Hukukçu Eminağaoğlu’ndan YENİ Parti’nin isim tartışmasına net yanıt: 'Başsavcılığın görüşü karar değil'
Hukukçu Ömer Faruk Eminağaoğlu, YENİ Parti’nin isim değişikliğine gitmeden hukuki sürecin sonucunu bekleme kararını hukuka uygun buldu. “Başsavcılığın görüşü bir iddiadır, karar değildir” diyen Eminağaoğlu, değerlendirmenin yalnızca isim benzerliği üzerinden yapılamayacağını vurguladı. Partilerin adları, renkleri ve sembollerinin birlikte incelenmesi gerektiğini belirten Eminağaoğlu, kapsamlı bir değerlendirme yapılması halinde dosyanın kapatılabileceği görüşünü dile getirdi.
- Ege Postası
- 16.09.2026 - 10:10
- Güncelleme: 16.09.2026 - 10:20
EGEPOSTASI- Hukukçu Ömer Faruk Eminağaoğlu, NEO TV’de Kutluhan Nesil’in sunduğu Uyandırma Servisi programına konuk oldu. Yenilik Partisi’nin itirazı üzerine gündeme gelen YENİ Parti’nin ismine ilişkin süreci değerlendiren Eminağaoğlu, başsavcılığın değişiklik talebi ile bağlayıcı yargı kararının birbirinden ayrılması gerektiğini söyledi.
YENİ Parti’nin savunmasını sunarak sürecin sonucunu bekleme yaklaşımını destekleyen Eminağaoğlu, isimlerin birebir aynı olmadığına dikkat çekti. Esas değerlendirmenin, seçmenin iki partiyi karıştırıp karıştırmayacağı üzerinden yapılması gerektiğini belirtti.
Programda parti içi seçimler, CHP’nin temyizden feragat kararı, “çerçeve yasa” olarak anılan düzenleme ve tutuklamalara ilişkin görüşlerini de açıklayan Eminağaoğlu’nun yanıtları şöyle:
Sorular ve yanıtlar, anlamı korunarak kısaltılıp düzenlenmiştir. Hukuki değerlendirmeler ve iddialar Eminağaoğlu’na aittir.
“İSİMLER BİREBİR AYNI DEĞİL, BÜTÜN UNSURLARA BAKILMALI”
Kutluhan Nesil: YENİ Parti’nin ismine ilişkin süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ömer Faruk Eminağaoğlu: Siyasi Partiler Yasası’nda, parti isimlerinin seçmenin karıştırabileceği nitelikte olması durumunda başvuru yapılmasını veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın konuyu doğrudan incelemesini sağlayan hükümler bulunuyor.
Başsavcılık, incelemesinin ardından ilgili partiden değişiklik isteyebilir. Parti de görüşlerini başsavcılığa sunabilir. Başsavcılık bu görüşleri ikna edici bulursa dosyayı kapatır; aksi halde konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşır. Bu konuda son kararı Anayasa Mahkemesi verir.
Burada isimler birebir aynı değil. Dolayısıyla başka ölçütlerin de değerlendirilmesi gerekiyor. Partilerin simgeleri, sembolleri, kısa ve tam adları gibi unsurlara birlikte bakılmalı. YENİ Parti ile Yenilik Partisi arasında renkler, kısa ve uzun adlar bakımından ciddi farklılıklar var.
Esas mesele, seçmen davranışının etkilenip etkilenmeyeceği ve bir karışıklık doğup doğmayacağıdır.
“YENİ PARTİ’NİN YAKLAŞIMI HUKUKA UYGUN”
Kutluhan Nesil: İsmi değiştirmeden sonucu beklemek doğru mu?
Ömer Faruk Eminağaoğlu: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın görüşü bağlayıcı bir görüş değil. Geçmişte benzer bir başvuruda başka bir parti başsavcılığın görüşüne göre hareket etmiş olabilir. Ancak bu durum, görüşün bağlayıcı olduğu anlamına gelmez.
