Hasan Ünal’dan Karşıyaka gündemine sert çıkışlar: Karşıyaka Spor Kulübü’ne büyük bir nezaketsizlik yapıldı
Karşıyaka Belediyesi AK Parti Grup Başkanvekili Hasan Ünal, NEO TV’de yayımlanan Beyaz Masa programında Ertuğrul Turan’ın sorularını yanıtladı. Belediye meclisindeki başkanvekilliği seçiminden Karşıyaka Spor Kulübü ile yaşanan oda krizine, Kent AŞ’nin sermaye artırımından Bostanlı Pazarı’ndaki esnaf mağduriyeti iddialarına kadar birçok konuda konuşan Ünal, Belediye Başkanı Yıldız Ünsal’a sert eleştiriler yöneltti. Ünal ayrıca Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçeceği iddialarını, YENİ Parti’nin İzmir siyasetine etkisini ve Özgür Özel’in Alevilerle ilgili açıklamalarını değerlendirdi.
- Ege Postası
- 05.08.2026 - 14:47
- Güncelleme: 05.08.2026 - 14:58
EGEPOSTASI- Karşıyaka Belediyesi AK Parti Grup Başkanvekili Hasan Ünal, NEO TV’de Ertuğrul Turan’ın sunduğu Beyaz Masa programına konuk oldu. Karşıyaka Belediye Meclisi’ndeki son gelişmeleri değerlendiren Ünal, belediye yönetimi ve Cumhuriyet Halk Partili meclis üyeleri arasında görüş ayrılığı bulunduğunu savundu.
“CHP MECLİSTE SAYISAL ÇOĞUNLUĞA SAHİP AMA PERDE ARKASI ÖYLE DEĞİL”
Karşıyaka Belediye Meclisi’nde yapılan başkanvekilliği seçimini değerlendiren Ünal, mecliste toplam 37 üye bulunduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Şimdi burada aritmetik dengeye öncelikle bir bakmak lazım. Toplam 37 meclis üyemiz var Karşıyaka Belediyesi’nde. 21 Cumhuriyet Halk Partisi, 5 AK Parti yani biz ve 11 tane de bağımsız meclis üyesi var. Ancak bu bağımsız meclis üyelerinden birkaçı, YENİ Parti’nin resmî olarak kurulmasıyla beraber, duyumlarımız o yönde, YENİ Parti’ye katılacak olan meclis üyeleri de var 11 kişinin içerisinde.
Ancak baktığınız zaman Cumhuriyet Halk Partisi mecliste şu anda karar alabilecek yeterli sayıya sahip. Ancak işin perde arkası öyle değil. En son mecliste bunu yaşadık. Başkanvekili seçiminde iki meclis üyesi arkadaşımız aday oldular. Ancak belediye başkanının gösterdiği kişi değil, CHP’li meclis üyelerinin kendi içlerinden çıkartmış oldukları Dilek Hanım, meclis birinci başkanvekili olarak seçildi.
CHP içerisinde bir bölünmüşlük var. Burada tabii belediye başkanının şu ana kadar ortaya koymuş olduğu üslup ve yaklaşımla da alakalı. Bir belediye başkanı Cumhuriyet Halk Partisi’ne devam ediyor ama Cumhuriyet Halk Partisi’ne devam eden meclis üyelerine hâkim değil. Neden? Sen meclis üyesiyle kavga edersen, sen meclis üyesini yanında çalışan bir işçi gibi görürsen hâkim olamazsın.
Dolayısıyla biraz siyaset bilmek lazım. Siyasi yaklaşımın nasıl gerçekleşeceğini de bilmek lazım. Ancak ilgili belediye başkanı siyasetten de uzak maalesef, yönetimden de uzak. Yönetimsel faaliyetleri de maalesef çok zayıf. Bunu Karşıyaka Belediyesi’nin nasıl yönetildiğini konuştuğumuz zaman net bir şekilde görebiliyoruz.”
