İBB Davası'nda ikinci celse: İmamoğlu iddialara sert çıktı
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 414 sanıklı İBB Davası’nın ikinci celsesi Silivri’de devam ediyor. İmamoğlu, tutuksuz sanık Kameroğlu İnşaat'ın sahibi Adem Kameroğlu'nun iddialarına ilişkin, "Ben sizi tehdit ettim mi? Yani daha Türkçe sorayım, ben sizi bir şeyle tehdit ettim mi Adem Bey?” diye sordu.
- Ege Postası
- 20.08.2026 - 20:55
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 53’ü tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın 68'inci günü, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’ne inşa edilen yeni duruşma salonunda devam ediyor.
Tutuklu isimlerin savunma yaptığı ilk celsenin 9 Mart’ta başlayıp 8 Temmuz’da tamamlandığı davada ikinci celse Pazartesi günü başlarken şu ana kadar 325 tutuksuz sanıktan 34’ünün savunması alındı.
Dünkü duruşmada tutuksuz sanıklar Emin Türe, Emre Manav, Özgür Türkmen, Metin Gül, Erhan Ünal, Nahit Kiler, İsmet Koyun, Naim Erol Özgüner, Abdullah Uygun, Hüsnücan Şen, İdris Yıldırım, Onur Büyükhatipoğlu, Hüseyin Yurddaş ve Mahir Gün savunma yaptı. Saat 11.00’de başlayan ve toplam 14 kişinin savunma yaptığı duruşma yaklaşık 14 saat sürdü.
Bugünkü duruşma gününde, etkin pişmanlıkçılar Aziz İhsan Aktaş ve Ertan Yıldız’ın savunmalarının alınması bekleniyor.
BEYAZ’IN TUTUKLANMASI TALEBİNE İKİNCİ KEZ RET
Öte yandan İBB Davası’nda salı günü yapılan duruşma gününde duruşma savcısının, tutuksuz sanık Muzaffer Beyaz için "çelişkili ifadeleri" gerekçesiyle istediği tutuklama talebi ikinci kez reddedildi.
Aynı zamanda Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü Davasına da bakan İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi; savcının iki kez talep ettiği, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ise iki kez oy çokluğu ile reddettiği tutuklama talebine ilişkin son kararı verdi.
Böylece Beyaz'ın tutuksuz yargılanmasına devam edeceği kesinleşmiş oldu.
İşte duruşmada anbean yaşananlar...
15.20 | “RÜŞVET” İDDİASINI “ZORUNDA OLDUĞUMUZU HİSSETTİK” DİYE SAVUNDU
Tutuksuz sanıklardan Kameroğlu İnşaat’ın sahibi Adem Kameroğlu sesli ve görüntülü bağlantı yöntemi ile savunmasını yaptı. Kameroğlu, savcılıkta verdiği ilk ifadesinde “rüşvet” iddialarını reddederken, daha sonra “belediye personellerinden korktuğu için” bu yönde beyanda bulunduğunu öne sürerek ek ifade verdi. Kameroğlu, ek ifadesinde ruhsat vermeme ve inşaatları mühürleme tehdidiyle kendisinden rüşvet istendiğini; rüşvet karşılığında Ekrem İmamoğlu adına bir villa, Necati Özkan adına ise dört daire yaptığını iddia etti.
Kameroğlu, savcılıkta verdiği ek ifadenin arkasında durdu ve İmamoğlu ile Özkan’a ilişkin villa ve dairelerin kendi isteğiyle verilmediğini savundu. Belediyeyle ruhsat, iskan, proje tadilatı ve tapu gibi işlemleri bulunduğunu belirten Kameroğlu, taleplere karşı çıkması halinde inşaatlarının önünün kesilmesinden ve yatırımlarının zarar görmesinden korktuğunu anlattı.