Başsavcılığın görüşü bir iddiadır, ithamdır; karar değildir. YENİ Parti de savunmasını sunduğunu ve ortaya çıkacak karara göre hareket edeceğini söylüyor. Bu yaklaşım hukuka uygundur.
Başsavcılık, partinin görüşlerini yeterli bulmazsa konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşıyabilir. Ancak savunmaları mutlaka değerlendirmek durumundadır. İkna edici bulursa dosyayı kapatmalıdır.
“KAPSAMLI İNCELEME YAPILIRSA DOSYANIN KAPATILACAĞI GÖRÜŞÜNDEYİM”
Kutluhan Nesil: Sizce nasıl bir sonuç çıkabilir?
Ömer Faruk Eminağaoğlu: Basından öğrendiğimiz kadarıyla YENİ Parti, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin benzer bir olaydaki kararını da içeren kapsamlı bir savunma sunuyor.
Başsavcılığın hukuktaki gelişmeleri gözeterek yalnızca isim üzerinden değil, seçmen davranışının etkilenip etkilenmeyeceği yönünden inceleme yapması gerekir. Böyle kapsamlı bir değerlendirme yapılırsa dosyanın bu haliyle kapatılacağı görüşünü taşıyorum.
Anayasa Mahkemesi’nin geçmiş kararlarında farklı değerlendirmeler bulunsa da seçmen davranışının etkilenmeyeceği gerekçesiyle ismin kullanılabileceği yönünde kararları da var.
“ÜYELERİN SEÇMESİ İDEAL, MEVCUT YASA DELEGE SİSTEMİNİ ÖNGÖRÜYOR”
Kutluhan Nesil: İl ve ilçe başkanlarını doğrudan üyeler seçebilir mi?
Ömer Faruk Eminağaoğlu: YENİ Parti, üyelerin daha belirleyici olmasını parti içi demokrasi açısından ileri bir adım olarak ifade etti. Bu, olması gerekeni anlatıyor. Ancak mevcut Siyasi Partiler Yasası, ilçe ve il kongreleri ile kurultayların delegeler aracılığıyla yapılmasını öngörüyor. Bu seçimler yargı gözetim ve denetiminde gerçekleştiriliyor.
Yasa, partilere tüzükleriyle farklı bir yöntem belirleme yetkisi verseydi üyelerin doğrudan seçimi mümkün olabilirdi. Mevcut düzenlemede ise emredici hükümler başka bir yöntemle bertaraf edilemez.
Üyelerin daha belirleyici olması gerektiğini savunabiliriz. Fakat demokratik açıdan ideal olanla yürürlükteki yasa farklı şeyler. YENİ Parti’nin de bu hukuki gerçeklik çerçevesinde hareket ettiğini görüyoruz.
CHP’NİN FERAGAT KARARINA FARKLI YORUM
Kutluhan Nesil: CHP’nin temyizden feragatini nasıl yorumluyorsunuz?
Ömer Faruk Eminağaoğlu: Temyiz süreci ve tedbir devam ederken olağan kurultay sürecinin başlatılması hukuki sorun doğuracaktı. Yargıtay kararı bozsaydı mevcut yönetimin durumu değişecek, önceki yönetimden partiyle üyelik bağı sürenlerin temsili gibi konular gündeme gelecekti.
Bu nedenle temyiz sürecinin sonlandırılması, olağan kurultay sürecinin başlatılması açısından atılmış bir adım. Yargıtay’ın dosyayı ne zaman ele alacağı da belli değil.
Kılıçdaroğlu yönetiminin tedbir dönemindeki uygulamalarını eleştiriyorum. Ancak yalnızca “Neden temyizden feragat ettiler?” diye eleştiri getirmeyi doğru bulmuyorum. Bir an önce kurultay yapılması gerekiyor.
“FERAGATLE BUTLAN KARARI KESİNLEŞİYOR”
Kutluhan Nesil: Feragatin hukuki sonucu ne olur?
