Dolar 45,6152
%0.06
Euro 53,0474
%0.01
Altın 6.610,150
%-0.76
Bist-100 13.634,00
%-2.69

Pzt

-8°

Sal

-12°

Çar

-3°
Halil Solak’tan Meslek Fabrikası tartışmasına sert çıkış: 'Atıl haldeyken neden sahip çıkılmadı?'

Halil Solak’tan Meslek Fabrikası tartışmasına sert çıkış: 'Atıl haldeyken neden sahip çıkılmadı?'

Gazeteci Halil Solak, NEO TV’de yayınlanan Denge programında son günlerde kamuoyunun gündeminde yer alan Meslek Fabrikası ve vakıf taşınmazları tartışmalarına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Solak, özellikle restore edilen vakıf taşınmazlarıyla ilgili zamanlama tartışmasına dikkat çekerek şu soruyu yöneltti: “Binalar harabe halindeyken neden sahip çıkılmadı? Belediyenin milyonlar harcayıp ayağa kaldırdığı yapılar tamamlandıktan sonra talep edilmesi kamuoyunda anlaşılmıyor.”

  • Ege Postası
  • 26.03.2026 - 00:01
  • Güncelleme: 26.03.2026 - 00:01

EGEPOSTASI- NEO TV’de yayınlanan Denge programında gazeteci Halil Solak, son günlerde kamuoyunun gündeminde yer alan Meslek Fabrikası ve vakıf taşınmazları tartışmalarına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. İzmir siyasetinde yaşanan gerilimleri “çözüm üretmek yerine karşılıklı suçlama siyaseti” olarak yorumlayan Solak, kentte kronikleşen sorunların siyasal çekişmeler nedeniyle çözümsüz kaldığını söyledi.

“İZMİR’DE GÜNDEM DEĞİŞİYOR AMA SORUNLAR ÇÖZÜLMÜYOR”

İzmir’de yıllardır benzer krizlerin farklı başlıklarla tekrarlandığını belirten Solak, çözüm odaklı söylemlerin gerçeği yansıtmadığını ifade etti.

Kent gündeminin sürekli değiştiğini ancak sorunların aynı kaldığını dile getiren Solak, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Çöp krizi konuşuluyor, ardından su krizi geliyor, sonra trafik ve yollar gündeme geliyor. Taşınmaz satışları tartışılıyor, sonra yeniden başa dönülüyor. Konular değişiyor ama çözümsüzlük hep aynı masada duruyor.”

Bu süreci “ping-pong stratejisi” olarak tanımlayan Solak, siyasi aktörlerin sorumluluğu birbirine attığını, İzmirlilerin ise iki taraf arasındaki tartışmayı izlemekle yetinmek zorunda kaldığını söyledi.

“İKİ TARAF DA AYNI SORUNDAN ŞİKÂYETÇİ AMA ÇÖZÜM YOK”

İzmir’de görev yapan milletvekilleri, belediye başkanları ve siyasi temsilcilerin aynı sorunlardan yakındığını ancak çözüm aşamasında ortak hareket edilmediğini savunan Solak, siyasette uzlaşı eksikliğine dikkat çekti.

Solak, “Sorun İzmir’in sorunu. Herkes aynı problemlerden muzdarip ama çözüm noktasına gelince taraflar sorumluluk almak yerine suçu birbirine atmayı tercih ediyor” ifadelerini kullandı.

CHP İÇİNDEKİ KOPUKLUK TARTIŞMASI

Meslek Fabrikası sürecinde yaşanan “direniş nöbeti” organizasyonu üzerinden Cumhuriyet Halk Partisi içindeki iletişim sorunlarının görünür hale geldiğini öne süren Solak, CHP’li milletvekillerinin programa davet edilmediği yönündeki iddiaların kamuoyunda olumsuz bir algı yarattığını söyledi.

İzmir’de uzun yıllardır yerel iktidarı elinde bulunduran CHP’de ilk kez bu kadar belirgin bir kopukluk yaşandığını savunan Solak şöyle konuştu:

“13 CHP milletvekilinin bulunduğu bir şehirde böyle önemli bir konuda tek bir milletvekilinin bile olmaması ciddi bir iletişim sorunu olduğunu gösteriyor. Kamuoyuna zamanında açıklama yapılmaması da tartışmaları büyüttü.”

İl başkanlığının programa katılmamasıyla ilgili bilgilendirme yapılmamasının da spekülasyonları artırdığını ifade eden Solak, kamuoyunun doğru ve hızlı bilgilendirilmesinin önemine vurgu yaptı.

AK PARTİ CEPHESİNE SİYASİ ALAN AÇILDI İDDİASI

Yaşanan iç tartışmaların muhalif siyasi aktörlere fırsat verdiğini dile getiren Solak, AK Parti İzmir Milletvekili Atilla Kaya’nın açıklamalarının bu süreçte etkili olduğunu söyledi.