İmamoğlu’na ilişkin olarak, Pelikan Hill’deki villanın başlangıçta 1,5 milyon TL bedelle ve vadeli olarak satılması konusunda anlaştıklarını, ancak daha sonra yapılan ödemelerin kendilerine geri verilmesinin istendiğini öne sürdü. Kameroğlu, senet ve çeklerle yapılan ödemelerin şirket hesabından çekilerek geri verildiğini, villanın dekorasyon, peyzaj ve havuz masraflarını da kendisinin karşıladığını anlattı. Villayı İmamoğlu’na “bilabedel” verdiğini söyledi.
Necati Özkan’a ilişkin ise kendisinden 2 milyon TL istendiğini, nakit veremeyeceğini söylemesi üzerine bunun karşılığında daire vermeyi kabul ettiğini ve sonunda dört daire verildiğini öne sürdü. Bunu da belediyedeki işlerinin engellenmesinden duyduğu korku nedeniyle yaptığını savundu.
İMAMOĞLU: “BEN SİZİ TEHDİT ETTİM Mİ?”
Kameroğlu’nun savunmasını tamamlamasının ardından çapraz sorgulamasına geçildi. Söz alan Ekrem İmamoğlu, “Beylikdüzü Yaşam Vadisi'nde yer alan ve size ait olan yeşil alanı da kamuya kazandırdık. Sizin da rızanız vardı. Bundan bir menfaat elde etmediniz. Neyle tehdit ettik biz sizi? Yani neyi tehdit kabul ettiniz de bunu böyle hani yanlış anlamayın, sanki hazır ola geçer gibi mülki amirin talimatı kabul edip vermek zorunda kaldınız? Ben sizi tehdit ettim mi? Yani daha Türkçe sorayım, ben sizi bir şeyle tehdit ettim mi Adem Bey?” diye sordu.
“Bunu yapmak zorunda olduğumuzu hissettik” ifadelerini kullanan Kameroğlu, “Sizin direkt tehdidiniz söz konusu değil, fakat bizim burada yapmamız gereken mecburiyet, yani işlerimize engel olunmaması, işlerimiz sekteye vurulmaması, işlerin ağırdan alınmaması için biz iyi geçinmek için bunları yapmak zorunda idik. Sizler bize baskı yaptınız demedim ben, orayı düzeltelim isterseniz” yanıtını verdi.
ÖZKAN: “TEKLİF İÇİN KONUŞTUĞUMUZU BİLİYORSUNUZ”
Daha sonra soru sormak üzere Necati Özkan söz aldı. “Siz 5. ayda ifade verdiniz, ben 6. ayda ve 7. ayda iki tane dilekçeyle bütün bu anlattığınız süreçle ilgili bütün belgeleri sundum” diyen Özkan, “Şimdi siz aslına bakarsanız bugün ifadenizi, daha doğrusu hikayenizi bir kez daha değiştirdiniz” ifadelerini kullandı.
“Teklif için konuştuğumuzu siz de biliyorsunuz, ekibiniz de biliyor” diyerek devam eden Özkan, “Size nakit ödemeyi elden bir spor çantası içerisinde verdim” diye ekledi. Kameroğlu, “Eğer 2.000.000 TL sizden elden aldıysam haram zıkkım olsun. Eğer aldıysam dünyanın en şerefsiz insanıyım” sözleriyle karşılık verdi.
KAMEROĞLU’NA 2 MİLYON TL VE 4 DAİRE SORULARI: “ANLATIMINIZ FARKLI”
Daha sonra soru sormak üzere söz alan Necati Özkan ise Kameroğlu’nun anlatımını değiştirdiğini savunarak dört dairenin teklif kapsamında olduğunu ve 2 milyon TL’lik ödemeyi spor çantası içerisinde elden verdiğini söyledi. Kameroğlu buna, “Eğer 2 milyon TL sizden elden aldıysam haram zıkkım olsun. Eğer aldıysam dünyanın en şerefsiz insanıyım” sözleriyle karşılık verdi.
