Dolar 45,6152
%0.06
Euro 53,0474
%0.01
Altın 6.610,150
%-0.76
Bist-100 13.634,00
%-2.69

Pzt

-8°

Sal

-12°

Çar

-3°
Kılıçdaroğlu 9 sene önce verdiği referandum davası vekaletini geri çekti

Kılıçdaroğlu 9 sene önce verdiği referandum davası vekaletini geri çekti

CHP eski Milletvekili Atilla Kart, 2017 referandumundaki mühürsüz oy davası için kendisine verilen avukatlık vekaletinden azledildiğinin resmen bildirildiğini açıkladı. Kart, Kılıçdaroğlu'nu davanın AİHM sürecini fiilen engellemekle suçladı.

  • Ege Postası
  • 03.06.2026 - 19:08

CHP eski Konya Milletvekili Atilla Kart, CHP Genel Merkezi adına Avukat Celal Çelik imzasıyla kendisine gönderilen tebligatla CHP vekilliğinden azledildiğini duyurduğu açıklamasında, iptal edilen vekaletnamenin kapsamını ve referandum sürecini şu sözlerle anlattı:

"Bu vekaletname; 16 Nisan 2017 tarihli referandumda 2.5 milyon mühürsüz oyun geçerli sayılmasıyla ilgili olan YSK işleminin iptalini sağlamak amacıyla, Danıştay ve AİHM nezdinde dava açılması için verilmişti. Kamuoyuyla defaatle paylaştığım gibi, YSK işleminin iptali için ciddi bir mesafe alınmış iken; Sizin ve 1 nolu failin tasarrufu sonucunda, AİHM aşamasında davayı sürdürmem engellenmiştir. Yeri gelmişken ifade ediyorum; CHP adına başka herhangi bir iş takibi ve davam olmamıştır. Esasen; bundan böyle, Kemal Bey yönetimindeki CHP'nin avukatlığını yapmam da söz konusu olamazdı."

Kart, Kılıçdaroğlu'na referandum gecesi yaşanan eylemsizlik üzerinden şu soruları yöneltti: 

"Cumhuriyet Rejiminde ve kazanımlarında 'tarihi kırılmaya' yol açan ve RTE'nin iktidarını 'muhkem' hale getiren bu anayasal darbeye neden sessiz kaldınız? Neden, demokratik ve etkili tepki vermediniz? 1 nolu failin- Seçim ve Hukuk İşleri Başkanının telkinlerine neden boyun eğdiniz? 2 ay sonra, görünürde Ankara-İstanbul yürüyüşünü yapmışken; 16 Nisan gecesi CHP Genel Merkezinden 5-6 km uzaklıkta bulunan YSK'ya yürüme cesareti ve sorumluluğunu neden gösteremediniz? YSK'ya, Dünya'yı neden dar etmediniz?"

GEZİ DİRENİŞİ VE TUTUKLULAR: "EDECEK İKİ KELAMINIZ YOK MU?"

Açıklamalarında Gezi Direnişi'nin yıl dönümüne de değinen Kart, Kılıçdaroğlu'nu demokrasi mücadelesinde hayatını kaybedenler ve tutuklu bulunan isimler üzerinden doğrudan hedef aldı: 

"Tarihi Gezi Direnişi'nin ve demokrasi mücadelesinin 13. yılında, AKP İktidarına söyleyecek bir sözünüz yok mu? Ali İsmail Korkmaz'ların, Berkin Elvan'ların şahsında; Gezi'de hayatlarını kaybeden evlatlarımız için edecek iki kelâmınız yok mu? Tayfun Kahraman'lar, Can Atalay'lar, Osman Kavala'lar, Selahattin Demirtaş'ların şahsında; hayatları karartılan değerlerimiz için herhangi bir sorunuz olmayacak mı? Bu ve benzeri soruları, maddi ve yasal dayanaklarıyla hafta boyunca soracak ve hafızayı tazeleyeceğiz. Başbakanlık'ın 2012/15 sayılı Genelge'sinden başlayarak; yıllar boyunca dile getirdiğiniz söylemleri inkâr etmek pahasına, bir uçtan bir uca savrulmalarınızı hafta boyunca sorgulamaya ve Halkımızı bilgilendirmeye devam edeceğim."