“DİLEK HANIM DEMOKRATİK HAKKINI KULLANDI”
Karşıyaka Belediye Başkanı Yıldız Ünsal’ın meclis toplantısında Dilek Hanım’a neden aday olduğunu sormasını da değerlendiren Hasan Ünal, meclisteki bütün üyelerin aday olma hakkına sahip olduğunu söyledi:
“Kendi gösterdiği adaya değil ancak Cumhuriyet Halk Partisi’nin içerisinden çıkan diğer adaya ‘Neden aday oldun? Ben seni daha önce aday göstermiştim, gösterecektim’ gibi bir yaklaşım var. Sonuçta demokrasiden bahsediyoruz. Eğer o mecliste demokrasi varsa o meclisteki 37 meclis üyesinden herhangi biri çıkıp aday olabilir.
İlla senin gösterdiğin kişinin dışında kimse çıkmayacak diye bir şey yok. Dilek Hanım da demokratik hakkını kullandı ve ‘Adayım’ dedi. Nitekim de meclis birinci başkanvekili seçildi.”
“BELEDİYE BAŞKANININ İSTEDİĞİ ADAYLAR KOMİSYONLARDA DA SEÇİLMEDİ”
Başkanvekilliği seçimine benzer bir tablonun belediye meclisi komisyonlarında da ortaya çıktığını anlatan Ünal, CHP içinden farklı adayların çıktığını belirtti:
“Bunu sadece meclis başkanvekili seçiminde değil, komisyonlarda da gördük. CHP’den istifa ettiklerinden dolayı komisyonlardan da istifa eden arkadaşlar olmuştu. Örneğin İmar Komisyonu, Plan ve Bütçe Komisyonu gibi önemli komisyonlara da seçim oldu.
Orada yine Cumhuriyet Halk Partisi’nin içerisinden iki ayrı aday çıktı. Her komisyona bir kişi seçilecekti. Ancak manzara hiç öyle olmadı. Yine meclis başkanvekili seçiminde olduğu gibi iki aday çıktı. Yıldız Hanım’ın istemiş olduğu, dikte etmiş olduğu aday değil, meclis kendi hür iradesiyle karşısındaki adayı destekledi. Açıkçası biz de onu destekledik.
Dışarıdan bir etki olsaydı Cumhuriyet Halk Partisi’nin içerisinde farklı bir birlik ve beraberlik olurdu. Bu tamamen Yıldız Hanım’ın kendi tasarrufuydu. Dolayısıyla meclis üyeleri de ‘Yeter artık’ dedi. İlgili belediye başkanının ayaklarının yere sağlam basmasıyla alakalı bir adım attılar.”
“KARŞIYAKA SPOR KULÜBÜ’NE BÜYÜK BİR NEZAKETSİZLİK YAPILDI”
Programda Karşıyaka Spor Kulübü ile belediye arasında yaşanan oda krizi de gündeme geldi. Mustafa Kemal Atatürk Karşıyaka Spor Salonu’nda kulübe ait yönetim odasının boşaltılması sürecini anlatan Ünal, kulüp yönetimine önceden tebligat yapılmadığını öne sürdü:
“Mustafa Kemal Atatürk Spor Salonu var biliyorsunuz, Mavişehir’de basketbol maçlarının oynandığı bir salon. Bu salonun içerisinde Karşıyaka Spor Kulübü’ne ait yaklaşık 20 metrekarelik bir yönetim odası var. Bu yönetim odasını belediye boşalttırıyor.
Normalde bir belediye bu tarz bir yeri boşaltacaksa öncesinde tebligat gönderir, ilgili spor kulübünün yetkililerine söyler ve işlemini bu şekilde gerçekleştirir. Fakat konu böyle olmuyor.
Meclis toplantısından önce pazartesi günü ben ilçe başkanıyla birlikte Karşıyaka Spor Kulübü’ne ziyarette bulundum. Spor kulübümüzün başkanı Yiğit Bey’le ve yönetimiyle oturduk. Çünkü her şey acaba basında, sosyal medyada yazıldığı gibi mi, doğrusunu öğrenmek istedik. Doğrusunu öğrendik. Hiçbir tebligat yapılmıyor. Belediyenin yetkilileri ve çalışanları geliyor, kapıyı açıyorlar.