Daha sonra soru sormak üzere Necati Özkan’ın avukatı Erkam Erdem söz aldı. Erdem, Kameroğlu’nun soruşturma aşamasındaki ifadeleri ile duruşmadaki anlatımı arasında çelişki bulunduğunu söyledi. Erdem, Kameroğlu’nun 17 Nisan 2025 tarihli ifadesinde Metrohome projesi bitmek ve iskân başvuru aşamasındayken dört daireyi iskân alabilmek için verdiğini söylediğini, ancak dairelere ilişkin protokolün 2017’de, projenin henüz tamamlanmasından yıllar önce yapıldığını belirtti.
Kameroğlu, kendisinden başlangıçta 2 milyon TL istendiğini, bunu ödeyemeyeceğini söyleyerek önce üç, ardından dört daire verdiğini öne sürdü. Necati Özkan’ın avukatı Erdem, bu anlatımın önceki ifadelerde bulunmadığını belirterek “yeni bir hikâye” olduğunu ifade etti. Kameroğlu, anlatımının değişmediğini, yalnızca olayı daha ayrıntılı aktardığını söyledi ve “Bu güçlü ifadedir. Olayı detaylandıran, detaylı tarif eden bir konudur” dedi.
Necati Özkan’ın avukatları Kazım Yiğit Akalın ve Altın Mimir de çapraz sorgulamada, Kameroğlu’nun soruşturma aşamasındaki ifadeleri ile duruşmadaki anlatımları arasındaki çelişkileri gündeme getirdi. Akalın, Kameroğlu’nun soruşturma aşamasında şirketi adına kimseye imza yetkisi vermediğini söylediğini, duruşmada ise eski Genel Müdür Veysel Erçevik’e noter aracılığıyla belirli işlemler için imza yetkisi verdiğini kabul ettiğini belirtti. Kameroğlu, Erçevik’in yetkisinin süreli ve belirli işlemlerle sınırlı olduğunu savundu.
Akalın ayrıca, Kameroğlu’nun önceki ifadesinde dört daireyi iskân almak için verdiğini söylediğini, duruşmada ise önce 2 milyon TL istendiğini, bunu ödeyemeyince üç daire teklif ettiğini ve talep üzerine dört daire verdiğini anlattığını belirterek ifadeler arasında çelişki bulunduğunu savundu.
Özkan’ın diğer avukatı Altın Mimir de 2 milyon TL’lik ödemeye ilişkin Kameroğlu’nun farklı aşamalarda farklı anlatımlarda bulunduğunu savundu. Mimir, ilk anlatımda paranın nakit alınıp iade edildiğinin, daha sonraki anlatımda şirket çalışanı tarafından bankadan çekilip Özkan adına yatırıldığının, duruşmada ise bu işlem sırasında Özkan’ın da bankada bulunduğunun söylendiğini belirtti.
KAMEROĞLU İNŞAATININ DURDURULMASINI GEREKÇE GÖSTERDİ: “TARİH 2017, İBB AK PARTİ YÖNETİMİNDE”
Adem Kameroğlu’nun çapraz sorgusunda söz alan Tuncay Yılmaz’ın avukatı Ali Kemal Yıldız, Kameroğlu’na, “Neden böyle bir şeye kendinizi mecbur hissettiniz?” diye sordu. Araya giren Mahkeme Başkanı ise aynı sorunun daha önce İmamoğlu tarafından da yöneltildiğini belirterek, “Aynı soru soruldu. Ekrem Bey sordu. ‘Mecbur hissettirecek ne oldu?’ diye sordu” dedi.
Daha önce inşaatının mühürlendiğini anlatan Kameroğlu, gerekçesini, “Büyükşehir Belediyesi geldi, inşaatımı 45 gün durdurdu bir hamlede. Devam eden bir inşaatı. Ben nasıl korkmayayım?” sözleriyle açıkladı.
Bunun üzerine Yıldız, inşaatın ne zaman durdurulduğunu sordu. Kameroğlu, “2017 Haziran ayında” yanıtını verdi.
Yıldız’ın bu kez, “Hangi partiydi o?” diye sorması üzerine Kameroğlu, “AK Parti” karşılığını verdi.
