Dolar 47,7736
%0.02
Euro 55,1784
%0.14
Altın 6.768,892
%-0.02
Bist-100 14.110,14
%0

Pzt

-8°

Sal

-12°

Çar

-3°
Halil Solak’tan 'çerçeve yasa' değerlendirmesi: 'Anayasa tartışmalarının ayak sesi'

Halil Solak’tan 'çerçeve yasa' değerlendirmesi: 'Anayasa tartışmalarının ayak sesi'

Gazeteci Halil Solak, NEO TV’de yayınlanan Denge programında çerçeve yasa tartışmalarından CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in tutumuna, Menderes Belediyesi’nde yapılacak başkan vekili seçiminden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay hakkındaki iddialara kadar birçok başlığı değerlendirdi. Süreci desteklediğini ancak şeffaf yürütülmediğini söyleyen Solak, Menderes’te CHP ile YENİ Parti arasında uzlaşı gerektiğini savundu. Tugay’la ilgili siyasi geçiş iddialarında ise belediye meclisindeki yeni aritmetiğe dikkat çekti. Solak, çerçeve yasanın ileride gündeme gelebilecek anayasa değişikliğinin de habercisi olabileceğini söyledi.

  • Ege Postası
  • 13.08.2026 - 00:05
  • Güncelleme: 13.08.2026 - 00:09

EGEPOSTASI- Gazeteci Halil Solak, NEO TV’de yayınlanan Denge programında gündemdeki siyasi gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çerçeve yasayı Türkiye’nin yakın tarihi açısından önemli bir dönüm noktası olarak nitelendiren Solak, sürecin Devlet Bahçeli’nin çağrısıyla başladığını ve ilk aşamada yasal bir zemine oturtulduğunu söyledi.

Sürecin hassasiyet taşıdığına dikkat çeken Solak; şehit aileleri, gaziler ve milliyetçi kesimlerin yaklaşımının da göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtti. Milliyetçi Hareket Partisi ile AK Parti’nin böyle bir düzenleme için bir araya gelmesinin kolay olmadığını ifade eden Solak, ilk aşamanın bu kadar tartışmalı geçmesinin ardından sonraki adımların daha da zor olacağını savundu. Özellikle Abdullah Öcalan’la ilgili başlıkların ilerleyen süreçte yeni tartışmaları beraberinde getirebileceğini söyledi.

“SÜRECİ DESTEKLİYORUM AMA ŞEFFAF YÜRÜTÜLMEDİ”

Sürecin başladığı ilk günden itibaren destek verdiğini belirten Solak, “Barışın kimseye zararı olmaz. Ama bir çatışmanın, bir kaosun kimseye de faydası olmaz” dedi.

Terörden kaynaklanan can kayıplarının toplumda tedirginlik yarattığını söyleyen Solak, İYİ Parti ve Zafer Partisi’nin “terörle müzakere edilmemesi” yönündeki yaklaşımını da değerlendirdi. Çözüm için tarafların bir şekilde muhataplık ilişkisi kurmasının kaçınılmaz olduğunu savunan Solak, geçmişte DEM Parti ve öncesindeki HDP’ye terörün siyasi uzantısı olarak bakıldığını, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın uzun süredir cezaevinde olduğunu hatırlattı.

Solak, ilk adımın 467 kabul oyuyla sonuçlanmasını beklenenin üzerinde bir destek olarak değerlendirdi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in grubunu serbest bırakmasını da doğru bulan Solak, kamuoyundan “hayır” yönünde baskı geldiğini ancak Özel’in bu baskıya rağmen milletvekillerini özgür iradeleriyle oy kullanmaya bıraktığını söyledi.

Çerçeve yasanın içeriğinin kamuoyuyla yeterince paylaşılmadığını savunan Solak şöyle konuştu:

“Bu yasa çıkmadan önce en çok ne tartışılıyordu? Kimsenin bu yasadan haberi yoktu. 12 maddeyi kimse görmedi, ta ki Meclis’e gelene kadar. Ben süreci destekliyorum ama şeffaf yürütülmedi.”

“MİLLETVEKİLLERİ MADDELERİ ÖNCEDEN GÖRMELİYDİ”

Programlarda en başından itibaren sürecin açık ve şeffaf yürütülmesi gerektiğini söylediklerini anlatan Solak, milletvekillerinin dahi düzenlemelerin ayrıntılarından yeterince haberdar olmadığını öne sürdü.