İçeride Karşıyaka Spor Kulübü’nün değerli emtiaları olabilir, değerli evrakları olabilir, özel şeyleri olabilir. Bu nasıl bir nezaketsizlik? Sen bunu Karşıyaka Belediyesi olarak kime yapıyorsun? 114 yıllık bir çınara, Karşıyaka Spor Kulübü’ne yapıyorsun. Pes.
Eşyaları alıp kapının önüne koyuyorlar. Yönetimin daha sonra haberi oluyor. Burada bir şekil hatası ve büyük bir nezaketsizlik var. Karşıyaka Spor Kulübü’ne, Karşıyakalıya ve Karşıyaka Spor Kulübü’nün taraftarlarına yapılan büyük bir saygısızlık var.”
“MAVİŞEHİR’DE BOŞALTILAN KULÜP BİNASI HÂLÂ ATIL DURUMDA”
Belediyenin kulübe ait odayı başka faaliyetlerde kullanacağını söylediğini aktaran Ünal, daha önce boşaltılan Mavişehir’deki kulüp binasının da kullanılmadığını savundu:
“Bu 20 metrekarelik odayı başka faaliyetlerde kullanacaklarmış. Senin başka faaliyetler yapabileceğin çok fazla alan var. Yakın zamanda Mavişehir’deki kulüp binasını da boşalttırdın. ‘Kamu yararı’ dedin, ‘Sayıştay böyle istiyor’ dedin. Sayıştay raporlarında böyle bir şey yok. Ama orayı boşalttırdın.
‘Kamu yararına kullanacağım’ dedin. Boşalttırmış oldukları o bina şu anda atıl hâlde duruyor. Ortada bir şey yok, bir proje yok, bir kullanım yok. Bu oda da bu şekilde.
114 yıllık bir çınara, Karşıyaka Spor Kulübü’ne daha nezaketli yaklaşılabilirdi. Her konuşmasında, her sözünde ‘Ben Karşıyakalıyım’ diyebilirsin ama Karşıyakalılık öyle olmuyor.
Sen önce Karşıyaka’nın marka değeri olan, ortaya koyduğu başarılarla Karşıyaka’nın adını tüm Türkiye’ye ve dünyaya duyuran Karşıyaka Spor Kulübü’ne saygılı olacaksın, nezaketli olacaksın ve her şeyden önce sahip çıkacaksın. Kavga etmeyeceksin.”
“KARŞIYAKALI OLMAK İÇİN KARŞIYAKA’DA DOĞMAK GEREKMİYOR”
Belediye meclisinde Karşıyakalılık üzerinden yaşanan tartışmayı da anlatan Ünal, doğum yeri üzerinden ayrım yapılmasını eleştirdi:
“Meclise döndüm ve ‘Hangimiz Karşıyaka’da doğduk?’ dedim. Arkadaşlar, ben Karşıyakalının oyuyla seçilmiş olan bir meclis üyesiyim. Karşıyakalının haklarını, Karşıyaka Spor Kulübü’nün haklarını savunmak ve bununla alakalı mücadele vermek için benim Karşıyaka’da doğmama gerek yok.
Meclise döndüm; biri Sivaslı, biri Çorumlu, biri Erzurumlu, biri Tuncelili. Bu nasıl bir zihniyettir? Bakın bu faşizan bir söylemdir. Karşıyakalı olmak için Karşıyaka’da doğmak lazım gibi bir anlayış olamaz. Karşıyakalının yüzde 70’i Karşıyaka’da doğmamış.
Bu ayrıştırıcı dili sadece mecliste kullanmıyor. Belediye yönetirken, müdürlerle toplantı yaptığında da kullanıyor. Çünkü biz bunu duyuyoruz. Kaç tane müdür bundan dolayı istifa etti.
