Dolar 46,5150
%0.02
Euro 52,9324
%0.15
Altın 5.965,635
%-0.24
Bist-100 14.533,05
%1.41

Pzt

-8°

Sal

-12°

Çar

-3°
İYİ Partili Doğan’dan NEO TV'de 'mutlak butlan' çıkışı: Böyle bir butlan kararı verilemez

İYİ Partili Doğan’dan NEO TV'de 'mutlak butlan' çıkışı: Böyle bir butlan kararı verilemez

İYİ Parti İzmir İl Başkanı Ülkü Doğan, NEO TV’de gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. CHP’de yaşanan son gelişmelerden ekonomik krize, adalet sisteminden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın CHP’den istifasına kadar birçok başlıkta konuşan Doğan, iktidarın İzmir milletvekillerine de tepki gösterdi. Hukukçu kimliğiyle değerlendirmede bulunan Doğan, mutlak butlan kararının hukukun üstünlüğünün esas olduğu bir ülkede verilemeyeceğini savundu. Doğan, “Bir hukukçu olarak söylüyorum; şimdi siyaseti bir yana bıraktım. Böyle bir butlan kararının verilme ihtimali yok. Hukukun üstünlüğünün esas olduğu, demokratik teamüllerin geçerli olduğu bir ülkede böyle bir butlan kararı verilemez. Yani 3,5 yıl önce bir kongre yapmışsınız. Bununla ilgili en kati kararı, en son sözü söyleyecek olan Yüksek Seçim Kurulu kesin kararını vermiş. Anayasamıza göre kararları kesin” dedi. İzmir’de mazeret ve suçlama siyasetinin hakim olduğunu savunan Doğan, iktidar milletvekillerine tepki gösterdi.

  • Ege Postası
  • 23.06.2026 - 21:46
  • Güncelleme: 23.06.2026 - 22:05

İYİ Parti İzmir İl Başkanı Ülkü Doğan, NEO TV’de Senem Gökdağ’ın sorularını yanıtladı. Manşet programına konuk olan Doğan, CHP’de yaşanan son gelişmelerin yalnızca bir parti içi mesele olarak görülemeyeceğini belirterek, konunun demokrasi ve hukuk devleti açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Ekonomik kriz, adalet sistemi, erken seçim tartışmaları, İYİ Parti’nin Ankara’da düzenleyeceği miting, “Terörsüz Türkiye” süreci ve İzmir’in sorunları hakkında açıklamalarda bulunan Doğan, iktidarın İzmir’e yeterli yatırım yapmadığını savundu.

HER GÜN BİR BAŞKA BAŞLIKTA BU KONU YİNE VATANDAŞIN GÜNDEMİNE GELİYOR

Son dönemde en güncel ve en çok konuşulan konulardan birinin Cumhuriyet Halk Partisi’nin seçilmiş yönetiminin, 3,5 yıllık bir aradan sonra ve yetkili makamlarca verilen mazbatasının iptal edildiği bir Asliye Hukuk Mahkemesi kararıyla değiştirilmesi olduğunu belirten Doğan, kararın siyasette “bomba etkisi” yarattığını söyledi.

Doğan, “Sonrasında da bunun etkilerini yaşamaya devam ediyoruz. Her gün bir başka başlıkta bu konu yine vatandaşın gündemine geliyor. Grup toplantısını kim yönetecek ya da il başkanlıklarının istifaları, görevden alınmaları, il binalarına yeni yönetimlerin yerleşmesi gibi başlıklar tartışılıyor. Bir yandan da ‘cambaza bak’ diyorum. Ülkede hakikaten çok hayati sorunlar var. Vatandaşın çok derinden hissettiği, her gün yüz yüze gelmek zorunda kaldığı sorunlar var. Ama elbette Cumhuriyet Halk Partisi’nin şu an yaşamış olduğu ya da Cumhuriyet Halk Partisi özelinde yaşanıyormuş gibi görünen durum sadece onu ilgilendirmiyor. Bu, aslına bakarsanız bir demokrasi sorunu. Çünkü siyasi partiler demokrasinin olmazsa olmazıdır. Siyasi partiler arasındaki rekabet de demokrasinin olmazsa olmazıdır” dedi.

