Dolar 46,1373
%0.03
Euro 53,3342
%0.09
Altın 6.190,347
%-2.04
Bist-100 13.734,91
%-0.05

Pzt

-8°

Sal

-12°

Çar

-3°
Karayalçın’dan NEO TV'de CHP’deki mutlak butlan krizine ilişkin çarpıcı açıklamalar; Kılıçdaroğlu'nun hemen kurultayı toplaması gerekiyor

Karayalçın’dan NEO TV'de CHP’deki mutlak butlan krizine ilişkin çarpıcı açıklamalar; Kılıçdaroğlu'nun hemen kurultayı toplaması gerekiyor

Eski Başbakan Yardımcısı ve eski SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın, CHP’de yaşanan mutlak butlan krizine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. CHP’nin iktidara yürüyen bir parti olduğu için hedef alındığını savunan Karayalçın, partinin “bir çukurun içine itildiğini” belirterek sağduyu ve birlik çağrısı yaptı. Mutlak butlan kararını “haksız ve yanlış” olarak nitelendiren Karayalçın, CHP’nin bu süreçten çıkış yolunun parti hukukunun gereğini yerine getirerek ivedilikle olağanüstü kurultaya gitmek olduğunu söyledi. Tedbir kararının olağanüstü kurultaya engel olmadığını ifade eden Karayalçın, “Kurultay bir öneri değil, zorunluluktur” dedi.Karayalçın, partide kalınması gerektiğini vurgularken, kurultay yapılmaması ve tasfiyelerin gündeme gelmesi halinde yeni parti seçeneğinin zorunlu olarak tartışılabileceğini belirtti. Erken seçim ihtimaline de dikkat çeken Karayalçın, CHP içindeki krizin iktidar açısından seçim için uygun bir ortam yaratabileceğini söyledi.

  • Ege Postası
  • 10.06.2026 - 10:55
  • Güncelleme: 10.06.2026 - 11:09

EGE POSTASI- Eski Başbakan Yardımcısı ve eski SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın, NEO TV’de yayınlanan Uyandırma Servisi programında Kutluhan Nesil’in sorularını yanıtladı. Karayalçın, CHP’deki mutlak butlan krizinden tedbir kararına, yeni parti tartışmalarından erken seçim ihtimaline kadar birçok başlıkta dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

"CHP’NİN ÖNÜNÜ KESMEK GEREKTİĞİ KANISINA VARILDI"

Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidara yürüyen bir parti olduğunu ifade eden Karayalçın, 31 Mart 2024 seçimlerinden bu yana CHP’nin, daha sonra yapılacak ilk seçimde Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanacağı ve Türkiye’yi yönetme noktasına geleceğinin anlaşıldığını söyledi.

Karayalçın, “Zaten Sayın Erdoğan’ın ‘İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanmış olur’ gibi bir değerlendirmesi de vardı. Onu da dikkate almak gerekiyor. Seçimden sonra da, 31 Mart 2024 seçiminden sonra da Cumhuriyet Halk Partisi’nin oyları arttı. Bütün anketler bunu ortaya koyuyordu. Yalnızca anketlere bakmamak gerektiği kanısındayım. Ama onun dışında başka önemli göstergeler yaşanıyordu. Mitinglerimize çok geniş katılım olmaktaydı vesaire. Bu nedenle Cumhuriyet Halk Partisi’nin önünü kesmek gerektiği kanısına varıldı ve Cumhuriyet Halk Partisi’ne karşı çok ciddi bir sarsma, zora sokma, engelleme süreci işletildi. İstanbul Belediyesi’nden başlatılarak, yani 19 Mart 2025 bunun ilk adımıydı. Daha sonra çeşitli adımlar atıldı ve 21 Mayıs 2026 tarihinde mutlak butlan kararı verilerek bunun en üst düzeyine çıkıldı, doruk noktasına gelindi” dedi.