Bu ayrıştırıcı dili kendi meclis üyeleriyle toplantı yaparken de kullanıyor. Ondandır ki işaret ettiği hiç kimse son meclis toplantısında yapılan komisyon ve meclis birinci başkanvekili seçiminde seçilemedi.”
Ünal, Yıldız Ünsal’ın yönetim anlayışına ilişkin eleştirilerini şöyle sürdürdü:
“Kendisinin bakış açısı maalesef o. Ben mecliste de dile getirdiğim gibi burada da tekrar söyleyeyim: Bu bakış açısı hastalıklı ve tamamen faşizan bir bakış açısı.
Maalesef Karşıyaka Belediyesi’nin, Karşıyaka halkının ve Karşıyaka Spor Kulübü’nün çekeceği varmış. Böyle bir belediye başkanıyla şu anda karşı karşıyayız.
Ben bunu siyasi refleksle söylemiyorum. Siyaseti bir kenara bırakayım. Gerçekten Karşıyaka adına, bugüne kadar Karşıyaka Belediyesi’nin başına gelmiş, Karşıyaka’yı yönetmeye gelmiş en yeteneksiz belediye başkanı olduğunu düşünüyorum.
Bunu yalnızca ben söylemiyorum. Karşıyaka’nın sokağına, caddelerine çıkın. Esnafa, halka, taraftara sorun. Herkes aynı şeyi söylüyor ve herkesten aynı geri bildirimi alırsınız. Yazık.”
“KARŞIYAKA’NIN MENFAATİNE OLAN KONULARDA DESTEK VERİYORUZ”
Belediye yönetimine eleştiriler yöneltmelerinin Karşıyaka’nın yararına olan projelere karşı çıkacakları anlamına gelmediğini belirten Ünal, Tapu Müdürlüğü için tahsis edilen binaya destek verdiklerini söyledi:
“Sonuçta Karşıyaka halkının ve ilçesinin menfaatine bir konu varsa biz de taşın altına elimizi koyuyoruz, gerekli desteği veriyoruz. Tıpkı tapu binasında olduğu gibi.
Bugün Karşıyaka halkı tapu işlemleri için Konak’a gidiyor. Karşıyaka’da bir tapu binası yok. Bu Karşıyaka ve halk için zor bir durum. Bununla alakalı belediye bir binayı bedelsiz tahsis etti ve Karşıyaka Tapu Müdürlüğü yakında buraya taşınacak. Biz de buna oy birliğiyle destek verdik.
Bugün Foça’nın tapu binası var, Menemen’in var, Çiğli’nin var. Bütün ilçelerin kendi sınırları içerisinde tapu müdürlükleri var. Karşıyaka gibi marka bir ilçenin sınırları içerisinde tapu müdürlüğü olmaması gerçekten hoş bir durum değil. Biz de bunu gidermek adına gerekli desteği verdik.”
“KENT AŞ’NİN DOĞRU YÖNETİLDİĞİNE İNANMIYORUZ”
Kent AŞ’de yapılan sermaye artırımına neden ret oyu verdiklerini açıklayan Ünal, şirketin yönetimine güvenmediklerini söyledi:
“Sermaye artırımını daha önce de yaptılar. Sonuçta Kent AŞ’ye devredilen mülkler ve işletmeler var. En son yine oy çokluğuyla 40 küsur ATM yerinin kiralanması yetkisini Kent AŞ’ye devrettiler.
Dolayısıyla burada bir sermaye artırımı olabilir ama böyle 90 milyonluk, 50 milyonluk değil. Madem ortada bir sermaye artırımı var, madem Kent AŞ’de bir kârlılık var, o zaman dönüp şunu sormak lazım: Hâlen Kent AŞ’nin 550 işçisi maaşlarını 7 ay geriden alıyor. İçeride 7 aylık maaşlar var.