ASIL OLAN SANDIKTIR

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın muhalefete yönelik sözlerine de değinen Doğan, iktidarın kendi muhalefetini şekillendirdiği izlenimi doğduğunu ifade etti.

Doğan, “Geçtiğimiz gün Sayın Cumhurbaşkanı’nın bir beyanı vardı. ‘Kendi kalibremizde bir muhalefet arayışı içindeyiz’ şeklinde ya da ona benzer bir cümlesi vardı. Bu cümleden yola çıkınca ve olan bitene baktığımızda sanki iktidar kendi muhalefetini şekillendiriyormuş gibi görünüyor. Ama unutulmaması gereken şey şudur: Demokrasilerde iktidarı da muhalefeti de millet seçer, millet şekillendirir. Asıl olan sandıktır” ifadelerini kullandı.

CHP’de yaşananların parti içi mesele olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Doğan, “Mesele kişiler değil. Mesele bir siyasi partinin genel başkanının kim olduğu değil. Mesele bizatihi Türkiye’de hukukun üstünlüğü, hukuka duyulan güven ve demokrasinin geleceğidir. İYİ Parti olarak biz de bu pencereden bakıyoruz” diye konuştu.

MİLYONLARCA SEÇMEN ENDİŞELİ VE KAYGILI

CHP’ye oy veren milyonlarca seçmenin yaşanan gelişmeler nedeniyle kaygılı olduğunu söyleyen Doğan, Türkiye’de uzun süredir devam eden kaotik atmosferin seçmende umutsuzluğu artırdığını belirtti.

Doğan, “Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy veren milyonlarca seçmen var bu ülkede. Onlar da şu an bu bitenden dolayı endişeli ve kaygılı. Türkiye’de çok uzun süredir devam eden kaotik, vatandaşın üzerindeki karamsar havayı iyice yoğunlaştıran bir süreç yaşıyoruz. Seçmeni umutsuzluğa sevk eden bir süreç bu. Buradan değerlendirdiğimi özellikle belirtmek isterim. Cumhuriyet Halk Partisi adına bir yorum yapıyorum ama bir il başkanı olarak bir başka siyasi partinin iç işleyişiyle ilgili değil, bizzat demokrasi açısından bakıyorum” dedi.

BİR HUKUKÇU OLARAK SÖYLÜYORUM; BÖYLE BİR BUTLAN KARARI VERİLEMEZ

Hukukçu kimliğiyle değerlendirmede bulunan Doğan, söz konusu kararın hukukun üstünlüğünün esas olduğu bir ülkede verilemeyeceğini savundu.

Doğan, “Ben bir hukukçu olarak söylüyorum; şimdi siyaseti bir yana bıraktım. Böyle bir butlan kararının verilme ihtimali yok. Hukukun üstünlüğünün esas olduğu, demokratik teamüllerin geçerli olduğu bir ülkede böyle bir butlan kararı verilemez. Yani 3,5 yıl önce bir kongre yapmışsınız. Bununla ilgili en kati kararı verecek, en son sözü söyleyecek olan Yüksek Seçim Kurulu kesin kararını vermiş. Anayasamıza göre kararları kesin” dedi.

Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görev alanına giren bir başlık olmadığını savunan Doğan, “Kanunda bununla ilgili düzenlemeler belli. Gayet kapsayıcı ve ayrıntılı bir düzenleme mevcut. Özellikle de ilçe seçim kurulunda oylamanın geçtiği andan itibaren yapılacak bütün itirazların ilçe seçim kurulları ve Yüksek Seçim Kurulu nezdinde çözümlenmesi gerekir. Süreler çok kısadır. Bazı işler yargı süreçleri nedeniyle sürüncemede bırakılamaz. Süre de o nedenle kısadır” ifadelerini kullandı.

BUTLAN KARARI ÇOK AĞIR

Doğan, hukuksuzluk ya da suç varsa bunun mutlaka sorgulanması gerektiğini belirterek, hiçbir suçun cezasız kalmaması gerektiğini söyledi. Ancak yargı sürecinin siyasi partiler üzerinde baskı aracı gibi kullanılmasının vatandaşın adalet duygusunu zedeleyeceğini savundu.