"BİZİ BİR ÇUKURUN İÇİNE İTTİLER"

Son 10 gündür, yani 21 Mayıs’tan bu yana yaşananların amacın ne olduğunu gösterdiğini belirten Karayalçın, “Neyin amaçlandığını, neyin istendiğini de çok açık bir biçimde ortaya koyuyor bana göre. Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi’nin ikiye bölündüğü ileri sürülüyor. ‘İki genel merkezi, iki genel başkanı var’ denmekte. Cumhuriyet Halk Partisi zaten kendi içinde gizli tartışmaların daha önceki yıllarda çok yapıldığı bir partiydi. Çok sık kurultayların yapıldığı bir partiydi. Yeniden 2026 koşullarında kavgalı bir ev olarak gösterilmesi amacını taşımaktaydı. Ben bunu ‘bizi bir çukurun içine ittiler’ diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Karayalçın, CHP Genel Başkanı’nın ve Parti Meclisi üyelerinin haklarının gasp edildiğini savunarak şunları söyledi:

“Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yargı organlarının, hakları elinden alınan kişilerin kendisine yaptığı başvuruları maalesef yanıtlamadığını, ‘Bu benim görevim değil’ diyerek savsakladığını gözlüyorum. Bu durumda da Cumhuriyet Halk Partililer, yani yargı organları bu başvuruları, hak ihlallerini görüşmediğine göre; Cumhurbaşkanı ‘Bu onların iç işi, kendi aralarında yine kavgaya başladılar’ dediğine göre; Meclis Başkanı aynı ifadeyi kullandığına göre, şimdi Cumhuriyet Halk Partililerin bu çukurdan çıkmak için bir çaba içine, bir anlayış içine, bir birliktelik içine girmeleri gerektiğini söylüyorum. Onun için de bir sağduyu çağrısı yapıyorum. Bir soluklanalım, bir durup düşünelim. Yani bize kurulan tuzağı herkesin hissetmesi lazım. Dün Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde, Dikmen Kapısı önünde yaşanan görüntüler bu tuzağın fotoğrafıdır.”

Mutlak butlan kararını haksız ve yanlış bulduğunu dile getiren Karayalçın, kararın verilmemesi gerektiğini belirterek, “Bundan dolayı derin üzüntü içindeyim ve bu kararı eleştiriyorum. Gerekçe olarak ‘kirli bir kurultay’ yapıldığı söyleniyor. 38. Kurultayımızda, yani iptal edilen kurultayda, oylamaya hile karıştırıldığı ileri sürülüyor. Ben işin hukuki yönüne inmeksizin düz bir mantıkla söylüyorum: Eğer bizim 38. Kurultayımızda hile karıştırıldıysa, oylamayı etkilemek için para verildiyse, birtakım vaatler söylendiyse yargının yapması gereken bunları ortaya çıkarmaktır. Kaç kişi para verdi? Kaç kişi para aldı? Ne vaat edildi? Bunları açıklamalılar. Bunları cezalandırmalılar. Zaten Siyasi Partiler Yasası da bunu öngörüyor. Eğer oylamaya hile karıştırıldıysa bunun cezasını da öngörüyor. Dolayısıyla önce bunu söyleyeyim: Bu karar yanlış” dedi.

Kararın çıktığını ve buna uyulması gerektiğini ifade eden Karayalçın, bundan sonra ne yapılması gerektiğine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Karayalçın, “Kemal Bey’in, Özgür Bey’in tavırları açısından sorduğunuz için söylüyorum. Ne yapılması gerektiğini bizim tüzüğümüz, yani parti hukuku, bizim iç hukukumuz söylüyor. İç hukukumuz ne diyorsa bunu biz yazdık. Siyasi Partiler Yasası uyarınca, ilgili yasalar uyarınca bizim iç hukuk metinlerini Cumhuriyet Halk Partililer olarak biz yaptık. Bu kurultay bizlerce kabul edildi. İç hukukumuza göre yapılması gereken ivedilikle bir kurultaydır. Yani 25 Temmuz’a kadar kurultay yapılmalı, yoksa Cumhuriyet Halk Partisi seçime giremez. Onu bir yana tutarak söylüyorum. Parti zor durumda, bir çukurun içindeyiz. Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde kavga ettirilmekteyiz. Bu kötü bir durum, tarihimizde ilk kez böyle bir duruma düştük” diye konuştu.

Anayasa Mahkemesi eski Başkanı Haşim Kılıç’ın açıklamalarına da değinen Karayalçın, “Sayın Haşim Kılıç da ‘Keşke kapatsalardı Cumhuriyet Halk Partisi’ni’ diyor. Bu düşünülebilecek en büyük, en olumsuz karardı. Doğru diyor” ifadelerini kullandı.