Bir de Kent AŞ şu anda tek imzayla yönetiliyor. Tek yönetim kurulu, tek imza yetkilisi var. Belediyenin iştiraki olan bir şirketin alacağı kararın üç, dört veya beş imzadan geçmesi lazım. Ama tek imza, güvenilirliği de ortadan kaldırıyor.
Dolayısıyla bizim mevcut yönetime ya da Kent AŞ yönetimine güvenimiz yok. Bizim ret vermemizin sebebi yalnızca sermaye artışı değil. İlgili şirketin doğru yönetildiğine inanmıyoruz ve mevcut yönetime de güvenmiyoruz. Dolayısıyla ret verdik.”
“BOSTANLI PAZARI’NDA ESNAF CİDDİ ŞEKİLDE MAĞDUR EDİLDİ”
Bostanlı Pazarı’nda açılması planlanan tekstil pazarıyla ilgili konuşan Ünal, pazarın açılışının şu anda belediyenin gündeminde olmadığını belirtti:
“Gündemde şu anda pazarın açılmasıyla alakalı bir konu yok. Orada bir tekstil pazarı açılması planlanıyordu. Bu planlama aşamasında geçen yıl kasım ayında açılması düşünülmüştü ancak olmadı. Çünkü doğru bir karar değildi ya da doğru yöntemlerle bu karar alınmadı. Biz de bunun karşısında durmuştuk ve açılmadı.
Ancak o dönemde Kent AŞ’nin sözleşme yaptığı şirket, yani bu pazarı açacak olan dışarıdan şahıslara ait şirketler vardı. Nerene diye bir şirket var. Bir de Nerene ile sahipleri aynı olan Artke diye bir şirket var.
Bu Artke dediğimiz şirket, pazar açılacak diye esnaftan çok ciddi miktarlarda para topluyor. Tezgâhları inanılmaz fahiş fiyatlarla veriyor. Çünkü yaptıkları sözleşme dokuz yıllık. 2025’ten 2034’e kadar. Belediyenin ilgili şirketle yapmış olduğu sözleşme de dokuz yıllıktı.”
Ünal, Belediye Başkanı Yıldız Ünsal’ın firma sahibine güvenilebileceğini söylediğini, bunun üzerine esnafın firmaya ödeme yaptığını öne sürdü:
“Yıldız Hanım esnafı ziyaret ediyor. Esnafla ve ilgili şirketin sahibiyle toplantı yapıyor ve ilgili şirketin sahibine güvenebileceklerini söylüyor. ‘X kişiye güvenebilirsiniz. En iyi ve en başarılı şekilde bu pazarı en kısa zamanda açacağız’ diyor.
Esnaf da bunu duyduktan sonra tezgâh parası veriyor. Şirket tezgâh parası topluyor. Ortada gezen rakamlar 80-100 milyon lira.
Ancak ocak ayında pazar açılmayınca esnaf parasını geri talep ediyor. İlgili şirket esnaflarla bir iptal protokolü imzalıyor. Protokolde, ‘Ocak ayında 15 gün içerisinde paralarınız ödenecek’ yazıyor.
Aradan bir ay, iki ay, üç ay, dört ay, beş ay, altı ay, tam yedi ay geçti. Esnaf parasını alamadı.”
Ünal, esnafın emniyete başvurduğunu ve konuyla ilgili soruşturma yürütüldüğünü iddia etti:
“Kimisi 1 milyon, kimisi 1,5 milyon, kimisi 2 milyon lirasını kaptırmış. Bunun adı dolandırıcılık. Esnaf da emniyetin ilgili birimlerine gidip bununla alakalı suç duyurusunda ve şikâyette bulundu. İfade verdiler.
Bildiğim kadarıyla dosya hazırlandı ve şu anda savcılık makamı tarafından dolandırıldığını söyleyen esnafın haklarıyla alakalı inceleme yürütülüyor. Bendeki son bilgi bu. Çok büyük bir mağduriyet var.”