2012 BAŞBAKANLIK GENELGESİ VE 5'Lİ ÇETE: "EDİLGEN BÜROKRAT KİMLİĞİNDEN KURTULAMADINIZ"

Kart, Başbakanlığın 2012/15 sayılı Genelgesi ile madenlerin, meraların ve ormanların devrinin Başbakanlığa bağlandığını belirterek, bu süreçte CHP yönetiminin hukuki yollara başvurmadığını şu ifadelerle aktardı:

"Bu Genelge ile; Anayasa ihlal edilmiş, ilgili Bakanlıkların kuruluş yasaları askıya alınmıştır. Böyle bir uygulamanın hukukta yeri yoktur. Bu nedenle; Genelgenin iptali için, Konya Milletvekili sıfatıyla Danıştay'da dava açtım. Partimin bu konuya duyarsız kalması üzerine, Kemal Bey'e 2 ya da 3 kez; '...Sayın Genel Başkan, benim dava açmam yeterli değil, önemli ve etkili olan yöntem CHP'nin kurumsal olarak dava açmasıdır...' diye öneri ve talepte bulundum. Kemal Bey her def'asında; '...Seçim ve Hukuk İşleri dava açmaya gerek görmüyor...' dedi."

Dönemin Seçim ve Hukuk İşleri Başkanı Bülent Tezcan'ı "1 no'lu fail" olarak tanımlayan ve asli sorumluluğun Kılıçdaroğlu'nda olduğunu belirten Kart, Kılıçdaroğlu'nun sermaye gruplarıyla ilişkisini şu sözlerle sorguladı:

"SORU; '5'li Çete' olarak adlandırdığınız sermaye grupları ve diğerlerinin, bu Genelgeden yararlanmasını neden engellemediniz? Neden dava açmadınız? Kamu İhale Mevzuatından beslenen ve himaye edilen sermaye gruplarına karşı neden 'sahici' siyaset yapmadınız? Maden ruhsatlarının, Başbakanlığın ve akabinde Cumhurbaşkanlığının 'labirentlerinde' belirlenmesini neden görmezden geldiniz? CEVAP; Kemal Bey, maalesef ve en hafif deyimiyle, 'edilgen bürokrat' kimliğinden ve tavrından kurtulamamıştır. Bu sıfatı, bugün itibariyle daha da ileri boyutlara taşıdığını üzülerek ve içim acıyarak izliyorum. Kemal Bey; İktidar'ın himayesiyle, Hazine bütçesinin belli sermaye gruplarına 'servet transferi' yoluyla aktarılmasına göz yumar hale gelmiştir. Kemal Bey; artık, müesses düzenin ve AKP'nin, Kendisine 'çizdiği' sınırlar içinde görev üstlenmiş durumdadır. Neresinden bakarsanız bakın... Dramatik bir tablo ve son..."

2014 CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ: "REJİM KRİZİNE NEDEN SESSİZ KALDINIZ?"

Atilla Kart, Türkiye'deki anayasal ihlallerin başlangıcı olarak 10 Ağustos 2014 tarihindeki Cumhurbaşkanlığı seçimlerini işaret etti. Kurumların görevlerini yapmadığını vurgulayan Kart, o süreci şu iddialarla açıkladı:

"'Seçildiği Gün Rejim Krizi Yaratan Bir Cumhurbaşkanı' ve Kemal Bey'in duruşu... 10 Ağustos 2014 tarihinde yapılan C. Başkanlığı seçimiyle birlikte, Ülkemizde 'Rejim Krizi' doğmuştur. YSK'nin geçici sonuçları açıkladığı 11 Ağustos 2014 tarihi itibariyle; R. T. Erdoğan C. Başkanı seçilmiş olup, Anayasa ve ilgili mevzuat gereğince ve Partisi ile re'sen ilişiğinin kesilmesi ve milletvekilliğinin sonlandırılması gerektiği halde; Anayasa'nın amir nitelikteki bu hükümleri ilgili mercilerin müşterek iradeleriyle ihlal edilmiştir. Dönemin Cumhurbaşkanı A. GÜL, TBMM Başkanı Cemil ÇİÇEK, Yargıtay C. Başsavcılığı, YSK, Ankara C. Başsavcılığı ve Anayasa Mahkemesi görevlerini yapmamışlardır. Anayasal ihlaller, Tarafımızdan 11 Ağustos tarihinden itibaren yukarıda sözü edilen Kurumlara muhtelif tarihlerde zimmetli ve yazılı olarak iletilmiş ise de, Türkiye Cumhuriyeti'nin anayasal kurumları görevlerini yapmamışlardır. Bu konudaki basın açıklamaları ve başvurular, 30 Ağustos tarihine kadar aralıksız sürdürülmüştür."

Kart, açıklamasını Kılıçdaroğlu'na yönelttiği şu nihai soruyla tamamladı:

"Soru şu; 'müteselsil şekilde' gerçekleşen ve 'mütemadi' bir hal alan bu anayasa ihlallerine karşı, CHP Genel Başkanı olarak herhangi bir 'demokratik ve etkili tepkiyi' neden göstermediniz? Bu anayasal ihlal sürecini neden görmezden geldiniz?"

Yorum Yazın

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yorumlar
Yeniden eskiye
Eskiden yeniye
Öne çıkanlar

Bu habere hiç yorum yapılmamış... İlk yorum yapan sen ol.