Kırkpınar’dan fon krizi çıkışı: 'Bu iş birlikçilerin sağladığı özel koruma zırhı olmasa…'
İYİ Parti İzmir Milletvekili Hüsmen Kırkpınar, Türkiye ve İzmir gündemine ilişkin düzenlediği basın toplantısında fon krizinden otoyol özelleştirmelerine, eğitim ve sağlık sisteminden emekli ve esnafın yaşadığı ekonomik sorunlara kadar birçok başlıkta iktidarı sert sözlerle eleştirdi. Fon krizine ilişkin “2001 krizinden sonraki en büyük, en organize soygun” ifadelerini kullanan Kırkpınar, “Ucu kime dokunursa dokunsun, hangi makama uzanırsa uzansın, bu fon krizini ve arkasındaki siyasi koruma ağını derhal yargıya taşıyoruz” dedi.
- Ege Postası
- 30.09.2026 - 12:22
- Güncelleme: 30.09.2026 - 13:12
HİLAL YAKUT/EGEPOSTASI- İYİ Parti İzmir Milletvekili Hüsmen Kırkpınar, basın toplantısında Türkiye gündemindeki ekonomik ve siyasi gelişmelerin yanı sıra İzmir’in ulaşım, sağlık, eğitim ve sanayi alanındaki sorunlarını gündeme taşıdı. Açıklamasına Sadi Şirazi’nin “Hükümdar göz yummazsa, eşkıya kervan basamaz” sözleriyle başlayan Kırkpınar, özellikle kamuoyunda “fon krizi” olarak tartışılan süreç üzerinden iktidara ve kamu kurumlarına yönelik ağır eleştiriler yöneltti.
“2001 krizinden sonraki en büyük, en organize soygun”
Fon krizinin sıradan bir ekonomik kriz ya da münferit bir usulsüzlük olarak değerlendirilemeyeceğini savunan Kırkpınar, krizin boyutuna ilişkin kendi değerlendirmesini şöyle dile getirdi:
“Şimdi bu günlerdir konuştuğumuz bu fon krizi sıradan bir ekonomik kriz ya da münferit bir usulsüzlük değildir. Karşımızdaki tablo; 17 ila 20 milyar doları, yani yaklaşık 800 milyar lirayı bulan devasa hacmiyle 2001 krizinden sonraki en büyük, en organize soygundur. AK Parti hükümetlerinde bu ülke ‘Vurguncular Ülkesi’, bu iktidar da ‘Soyguncular Hükümeti’ olup çıkmıştır!”
Kırkpınar, fonlarla ilgili sorunların daha önce gündeme geldiğini ve buna rağmen gerekli müdahalenin yapılmadığını ileri sürerek, “Madem biliyordunuz, bu zamana kadar bu soyguna müdahale edilmesini kim engelledi?” diye sordu.
“MASAK, SPK, Borsa İstanbul ve BDDK neredeydi?”
Kırkpınar’ın hedef aldığı başlıklardan biri de finansal denetim kurumları oldu. MASAK, Sermaye Piyasası Kurulu, Borsa İstanbul ve BDDK’nın süreçteki rolünü sorgulayan Kırkpınar, şu ifadeleri kullandı:
“Bakın, bu devasa vurgun yaşanırken devletin denetim mekanizmaları neredeydi? MASAK, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Borsa İstanbul ve BDDK bu süreçte tam anlamıyla kör, sağır ve dilsiz kesilmiştir! Vatandaşın cebindeki üç kuruşun peşine düşen, bankaların ve vatandaşın gırtlağını sıkan bu kurumlar; sıra bu imtiyazlı zümreye, bu soygun çarkına gelince aklını kaybetmiştir.”
Kırkpınar, denetim kurumlarının fonlardaki para hareketlerini görüp görmediğinin araştırılması gerektiğini belirterek, “Ya bu soyguna bilerek ve isteyerek göz yumdunuz ya da bu kirli düzenin bizzat işbirlikçisisiniz! Başka bir izahı olamaz!” dedi.
Bu ifadeler Kırkpınar’ın siyasi değerlendirmeleri olarak açıklamada yer aldı.
“Bu kriz patlamadan önce parasını kurtaran siyasiler kim?”
