Dolar 48,1351
%0.07
Euro 56,1696
%0.12
Altın 7.116,435
%0.16
Bist-100 14.580,11
%-0.21

Pzt

-8°

Sal

-12°

Çar

-3°
İYİ Partili Türkoğlu’ndan NEO TV’de sert çıkışlar: ‘Bu bir ihanet sürecidir’

İYİ Partili Türkoğlu’ndan NEO TV’de sert çıkışlar: ‘Bu bir ihanet sürecidir’

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, NEO TV’de polis müdahalesi sonucu hastaneye kaldırıldığı olayı, Ankara’da eylemlerini sürdüren gaziler ile şehit ailelerinin taleplerini, ücret ve tazminatlarını alamayan maden işçilerinin mücadelesini ve “Terörsüz Türkiye” sürecini değerlendirdi. Türkoğlu, İçişleri Bakanlığından açıklama beklediklerini belirtirken sürecin referanduma götürülmesi çağrısında bulundu.

  • Ege Postası
  • 27.08.2026 - 10:28
  • Güncelleme: 27.08.2026 - 10:47

EGEPOSTASI- İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, NEO TV’de Kutluhan Nesil’in sunduğu Uyandırma Servisi programına konuk oldu. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Türkoğlu, Ankara’da gazi ve şehit ailelerinin eylemi sırasında yaşanan polis müdahalesi nedeniyle hastaneye kaldırıldığı olayı anlattı.

Türkoğlu ayrıca Yıldızlar Holding bünyesindeki maden işletmelerinde çalışan işçilerin ücret ve tazminat talepleriyle terör örgütü PKK’nın silah bırakmasına yönelik yürütülen sürece ilişkin açıklamalarda bulundu.

“SAĞLIĞIMIZ YERİNDE, BİRKAÇ DARP İZİ KALDI”

Sağlık durumunun iyi olduğunu belirten Türkoğlu, şunları söyledi:

“Sağlığımız yerinde, birkaç darp izi kaldı. Hacettepe’de, kalbimizdeki rahatsızlık nedeniyle bir müddet hastanede kalmak durumunda kaldık. Şu an daha iyiyiz.

Gazi ve şehit ailelerinin Ankara’daki eylemlerinin aşağı yukarı 45-46’ncı günü oldu. Bir müddet daha devam edecekler. Çok net talepleri var. ‘Biz eşit değiliz’, ‘Gazide rütbe olmaz’ diyorlar ve sosyal haklarıyla ilgili taleplerini dile getiriyorlar.

Biz de başından beri hem parti olarak kurumsal anlamda hem de şahsım adına mümkün olduğu kadar gazilerimizin yanında olmaya gayret ediyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden birkaç kez sorunlarını dile getirdim. Komisyonda bulunduk ve taleplerini takip ettik.”

“BASIN MENSUPLARINI OLAY YERİNE SOKMUYORLAR”

Olayın geçtiğimiz pazartesi günü meydana geldiğini belirten Türkoğlu, gazilerin Milli Savunma Bakanlığı önünde açıklama yapmak istediğini söyledi:

“Normalde Meclis kapalıydı. Divan toplantımızdan sonra gazilerimizi yine ziyaret ettim. Gaziler, Milli Savunma Bakanlığının önünde 5-10 dakikalık bir basın açıklaması yapmak istedi. Bu onların demokratik ve anayasal hakkıdır. Polis buna müsaade etmeyip gazileri bir çember içine almıştı. Biz de o çemberin içinde gazilerimizle sohbet ediyorduk.

Emniyet çok ilginç bir uygulamaya başladı. Basına görüntü aldırmıyor, basın mensuplarını olay yerine sokmuyor. Halkın haber alma hürriyetini engelliyor ve vatandaşın yaşananlardan haberdar olmasının önüne geçiyor.”

“DANIŞMANIMI KARGA TULUMBA GÖTÜRMEK İSTEDİLER”

Danışmanıyla birlikte gazilerin durumunu değerlendirdikleri sırada polis müdahalesinin başladığını ifade eden Türkoğlu, yaşananları şöyle anlattı:

“Danışmanımla birlikte gazilerimizle durumu istişare ediyor, konuşuyorduk. Danışmanım zaman zaman oradaki fotoğraflarımızı çekiyor veya konuyla ilgili bilgilendirmelerimizi yapıyordu.