Ömer Faruk Eminağaoğlu: Feragat, Yargıtay’ın esas hakkında karar vermesini beklemeden butlan kararının kesinleşmesi sonucunu doğuruyor. Benim değerlendirmeme göre bunun, Özgür Özel’in seçildiği kurultay ve sonraki kurultayların hukuki geçerliliği bakımından sonuçları bulunuyor.
İptal edilen 38’inci Kurultay’ın tekrarlanması gerekiyor. Ancak basından öğrendiğimiz kadarıyla o dönemin delegelerinin önemli bölümü partiden ayrılmış. Bu durumda mahalle seçimlerinden başlayarak yeni delegelerle sürecin yürütülmesi gerekiyor.
Kılıçdaroğlu ekibinin, kendisini zorlayabilecek kadroların ve üye tabanının önemli bölümünün ayrılmasının ardından yeni kurultay sürecini başlatmak istediği de düşünülebilir. Bu, sürecin siyasi yönüne ilişkin değerlendirmem.
ÇERÇEVE YASAYA ELEŞTİRİ: “SORUN ÇÖZME DEĞİL, SİYASİ DESTEK AMAÇLI”
Kutluhan Nesil: Çerçeve yasaya ilişkin görüşünüz ne?
Ömer Faruk Eminağaoğlu: İncelediğim 12 maddelik düzenlemenin demokrasi ve özgürlüklerle bağlantılı bir sorun çözme yasası olduğunu düşünmüyorum. Bazı hükümlerini kısmi af niteliğinde, bazılarını da Anayasa’ya aykırı buluyorum.
Yasada öngörülen kurulların yapısı ve yargıya taşınacak dosyalar üzerindeki etkisi önemli. Hangi dosyanın yargı önüne gideceğine siyasi iktidarın belirlediği bir kurulun karar vermesi, hukuk açısından ciddi sorun yaratır.
Ben bu düzenlemenin, terör sorununu çözmekten çok iktidara siyasi destek sağlama amacı taşıdığı görüşündeyim.
YENİ PARTİ’YE ÇAĞRI: “HAYIR OYUNUZA SAHİP ÇIKIN, AYM’YE TAŞIYIN”
Kutluhan Nesil: YENİ Parti’den ne bekliyorsunuz?
Ömer Faruk Eminağaoğlu: YENİ Parti’nin bu düzenlemeyi Anayasa Mahkemesi’ne taşıması gerektiğini düşünüyorum. Parti içinde yasaya hayır diyenlerin sayısı, grubun bu yönde karar alması için yeterli.
Parti içi demokrasi savunuluyorsa yalnızca genel başkanın tutumuna göre değil, bu iradeye göre hareket edilmeli. Hayır diyenler oylarına sahip çıkmalı ve düzenlemenin iptalini istemeli.
Başvuru bakımından 19 Ekim tarihine özellikle dikkat çekiyorum. Bu konu YENİ Parti açısından tarihî bir sorumluluk.
“DÜZENLEMENİN SONUÇLARI GENEL AFFA KADAR UZANABİLİR”
Kutluhan Nesil: Düzenlemede hangi riskleri görüyorsunuz?
Ömer Faruk Eminağaoğlu: Bir örgütü kapsama alıp diğerlerini dışarıda bırakmanın eşitlik yönünden tartışılması söz konusu olabilir. Benzer biçimde diğer suçlar bakımından da başvurular gündeme gelebilir. Bu nedenle düzenlemenin sonuçlarının genel affa kadar uzanabileceğini düşünüyorum.
Öcalan’a statü tartışmalarını ve silahlı örgütün siyasi yapıya dönüştürülmesi yönündeki değerlendirmeleri de bu çerçevede ele alıyorum. Ulus ve üniter devlet yapısı bakımından ciddi riskler görüyorum.
Terörle mücadelede önce örgütün uluslararası ve bölgesel destek bağlarının ortadan kaldırılması gerekir. Bu unsurlar çözülmeden atılan adımları kalıcı çözüm olarak görmüyorum.