Milletvekillerine boş kağıda imza attırıldığı yönünde iddialar bulunduğunu söyleyen Solak, böyle bir yöntemin doğru olmadığını belirterek, milletvekillerinin düzenlemeyi önceden görmesi ve daha sonra seçim bölgelerine giderek seçmenlerine anlatması gerektiğini söyledi.

Solak, milletvekillerinin vatandaşlara maddeleri tek tek açıklaması gerektiğini belirterek, “Burada böyle maddeler var. Bizim itiraz edeceğimiz maddeler de var ama öyle çok sıkıntılı maddeler de yok” denilerek toplumun bilgilendirilmesinin daha doğru olacağını savundu.

“BARIŞ MASASINDA KARŞILIKLI TAVİZLER OLUR”

Toplumun sürece ilişkin korkularının giderilmesi gerektiğini belirten Solak, bir barış zemini aranıyorsa karşılıklı adımların kaçınılmaz olduğunu söyledi.

“PKK diyecek ki ben silahlarımı bıraktım geldim. Siz de buna karşılık bir güvence vereceksiniz. Yoksa nasıl olacak? Bunun bir yasal güvenceye alınması lazım” ifadelerini kullanan Solak, ilerleyen dönemde Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılmasının dahi gündeme gelebileceğini savundu ve toplumun böyle ihtimallere hazırlıklı olması gerektiğini söyledi.

Solak, toplumun bir bölümünün sürece karşı olmasına rağmen geniş bir kesimin sorunun çözülmesini istediğini dile getirdi. Devlet Bahçeli’nin Öcalan’ın Meclis’te konuşması ve “Umut Hakkı” yönündeki sözlerini de hatırlatan Solak, süreç içerisinde statüye ilişkin düzenlemelerin de tartışılabileceğini ifade etti.

“İMRALI’DA NE KONUŞULDUĞUNU KİMSE BİLMİYOR”

Komisyon çalışmalarının ve İmralı Adası’na yapılan ziyaretlerin ayrıntılarının kamuoyuna açıklanmadığını belirten Solak, sürecin en başından bu yana bu yönünü eleştirdiğini söyledi.

“Komisyon çalıştı. Komisyonda neler tartışıldı kimse bilmiyor. İmralı Adası’na gidildi, gelindi. Ne oldu? Açıklanmıyor. Belki bunlar 10 yıl sonra, belki 20 yıl sonra açıklanacak” diyen Solak, kamuoyundan bilgi gizlenmesinin insanların kafasındaki soru işaretlerini büyüttüğünü savundu.

12 maddenin içeriği görülmeden birçok kişinin süreç hakkında hüküm verdiğini belirten Solak, muhalefet partilerinin özellikle bazı maddelere itiraz ettiğini, düzenleme daha erken açıklansaydı kamuoyu tartışmasının ardından bazı maddelerde değişiklik yapılabileceğini dile getirdi.

“BÖYLE BİR KONU REFERANDUMA GÖTÜRÜLEBİLİRDİ”

Çerçeve yasa gibi toplumun tamamını ilgilendiren önemli bir konunun referanduma götürülmesinin daha doğru olabileceğini söyleyen Solak, halkın desteğinin bu şekilde daha net görülebileceğini savundu.

Hükümetin ve süreci yöneten Cumhur İttifakı’nın DEM Parti ile birlikte farklı bir yöntem tercih ettiğini belirten Solak, gelinen noktanın henüz ilk adım olduğunu ve asıl tartışmaların bundan sonra yaşanacağını söyledi.

Solak, çerçeve yasanın ilk aşama olduğunu vurgulayarak, sürecin bundan sonraki bölümünün daha hızlı ilerleyebileceğini düşündüğünü ifade etti.

ÖZGÜR ÖZEL ELEŞTİRİLERİNE TEPKİ

Solak, programda CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yönelik eleştirilere ayrıca geniş yer ayırdı.

10 Ağustos üzerinden yapılan tartışmalara değinen Solak, Osmanlı Devleti’nin savaşı kaybettiği, ordunun dağıldığı ve ülkenin bazı bölgelerinin işgal edildiği dönemde Sevr’in Türkiye’ye dayatıldığını, Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının bu dayatmaya karşı Kurtuluş Mücadelesi’ni başlattığını anlattı.