Polis şefleri, isimlerini bilmiyorum ama süreç içerisinde ortaya çıkacak, danışmanıma müdahale etmek istedi. Danışmanım kimliğini gösterdi. Türkiye Büyük Millet Meclisinde resmî danışman olduğunu ve benim yanımda bulunduğunu söyledi.

Hiçbir meşru, yasal ve kanuni hakları olmadan, başta oradaki müdür olmak üzere danışmanımı bir anda karga tulumba götürmek istediler. Danışmanımı ite kaka götürürlerken ‘Ne yapıyorsunuz?’ diyerek müdahale ettim. Danışmanımı polislerin elinden almaya çalışırken bir anda darbeler gelmeye başladı.”

“KENDİMİ YERDE BULDUM”

Kalp rahatsızlığı bulunduğunu ve dört stent taşıdığını hatırlatan Türkoğlu, müdahale sırasında kısmi baygınlık geçirdiğini söyledi:

“Kendimi yerde buldum. Yere düştükten sonra bir saldırıya ve darbeye maruz kaldım. O itiş kakışın ardından ayağa kalktım ancak ayakta duramıyordum. Benim kalp rahatsızlığım var. Dört stentim bulunuyor ve tedavilerim hâlen devam ediyor.

O hengâmede bir anda gözümün karardığını hissettim. Sonrasında orada kısmi bir baygınlık geçirmişim. Gözlerimi Hacettepe Acil Servisinde açtım. Hastane süreci 8-10 saat devam etti. Büyük ve sıkıntılı bir süreç atlattık. Allah korudu diyelim.”

“SADE VATANDAŞA BU MÜDAHALEYİ NEDEN YAPIYORSUNUZ?”

Türkoğlu, konunun milletvekili dokunulmazlığının ötesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirterek şöyle konuştu:

“Benim merak ettiğim şu: Bırakınız milletvekili olmayı ve görevimizden dolayı çeşitli dokunulmazlıklarımızın bulunmasını, ben bunlardan vazgeçtim. Sade bir vatandaşa, bir insana durup dururken bu müdahaleyi neden yapıyorsunuz?

Bunu yapmakla da kalmıyorsunuz. Bir kamu görevlisinden ziyade olayın tarafı ve hasmı gibi, kin ve hınçla yaklaşan polis şefleriyle karşı karşıya kaldık.

Bu kişiler yüzünden koskoca ve kahraman Türk Polis Teşkilatını zan altında bırakacak değiliz. Böyle çürük elmaların mutlaka ayrıştırılması gerektiğini düşünüyoruz.”

“DEVLETİN POLİSİ DEĞİL, PARTİ POLİSİ GİBİ DAVRANDILAR”

Kendisinin geçmişte sendikacılık yaptığını ve çok sayıda eylemde bulunduğunu hatırlatan Türkoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu saldırı yalnızca bize yapılmadı. Ben bu konuda nefis yapmıyorum. Geçmişte sendikacıydım. Ömrümüz eylemlerde ve protestolarda geçti. Bunlar bazen gerginliklerle sonuçlandı. Ben meseleyi ‘Bunu neden bana yaptınız?’ noktasında değerlendirmiyorum.

Bir kamu görevlisinin, bir polisin görev ve yetki sınırlarını aşarak husumet, kin ve hınçla, sanki devletin polisi değil de parti polisi gibi yaklaşması ve böyle bir tavır göstermesi millet adına kabul edilemez. Mesele budur.”

“MİLLETVEKİLİNE BÖYLE YAPIYORLARSA VATANDAŞA NE YAPARLAR?”

Yaşanan olayın toplumda endişe yaratacağını belirten Türkoğlu, bütün hukuki yolları kullanacaklarını söyledi:

“Vatandaş, ‘Milletvekiline böyle yapıyorlarsa bize ne yaparlar?’ diye soracak. Ne yapmaya çalışıyorsunuz? Ülkede topyekûn bir korku imparatorluğu mu kurmaya çalışıyorsunuz? Ülkenin üzerine çöken bir karabasan gibi istibdatla mı memleketi yönetmeye çalışıyorsunuz? Yaşanan hadise budur.