TUTUKLAMALARA TEPKİ: “KARARTILACAK KANIT YOK”
Kutluhan Nesil: İfade ve paylaşımlar nedeniyle tutuklamaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ömer Faruk Eminağaoğlu: Nasuh Mahruki, Türker Ertürk ve Deniz Göktaş gibi isimler üzerinden konuşulan süreçlerde ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gereken açıklamalar bulunuyor.
Söylenenler sosyal medyada ortada. Bunların dosyaya alınması mümkünken hangi kanıtın karartılacağı sorusu yanıtlanmalı. Kamuoyunun önündeki bu kişilerin kaçacağına ilişkin somut gerekçelerin de ortaya konulması gerekir.
Bu koşullarda tutuklamaya başvurulmasını ifade özgürlüğüne müdahale olarak değerlendiriyorum. Hukuk ve demokrasi söylemiyle bu uygulamaların nasıl bağdaştırıldığının açıklanması gerekiyor.
“SORUŞTURMALARDA AYNI HUKUK KURALLARI UYGULANMALI”
Kutluhan Nesil: Soruşturmalarda farklı uygulamalar mı var?
Ömer Faruk Eminağaoğlu: Birileri davetiyeyle ifadeye çağrılırken başkalarının sabahın erken saatlerinde gözaltına alınması, uygulamalar arasındaki farkı gösteriyor.
Kimin hakkında soruşturma yapılması gerekiyorsa yapılsın. Ancak hukuk kuralları herkes için gözetilsin. İfade özgürlüğü kapsamındaki açıklamalar, muhalefete ve topluma baskı aracına dönüştürülmesin.
Bağımsız olmayan yargı araçsallaştırılırsa bir silaha dönüşür. Adalet devletin temelidir; bu temel sarsıldığında vatandaşın hak ve özgürlüklerinin güvencesi de zayıflar.
KOZİNOĞLU DOSYASI: “AYDINLATILSIN, SİYASİ YÖNLENDİRME OLMASIN”
Kutluhan Nesil: Kaşif Kozinoğlu dosyasında ne yapılmalı?
Ömer Faruk Eminağaoğlu: Bu dosyanın yeterince soruşturulmadığını ve bütün adli imkânlar kullanılarak aydınlatılması gerektiğini düşünüyorum. Ancak soruşturmanın siyasi iktidarın bakış açısına göre yürütülmesi kabul edilemez.
Adalet Bakanlığı’nın dosyalar üzerinde savcılık gibi rol üstlenmesine itiraz ediyorum. Eğer geçmişte eksik soruşturma yapıldıysa, dosyanın kapatılmasında sorumluluğu bulunan yargı mensuplarının işlemleri de incelenmeli.
Savcılıklara bütün teknik imkânlar sağlanmalı ve bağımsız biçimde çalışabilecekleri ortam oluşturulmalı. Konu, bir siyasi başarı anlatısına dönüştürülmemeli. Kozinoğlu dosyası gibi aydınlatılması gereken başka dosyalar da var.
“ORTAK PAYDA ATATÜRK VE CUMHURİYETİN İLKELERİ”
Kutluhan Nesil: Son mesajınız ne olur?
Ömer Faruk Eminağaoğlu: Türkiye’nin hukuk devleti ve demokratik devlet niteliklerinden uzaklaştığını düşünüyorum. Temel hak ve özgürlüklerin etkin biçimde kullanılabilmesi için toplumun ortak paydalarda buluşması gerekiyor.
Farklılıkları bir kenara bırakıp hukuk ve demokrasinin sunduğu imkânlarla hareket edilmeli. Cumhuriyetin kurucu değerleri etrafında dayanışma gösterilmeli.
Ortak payda Atatürk ve Atatürk ilkeleridir. Bu ilkeleri savunan herkesin bir araya gelmesi gereken gün bugündür.
Yorum Yazın