13.00 | İMAMOĞLU’NUN ÖZEL KALEMİ KASAPOĞLU’NDAN DUYGUSAL SAVUNMA
Daha sonra İBB soruşturması kapsamında Mayıs 2025’ten bu yana tutuklu bulunan ve İBB Davası’ndaki ilk tutukluluk incelemesinde (Mart 2026) tahliye edilen Ekrem İmamoğlu’nun Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu savunma yaptı.
İmamoğlu’nun eski telefonunun saklandığına yönelik iddianın yer aldığı eylem 16’ya yönelik konuşan Kasapoğlu, telefonun İmamoğlu’nun ilçe başkanlığı döneminden beri kullanılan, gün içinde yoğun çağrı alan ve nöbetçi personel tarafından kullanılan sıradan bir iletişim hattı olduğunu söyledi. Kasapoğlu, “Siz bu telefonla, bu cihazla Türkiye’nin hiçbir yerinde gerçekten 3 gün yaşayamazsınız” dedi.
Hattın vatandaşlardan gelen yoğun çağrılar nedeniyle Başkanlık Sekretaryası’na bağlı bir hatta yönlendirildiğini ve 2025’in başlarında tamamen kullanımdan kaldırıldığını belirten Kasapoğlu, tutuklanmasından yaklaşık bir hafta önce televizyonda, “İmamoğlu’nun kayıp telefonu bulundu” şeklindeki haberleri gördüğünü ancak söz konusu cihazın kendileri için o tarihte zaten gündemden çıkmış olduğunu söyledi.
Gözaltına alındıktan sonra avukatlarının kendisine telefonun soruşturmayla bağlantılı olabileceğini söylemesi üzerine bunu ihtimal dışı gördüğünü belirten Kasapoğlu, “Telefonla ilgili haberleri gördük ancak önemsemedik bile. Avukatlarım telefon konusundan bahsetti ancak konunun bu olmayacağını söyledim. Bu, tutuklanmadan önce onlara söylediğim son şey oldu” ifadelerini kullandı.
Telefonun yaklaşık 1,5 yıl incelendiğini ancak bir bulgu elde edilemediğini belirten Kasapoğlu, “4 bin sayfalık iddianamemizde ne bu dijital rapor var, ne bu telefona ait bir bilgi belge var, ne de benim ifademin tek satırına yer verilmiş” dedi.
Etkin pişmanlıkçı Ertan Yıldız’ın şoförü olan etkin pişmanlıkçı Bayram Yıldırım’ın beyanlarıyla kendisine yöneltilen “rüşvete yardım” suçlamasını da reddeden Kasapoğlu, “İddiada yer alan hiç kimse bu iddiayı kabul etmiyor. Bu iki içi boş, gerçek dışı olmayan iddia beni bir yarısından fazlasını tanımadığım bir örgütün içerisine üye olarak koymuş” diye konuştu.
HAKLILIĞIM 4 BİN SAYFA KADAR EDER
Tutukluluk sürecinin kendisiyle birlikte oğlunda da yoğun etkisi olduğunu belirten Kasapoğlu: “Tutukluyken her gün şunu sesli düşündüm: 'Bu telefon 11 ay beni oğlumdan nasıl ayırdı? Bu telefondan suç unsuru olabilecek ne çıktı?'" diye konuştu.
Soruşturma kapsamında iki kez gözaltına alınan Kasapoğlu, tutuklanmasının 13 yaşındaki oğlu üzerindeki etkilerini de anlatırken oğlunun yaşadığı travma nedeniyle onunla birlikte uyumaya başladığını belirtti. “Evden çıktığım, oğlumu tek başına 13 yaşındaki çocuğu evde bıraktığım eve yaklaşık 11 ay sonra dönebildim” diyen Kasapoğlu, oğlunun LGS döneminin ve yaşadığı anne yoksunluğunun telafi edilemediğini ifade etti.