"KILIÇDAROĞLU’NUN HEMEN KURULTAYI TOPLAMASI GEREKİYOR"

CHP’nin tarihinin en kötü günlerini yaşadığını söyleyen Karayalçın, bu süreci aşmak için kişilerin açıklamalarından çok kurultayın toplanması gerektiğini vurguladı.

Karayalçın, “Şimdi tarihimizin en kötü günlerini yaşıyoruz. Bunu aşmak için yapılması gereken, ‘Kemal Bey şunu söyledi, Özgür Bey bunu söyledi, Murat Bey’in böyle bir açıklaması oldu’ yaklaşımı değildir. Yapılması gereken, bir derdimiz varsa, bir sorun içindeysek bunu tartışmak üzere kurultayı ivedilikle toplantıya çağırmaktır” dedi.

CHP kurultaylarının yalnızca seçimlerin yapıldığı platformlar olmadığını belirten Karayalçın, “Biz kurultaylarımızda partinin durumunu, ülkenin durumunu, toplumun durumunu da tartışırız. Ve bu kurultaylarda sırt yapan bir partiyiz. Ben bundan dolayı da memnuniyet duyduğumu ifade edeyim. Yani ben ‘CHP kurultaylar partisi’ lafını bir eleştiri olarak görmüyorum. Şimdi buna ihtiyacımız var, yapılması gereken bu” diye konuştu.

Olağanüstü kurultay için bine yakın delegenin imza topladığını hatırlatan Karayalçın, “Bunun yapılması için de yine parti hukukuna göre bine yakın delegemiz olağanüstü kurultay için imza topladı. Noter tasdikli imza. O paralarını vererek bu imzayı topladılar. Şimdi bu metin kendilerine ne zaman sunulacak bilmiyorum. Sayın Kılıçdaroğlu’nun hemen kurultayı toplaması gerektiği kanısındayım” ifadelerini kullandı.

"PARTİNİN PATRONU 2 MİLYON CUMHURİYET HALK PARTİLİDİR"

Kılıçdaroğlu’nun olağan kurultaydan söz ettiğini belirten Karayalçın, kendi çağrısının olağanüstü kurultay olduğunu söyledi.

Karayalçın, “Olağan kurultayı anlıyorum. Benim dediğim olağanüstü kurultay. Yani yangın var değil mi? Bir yangın var. Yani bir yangının içindeyiz. Fotoğraflar, görüntüler bunu açık bir biçimde gösteriyor. Bu durumdayken partinin sahibi üyelerdir. Partinin patronu genel merkez değildir. Partinin patronu 2 milyon Cumhuriyet Halk Partilidir” dedi.

Delegelerin durumun vahim olduğunu belirttiğini ifade eden Karayalçın, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Onların temsilcileri diyor ki, ‘Arkadaş, durum vahim. Bir olağanüstü kurultayı hemen toplayalım. Burada gerekli kararları alalım, ne yapmamız gerektiğini tartışa tartışa; gerekirse üç gün, gerekirse beş gün kendi aramızda tartışalım ve ne yapmamız gerektiğini ortaya koyalım.’ Şimdi bu böyleyken ‘olağan kurultay çalışmalarını başlatıyorum’ demenin çok bir anlamı yok bana göre.”

"TEDBİR KARARI OLAĞANÜSTÜ KURULTAYI ENGELLEMEZ"

Tedbir kararının olağanüstü kurultaya engel olmadığının anlaşıldığını belirten Karayalçın, “Bugün galiba 31 hukukçunun açıklaması var. Onlar diyorlar ki bu tedbir kararı olağanüstü kurultayı engellemez, engelleyemez. Zaten İstanbul İl Kongresi’nde de yapıldı. İstanbul İl Kongresi için de tedbir kararı vardı ama ona rağmen İl Kongresi yapıldı ve Yüksek Seçim Kurulu, İl Kongresi’nde kazanan Özgür arkadaşımıza mazbatasını verdi” dedi.

Türkiye’deki hukuk sistemine yönelik eleştirilerde de bulunan Karayalçın, “Tabii o da Türk hukukunun başka bir garipliği, onu da söyleyeyim. Bir yanda Gürsel Tekin Bey, bir yanda Özgür Bey. Böyle ikili bir yapı çıktı. Maalesef Türkiye’deki yargı da bu vaziyette” ifadelerini kullandı.