Solak’a göre parti içi görüntüde oluşan uyumsuzluk, kamuoyunda “kendi aralarında anlaşamıyorlar” algısının oluşmasına neden oldu.

“KAMU HİZMETİ VERİLEN BİNALAR TARTIŞMA KONUSU YAPILIYOR”

Meslek Fabrikası başta olmak üzere Egemenlik Evi, eski gasilhane ve Namazgâh Hamamı gibi taşınmazların kamu hizmeti amacıyla kullanıldığına dikkat çeken Solak, söz konusu alanların tahliye tartışmalarının İzmir’de tepki yarattığını belirtti.

Meslek Fabrikası’nın tarihsel geçmişine değinen Solak, binanın 1926 yılında Atatürk tarafından kamulaştırıldığını ve uzun yıllardır belediye hizmetlerinde kullanıldığını hatırlattı.

“2007’de taviz bedeli ödeniyor, 2015’te milyonlar harcanarak restorasyon yapılıyor. Aradan yıllar geçtikten sonra ‘burası benim’ denilmesi kamuoyunda soru işaretleri yaratıyor.”

“ATIL HALDEYKEN NEDEN SAHİP ÇIKILMADI?”

Solak, özellikle restore edilen vakıf taşınmazlarıyla ilgili zamanlama tartışmasına dikkat çekerek şu soruyu yöneltti:

“Binalar harabe halindeyken neden sahip çıkılmadı? Belediyenin milyonlar harcayıp ayağa kaldırdığı yapılar tamamlandıktan sonra talep edilmesi kamuoyunda anlaşılmıyor.”

Solak, "Meslek Fabrikası'nın 1.6 milyon TL'si taviz bedeli verilmiş 2007 yılında.  E şimdi siz 2007 yılında taviz bedelini ödüyorsunuz. Sonra 2015 yılında yani 11 yıl önce gidiyorsunuz 17 milyon lira para harcıyorsunuz restorasyon yapıyorsunuz. Ve 10 yıl sonra Vakıflar geliyor diyor ki ‘burası benim.’ Neden orası atıl durumdayken alıp yapmadınız? Yani oralar atıl dururken o Namazgah Hamamının ilk halini biliyor musunuz? Yıkık dökük harabe bir yer. Orayı alıyor Büyükşehir milyonlar harcıyor, restore ediyor. Ondan sonra diyor ki; aradan birkaç yıl geçiyor geliyor diyor ki; ‘burası benim’. Ya tamam burası senin de. Neden zamanında sahip çıkmıyorsun? Neden iş bitmiş, restorasyonu yapılmış, Geliyorsun anahtarı almaya çalışıyorsun. Bakınız İzmir'de bir sürü vakıf malı vardır. Bir sürü böyle harabe bina var, vakıf malı. Al onları restore et, kullan. Yani bu durumun hiçbir mantıklı açıklaması yok. Sayın Tacettin Bayır'ın da bir açıklaması var. ‘Bu belediye AK Parti'de olsaydı bu tahliye karar çıkarmaydı’ diye. Bence de olmazdı." diye konuştu.

BAĞIMLILIKLA MÜCADELE MERKEZİ ÖNERİSİNE DESTEK, YER SEÇİMİNE ELEŞTİRİ

Bağımlılıkla mücadele merkezi kurulması fikrinin olumlu olduğunu ancak yer seçiminin yanlış olduğunu savunan Solak, Buca Cezaevi alanının bu tür projeler için daha uygun olabileceğini dile getirdi.

Solak, “Projeye kimse karşı değil. Ancak on binlerce İzmirlinin ücretsiz eğitim aldığı Meslek Fabrikası’nın yerine yapılması tartışma yaratıyor” dedi.

“UZLAŞMAKTAN BAŞKA ÇARE YOK”

Tartışmanın çözümünün uzlaşıdan geçtiğini vurgulayan Solak, mülkiyetin vakıflara ait olması halinde kira modeliyle çözüm üretilebileceğini ifade etti.

“Gerçekten vakıfların mülküyse oturulur, kira konusunda anlaşılır ve kamu hizmeti devam eder. İzmir’in ihtiyacı kavga değil uzlaşıdır.”

EMİNE ÜLKER TARHAN DEĞERLENDİRMESİ: “CHP AÇISINDAN ÖNEMLİ BİR KAZANIM”

Solak ayrıca, eski Yargıtay hakimi ve YARSAV eski Başkanı Emine Ülker Tarhan’ın yıllar sonra CHP’ye dönüşünü değerlendirdi.

Solak, Emine Ülker Tarhan’ın yalnızca bir siyasetçi değil, aynı zamanda Türkiye’de hukuk alanında önemli bir isim olduğuna dikkat çekti. Tarhan’ın Yargıtay hakimliği ve YARSAV başkanlığı döneminde kamuoyunda güçlü bir profil çizdiğini belirten Solak, CHP’ye katılım sürecinin de doğrudan dönemin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun davetiyle gerçekleştiğini hatırlattı.