Doğan, “Elbette bir hukuksuzluk, bir suç varsa bu sorgulanmalıdır. Burada hiçbir suç karşılıksız kalmamalıdır, cezasız kalmamalıdır. Siz bu yargı sürecini bir öncesinde Demokles’in kılıcı gibi partinin üzerinde sallarsanız, üzerine vermiş olduğunuz kararla vatandaşın adalet duygusunu zedelerseniz, o zaman sadece Cumhuriyet Halk Partisi ile ilgili değil, tüm ülkenin hukukun üstünlüğüne duyduğu güveni zedelemiş olursunuz. Ki zaten Türkiye’de bu son derece zayıf. Ne yazık ki biz dünyada hukuka güven duyan ülkeler noktasında en son sıralardayız. Bu itibarla da bu butlan kararı çok ağır” diye konuştu.

MUHALİF BELEDİYELERE KARŞI YÖNELTİLEN BİR OPERASYON FURYASI VAR

Türkiye’de sorunların yerine kişilerin ve bireysel kararların, liyakatin yerine sadakatin geçtiğini söyleyen Doğan, bu durumun bütün sistemi işlemez hale getirdiğini belirtti.

Doğan, “Temelinde ne yatıyor dersek; ekonominin de temelinde yine adalete duyulan güvenin ve adaletin şu an içinde bulunduğu durumun olduğunu söylemek gerekir. Bir ülkede adalet yoksa aslında sadece toplumsal düzeni değil, devleti de temelinden sarsıyorsunuz. Mahkemelerde ‘Adalet mülkün temelidir’ yazar. Çünkü toplumsal düzenin de temelidir. Hukuk ve adalet dediğimiz şeyle boş sadece iki kelimeden bahsetmiyoruz” dedi.

Türkiye’de adalete ve hukukun üstünlüğüne güvenin çok zayıf olduğunu savunan Doğan, vatandaşların mahkeme kararlarını tarafsız ve objektif bulmadığını ifade etti.

Doğan, “Vatandaşa yoldan çevirip sorun: ‘Sizce mahkemelerin kararları tarafsız ve objektif midir?’ diye. Hepsi ‘Hayır, yanlı’ diyecektir. Bunu hangi partiye oy verirse versin, aynı şekilde düşünüyor seçmen ya da vatandaş. Hukuki sonuçlarından ziyade kararların siyasi sonuçlarını sorguluyoruz. Muhalif seçmene, muhalif belediyelere karşı yöneltilen bir operasyon furyası var. İnsan ister istemez şunu düşünüyor: Soruşturulmaya değer görülmeyen iddialar yok mu AK Parti belediyeleri ya da iktidara yakın belediyeler arasında? Ya da Cumhuriyet Halk Partili belediyelerden AK Parti’ye geçenlerin arasında da mı hiç soruşturmaya gerek görmediğiniz iddialar var?” ifadelerini kullandı.

Mahkemelerin tarafsız karar verdiği varsayılsa bile toplumdaki güven sorununun ortada olduğunu belirten Doğan, “Farz edelim ki mahkemeler yüzde 100 objektif karar veriyorlar. Böyle değil, böyle de düşünmüyorum ama farz edelim ki böyle bir şey var. Vatandaş böyle düşünmüyor. Vatandaş mahkemelerinize güvenmiyor. Vatandaş mahkemelerin verdiği kararlara, hukukun yansız, tarafsız, eşit olduğuna güvenmiyor. Bu algıyı düzeltmesi gereken kişi ya da yapı devlettir” dedi.

24 YILDA EN BÜYÜK HASAR ADALET SİSTEMİNDE

Adalet sistemindeki sorunlara dikkat çeken Doğan, cezasızlık algısının, uzun süren yargılamaların ve caydırıcı önlemlerin alınamamasının ciddi problemler olduğunu belirtti.

Doğan, “Bu da adaletin işlemeyen sistemlerinin bir başka başlığıdır. Cezasızlık algısı bunun altında sayılabilir. Ne yazık ki çok uzun süren yargılamalar sayılabilir, caydırıcı önlemlerin alınamıyor olması sayılabilir. O da yine adaletin işlemeyen kısımları. Aslına bakarsanız bizim adalet sistemini gözden geçirmemiz lazım. 24 yıllık iktidarın sonunda AK Parti’nin ortaya çıkardığı en büyük hasar herhalde adalet sistemimizde. Çünkü devletin bütün sorunlarının temelinde bu var” diye konuştu.