Şirket sahibinin, toplanan paraların belediyenin organizasyonlarında kullanıldığını söylediğinin esnaf tarafından kendisine aktarıldığını belirten Ünal, iddialarını şöyle sürdürdü:
“Esnaftan duyduğum, esnafın söylediği ve iddia ettiği şu: ‘Biz paramızı istediğimiz zaman ilgili şirketin sahibi bize, ben bu parayı belediyenin yılbaşı, bayram veya etkinlik organizasyonlarında kullandım. Belediye talep etti, bunları yapmamı istedi. Ben paraları buralarda kullandım. Aslında ben de mağdurum’ gibi bir cevap veriyor.’
Burada ciddi bir dolandırıcılık öyküsü var. Dişiyle tırnağıyla biriktirdiği parayı esnaf, belediye başkanının ağzından çıkan söze güvenerek ilgili firmaya kaptırıyor. İlgili firma da iade etmiyor.
İddia edilen o ki 80-100 milyon lira civarında para toplanmış. Bu işin önü kesilmeseydi Bostanlı Pazarı’yla alakalı dokuz yıllık kiralama bedeli olarak toplanacak toplam paranın yaklaşık 758 milyon lira olacağından bahsediliyor.”
“CEMİL TUGAY’LA İLGİLİ PARTİMİZDEN NET BİR AÇIKLAMA YOK”
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçebileceği iddialarını değerlendiren Ünal, konuya ilişkin resmî bir açıklama bulunmadığını söyledi:
“AK Parti kurumsal refleksleri olan ve kararlarını istişareyle alan çok büyük bir siyasi hareket. Yöneticilerimizin bu konuyla alakalı yaptıkları açıklamalar ortada.
‘Arsızlığı, hırsızlığı, namussuzluğu olmayan herkese bizim kapımız sonuna kadar açık’ diye vekillerimiz ve parti yöneticilerimiz tarafından açıklama yapıldı. İl Başkanımız Sayın Bilal Saygılı’nın da bu konuyla alakalı açıklaması oldu. Bunun üzerine benim bir şey söylemem gereksiz kalır.
AK Parti’nin kapısı, dediğim gibi, hırsızlıktan, namussuzluktan ve arsızlıktan arınmış olan herkese açık. Ancak süreci biz de sizin gibi basından ve sosyal medyadan okuyoruz.
Sosyal medyada ve basında iddia edilenlerin dışında partimizin yetkili organları tarafından yapılmış net bir açıklama şu ana kadar yok. Dolayısıyla benim de bununla alakalı net bir şey söylemem söz konusu olamaz.”
Cemil Tugay’ın açıklamalarını “gri ve flu” olarak nitelendiren Ünal, sözlerini esprili bir ifadeyle tamamladı:
“Bunlar flu ve gri açıklamalar. Flu ve gri açıklamalar varsa demek ki Cemil Bey’in içerisinde bizim de şu ana kadar görmediğimiz güzel bir AK Parti aşkı varmış. Ne güzel.”
“CHP’DEKİ BÖLÜNME AK PARTİ’YE ARTI SAĞLAYABİLİR”
YENİ Parti’nin kurulmasının İzmir’deki seçim aritmetiğini nasıl etkileyebileceğine ilişkin soruya yanıt veren Ünal, 1994 yerel seçimlerini örnek gösterdi:
“Bu tamamen aritmetik dengeyle alakalı bir konu. Sayın Hamza Dağ’ın Büyükşehir Belediye Başkan adayımız olduğu dönemde 300 bin civarında bir fark vardı. Şimdi bu kapanmış mıdır, kapanmamış mıdır?
Bölünmeyle alakalı net örnek teşkil eden 1994 seçimlerini hatırlatmak istiyorum. 1994 seçimlerinde Doğru Yol Partisi, SHP, Anavatan Partisi, DSP ve Refah Partisi’nin adayları vardı. O dönemde Sayın Burhan Özfatura yüzde 27,7, yanılmıyorsam yüzde 28’le seçildi.