Fon krizinin siyasi boyutunun araştırılması gerektiğini savunan Kırkpınar, bazı siyasilerin kriz öncesinde yatırımlarını çektiğine ilişkin iddiaları gündeme taşıdı ve kamuoyuna sorular yöneltti:
“Şimdi buradan kamuoyu adına soruyorum:
Borsa çökmeden, batan fonlar patlamadan hemen önce bu devasa paraları sistemden çekip kurtarma olanağını bunlara kim sağladı? Mesela eski bakan, milletvekili ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı olan isimler bu çöküş tüyosunu kimden aldı? Kimlerden haber alarak milyonlarca lirayı fona yatırıp, tam patlama öncesinde astronomik rakamlarla sistemden tereyağından kıl çeker gibi çektiler? Bu kriz patlamadan önce parasını kurtaran bu eski bakan ve Genel Başkan Yardımcısı gibi daha hangi siyasiler, hangi iktidar mensupları, hangi saray yanaşmaları var? Bu kirli tezgahın kamuoyuna henüz açıklanmayan diğer siyasi ayakları kimlerdir?”
“Ucu kime dokunursa dokunsun, bu krizi yargıya taşıyoruz”
Kırkpınar, fon krizine ilişkin İYİ Parti olarak Meclis araştırma önergesi verdiklerini belirterek süreci takip edeceklerini söyledi.
“Biz İYİ Parti olarak ilan ediyoruz: Ucu kime dokunursa dokunsun, hangi makama uzanırsa uzansın, bu fon krizini ve arkasındaki siyasi koruma ağını derhal yargıya taşıyoruz! Gazi Meclisimiz 1 Ekim’de açılacak. Açıldığında soruşturulsun, araştırılsın diye biz İYİ Parti olarak Meclis araştırma önergesi verdik. Sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız.”
Kırkpınar, soruşturmanın yalnızca birkaç gözaltı veya tutuklamayla sınırlı kalmaması gerektiğini de savundu.
“Bir tarafta onuru için canından vazgeçen polisimiz…”
Kırkpınar, ekonomik sorunlarla fon krizini aynı açıklamada değerlendirirken emeklilerin yaşadığı geçim sıkıntısına da dikkat çekti. Açıklamasında emekli polis memuru Ali Şekeroğlu’nun ölümüne de değinen Kırkpınar, şu ifadeleri kullandı:
“Şimdi asıl Türkiye’ye, sokağa dönelim!
Sokakta kim var biliyor musunuz? Yüksek enflasyon altında ezilen, harcadığı her kuruşun hesabını yapan fakir fukara var, garip guraba var! Evinde tenceresi kaynamayan, tırnağından arttırdığı üç kuruş birikimi ‘devlet garantili, düşük riskli fon’ denilerek bu hırsızlık çarkında buharlaştırılan masum vatandaşlarımız var!
Sokakta; Anayasa Mahkemesi’nin önünde feryat eden emekli polis memurumuz Ali Şekeroğlu var! Yıllarca bu devlete namusuyla hizmet etmiş o vatan evladının, çaresizlikten canına kıymadan önce haykırdığı ‘Para için değil, onurumuz için!’ sözü; bu iktidarın yarattığı toplumsal çürümüşlüğün en acı resmidir!
Bir tarafta onuru için canından vazgeçen polisimiz, pazar artığı toplayan emeklimiz, rızkı çalınan fakir fukaramız... Diğer tarafta yurt dışına para kaçıranlar, çöküş tüyosu alıp servetine servet katan AK Partili siyasiler ve sonradan görmeler var!”
Otoyol özelleştirmelerine sert tepki: “Fatura vatandaşa kesilecek”
Kırkpınar’ın açıklamasında İzmir-Çeşme ve İzmir-Aydın otoyollarının da içinde bulunduğu özelleştirme süreci de geniş yer tuttu. Eylül ayında yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile söz konusu otoyolların da içinde bulunduğu özelleştirme kapsamındaki varlıkların işletme haklarının 30 yıllığına devrine ilişkin yöntem belirlenmişti.
Kırkpınar ise sürecin vatandaş açısından yeni bir maliyet oluşturacağını savundu:
“Yetmedi; milletin cebindeki son kuruşa göz dikenler şimdi de akaryakıta yeni bir darbe vurmaya hazırlanıyor. 1 Ekim itibarıyla akaryakıta Eşel Mobil sisteminin iptal edilmesi söz konusu! Eğer bu hayata geçirilirse, mazot ve benzin fiyatlarına gelecek dev zamlar doğrudan bu milletin sırtına, iğneden ipliğe her şeye zam olarak binecektir. Diğer tarafta kalkıp köprüleri, otoyolları satarak 8 ila 9 milyar dolar civarında bir özelleştirme gelirinin peşine düşüyorlar. Bu fon krizinde buharlaştırılan 17-20 milyar dolar bu milletin cebinden çıkarken, şimdi devlete ait varlıkları hızla özelleştirerek devasa bir vurgunun açtığı deliği kapatmaya çalışıyorlar!”
