İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin mülkiyet mücadelesine destek: 'Bu kentin değerleri oldu bittiyle gasp edilemez
Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından İzmir Büyükşehir Belediyesi mülkiyetindeki bazı taşınmazlara yönelik başlatılan el koyma girişimine Tüm Yerel Sen Genel Örgütlenme Sekreteri Devrim Onur Erdağ tepki gösterdi. Erdağ, belediyenin yürüttüğü hukuki mücadeleyi desteklediklerini belirterek, sürecin kamuoyuna doğru ve şeffaf biçimde aktarılmasının hayati önemde olduğunu vurguladı.
- Ege Postası
- 26.02.2026 - 18:07
- Güncelleme: 26.02.2026 - 18:14
Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından İzmir Büyükşehir Belediyesi mülkiyetindeki bazı taşınmazlara yönelik başlatılan el koyma girişimi, yalnızca bir tapu ihtilafı değil; İzmir halkının ortak hafızasına, emeğine ve kamu hizmetine yönelik ciddi bir müdahale niteliği taşımaktadır.
Tüm Yerel Sen Genel Örgütlenme Sekreteri Devrim Onur Erdağ, belediyenin yürüttüğü hukuki mücadeleyi desteklediklerini belirterek, sürecin kamuoyuna doğru ve şeffaf biçimde aktarılmasının hayati önemde olduğunu vurguladı.
“Hukuk askıya alınamaz”
Erdağ, 2025 yılı Ekim ayında başlatılan işlemlerle, belediyeye ait üç tarihi yapının hiçbir ön bilgilendirme yapılmaksızın tapu müdürlükleri aracılığıyla Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tescil edilmesinin kabul edilemez olduğunu ifade etti.
Söz konusu işlemlerin dayandırıldığı Vakıflar Kanunu hükmünün, vakıf yoluyla meydana getirilen kültür varlıklarını kapsadığını; ancak ihtilaf konusu taşınmazların bu kapsamda olmadığına dair tarihî belgelerin açık ve net olduğunu belirtti.
“Bedelleri yıllar önce ödenerek sicilden kaldırılmış vakıf şerhlerinin, el koyma işleminden hemen önce yeniden ortaya çıkarılması hukuk güvenliği ilkesine açıkça aykırıdır” diyen Erdağ, sürecin Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkını da ihlal ettiğini söyledi.
Meslek Fabrikası: Bir bina değil, sosyal belediyeciliğin kalbi
1926 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün imzaladığı kararnameyle belediye mülkiyetine geçen Meslek Fabrikası’nın yalnızca tarihî bir yapı değil, İzmir’in üretim ve istihdam hafızası olduğunu vurgulayan
Erdağ, şu verileri paylaştı:
29 merkezde 5.800 kurs
145.077 kursiyer
37.044 kişinin açık iş ilanlarına yönlendirilmesi
2.694 kişinin doğrudan istihdama katılması
385 gencin Dijital Gençlik Merkezi’nde dijital yetkinlik kazanması
“Bu rakamlar bir binanın değil, bir sosyal kalkınma modelinin göstergesidir” diyen Erdağ, Meslek Fabrikası’nın gençlerin ve kadınların ekonomik hayata katılımını güçlendiren sürdürülebilir bir kamu hizmeti sunduğunu ifade etti.
Egemenlik Evi ve kent hafızası
1891 yılında İzmir halkının kendi imkânlarıyla inşa ettiği ilk belediye binası olan Egemenlik Evi’nin bir vakıf yapısı olmadığına dair tarihsel kanıtların ortada olduğunu belirten Erdağ, “Bu bina, yokluk içindeki bir kentin kendi iradesiyle kurduğu yerel yönetim sembolüdür” dedi.
Aynı şekilde gasilhane binasının da yıllardır yerel yönetim hizmeti verdiğini hatırlatan Erdağ, bu yapıların ticari değil kamusal hizmet mekânları olduğunun altını çizdi.
Yargı süreci devam ederken tahliye girişimi
Belediyenin Asliye Hukuk ve İdare Mahkemelerinde açtığı davalar sürerken, tahliye yönünde adımlar atılmasının hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığını ifade eden Erdağ, özellikle Meslek Fabrikası ile ilgili dosyada ihtiyati tedbir kararı bulunduğunu ve üst mahkemeye yapılan itiraz sürecinin devam ettiğini hatırlattı.
“Mahkeme kararları kesinleşmeden kamu hizmeti verilen binalara yönelik tahliye girişimleri, devlet geleneğiyle bağdaşmaz” diyen Erdağ, kamu kurumlarının karşı karşıya getirilmesinin kimseye fayda sağlamayacağını belirtti.
“Bu mücadele İzmir halkının mücadelesidir”
Tüm Yerel Sen adına yapılan açıklamada şu vurgu öne çıktı:
“İzmir halkının parasıyla restore edilen, gençlere meslek kazandıran, deprem sonrası kamu hizmetine ev sahipliği yapan yapılara oldu bittiyle el konulamaz. Bu mesele yalnızca bir tapu kaydı meselesi değil; kamusal iradenin, yerel demokrasinin ve sosyal belediyeciliğin savunulmasıdır.”
Devrim Onur Erdağ, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne çağrıda bulunarak, yargı süreçlerinin sonucunun beklenmesini, diyalog kanallarının açık tutulmasını ve kamu hizmeti sunulan binalara yönelik tahliye girişimlerinden vazgeçilmesini istedi.
“İzmir halkının mülküne el koymak ve kapıya polis yığarak boşaltmaya çalışmak ne hukuka ne de Cumhuriyet’in köklü devlet teamüllerine yakışır. Bu kent, tarihine ve emeğine sahip çıkacaktır.”
Yorum Yazın