Kasapoğlu, “Acaba Özel Kalem Müdürü olarak sadece layıkıyla işimi yaptığım için mi 11 ay evladımdan ayrı kaldım? Devlet kendisine 20 yıl pırıl pırıl hizmet etmiş pırıl pırıl bir memurunu korur. Anneleri korur, kadınları korur” diyen Kasapoğlu, savunmasını “Haklılığım 4 bin sayfa kadar, iddianameniz kadar eder” sözleriyle tamamladı.
12.30 | CEZAEVİNDE FELÇ GEÇİREN İBB GENEL SEKRETER YARDIMCISI KONUŞTU
Ardından savunma sırası, Gaziosmanpaşa Belediyesi davası kapsamında 13 aylık tutukluluğun ardından geçen ay tahliye edilen İBB Genel Sekreter Yardımcısı Erdal Celal Aksoy savunma yaptı. İBB Davası kapsamında tutuksuz yargılanan, tutukluluğu sırasında felç de geçiren Aksoy, hakkındaki suçlamaların tarihsel olarak çelişkili olduğunu belirterek şöyle devam etti:
“Suç tarihi olarak Mart 2023 yılı gösterilmiş. HTS, baz kaydı, tarama yok. Yani herhangi bir HTS, baz, sinyal vesaire kayıt yok dosyada. Bu neden önemli? Mart 2023 yılında gösterilen eylem tarihinde ben, asrın felaketi nedeniyle deprem bölgesindeydim. Sayın Ekrem İmamoğlu tarafından Hatay'da İBB Afet Koordinasyon işlerinde görevliydim.”
Fatoş Pınar Türker ile birlikte, konutlar konusunda indirim yaptırmak için Bahattin Uçar’ın şirketini bastıklarına yönelik iddiaya yönelik de konuşan Aksoy, “Kimse böyle bir beyanda bulunmamış ama iddianameye olmayan bir beyan farklı bir şekilde yazıldığı için irtikap suçuna teşebbüs suçlamasıyla karşı karşıyayım. Böyle bir şey kesinlikle yaşanmadı” ifadelerini kullandı.
Daha sonra kürsüye gelen eski İPA çalışanı Şehide Zehra Keleş ise savunmasında, “Hiç çalışmadığım İBB Hanem ile ilgili suçlandığımı polisler anlatamadı, nezaretteki arkadaşlar anlattı. “Büyük ihtimalle sadece oluşturulmuş ama hiç giriş yapılmamış bir test hesabından dolayı yaklaşık altı ay cezaevinde kaldım” dedi.
CHP İl Başkanlığı'na gidip seçim verisi çalmakla da suçlandığını hatırlatan Keleş, “İddiaya göre İBB Genel Müdürü, İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı, Genel Merkez Bilgi İşlem sorumlusu ve ben... Bu garip dörtlü seçmen verisi çalmaya gitmişiz. Tarih ve saat bile yok” diye konuştu.
11.45 | ŞİRKET YETKİLİLERİ ERDOĞDU HAKKINDAKİ RÜŞVET İDDİASINI YALANLADI
Çiftay A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Erdoğan Göğen, savunmasında rüşvet iddialarıyla birlikte biyolojik atık tesisi projesine İtalyan bir firmadan devir yoluyla dahil olduklarını anlattı. Projeyle ilgili ilk görüşmelerinde Aykut Erdoğdu’dan destek istediklerini belirten Göğen, İSTAÇ Genel Müdürü Ziya Gökmen Togay’ın ise kendilerine yönelik tutumunun değiştiğini savundu.
Togay’ın sözleşme ve şartnamede bulunmayan taleplerle şirketi zorladığını belirten Göğen, hakkındaki rüşvet iddialarından basından öğrenene kadar haberdar olmadığını belirtirken şirket kayıtlarında 1 milyon 200 bin dolarlık herhangi bir para hareketi bulunmadığını da belirtti.
Çapraz sorgusunda Aykut Erdoğdu’nun projenin nasıl işlediği, belediyeye sağladığı gelir, ihale yapılıp yapılmadığı ve tesisin faaliyetlerinin durdurulup durdurulmadığı yönündeki sorularını da yanıtlayan Göğen, belediyenin projeyle gelirinin önceki döneme göre arttığını, işlem için yeni bir ihale yapılmadığını ve mevcut sözleşme kapsamında biyogazdan enerji tesisi kurulmasına yönelik düzenleme yapıldığını söyledi.