"KURULTAYI TOPLAMASI ZORUNLULUK"

Yargıtay’dan nasıl bir karar çıkacağını öngöremediğini belirten Karayalçın, buna rağmen Yargıtay kararını beklemeye gerek olmadığını söyledi.

Karayalçın, “Yargıtay’dan nasıl bir karar çıkar keşke öngörüde bulunabilsem. Yani bir şey söyleyemiyorum ama oradan çıkacak kararı beklememize gerek yok. Türkiye yargısının kararını beklememize gerek yok. Bizim kendi hukukumuzun gereğini yerine getirmemiz yeter. Hemen kurultay” dedi.

Bin delegenin kurultay istediğini vurgulayan Karayalçın, bunun geciktirilemeyeceğini belirterek, “Bu genel başkanın takdirine bırakılmış bir şey de değil. Yani tüzüğümüzde, genel başkanın şu kadar sayıda imzayla önüne dilekçe geldiğinde, talep geldiğinde kurultayı toplayabileceği söylenmiyor; ‘Kurultayı toplar’ deniyor. Bu bir zorunluluk. Onun için aslında konuya çok basit yaklaşmak lazım. Kafa karışıklığına yol açmamak lazım. Çok basit olarak baktığımızda Cumhuriyet Halk Partisi’nin hemen kurultaya gitmesi lazım. 24 Temmuz’a kadar eğer biz kurultayı yapamazsak seçime giremeyecekmişiz. Bu da tabii ek olarak dikkate almamız gereken başka bir şey” diye konuştu.

"SONUNA KADAR CHP’DE KALINMALI"

Karayalçın, CHP’de kalınması gerektiğini vurgulayarak, “Ben sonuna kadar Cumhuriyet Halk Partisi’nde kalınmalı diyorum. Ama eğer kurultay yapılmayacaksa ve tasfiyeler gündeme gelecekse zorunlu olarak ayrı bir parti gündeme gelecektir. Eğer böyle olmazsa Cumhuriyet Halk Partisi’nde siyaset yapmaya devam etmeliyiz kanısını taşıyorum” dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun “CHP’yi kirletenler var” sözlerine de değinen Karayalçın, “Sayın Kılıçdaroğlu dün de tekrar etti. Yani ‘CHP’yi kirletenler var’ ifadesini kullandı. Kim kirlettiyse bu da ortaya çıksın. Türkiye’nin yargısı maalesef bizim 38. Kurultayımızda oylamaya hile karıştıranları tespit edemedi. Tespit edemedi, tümüyle yorganı yaktı. Bir pire için yorgan yakıldı. Kurultay iptal edildi. Şimdi Sayın Kılıçdaroğlu bunu tekrar ettiğine göre elinde gerekli malzemeler olduğunu tahmin ediyorum. Kimse bunlar yargıya verilmeli, yargı sonucu beklenmeli ve gerekirse partiden de ihraç edilmeli” diye konuştu.

Karayalçın, arınma ve kurultay süreçlerinin birlikte yürütülebileceğini belirterek şunları söyledi:

“Her ikisini birden yapalım. Önce arınalım, sonra kurultayı yapalım değil; kurultayı yapalım, bir yandan böyle bilgiler varsa bunu da yapalım. Partimizi lekeli bir parti gibi göstermeye kimsenin hakkı yok. Cumhuriyet Halk Partisi’ne büyük bir haksızlık yapılıyor. Kirli parti ne demek Allah aşkına? En temiz parti. Ben de bunu iddia ediyorum. ‘Murat Bey öyle ama işte Ahmet şunu yaptı, Mehmet bunu yaptı’ deniyorsa; Ahmet ne yaptıysa, Mehmet ne yaptıysa bunları da verin kardeşim mahkemeye. Verin, biz de bilelim. Partimiz de bunlar nedeniyle kamuoyu önünde zor duruma düşmesin. Evet, hemen arınalım. Hemen, yani hemen bir yandan onu da yapalım. Biz birkaç işi aynı anda yapabilecek olan bir partiyiz. Hem onu yapalım hem bunu yapalım.”

"PARTİ HUKUKUNA GÖRE BUNUN YAPILMASI ZATEN MÜMKÜN DEĞİLDİ"

Grup toplantısına ilişkin tartışmalara da değinen Karayalçın, gözetilmesi gereken şeyin parti hukuku olduğunu belirtti.