Ardından güncel tartışmaya dönen Solak, “Neden bu süreçte sadece Özgür Özel eleştiriliyor?” diye sordu.

Yıllarca sosyal demokrat çizgide siyaset yapan partilerin Kürt meselesine ilişkin çalışmalar hazırladığını söyleyen Solak, SHP ve CHP’nin 1990’lı yıllardan itibaren bu konuda raporlar hazırladığını hatırlattı. Bu tarihsel arka plana sahip bir siyasi geleneğin çerçeve yasaya doğrudan “hayır” demesinin kolay olmadığını savundu.

“ÖZEL’İN 'HAYIR' DEME LÜKSÜ YOKTU”

Solak’a göre Özgür Özel’in grubu serbest bırakması siyasi açıdan doğru bir tercihti.

CHP’nin topluca “hayır” kararı alması durumunda Sezgin Tanrıkulu başta olmak üzere Doğu ve Güneydoğu’dan bazı milletvekillerinin farklı oy kullanabileceğini söyleyen Solak, bunun parti içinde bir çatlak görüntüsü yaratacağını öne sürdü.

Özel’in milletvekillerini serbest bırakmasının bu riski ortadan kaldırdığını savunan Solak, CHP’nin sürece doğrudan karşı çıkması halinde “barışın karşısında durmakla” suçlanabileceğini belirtti.

“Medya sabah akşam ‘Siz barışın karşısında duruyorsunuz’ propagandası yapardı. Ondan sonra kimseye hiçbir şey anlatamazsınız” diyen Solak, Özel’in tercihinin partinin tarihsel çizgisi açısından da anlaşılabilir olduğunu söyledi.

“GRUBU SERBEST BIRAKTI, LİDERLİĞİ TARTIŞILMADI”

Özgür Özel’in grup kararı alması halinde sonucun liderlik tartışmasına dönüşebileceğini anlatan Solak, iki ihtimal üzerinden değerlendirme yaptı.

Özel’in “grupça evet diyeceğiz” demesi ve buna rağmen milletvekillerinin çoğunun hayır oyu kullanması halinde liderliğinin tartışılacağını belirten Solak, aynı durumun “hayır” kararı alınıp grubun çoğunluğunun “evet” demesi halinde de yaşanacağını söyledi.

Solak, mevcut durumda 91 milletvekilinden 35’inin evet, 54’ünün hayır oyu kullandığını, iki milletvekilinin ise katılmadığını belirtti.

Programda ayrıca CHP’nin grup olarak “evet” kararı verdiğini, buna karşın 29 evet, 2 hayır ve 14 katılmayan olduğunu ifade eden Solak, bu tablonun neden aynı ölçüde tartışılmadığını sordu.

Solak, “Burada Özgür Özel tarihsel anlamda doğru bir karar vermiştir. Grubunu serbest bıraktı. Zaten milletvekilinin serbest olması lazım” ifadelerini kullandı.

“ÇERÇEVE YASA, ANAYASA TARTIŞMALARININ AYAK SESİ OLABİLİR”

Solak, çerçeve yasanın ileride gündeme gelebilecek anayasa değişikliğinin de habercisi olabileceğini söyledi.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un açıklamalarının buna işaret ettiğini savunan Solak, anayasa değişikliği sürecinde CHP’nin istemediği maddeler gündeme gelirse 91 milletvekilinin tamamının “hayır” oyu verebileceğini düşündüğünü ifade etti.

Ancak mevcut çerçeve yasa tartışmasının Kürt sorununun çözümü ve barış süreci üzerinden yürüdüğünü belirten Solak, bu aşamada doğrudan “hayır” denilmesinin CHP’yi siyasi olarak hedef haline getirebileceğini söyledi.

Bunun seçim sonuçlarını da etkileyebileceğini iddia eden Solak, “Siz 91 milletvekilinde kalırsınız. En fazla 100 olur ama 200 olmaz, iktidar olamazsınız” dedi.

İYİ Parti ve Zafer Partisi’nin oy oranlarını da hatırlatan Solak, yalnızca etnik veya mezhepsel siyaset üzerinden iktidar hedefinin kurulamayacağını savundu.

Özgür Özel’in tavrının siyasi bir hamle olarak da okunabileceğini söyleyen Solak, kısa vadede tepki doğursa bile uzun vadede kararın doğruluğunun görülebileceğini ileri sürdü.

