İzmir’de 1.500 aile soruyor: 'Belediye çalışanlarına var, bize neden yok?'
İzmir’de konut kooperatifi mağdurları, aynı yıl İzmir Büyükşehir Belediyesi ile yapılan iki farklı sözleşmeyi karşılaştırarak belediyeye 7 maddelik soru yöneltti. S.S. İş İnsanları Gaziemir Konut Yapı Kooperatifi Başkanı Ali Alpyavuz, belediye çalışanlarının kooperatifine uygulanan model ile yaklaşık 1.500 ailenin yer aldığı kooperatiflere uygulanan model arasında ciddi fark bulunduğunu savundu.
- Ege Postası
- 23.09.2026 - 09:58
- Güncelleme: 23.09.2026 - 10:09
S.S. İş İnsanları Gaziemir Konut Yapı Kooperatifi Başkanı Ali Alpyavuz, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZBETON ile yapılan sözleşmeler üzerinden yeni bir açıklama yaptı. Alpyavuz, aynı yıl içerisinde belediye çalışanlarının üye olduğu kooperatif ile vatandaşların oluşturduğu kooperatiflere farklı sözleşme modelleri uygulandığını ileri sürerek, aradaki farkların yaklaşık 1.500 aileyi doğrudan ilgilendirdiğini belirtti.
Alpyavuz, açıklamasında MASAK ve bilirkişi raporları ile mahkeme süreçlerinin gündemde olduğu dönemde kooperatif mağduriyetlerinin de konuşulması gerektiğini savundu. Daha önce yaptıkları açıklamalarda 785 gündür devam eden mağduriyete dikkat çektiklerini belirten Alpyavuz, bu kez İzmir Büyükşehir Belediyesi yetkililerine sözleşme modelleri üzerinden sorular yöneltti.
Aynı yıl iki farklı sözleşme
Alpyavuz’un açıklamasının merkezinde, 2022 yılında imzalanan iki ayrı sözleşme bulunuyor. Alpyavuz, 25 Şubat 2022 tarihli İZBETON protokolünde kooperatiflerinin “Yüklenici” olarak tanımlandığını, 10 Mart 2022 tarihli yer teslim tutanağında ise kooperatifin karşısında “Taşeron” ifadesinin kullanıldığını belirtti. Buna karşılık 4 Ekim 2022 tarihinde İzmir Büyükşehir Belediyesi çalışanlarının üyesi olduğu S.S. İzmir Emekçileri Konut Yapı Kooperatifi ile belediye iştiraki Egeşehir A.Ş. arasında imzalanan sözleşmede kooperatifin yalnızca önceden belirlenen bedeli ödemekle yükümlü tutulduğunu savundu.
“Neden aynı model uygulanmadı?”
İki sözleşme arasındaki farklara dikkat çeken Alpyavuz, “Kendi çalışanlarınızın kooperatifine uygun gördüğünüz sabit bedelli, hukuki güvenceli sözleşme modeli, aynı yıl 1500 vatandaşın üye olduğu 6 farklı kooperatife neden uygulanmadı?” sorusunu yöneltti. Alpyavuz, Egeşehir sözleşmesinde bedelin sabit ve tavanlı olduğunu, inşaat, finansman ve gecikme riskinin Egeşehir A.Ş.’ye bırakıldığını ileri sürdü. İZBETON protokollerinde ise kooperatiflerden yüzde 6 kesin teminat istendiğini ve yapıların zamanında teslim edilmemesi halinde kooperatif üyelerine günlük ceza öngörüldüğünü belirtti. Bu farkların neden ortaya çıktığının açıklanmasını isteyen Alpyavuz, “Neden 1500 aileyi taşeron konumuna getirdiniz; tüm inşaat yükünü, mali yükü ve hukuki belirsizlikleri kooperatif üyelerinin üzerine bıraktınız?” ifadelerini kullandı.