Erdoğdu’nun "Faaliyetleriniz durduruldu mu?" sorusuna Göğen, “Evet. Gökmen Bey bana ‘Keyfi olarak durdurdum, ne istersen yap’ dedi” yanıtını verdi. Erdoğdu'nun avukatı Tuba Torun'un "İddia edildiği gibi rüşvet meselesi ile bir alakası yok değil mi?” sorusunu da yanıtlayan Göğen “Rüşvet versem hangi genel müdür faaliyetimi durdurur ki. Şirketi 1 milyon 350 bin Euro'ya devraldım, belirtilen bu rüşvet miktarı ticari kafama uygun değil. Kabul etmiyor benim kafam” ifadelerini kullandı.
“PARA ÇIKIŞININ ERDOĞDU İLE BAĞLANTISI YOK”
Daha sonra aynı eylem hakkında savunma yapan iş insanı Gülant Candaş, Erdoğan Göğen’in tesisin devralınması sürecinde şirket adına İSTAÇ ve ilgili kurumlarla görüşmek üzere yetkilendirildiğini söyledi.
Rüşvet iddiasında yer alan 1 milyon 200 bin dolarlık para çıkışına ilişkin Candaş, paranın şirket çalışanı Cihan Duman tarafından bankadan çekilerek dönemin Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Aydın’a teslim edildiğini söyledi. Candaş, “Serkan Bey para talep etmiş, biz ona bir para çıkışı yapmışız. Cihan Bey de bizim şirkette çalışan personelimiz. O bankadan parayı çekip Serkan Bey’e teslim etmiş” dedi.
Mahkeme başkanının sorusu üzerine söz konusu para çıkışının Aykut Erdoğdu ile bir bağlantısı olmadığını belirten Candaş, savcılık iddiası sonrasında şirket kayıtlarını incelediğini ve yaklaşık 1 milyon 200 bin dolarlık çıkışın kayıtlarda bulunduğunu söyledi. Ancak paranın hangi amaçla verildiğine ilişkin doğrudan bilgisinin olmadığını belirten Candaş, “O arada öyle bir ödeme olduğu yönünde bir iddia çıkınca kayıtlara baktım. Kayıtlarda bulunuyor. Hepsi bu” ifadelerini kullandı.
Candaş, para çıkışının şirket kayıtlarında borç olarak işlendiğini de belirterek, miktarın yüksek olmakla birlikte şirketin zaman zaman Serkan Aydın üzerinden şirketlere ve kendi çalışanlarına borç verdiğini söyledi.
11.15 | DURUŞMA BAŞLADI
Bugünkü duruşma gününde ilk savunmayı, eski CHP Milletvekili olan ve İBB Davası’nda tutuklu yargılanan Aykut Erdoğdu’nun da isminin geçtiği rüşvet verme iddiasına yönelik tutuksuz yargılanan iş insanı Yusuf Kaya yaptı.
Kaya, kısa savunmasında şu ifadeleri kullandı:
“Sayın Başkan, değerli heyet üyeleri, çok vaktinizi almayacağım. Savcılıkta ve kollukdaki ifadelerimi kabul ediyorum ve tekrar ediyorum. Üzerime atılı olan rüşvet verme suçunu işlemedim. Rüşvet vermedim, aracılık etmedim. Üzerime atılı suçları kesinlikle kabul etmiyorum. Bir de Almanya'da okuyan bir kız çocuğum var, yüksek lisans yapıyor. Kaza geçirdi, ameliyat oldu, yanına gidemedim. Bu vesileyle yurt dışı çıkış yasağımın kaldırılmasını talep ediyorum.”
Daha sonra aynı eylem kapsamında yargılanan iş insanı Erdoğan Göğen’in savunmasına geçildi. (Cumhuriyet)

Yorum Yazın