Kırkpınar, İzmir-Çeşme Otoyolu üzerinden de şu değerlendirmeyi yaptı:
“Gündemde olan bir özelleştirme kapsamında, örneğin İzmir-Çeşme Otoyolu gibi güzergâhlarda bu plan hayata geçirilirse, tıpkı Menemen-Aliağa-Çandarlı otoyolunda olduğu gibi yap-işlet-devret modeliyle geçiş ücretlerinin katbekat artacağı açıktır. Bölgedeki diğer projelerde olduğu gibi, bu özelleştirme mantığıyla otoyollar yandaşlara devredilirse, araç geçiş ücretlerinde yüzde 300’ü, yüzde 400’ü bulan çok ciddi, fahiş zamların gelmesi kaçınılmazdır!”
İzmir’de sağlık sistemi eleştirisi: “Kapasite büyümedi, yer değiştirdi”
Kırkpınar, açıklamasında İzmir’deki sağlık yatırımları ve hastanelerin mevcut durumuna ilişkin değerlendirmelere de yer verdi. Şehir hastanesinin açılmasının ardından kentteki sağlık kapasitesinin merkezden Bayraklı’ya kaydırıldığını savunan Kırkpınar, merkez hastanelerindeki sorunlara dikkat çekti.
Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Behçet Uz Çocuk Hastalıkları hastanelerini örnek gösteren Kırkpınar, sağlık çalışanlarının ve hastaların yaşadığı sorunların araştırılması gerektiğini söyledi.
Ege Üniversitesi Hastanesi’ndeki personel ve altyapı sorunlarına da değinen Kırkpınar, hastanenin ihtiyaç duyduğu kadroların karşılanmadığını ve bazı birimlerin bu nedenle hizmete açılamadığını savundu.
Birinci basamak sağlık hizmetlerinde de personel açığı bulunduğunu öne süren Kırkpınar, İzmir’de aile hekimlerinin baktığı nüfusun yönetmelikteki hedefin üzerinde olduğunu belirtti.
Aliağa’daki iş cinayetlerini Meclis gündemine taşıma çağrısı
İzmir’in sanayi bölgelerindeki çalışma koşullarını da gündeme getiren Kırkpınar, özellikle Aliağa’daki gemi söküm, demir-çelik, petrokimya ve liman sektörlerinde yaşanan iş kazalarının araştırılması gerektiğini söyledi. Kırkpınar, Aliağa’daki iş cinayetleri, meslek hastalıkları ve çevresel tahribatın araştırılması yönündeki taleplerinin iktidar tarafından karşılanmadığını savundu. Açıklamasında İSİG Meclisi verilerine de yer veren Kırkpınar, Aliağa’da 2013-2022 döneminde en az 97 işçinin yaşamını yitirdiğini, 2013-Mayıs 2026 döneminde ise yalnızca gemi söküm sektöründe en az 21 işçinin öldüğünü söyledi.
“İzmir daha fazla zaman kaybedemez”
Kırkpınar, açıklamasının sonunda İzmir’in ulaşım, sağlık, tarım, sanayi, çevre ve altyapı sorunlarına dikkat çekerek merkezi yönetimin politikalarını eleştirdi.
“İzmir’in sanayisi, tarımı, havası, körfezi ve altyapısı merkezi yönetimin şehre şaşı bakan politikaları yüzünden büyük bir tahribat yaşamaktadır. Yeşil dönüşümü, dijitalleşmeyi, yüksek teknolojiyi ıskalayan; ulaşıma, su güvenliğine, deprem riskine ve planlı üretime kör bakan bu anlayışla İzmir daha fazla zaman kaybedemez.”
Kırkpınar, Ankara-İzmir hızlı treni, Çandarlı Limanı, İzmir Limanı, sulama projeleri ve Çeşme Projesi gibi başlıkların da kent açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirterek açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Elbette bu zamana kadar, son 24 yılda taş üstüne taş koyan, şehre faydası dokunan her olumlu adıma teşekkür ederiz; ancak bu teşekkür, devasa sorunların karşısında susacağımız anlamına gelmez. Biz artık geçici pansumanlar değil, İzmir’in kronikleşmiş tüm bu problemlerine kalıcı, adil ve acil çözümler bekliyoruz.”
Yorum Yazın