Elbette hepsinden şikâyetçiyiz. Bütün hukuki yolları kullanacağız ve olayın takipçisi olacağız. Ancak ilginç olan şu ki olayın üzerinden beş gün geçti, İçişleri Bakanlığından hâlâ bir açıklama yok.”

“BİZ BİR ARBEDE YAŞAMADIK, SALDIRIYA UĞRADIK”

TBMM Başkanı’nın olayın ardından kendisini aradığını aktaran Türkoğlu, Meclis tarafından yapılan açıklamanın eksik olduğunu savundu:

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı galiba bir gün sonra aradı. Telefonda konuştuk. Kendisine, ‘Türkiye Büyük Millet Meclisi neden açıklama yapmıyor?’ diye sordum. Sonrasında bir açıklama yayımlandı ancak o açıklama eksikti.

Bir daha söylüyorum: Biz bir arbede yaşamadık. Biz gazilerimizin yanında dururken ne yazık ki polis şefleri tarafından saldırıya uğradık. Meselenin özeti budur ve takipçisi olacağız.”

“TERÖRİSTLERİ SALMAK İÇİN KANUN ÇIKARIYORSUNUZ, GAZİLER ASFALTTA YATIYOR”

Gaziler ile şehit ailelerinin Ankara’daki eylemlerinin sonlandırılması gerektiğini söyleyen Türkoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Bugün eylemlerin yaklaşık 46’ncı günü. Türkiye’nin orta yerinde, Ankara’nın göbeğinde er şehit ailelerine ve er gazilerimize yapılan bu muamele artık son bulmalı.

Bir tarafta teröristleri salmak için kanun çıkarıyorsunuz. Teröristler yakında dağdan inecek, cezaevinden çıkacak. Ancak senin 30 gazin Ankara’nın göbeğinde hâlen asfaltta yatıyor. Bunlar kabul edilebilir şeyler değildir. Bu, ülkemiz ve milletimiz adına tam bir travma hâlidir.

Onların haklarını aramaya ve yaşanan gerçekleri milletimizle paylaşmaya devam edeceğiz.”

“MİLLETİN SÖZCÜSÜ OLMAYA GAYRET EDİYORUZ”

Mesleğinin öğretmenlik olduğunu hatırlatan Türkoğlu, muhalefet milletvekili olarak mağdur kesimlerin sesi olmaya çalıştığını söyledi:

“Ben milletvekiliyim, mesleğim ise öğretmenlik. Meclise gittiğimiz günden beri milletin ve memleketin zorda, mağdur, dertli ve sıkıntılı kesimlerinin sözcülüğünü yapmaya gayret ettik.

Muhalefet partisiyiz ve böyle bir sorumluluğumuz var. Bizim yaptığımız da budur. Milletin sözcüsü olmaya gayret ediyoruz.”

“GAZİLERİMİZİN VE ŞEHİT AİLELERİMİZİN HAKLI TALEPLERİ VAR”

Türkoğlu, gaziler ile şehit ailelerinin taleplerine kulak verilmesi gerektiğini vurguladı:

“Buradan bir kez daha söylüyorum, Türk milleti duysun: Gazilerimizin haklı talepleri var. Şehit ailelerinin haklı talepleri var. Bu taleplere kulak tıkanıyor. Ankara’nın göbeğinde, hak etmedikleri ve kendilerine yakışmayan görüntülere maruz bırakılıyorlar.

Bu çifte standardı durdurmak ve onların haklı haykırışlarını duymak lazım. Biz de bunu her platformda duyurmaya devam edeceğiz.

Yapılan bu müdahale ve saldırı mutlaka en üst perdeden karşılığını bulmalı, sorumlular hukuken cezasını görmelidir. Bu devletin polisi olamaz. Bu zihniyet kahraman Türk polisini temsil edemez. Bu kabul edilecek bir şey değildir. Elbette takipçisi olacağız ve soracağız.”