Solak, siyasi tartışmaların ekonomiyi gölgelememesi gerektiğini de belirterek, Türkiye’nin birinci sorununun ekonomi olduğunu ve insanların ciddi geçim sıkıntısı yaşadığını ifade etti.

MENDERES’TE BAŞKAN VEKİLİ SEÇİMİ: “ÇOĞUNLUK ŞU AN AK PARTİ’DE GÖRÜNÜYOR”

Programın ikinci bölümünde Menderes Belediyesi’nde yapılacak başkan vekili seçimini değerlendiren Solak, seçimin 17 Ağustos’ta yapılacağını söyledi.

Tutuklamalar öncesinde belediye meclisinde 19 CHP, 11 AK Parti, 1 MHP ve 2 bağımsız üye bulunduğunu belirten Solak, iki bağımsız üyenin de daha önce AK Parti’den ayrıldığını ifade etti.

Başkan Çiçek ile birlikte üç meclis üyesinin tutuklanmasının ardından CHP grubunun 15’e düştüğünü söyleyen Solak, bu üyelerin yaklaşık 5-6’sının CHP’de, kalan 9-10 kişinin ise YENİ Parti’de bulunduğunu belirtti.

Solak’a göre mevcut aritmetikte AK Parti 11 üyeyle çoğunluk avantajına sahip görünüyor.

“CHP VE YENİ PARTİ AYAK DİRETİRSE SEÇİM AK PARTİ’YE GİDER”

CHP ile YENİ Parti’nin ayrı ayrı aday çıkarması halinde sonucun kendileri açısından olumsuz olacağını savunan Solak, iki grubun uzlaşması gerektiğini söyledi.

Utku Gümrükçü üzerinden de değerlendirmelerde bulunan Solak, CHP’nin beş meclis üyesiyle süreci belirlemeye çalışmasının doğru olmayacağını savundu.

“Bir de tehdit ediyorsunuz. ‘AK Parti’ye gitmesini istemiyorsanız bize destek vereceksiniz’ diyorsunuz” ifadelerini kullanan Solak, doğal olanın iki grubun bir araya gelerek ortak aday konusunda uzlaşması olduğunu belirtti.

“EN DEMOKRATİK YOL SANDIK KURMAK”

CHP ve YENİ Parti meclis üyelerinin daha iki ay öncesine kadar birlikte siyaset yaptığını hatırlatan Solak, iki grubun kendi aralarında bir ön seçim ya da sandık yöntemiyle aday belirleyebileceğini söyledi.

“Bir sandık kuracaklar. Kim çıkarsa o aday olacak, herkes gidip onu destekleyecek” diyen Solak, CHP’nin “belediye CHP’de, bizi destekleyecekler” yaklaşımının riskli olduğunu savundu.

YENİ Parti’deki meclis üyelerinin CHP’ye kızgın olması ve destek vermemesi durumunda belediyenin “altın tepsiyle AK Parti’ye sunulabileceğini” belirten Solak, uzlaşı mesajlarını önemli buldu.

Tarafların iki ay öncesine kadar aynı meclis grubunda bulunduğunu hatırlatan Solak, görüşmeler sonucunda ortak bir yol bulunabileceğini söyledi.

CHP’nin beş, diğer grubun ise yaklaşık 10 meclis üyesine sahip olduğunu belirten Solak, sayısal üstünlük nedeniyle CHP’nin tek taraflı bir dayatma yapmasının doğru olmayacağını ifade etti.

“MENDERES, CHP-YENİ PARTİ AÇISINDAN İLK SINAV”

Solak, ortak adayın belirlenmesi için en yaşlı meclis üyesinin desteklenmesi ya da sandık kurulması gibi seçeneklerin değerlendirilebileceğini söyledi.

“En demokratik yol sandık kurmak. Bütün meclis üyeleri zaten birbirlerini tanıyorlar. Gidecekler, kim olsun; Senem olsun, Halil olsun, kim? Oylarını verecekler, o iş bitecek. En temiz yol” diyen Solak, Menderes’teki seçimi CHP ile YENİ Parti arasındaki ilişkinin ilk önemli sınavı olarak değerlendirdi.