CESARETLE KONUŞAN TEK LİDER SAYIN DERVİŞOĞLU

İYİ Parti’nin çıkışı ve yükselişi hakkındaki soruyu da yanıtlayan Doğan, partilerinin halka yakın olduğunu ve vatandaşın sesini dinlediğini söyledi.

Doğan, “Vatandaşa, halka yakınız. Çünkü gerçekten de halkın sesini dinliyoruz. Sahada biz dinliyoruz, genel başkanımız dinliyor. Dolayısıyla da milletin sesini yüksek sesle söylüyor genel başkanımız. Bu nedenle büyük bir kabul ve teveccüh görüyor” dedi.

Muhalefette yaşanan kaotik sürecin vatandaşta umutsuzluk yarattığını söyleyen Doğan, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun açık ve cesur bir dil kullandığını belirtti.

Doğan, “Özellikle son dönem içerisinde ana muhalefet partisinin içinde bulunduğu bu kaos olarak ifade edebileceğim durum, Türk milletinin yavaş yavaş umutsuzluğa doğru sevk edilmek istenmesi karşısında kendi dertlerini dümdüz, hiç dolandırmadan, büyük bir samimiyetle ve cesaretle söyleyen lidere baktıklarında Sayın Dervişoğlu’nu görüyorlar. Bu da onun halkın içinden biri olması ve cesaretle bunları söylüyor olmasının etkisiyle elbette. Sokağa çıktığımızda da bunu görüyoruz. ‘Bir tek genel başkanınız kaldı, ne olur söyleyin. Doğruları konuşmaya devam etsin, cesaretle, korkmadan’ diyorlar. O sesi kısmaya çalışanlara ya da başka suni gündemlerle milletin sesini duymazdan gelenlere karşı genel başkanımızı milletin sesi olarak görüyorlar” ifadelerini kullandı.

İKTİDARIN İZMİR’İ GÖRMEZDEN GELME DURUMU SÖZ KONUSU

Türkiye’nin yaşadığı sorunların İzmir’de de hissedildiğini belirten Doğan, İzmir’de de halkın aynı ekonomik ve sosyal problemlerle boğuştuğunu söyledi.

Doğan, “Elbette Türkiye’nin derinden yaşadığı sorunları İzmir de yaşıyor. Burada İzmir’de de çok mutlu, çok refah içerisinde bir hayat geçmiyor. Aynı sorunlarla boğuşmaya halkımız da, İzmirli seçmenimiz de devam ediyor. Ama tabii milli hassasiyetleri çok yüksek bir şehirden bahsediyoruz. Bunun nedenleri tartışılır. Belki bağrında Ulu Önder’in annesinin bulunmasının nedeni vardır. Ben bir İzmirli olarak İzmir’e kurtuluşun ve kuruluşun kenti derim. Dolayısıyla milli hassasiyetleri çok yüksek olan bir kentten bahsediyoruz. Bu kentte yaşıyor olmaktan, bu kentin bir mensubu olmaktan dolayı çok mutluyum, gururluyum” dedi.

İzmir’de gençlerin işsizlik ve gelecek kaygısı yaşadığını belirten Doğan, iktidarın kenti görmezden geldiğini savundu.

Doğan, “İzmir’de de aynı sorunları yaşıyoruz, aynı endişeleri yaşıyoruz. Bir defa gençler İzmir’de daha dertli. Çünkü o kadar dar bir iş korkusu var ki zaten genel olarak bir işsizlik, genç işsizliği söz konusu. İzmir’de de çok ciddi bir istihdam eksikliği var. Baktığınızda devletin, yani iktidarın İzmir’i bir görmezden gelme durumu söz konusu. Yatırım yok. Yatırım olmadığında halk giderek yaşlanıyor ve gençler de istikballerini başka kentlerde değil, başka ülkelerde aramak zorunda kalıyor. Keşke İstanbul’a göndermiş olsak çocuklarımızı ama biz okumaktan mesleğe, çalışmaya kadar ne yazık ki gençlerimizi ancak yurt dışında istikbal aramak zorunda bırakıyoruz. Acıdır ki ‘Neresi olursa olsun’ diyorlar. Mesela gençlere soruyorum, ‘Ne yapacaksınız?’ diye. ‘Yurt dışına gideceğiz’ diyorlar. ‘Hangi ülkeye?’ diyorum, ‘Fark etmez’ diyorlar” ifadelerini kullandı.