“İŞÇİLER YENİ BİR HAK DEĞİL, EMEKLERİNİN KARŞILIĞINI İSTİYOR”

Yıldızlar Holding bünyesindeki maden işletmelerinde çalışan işçilerin yaşadığı sorunlara da değinen Türkoğlu, süreci nisan ayından bu yana takip ettiklerini söyledi:

“Nisan ayından beri Yıldızlar Holding’e bağlı, başta Doruk Madencilik olmak üzere Yozgat Akdağmadeni ve Çankırı Kurşunlu’daki işletmelerle ilgileniyoruz. Bunların ülkenin pek çok noktasında madenleri bulunuyor ve neredeyse tamamında benzer sorunlar yaşanıyor.

İnsanlar çalışıyor ancak 5 ay, 6 ay, hatta 10 ay maaş alamıyor. Bu işletmelerin çoğunu firma TMSF’den aldı. İşçiler geçmişten gelen kıdem ve ihbar tazminatlarıyla diğer alacaklarını da alamıyor.

Milletimiz her gün eylem yapan işçileri görünce onların yeni bir hak veya ekstra bir avantaj talep ettiğini zannetmesin. Bu insanlar çalıştı, alın terlerini akıttı. Zaten üç kuruş olan, hak ettikleri maaşları verilmiyor. İşçiler hak ettikleri maaşı alabilmek için eylem yapıyor.”

“630’A YAKIN İŞÇİ EYLEM BAŞLATTI”

Doruk Madencilik işçilerinin Beypazarı ve Eskişehir’den Ankara’ya yürüyüş başlattığını belirten Türkoğlu, şöyle devam etti:

“Doruk Madencilik işçilerinin Beypazarı’ndan ve Eskişehir’den başlayan yürüyüşleri oldu. En son bakanlıkların önüne geldiler. Türkiye Maden-İş Sendikasına bağlı yaklaşık 630 işçi, maaş ve tazminat hakları için yürüyüş başlattı.

Ankara’nın çeşitli yerlerinde düzenlenen eylemlerin pek çoğuna katıldım ve süreci takip ettim. İşçiler her defasında haklı taleplerini dile getirdi.

Türkiye Maden-İş Sendikası Orta Anadolu Şube Başkanı Talih Başkan ile en son dün değil, bir önceki gün görüştüm. Maaşların yalnızca bir kısmının ödendiğini ancak hak edilmiş tazminatların hâlen ödenmediğini ve işçilerin bu alacaklarını almak için eylemlerine devam ettiğini söyledi.”

“HAKLARINI ARAMAK İÇİN GELENLER GÖZALTINA ALINDI”

Elazığ’dan Ankara’ya gelen maden işçilerinin de benzer sorunlar yaşadığını söyleyen Türkoğlu, sendika yöneticilerinin tutuklandığını belirtti:

“Elazığ’dan gelen ve 3S Yıldızlar Holding’e bağlı bir işletmede çalışan insanlar da maaşlarını aylardır alamıyor. Haklarını aramak için Ankara’ya geldiler ancak gözaltına alındılar.

Bağımsız Maden-İş Sendikasının başkanı ve yöneticileri de dün akşam itibarıyla tutuklandı.”

“DEVLETİN SÖZÜ YERE DÜŞÜYOR”

Üç bakanın işçilerin alacaklarının ödeneceğine dair güvence verdiğini savunan Türkoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Allah aşkına, bir holding ile masaya oturuyorsunuz. Enerji Bakanı, İçişleri Bakanı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olarak ‘Bütün alacaklarınız ödenecek, biz buradayız ve kefiliz’ diyorsunuz. Ancak işçiler hâlen alacaklarını alamıyor.

Burada devletin sözü yere düşüyor. Siz işçilere müdahale edeceğinize, sizi her defasında boşa düşüren holdinge müdahale edin. İnsan çalıştığının karşılığını alamaz mı?

Bakanlıklar, ‘Bu yalnızca işçi ile işveren arasındaki bir meseledir’ diyerek işin içinden sıyrılamaz. Çünkü buralar özelleştirmeyle ve TMSF üzerinden devredilen işletmelerdir. Pek çok işçi hâlen TMSF döneminden kalan tazminatlarını alamadı. Mesele bu kadar nettir.”