Karayalçın, “Gözetilmesi gereken parti hukukudur. Grup toplantısını Sayın Özgür Özel’in yapmasını öngörüyor. Yani şu kadar sayıda milletvekili olmalı şeklindeki açıklamayı dikkate alarak söylüyorum: O kadar sayıda milletvekili olmadan grup toplantısı yapılamaz. Sayın Kılıçdaroğlu’nu destekleyen milletvekili arkadaşlarımızın sayısı o kadar değil. Olması gereken sayı 40 küsur ama Sayın Kılıçdaroğlu’na destek veren milletvekili arkadaşlarımız yirmi küsur dolaylarında. Dolayısıyla zaten yapılamazdı. Yani parti hukukuna göre bunun yapılması zaten mümkün değildi” dedi.

Erken seçim ihtimaline de dikkat çeken Karayalçın, “Ben başlangıçta 2026’da Cumhuriyet Halk Partisi’nin sarsılabildiği kadar sarsılacağını, Cumhuriyet Halk Partisi ile ilgili yol temizliği yapılacağını, 2027’de de yani önümüzdeki yıl başlarken çok büyük kaynak transferleriyle, asgari ücret artışıyla, emekli maaşlarında artışla ve buna benzer düzenlemelerle seçim yapılacağını bekliyordum. Kanaatim biraz değişti. Tam AKP için seçim yapacak zaman; CHP’liler birbirlerine girmişler. CHP’liler birbirleriyle uğraşırken seçim yapmanın AKP için cazip olacağını, uygun olabileceğini düşünüyorum. Bunu da göz ardı etmemek gerekir” ifadelerini kullandı.

"PARTİ PROGRAMIMIZ DA İPTAL EDİLDİ"

CHP’nin parti programına da dikkat çeken Karayalçın, “Bakın size başka bir vahim şeyi söyleyeyim. Biz 28 Kasım 2021 tarihinde yeni bir program hazırladık. Bu program, her partide olduğu gibi bizim için de yaşamsal ve önemli. Yani niye siyaset yapıyoruz? Kime vereceğiz, kime deva ediyoruz, nasıl bir Türkiye görüyoruz? Bunu ortaya koymuştuk. Öte yandan Cumhurbaşkanlığı Adaylık Ofisi’nde arkadaşlarımız çok başarılı çalışmalar yapmaktaydılar. Onların sonuçlarını da Özgür Bey, galiba 2 Mart 2026 tarihinde kamuoyuyla paylaşmıştı” dedi.

Bazı hukukçuların yorumlarına işaret eden Karayalçın, şöyle devam etti:

“Kimi hukukçular diyor ki Bölge Adliye Mahkemesi yalnızca CHP’nin 38. Kurultayı’nı iptal etmedi. Bu programın ve tüzüğün görüşüldüğü öteki kurultaylar da iptal edildi. Dolayısıyla şimdi bizim programımız iptal edildi. Biz tekrar, muhtemelen eğer böyleyse, bu doğru bir yorumsa — bu konuda da işareti alamıyoruz — Aralık 2008 tarihindeki programa dönmüş oluyoruz. Ne kadar yazık değil mi? Ne kadar üzüntü verici bir şey. Yani programını, tüzüğünü kaldırıyorsunuz, içlerine nifak sokuyorsunuz. Ana muhalefet partisinin mensuplarını, eski ve yeni genel başkanlarını birbirleriyle çatışır hale getiriyorsunuz. İktidar partisi için bundan daha uygun bir ortam olabilir mi? Onun için zamanlamayı buna göre yapacaklardı diye düşünüyorum. Bunu da bütün partili arkadaşlarıma bu vesileyle söylemiş olayım. Yani böyle bir tehlike var.”

"VEBALİNİ KİM ÖDEYECEK?"

24 Temmuz’a kadar kurultay yapılmaması halinde CHP’nin seçime girip giremeyeceği tartışmalarına değinen Karayalçın, “Eğer 24 Temmuz’da biz hakikaten kurultay yapmazsak ve seçime giremeyeceksek Allah aşkına bunun vebalini kim ödeyecek? Bunun vebali kimin omuzlarında olacak?” diye sordu.