GENEL BAŞKANIMIZIN ÇOK GÜZEL BİR TARİFİ VAR

Gençlerin geleceğe dair umutsuz olduğunu ifade eden Doğan, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun bu konuda dikkat çekici bir tanımı olduğunu söyledi.

Doğan, “Gençlerine gelecek bırakamayan bir nesil olarak tarihe geçmek istemiyoruz. Genel başkanımızın bununla ilgili çok güzel bir tarifi var. İlk defa bizim neslimiz, yani bizim çocuklarımız, bizden sonra gelen nesil, bizim devraldığımızdan daha kötü bir ülke devralıyor. Cumhuriyet’in kuruluş döneminden bu yana babalar, anneler hep daha iyi bir geleceği evlatlarına devretmişler. Onlar daha iyi şartlara sahip olmuşlar. İlk defa biz çocuklarımıza daha kötü şartlarda bir ülke bırakmaktayız. Bunu düzeltmek de sanırım bizim kuşağa kalıyor. ‘Biz bozduk, biz düzeltelim’ diyorum. Ama gençler çok umutsuzlar. Sadece onlar değil, toplum genel olarak umutsuz” dedi.

HAKSIZLIĞA, HUKUKSUZLUĞA, ADALETSİZLİĞE KARŞI BAYRAK AÇIYORUZ

İYİ Parti’nin 27 Haziran’da Ankara’da düzenleyeceği mitinge ilişkin konuşan Doğan, mitingin arkasında adaletsizlik, hukuksuzluk, liyakatsizlik, ehliyetsizlik ve kişiselleştirilmiş iktidar düzenine karşı bir itiraz olduğunu söyledi.

Doğan, “Bunu bir başkaldırı olarak düşünüyoruz aslında. Bu düzene karşı soylu bir başkaldırıdır bu. Hakikaten de o gün Tandoğan Meydanı’nda ‘Haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe bayrak açıyorum’ diyerek alanlarda olacağız” dedi.

Mitingin atanamayan öğretmenlerden gençlere, esnaftan emekli ve emekçiye kadar geniş bir kesimin sesi olacağını ifade eden Doğan, “Biz atanamayan öğretmenler için, eylem yaptığı için yollarda, caddelerde sürüklenen öğretmenlerimiz için, gençliği çalınan gençlerimiz için, siftah yapamayan esnafımız için, yatırım yapamayan sanayicimiz için, geçinemeyen, açlık sınırının altında yaşayan emekli ve emekçimiz için bu itirazı yapıyoruz. Onlar için bayrak açıyoruz” diye konuştu.

Doğan, Türkiye’nin milli iradeye, üniter yapıya ve cumhuriyete yönelik ciddi bir saldırı altında olduğunu savunarak, “Onlara karşı bayrak açıyoruz. Tüm Türk milletini de Türk bayrağı altında birleşmeye davet ediyoruz” dedi.

SİZ BU TERÖRÜN YARATICISI 50 BİN İNSANIMIZIN KATİLİYLE BU MÜZAKERE SÜRECİNİ YÜRÜTEMEZSİNİZ

“Terörsüz Türkiye” adı altında yürütülen sürece ilişkin değerlendirmede bulunan Doğan, terörsüz bir Türkiye isteğinin herkesin ortak arzusu olduğunu ancak yönteme itiraz ettiklerini söyledi.

Doğan, “Tabii ki terörsüz bir Türkiye istiyoruz. Hepimizin hayali bu. Tabii ki toplumsal barışın, huzurun tesisi anlamında biz terörün asla tarafı olamayız. Terörün bitirilmesi bu ülkenin 90 milyon olduysak 90 milyon vatandaşının her birinin isteği ve arzusudur. Ama bunun yöntemine itirazımız var” dedi.