“ÇALIŞTIM, PARAMI VER; EVİME EKMEK GÖTÜRECEĞİM DİYOR”

İşçilerin yüksek ücret değil, hak ettikleri parayı istediğini vurgulayan Türkoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Vatandaş çalıştığının karşılığını istiyor. İşçi, ‘Ben şimdi 50 bin lira maaşla çalışıyorum, madenin altında 60-70 bin liraya çalışıyorum ancak 150 bin lira istiyorum’ diye eylem yapmıyor. ‘Çalıştım, paramı ver kardeşim. Evime ekmek götüreceğim, çocuklarımın ihtiyaçları var’ diyor.

Buradan işçiye, memura, bütün kamu görevlilerine ve bakanlık görevlilerine soruyorum: Üç ay maaş almayın bakalım ne oluyor. Üç ay maaş almadan görevinizi yapacak mısınız?

Yaşanan hadise budur. Bu, Türkiye adına bir utanç meselesidir. Bir holding hem işçileri hem temsilcilerini hem de ne yazık ki bakanları parmağında oynatıyor. Olay budur.”

“BU SÜREÇ, TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ DEĞİLDİR”

Terör örgütü PKK’nın silah bırakmasına yönelik yürütülen sürece de tepki gösteren Türkoğlu, şöyle konuştu:

“Ne yazık ki en başından beri söylediğimiz gibi bu süreç, bize şirin bir ambalajla sunulan bir barış süreci olmadığı gibi ‘Terörsüz Türkiye’ süreci de değildir.

Bu süreç, bölücü başı ve bebek katili Apo’ya kravat takıp onu siyasi bir figür hâline getirme sürecidir. Bu ülkeye en büyük ihaneti yaptığı Kürt vatandaşlarımıza onu vasi ve kayyum olarak atama sürecidir. Bu bir ihanet sürecidir. Bunu açıkça söylemek lazım.”

“DAHA BİRİNCİ ADIMDA 10 BİN TERÖRİSTİ BIRAKIYORUZ”

Sürecin şartsız ve koşulsuz silah bırakma olarak sunulduğunu savunan Türkoğlu, terör örgütü üyelerinin serbest bırakılmasına karşı çıktı:

“Hani hiçbir şart olmayacaktı Kutluhan Bey? ‘Şartsız ve koşulsuz silah bırakılacak, herkes müsterih olsun’ denilmedi mi? Önümüze konulan liste nedir?

Bölücü başı Apo, bin kilometrelik bir yoldan bahsediyor ve bunun daha ilk adım olduğunu söylüyor. Daha birinci adımda 10 bin teröristi bırakıyoruz. İlk etapta 4 bin 500-5 bine yakını cezaevinden çıkacak, 4-5 bin tanesi de dağdan inecek.

Yıllarca bu devlete, askerine ve polisine silah sıkmış, vatandaşına zulmetmiş, uyuşturucu kaçırmış ve insan kaçırmış bir suç ve terör örgütünün mensuplarını serbest bırakacağız. Bu daha birinci adım. Gerisinden Allah Türkiye’yi muhafaza buyursun. Millet olarak bir akıl tutulmasıyla karşı karşıyayız. Böyle bir şey olabilir mi?”

“SÜREÇTEN ETKİLENECEK DOSYA SAYISI 150 BİNİN ÜZERİNDE”

Türkoğlu, süreçten etkilenecek soruşturma ve kovuşturma dosyalarının sayısının 150 binin üzerinde olduğunu ileri sürdü:

“Süreç devam ettiğinde etkilenecek soruşturma, kovuşturma ve mahkeme dosyalarının sayısı 150 binin üzerinde. Sen bu memlekette polise, askere ve devlete silah sıkacaksın, binlerce vatan evladını şehit edeceksin; ardından elini yıkayıp gelecek ve tertemiz bir süreç başlamış gibi sıfırlanacaksın. İnfazların ortadan kalkacak. Niçin?

