Belediyenin hakkını gasp etmek için siyaset yapılmaz. Böyle bir şey olmaz. Bu yanlış bir iştir. Bu yanlış gidiş giderek artıyor. Bizde bir laf vardır: Keskin sirke küpüne zarar verir. Bu sirke artık giderek keskinleşmiştir. Bunun kimseye faydası yok. Önemli olan anılan insan olmak, iyilikle, güzellikle, yaptığı eserlerle anılan insan olmak. Siyasetçinin de amacının bu olması gerekir. Siyaset geçim kaynağı... geçim mesleği değildir. Siyaset hizmet mesleğidir, inanmışlık mesleğidir, özverili meslektir. Hamamda dört duvar yoktu. Biz restore ettik. Tamam mı? Egemenlik Binası'nı, İzmir Belediyesi kurulduğu zaman yeri yok, binası yok belediyenin. İzmir’in ileri gelenleri toplanıyorlar, imece usulü herkes para vererek önce arsayı alıyorlar, sonra o Egemenlik Binası dediğimiz binayı, İzmir’in ilk belediye binasını yapıyorlar. Onu İzmirliler yaptı. Onu devlet de yapmadı, belediye de yapmadı. İzmirliler imece usulü para vererek yaptı. O binaya nasıl el koyuyorsun?” diye sordu.
“BU İŞTEN DÖNMEZLER”
Konunun akıbetinin ne olacağı ile ilgili Kocaoğlu, “Siyasi öngörümde bu işten dönmezler. Dönmezler. İzmirlilere ‘sümüklü çocuk’ dediler, ‘faşist İzmir’ dediler, ‘çelikli’ dediler, ‘Gâvur İzmir’ dediler. İzmir ayakta. İzmir Atatürk’ten yana, laiklikten yana, Cumhuriyet’ten yana dimdik ayakta duruyor. İzmir’e kimsenin kurşunu işlemez. Onu böyle bilsin. Bu böyle bir kenttir burası. Kendi göbeğini kendi kesebilen bir kent. Tarımı var, çok çeşitli sanayi var. Oradan vuruyorsunuz, buradan çıkıyor; oradan vuruyorsunuz, bu taraftan çıkıyor. İnsanıyla, eğitimiyle, devletine, milletine bağlılığıyla böyle bir kent. Türkiye’nin en ileri kenti. 81 vilayet içerisinde '80’den bu tarafa tam 45 senedir dayak yiyip de merkezi yönetimden taraf hor görülüp, yatırım yapılmayıp da ayakta duran başka bir kent yok. Bu kenti böyle bilsinler. Bu kente yapılan kötülük bu kentte kalmaz; kötülük yapanların başından geçer” ifadelerine yer verdi.
Yorum Yazın