Doğan, sürece ilişkin eleştirilerini şöyle sürdürdü:

“‘Terörsüz Türkiye’yi yaratacağım’ diye Türk askerine silah çekmiş, savaşmış kişileri getirip de bir af adı altında ‘Bunları getirelim, 5 yıl siyaset yasağı koyalım, yaptıklarından hiçbir şekilde ceza almasınlar’ demek gibi bir şey olamaz. Terörsüz Türkiye adı altında siz bu terörün bizatihi yaratıcısı, 50 bin insanımızın katiliyle; ki bu 50 bin insanın içerisinde Türk’ü, Kürt’ü, Alevisi, Sünnisi ayrım gözetmeksizin 50 bin insanımızın katiliyle bu müzakere sürecini yürütemezsiniz. Bizim itirazımız buna.”

BİR TERÖRİST OLDUĞU TESCİLLİ

DEM Parti’nin hafta sonu düzenleyeceği mitinglere de değinen Doğan, söz konusu mitingleri eleştirdi.

Doğan, “Bu hafta sonu DEM Parti’nin mitingleri yapılacak. Bebek katiline özgürlük mitingleri. Yasal olmayan bir komisyon kurar, Meclis’i o teröristin ayağına götürürseniz olacak şey budur. Aslına bakarsanız öngörülmeyen bir sonuç değil” dedi.

Türkiye’de suçu ve suçluyu övme suçunun Türk Ceza Kanunu’nda yer aldığını hatırlatan Doğan, “Bu adam suçlu. Hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası var. Bir terörist olduğu tescilli. Dolayısıyla aslında bütün bu eylemlerin tamamı hâlâ Türkiye’de suç teşkil ediyor. İşte adalete duyulan güven diyoruz ya; onların hepsi suç eylemi olmasına rağmen bununla ilgili Cumhuriyet savcıları da devreye girmiyor. Olamayacak bir şey için miting yapılabiliyor ve buna kimsenin itirazı olmuyor” ifadelerini kullandı.

27 Haziran’da Tandoğan’da yapılacak mitinge çağrısını yineleyen Doğan, “O gün Türk bayrağının altında birleşirken en büyük çağrımız buna. Biz buna itiraz ediyoruz. Hangi siyasi görüşten olursanız olun, hangi siyasi parti üyesi ya da hangi partiye oy vermiş olursanız olun, o gün biz tüm Türk milletini haksızlığa, hukuksuzluğa ve adaletsizliğe karşı bayrak açmaya davet ediyoruz. Büyük bir Türk milleti buluşması olacak bu” dedi.

BU DÜPEDÜZ MİLLETİN AKLIYLA DALGA GEÇMEKTİR

Erken seçim tartışmalarına ilişkin değerlendirmede bulunan Doğan, vatandaşın dört gözle erken seçim haberi beklediğini söyledi.

Doğan, “16 Nisan 2028 demek bir erken seçim değil. Ben ona milletin aklıyla dalga geçmek diyorum” ifadelerini kullandı.

Siyasi partilerden yapılan transferlerin anayasa değişikliği hesabı yapıldığı izlenimi doğurduğunu söyleyen Doğan, “Sanki böyle bir yeter sayıyı tutturalım da bir anayasa değişikliğine götürelim gibi düşündürüyor insanlara. Ama bu anayasayı da, bu sistemi de yine onlar yaptılar sayılır. Biliyorsunuz bu sisteme de AK Parti döneminde, 2017 referandumuyla geçtik. Şimdi 4 yıl 11 ay boyunca görevde kalacaksınız, seçimler 5 yılda bir yapılıyor, 4 yıl 11. ayda diyeceksiniz ki ‘erken seçim yapalım, seçimleri yenileyelim.’ Bu gerçekten düpedüz milletin aklıyla dalga geçmektir” dedi.

DEMOKRASİLERDE BÜTÜN HESAPLAR SANDIKTA SORULUR

AK Parti’nin 24 yıldır iktidarda olduğunu hatırlatan Doğan, vatandaşın sandığın önüne gelmesini istediğini söyledi.