ÇAĞATAY GÜÇ İÇİN “DAHA BAĞIMSIZ HAREKET EDİYOR” YORUMU

Son iki gündeki açıklamalar üzerinden Çağatay Güç’ü de değerlendiren Solak, Güç’ün CHP’de bulunduğu dönemde Cemil Tugay’ın gölgesinde kaldığı yönünde eleştiriler yapıldığını hatırlattı.

Cemil Tugay’ın bürokratı olarak il başkanlığına getirildiği, karar alma ve açıklama süreçlerinde Tugay’ın etkisinde kaldığı yönünde eleştiriler bulunduğunu ifade eden Solak, yeni siyasi yapıda kurucu il başkanı olmasının ardından Güç’ün daha bağımsız hareket etmeye başladığını söyledi.

YENİ Parti’nin Menderes’te CHP adayına destek verip vermeyeceğinin ise halen belirsiz olduğunu belirten Solak, “Şu an papatya falı gibi; verir, vermez, bilemiyoruz” ifadelerini kullandı.

CEMİL TUGAY İDDİALARI: “SİYASETTE 48 SAAT ÇOK UZUN”

Programın son bölümünde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay hakkındaki siyasi geçiş iddialarını değerlendiren Solak, “Cemil Tugay gider mi, gitmez mi? 48 saat var” dedi.

Yaklaşık bir ay önce Tugay’ın 14 Ağustos’ta katılacağını söylediğini hatırlatan Solak, geçen programda da belediye meclisindeki dengelerin oluşturulamadığını dile getirdiğini belirtti.

YENİ Parti’ye yaşanan geçişlerin ardından meclis aritmetiğinin değiştiğini söyleyen Solak, 89 meclis üyesiyle çoğunluğun YENİ Parti’ye geçtiğini ifade etti.

Bundan sonra AK Parti ve MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı grubu ile bağımsız meclis üyelerinin önemli hale geldiğini söyleyen Solak, YENİ Parti’nin meclis üyesi sayısının 100’e yaklaşması halinde komisyonlardaki çoğunluğun da YENİ Parti’ye geçebileceğini belirtti.

“KOMİSYONLARDA ÇOĞUNLUK DEĞİŞİRSE KARAR ALMAK ZORLAŞIR”

YENİ Parti’nin 100 meclis üyesine yaklaşması halinde komisyonlarda 5’e 4’lük bir çoğunluk oluşabileceğini söyleyen Solak, bu durumda Cemil Tugay yönetiminin karar alma sürecinin ciddi şekilde zorlaşacağını savundu.

“Hiçbir karar geçiremez” diyen Solak, bu nedenle Tugay’ın olası siyasi geçiş sürecini beklemeye almış olabileceğini düşündüğünü söyledi.

Birçok iddia bulunduğunu ancak belediye meclisindeki üye sorununu çözmeden hızlı bir gelişme beklemediğini ifade eden Solak, AK Parti’nin Tugay’a meclis desteği, bürokratik destek, Körfez temizliği ve finansman gibi alanlarda çeşitli güvenceler sunmasının teorik olarak mümkün olabileceğini dile getirdi.

Ancak bunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin bilinmediğinin altını çizen Solak, “Siyasette 48 saat çok uzun. Bir iki gün içinde bu meclis üyeleri işini çözerse durum değişir” dedi.

“GEÇİŞ BEKLENENDEN FAZLA OLDU”

Solak, bir diğer ihtimalin sürecin eylül ayına kadar ertelenmesi olduğunu belirtti.

Belediye meclisindeki dağılımın siyasi kararlar açısından belirleyici olduğunu söyleyen Solak, YENİ Parti’ye yaşanan geçişlerin beklenenin çok üzerinde gerçekleştiğini savundu.

Yaklaşık 90 meclis üyesinin YENİ Parti’ye geçtiğini belirten Solak, karşı tarafın 40-50 civarında bir geçiş beklediğini düşündüğünü ifade etti.

Çağatay Güç’ün “önümüzdeki ay 100’ü bulacağız” şeklindeki açıklamasını hatırlatan Solak, bu sayıya ulaşılması halinde Cemil Tugay açısından meclis dengelerinin daha da zorlaşacağını söyledi.

Yorum Yazın

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yorumlar
Yeniden eskiye
Eskiden yeniye
Öne çıkanlar

Bu habere hiç yorum yapılmamış... İlk yorum yapan sen ol.