Biz terörle mücadelede kaybeden taraf mıyız? Türk devleti diz çöken taraf mı? Neden biz buna mecbur ve mahkûmuz?”

“REFERANDUMA GÖTÜRÜN, MİLLETİN NE DEDİĞİNİ GÖRÜN”

Sürecin referanduma götürülmesini isteyen Türkoğlu, milletin görüşünün alınması gerektiğini söyledi:

“Bu sürecin işletilmesinden bölücü başı ve bebek katili memnun, onun siyasi temsilcileri memnun, Kandil memnun, Avrupa’daki uzantıları memnun, Tom Barrack memnun. Peki millet memnun mu kardeşim?

Eğer bu sürecin yaygın bir destek aldığına bu kadar güveniyorsanız, Mecliste 467 oyla geçirdiğiniz düzenlemeyi neden referanduma götürmüyorsunuz? Biz 10 defa referandum istedik.

Milletin geleceğini ve millî güvenliğimizi ilgilendiren bu kadar hayati bir konuyu referanduma götürün ve milletin ne söylediğini görün. Bizim evlatlarımızın katillerini neden affediyorsunuz? Barış bunlarla mı gelecek? Barış, yıllarca bize ateş edenlerle mi gelecek?”

“HİÇ KİMSE PİŞMAN DEĞİL”

Türkoğlu, 1991 yılında İstanbul’daki Çetinkaya Mağazası’nın kundaklanması olayından hüküm giyen Çetin Arkaş’ın açıklamalarına da tepki gösterdi:

“Barış, Çetinkaya Mağazası’nda 12 kişiyi yakan, defalarca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan ancak şimdi meydanlarda gezdirilen Çetin Arkaş ile mi gelecek?

Onu meydanlarda hiç dinlediniz mi? ‘Burada hiç kimse pişman değil. Ne pişmanlığı? Biz af istemiyoruz, suç işlemedik ki af isteyelim’ diyor.”

“BİR İHANET ŞEBEKESİYLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

Sürecin Türkiye’nin millî birliği ve üniter yapısını tehdit ettiğini savunan Türkoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Göz göre göre devletimize talip olan, millî birliğimizi ve üniter yapımızı yıkmaya çalışan bir ihanet şebekesiyle karşı karşıyayız. Süreç budur ve bunu her geçen gün kendileri söylüyor.

Tuncer Bakırhan daha dün, ‘Acele etmeyin, bu daha başlangıç. Bunun devamında ana dil talebi, yerel yönetimlerle ilgili yasal değişiklikler, federatif yapı, federasyon ve anayasa değişiklikleri gelecek’ dedi. Niyetlerini belli etmek için daha ne söylemeleri lazım?”

“DÜŞMAN DAVULLARINA KALKIP HALAYA MI DURACAĞIZ?”

Türkoğlu, sürece destek vermeyeceklerini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Her defasında söylüyorum: Bizden ve Türk milletinden düşman davullarına kalkıp halaya durmamız mı bekleniyor? Bunları alkışla mı karşılayacağız? Buna müsaade etmeyeceğiz. Bu bir ihanet sürecidir.”

“12 MADDELİK KANUN ANAYASAYA AYKIRIDIR”

10 Ağustos’ta çıkan 12 maddelik kanunun Anayasa’ya aykırı olduğunu savunan Türkoğlu, açıklamasını şöyle tamamladı:

“10 Ağustos’ta çıkan 12 maddelik kanun, en az 10 maddesi bakımından Anayasa’ya aykırıdır. Bu bir aftır. Yalnızca PKK-KCK mensuplarını affetmişlerdir.

Bununla ilgili Mecliste gücümüz, parmak ve sandalye sayımız yetmedi. Ancak asıl karar verici millettir. Millete anlatmaya devam edeceğiz. Balıkesir’e gittik ve Kuvayımilliye Meydanı’ndan başlayarak anlatmaya başladık.

Bu bir ihanet sürecidir.”

Yorum Yazın

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yorumlar
Yeniden eskiye
Eskiden yeniye
Öne çıkanlar

Bu habere hiç yorum yapılmamış... İlk yorum yapan sen ol.