Doğan, “24 yıldır iktidarda bulunan bir partiden bahsediyoruz. Bu iktidarın 24 yılın sonunda ülkeyi getirdiği noktadan hep birlikte şikayetçiyiz. İlginç tarafı, bazen beyanatlara bakıyorum; sanki kendileri yapmamış gibi eski sistemleri suçluyorlar. Vatandaş şikayetçi ve sandığın önüne gelmesini istiyor. Tabii ki demokrasilerde bütün hesaplar sandıkta sorulur. Bu 24 yılın hesabını da milletimiz sandıkta iktidara soracak. ‘Ben niye açım? Ben bu kadar bolluk bereket ülkesinde niye geçinemiyorum? Birileri sefa sürerken biz niye cefa çekiyoruz?’ diye muhakkak soracaklar. Ne kadar geciktirmek isterlerse istesinler o sandık illa ki gelecek” ifadelerini kullandı.

Doğan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden aday olup olamayacağı yönündeki tartışmaların da altının özellikle çizilmesi gereken bir başlık olduğunu belirtti.

GÜCÜNÜZÜ KULLANMAYACAKSANIZ NİYE İZMİR MİLLETVEKİLİSİNİZ?

İzmir’in potansiyeli yüksek bir kent olduğunu ifade eden Doğan, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın CHP’den istifasına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

Doğan, “Bunu hep İzmir için de söylerim. İzmir’in potansiyeli çok yüksek. Şimdi belediye başkanımız partisinden istifa etti, malumunuz. Öyle hızlı bir gelişme yaşadık. Yine tutuklanan belediye başkanları var. Hangi partiye mensup olursa olsun ya da bağımsız kalması durumunda da bir belediye başkanından beklentimiz hizmetlerde bir aksamanın olmamasıdır. Aynı şekilde bir parti üyesi olabilir ama ondan önce belediye başkanıdır. Bütün bir şehrin belediye başkanıdır” dedi.

İzmir’in sorunlarına kalıcı çözümler üretilmesi gerektiğini belirten Doğan, “Biz hizmetlerde bir aksama olmadan, İzmir’in özellikle kaotikleşen sorunlarına kalıcı çözümlerin üretilebileceği ve hayata geçirilebileceği bir dönem bekliyoruz. Sayın Tugay’ın seçimlerin üzerinden iki yıl geçti, üç yılı kaldı. Vaatlerin bir kısmını şu ana kadar hayata geçirmiş olması gerekiyordu. Tabii yaşadığı zorluklar var. Sanki her şeyi var da yapmıyormuş gibi değerlendiremem. O bir haksızlık da olur ama en temel hizmetler noktasında da sıkıntılar yaşanıyor. Çöpler, altyapı sorunları gibi” ifadelerini kullandı.

İzmir’de mazeret ve suçlama siyasetinin hakim olduğunu savunan Doğan, iktidar milletvekillerine tepki gösterdi.

Doğan, “Mazeret ve suçlama siyaseti İzmir’e hakim oldu. Bunun sadece şikayet makamı olmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Dönem dönem iktidar mensubu milletvekillerinin sürekli eleştiri ve suçlama beyanlarını görüyorum ama kendilerine hatırlatmak istiyorum: Onlar İzmir milletvekilleri. Hele hele iktidar kanadındalar. Bunu Meclis’e götürebilirsiniz. İzmir’in sorunlarını çözme noktasında iktidardaki gücünüzü kullanabilirsiniz. Eğer bunları kullanmayacaksanız niye İzmir milletvekilisiniz? Belediye seçimlerinde İzmir’i kazanabilmekse amacınız, biz size niye 5 yıl boyunca yetki verdik diye sorarız” dedi.

İzmir halkının benzer taktikleri yıllardır gördüğünü ifade eden Doğan, “İzmir halkı sandığa gittiğinde bunu değerlendirir. 25 yıldır aynı şey için uğraşıyorlar, aynı taktiği deniyorlar. Bir işe yaramadı. Dolayısıyla Sayın Tugay’ın kararı hayırlısı olsun. Kararının arkasında bir başka partiye geçme olmadığını, en azından AK Parti’ye transferin söz konusu olmadığını söyledi. Sözün sahibine itibar etmek icap eder. O nedenle beyanıyla bağlı olduğumuzu düşünüyorum. Ama bağımsız da olsa bir başka parti mensubu da olsa asıl olan İzmir’e hizmet, İzmir’in sorunlarının çözümüne katkı koymaktır” diye konuştu.

Yorum Yazın

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yorumlar
Yeniden eskiye
Eskiden yeniye
Öne çıkanlar

Bu habere hiç yorum yapılmamış... İlk yorum yapan sen ol.