Dolayısıyla demek ki İzmir’de yüzde 28’le bir Büyükşehir Belediye Başkanı seçilebiliyormuş. Geldiğimiz nokta o nokta. Evet, orada bir bölünme ve ayrışma var. Bu bölünme ve ayrışma elbette bizim adımıza artı sağlayacaktır.
Seçim zamanı bunu yaşayıp görmek lazım. Daha köprünün altından çok fazla su akacak. Bugünden bununla alakalı bir tespit yapmak ve öngörüde bulunmak çok yanlış olur.”
“CEMEVLERİ HİÇ KİMSENİN SİYASET ÜSSÜ DEĞİLDİR”
Programın son bölümünde Özgür Özel’in Mamak’ta bir cemevi temel atma töreninde söylediği “Devlet Alevilerden rızalık alacak” sözleri soruldu.
Alevilikte rızalık kavramının kürsülerden ilan edilerek kazanılamayacağını söyleyen Hasan Ünal, şu açıklamayı yaptı:
“Alevilikte önce edep vardır, erkân vardır, sonra rızalık vardır. Siyasetçiler önce bu kavramların manasını öğrensinler. Buna Özgür Özel de dâhil.
Rızalık, kürsülerden ilan edilerek değil; adaletle, dürüstlükle ve kul hakkına riayet edilerek kazanılan bir kavramdır. Unutulmamalı ki cemevlerimizin tamamı, buna camilerimiz de dâhil, siyaset üstüdür.
Dolayısıyla ben inanç merkezlerinde bu tarz yapılan açıklamaları reddediyorum. Orası siyaset yeri değil. Sen cemevinde siyasi söylemde bulunamazsın. Sen cemevinde seçim vaadinde bulunamazsın.
Gelirsin, ceme katılıyorsan eyvallah. Cenaze erkânına katılıyorsan eyvallah. Hızır lokmasına katılıyorsan eyvallah. Günün anlam ve önemine ilişkin yapmak istediğin bir konuşma varsa bunu yaparsın.
Ama Özgür Özel, senin haddin değil Alevilerden rızalık almak. Sen önce çevrendeki hırsızı, arsızı ve namussuzları temizle.”
AK Parti iktidarı döneminde Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığının kurulduğunu ve Alevi çalıştayları yapıldığını hatırlatan Ünal, şöyle devam etti:
“Biz zaten AK Parti hükümeti olarak Cumhuriyet tarihinde ilk defa Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığını kurduk. Kültür Bakanlığına bağlı olması doğrudur veya yanlıştır, bu ayrı bir tartışma konusu.
Ancak hükümetimizin Alevi toplumumuzla ve Alevi toplumunun ihtiyaçlarıyla alakalı çok somut ve net adımları var. Cumhuriyet tarihi boyunca Alevilerle alakalı ilk çalıştay yine bizim hükümetimiz döneminde, 2010-2011 yıllarında, eski Devlet Bakanı ve Çalışma Bakanı Sayın Faruk Çelik tarafından yapıldı. Çok önemli sonuçlar ortaya çıktı ve bu sonuçların birçoğu uygulandı.
Dolayısıyla kürsüden konuşarak, cemevinden siyaset yaparak olmuyor.”
Ünal, bütün siyasi partilere inanç merkezlerinden uzak durmaları çağrısında bulunarak sözlerini tamamladı:
“Özgür Özel’e bununla alakalı son sözüm; sen önce Alevilerden rızalık alacağına, sevgili kardeşim, sümüklü mendile âşık olan insanların peşinde gezdiğin günlerin hesabını ver. Elbet bunların da hesabını vereceksin.
Ben şunu söyleyeyim: Bu sadece Sayın Özgür Özel için değil, bütün siyasiler için geçerli. Cemevleri hiç kimsenin arka bahçesi değildir, hiç kimsenin siyaset üssü değildir. Herkes elini çeksin. Sadece cemevlerinden değil, bütün inanç merkezlerinden herkes elini çeksin.”

Yorum Yazın