İnşaatın yüzde 9,77 seviyesinde kaldığını savundular
Açıklamada inşaatın mevcut durumuna ilişkin de bilgi verildi. Alpyavuz, İzmir 13. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2024/181 D.İş sayılı dosyasındaki 22 Ağustos 2024 tarihli bilirkişi raporuna göre inşaat seviyesinin yüzde 9,77 olduğunu belirtti. Alpyavuz ayrıca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından lisanssız konut kooperatiflerine anahtar teslim kat karşılığı inşaat verilmesinin mevzuata uygun bulunmadığını ve inşaatın durdurulduğunu ifade etti.
Yeni protokolde yükümlülüğün üyelere bırakıldığını savundu
30 Mart 2026 tarihli Niyet Protokolü’ne de değinen Alpyavuz, bu protokolle birlikte inşaatın İZBETON tarafından tamamlanmasının ve tamamlanma bedelinin kooperatif üyeleri tarafından 60 ay boyunca ödenmesinin öngörüldüğünü söyledi. Ancak protokolde nihai tadil metninin imzalanması için öngörülen 15 Temmuz 2026 tarihinin geçtiğini belirten Alpyavuz, henüz kendilerine bir dönüş yapılmadığını kaydetti. Kooperatifin İZBETON ve İzmir Büyükşehir Belediyesi aleyhine açtığı davanın İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025/542 esas sayılı dosyası üzerinden sürdüğünü belirten Alpyavuz, hukuki değerlendirmeyi yargının yapacağını ancak kamu kurumlarının hesap verme sorumluluğunun mahkeme kararını beklememesi gerektiğini savundu.
Belediye yönetimine 7 soru
Alpyavuz, açıklamasının sonunda İzmir Büyükşehir Belediyesi yetkililerine yedi soru yöneltti. Sorular arasında 1.500 vatandaşın üye olduğu altı farklı kooperatife neden belediye çalışanlarının kooperatifine uygulanan modelin uygulanmadığı, kooperatif üyelerinin “taşeron” konumuna getirilmesine kimlerin izin verdiği ve protokol hazırlanırken ortaya çıkabilecek risklerin öngörülüp öngörülmediği yer aldı.
Yetkililere soruyoruz:
Kendi çalışanlarınızın kooperatifine uygun gördüğünüz sabit bedelli, hukuki güvenceli sözleşme modeli, aynı yıl 1500 vatandaşın üye olduğu 6 farklı kooperatife neden uygulanmadı?
1500 Ev Hayali Kuran Aileyi "taşeron" yapılmasına kimler izin verdi, göz yumdu?
Protokol hazırlanırken bugünkü risklerin üyelere yükleneceği öngörüldü mü; öngörüldüyse üyeler bilgilendirildi mi?
Kooperatifimizin Satış Ofisi, Broşür ve şantiyesinde her noktada İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin logosu kullanılmışken, sonrasında kurulan kooperatiflerden İzmir Büyükşehir Belediyesi Logosunun kullanılmamasını istediniz mi ? O Tarihte neyi öngördünüz ? Öngördüğünüz şeye neden müdahale etmediniz ?
Protokolde öngörülen Kontrol Teşkilatı kuruldu mu? Kurulduysa, inşaat %9,77'de kalırken hangi denetim raporları düzenlendi?
Niyet Protokolü'ndeki 60 aylık tamamlama bedelinin neden tamamı kooperatif üyelerine yıkılıyor, gelinen noktada modeli kuran, denetleyen tarafların sorumluluğu yok mu ?
Durdurma talimatından sonra 791 gün geçmesine rağmen neden inşaatımız hala duruyor, belirsizlikler devam ediyor .
'Talebimiz ve serzenişlerimiz şahıslara değil kurumlaradır' denilen açıklamada 'İzmir’de kamu kurumlarına duyulan güven, ancak mağduriyetlerin giderilmesiyle yeniden tesis edilebilir' mesajı verildi.
Yorum Yazın