Karayalçın, sözlerini şöyle sürdürdü:

“‘Hay Allah, biz mücbir sebep var, dolayısıyla böyle bir sorun yaşanmaz diyorduk ama neyse mücbir sebep falan yokmuş. Ya da mücbir sebep konusunu yargı kabul etmedi kardeşim, o yüzden biz seçime girmedik; tüh, bir beş yıl bekle bakalım.’ Bunu mu diyeceğiz? Bunu mu yaşayacağız? O nedenle herkes aklını başına toplasın. Parti hukukumuzun dediğini herkes dikkate alsın. Herkes onun gereğini yerine getirsin. Derhal kurultay, ivedilikle olağanüstü kurultay diyorum. İvedilikle arınma. Bunu da söyleyeyim. Arınılması gereken bir şey var. İkisini de yapalım. Arınalım ve kurultay yapalım.”

"ÖZGÜR ÖZEL KİTLELERLE ÇOK GÜÇLÜ BİR BAĞ KURDU"

Kemal Kılıçdaroğlu liderliğinde CHP’nin olası bir seçime girmesi halinde nasıl bir sonuç çıkacağına ilişkin soruya da yanıt veren Karayalçın, “Onu kestiremem, yani ona ilişkin bir şey söyleyemem. ‘O orada düşük olacaksa bir başkası olsun, yüksek olacaksa o devam etsin’ diyebilirim. Yapılması gereken hukukun gereğini yerine getirmektir” dedi.

Özgür Özel’in kitlelerle güçlü bir bağ kurduğunu belirten Karayalçın, “Sayın Özgür Özel’in kitlelerle çok güçlü bir bağ kurduğunu görüyorum. Zaman zaman davet edildiğim zaman mitinglere katılıyorum, otobüsün üstüne çıkıyorum. Orada da görüyorum; gerçekten Özgür Bey kitlelerle güçlü ilişkiler kurabilen bir arkadaşımız, bir genel başkanımız” ifadelerini kullandı.

Ankara’daki mitinge ilişkin gözlemlerini de paylaşan Karayalçın, “En son Güvenpark’taki Ankara mitingini gözledim. Eski belediye başkanı olarak Güvenpark’ın büyüklüğünü dikkate aldım. Ölçtüm, biçtim. Kendi kafama göre çok geniş bir katılım olduğunu gördüm. Oradan da Özgür Bey davet etti. Bilmiyorum daha önce planlamış mıydı, o sırada mı öngördü? O kitle yol boyunca, Gençlik Caddesi boyunca Anıtkabir’e doğru yürüdü. Bunlar gösterge tabii; kimin ne kadar iyi sonuç alacağını ama bu tarihte, yani seçimden uzak olduğumuz bir tarihte bununla ilgili bir yorum yapmak da çok doğru olmaz” diye konuştu.

"BİZ KARDEŞİZ VE KARDEŞLİĞİMİZİ UNUTMAYALIM"

Yeni parti kurulması ya da kurulmadan Özgür Özel liderliğindeki CHP’nin seçime gitmesi halinde iktidar değişikliği olup olmayacağına ilişkin soruya Karayalçın, “Olabilir tabii. Yani o yapacağımız çalışmalara bağlı. Olmaması için hiçbir neden yok. Hatta biz buradan, bu çukurdan sağ salim çıkarsak halkın bize daha büyük bir destek vereceğini, halkımızın bir prim vereceğini, bir bonus vereceğini, ek bir destek vereceğini de umuyorum, düşünüyorum” yanıtını verdi.

Karayalçın, CHP içindeki taraflara kardeşlik çağrısı yaparak sözlerini şöyle tamamladı:

“Biz kardeşiz. Özel ve Kılıçdaroğlu ikisi de kardeş. Kardeşliğimizi unutmayalım. Bir bunu söylerim. İkinci söyleyeceğim de öneri değil. Kurultay bir zorunluluk. Ben kurultayı önermiyorum. Delegelerimiz bunu karara bağlamışlar. Bin delege kurultay istiyor. Dolayısıyla kurultay yapılmalı. Bu öneri değil, bu bir zorunluluk.”

Yorum Yazın

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yorumlar
Yeniden eskiye
Eskiden yeniye
Öne çıkanlar

Bu habere hiç yorum yapılmamış... İlk yorum yapan sen ol.