Solak, Tarhan’ın 2011 genel seçimlerinde Ankara milletvekili seçildiğini ve 2011–2013 yılları arasında CHP Grup Başkanvekilliği görevini üstlendiğini ifade ederek, kısa sürede parti içinde etkili bir siyasi figüre dönüştüğünü söyledi.

“HİTABETİYLE ÖZELLİKLE ATATÜRKÇÜ KESİMİN DESTEĞİNİ KAZANDI”

Tarhan’ın Meclis kürsüsündeki performansının dikkat çektiğini belirten Solak, o dönem yaptığı açıklamalar, siyasi çıkışlar ve hitabet gücü sayesinde özellikle Atatürkçü seçmen tabanında güçlü bir karşılık bulduğunu dile getirdi.

Solak’a göre Tarhan, siyasette kısa sürede yükselen bir profil çizmiş ve bir dönem CHP Genel Başkanlığı için yakıştırılan isimlerden biri olmuştu.

KIRILMA NOKTASI: 2014 CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ

Değerlendirmesinde 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine özel bir parantez açan Solak, Tarhan’ın partiyle yaşadığı görüş ayrılığının bu süreçte belirginleştiğini söyledi.

Tarhan’ın açık şekilde “Ekmeleddin İhsanoğlu ile bu seçime gidilmez” görüşünü dile getirdiğini hatırlatan Solak, bu çıkışın parti içinde bir yol ayrımına neden olduğunu belirtti. Seçim sonrası yaşanan süreçte Tarhan’ın Ekim ayında CHP’den istifa ettiğini ifade etti.

“İSTİFA GEREKÇELERİ YILLAR SONRA DAHA NET ANLAŞILDI”

Solak, Tarhan’ın istifa ederken yaptığı açıklamaların bugün yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Tarhan’ın o dönem “etkili bir muhalefet yürütülmediği”, “iktidar hedefinin bulunmadığı” ve “hayal kırıklığı yaşadığı” yönünde eleştiriler dile getirdiğini hatırlatan Solak, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Sayın Tarhan bunları yaklaşık 11 yıl önce söyledi. İnsanlar ise bu eleştirilerin ne anlama geldiğini özellikle 2023 seçimlerinden sonra daha net gördü.”

 “MUHALEFET ÖNCE KENDİNİ SORGULAMALI”

Programda muhalefet anlayışına ilişkin genel bir değerlendirme de yapan Solak, siyasette iktidarın güçlü olmasının temel nedenlerinden birinin muhalefetin yeterince etkili olamaması olduğunu savundu.

İktidarın eleştirilmesinden önce muhalefetin kendi hatalarını sorgulaması gerektiğini dile getiren Solak, güçlü bir muhalefetin iktidarı dengeleyen en önemli unsur olduğunu ifade etti.

“DEĞİŞİM SONRASI TABLO FARKLILAŞTI”

CHP’de yaşanan liderlik değişiminin ardından siyasi atmosferin değiştiğini belirten Solak, 38. Olağan Kurultay’da Özgür Özel’in genel başkan seçilmesiyle birlikte muhalefet tarzının da farklı bir çizgiye yöneldiğini söyledi.

Yerel seçim sonuçlarına dikkat çeken Solak, değişimin ardından CHP’nin ilk seçimde birinci parti olmasının seçmen tarafından fark edilen bir dönüşümün göstergesi olduğunu dile getirdi.

İşte açıklamalarınızı gazetecilik diliyle, yazım-imla kurallarına uygun, çarpıcı ara başlıkları bulunan, uzun ve akıcı bir haber metni formatında haberleştirdim:

“DOĞAL SİT ALANINDA GEMİ SÖKÜMÜ KABUL EDİLEMEZ”

 “Gökbey Gemisi Doğal Sit Alanında Nasıl Sökülür?”

Programda Urla Demircili’de sökümü yapılan Gökbey Gemisi tartışmasına değinen Solak, olayın İzmir açısından ciddi bir çevre sorunu olduğunu vurguladı.

Geminin doğal sit alanında sökülmesine tepki gösteren Solak, bölgede günlerce süren protestoları hatırlatarak şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bu geminin doğal sit alanında ne işi var? Kim getirdi buraya? Böyle bir şeyi dünyanın hiçbir ülkesinde göremezsiniz. İnsanların gözünün içine baka baka doğal sit alanında gemi sökümü yapılıyor.”

Bölgede çevreciler, kent konseyi temsilcileri, yerel yöneticiler ve vatandaşların günlerce eylem yaptığını belirten Solak, kesilen yaklaşık 2,5 milyon liralık cezanın yetersiz olduğunu savundu.

ŞEBNEM BURSALI AKSOY’A TEBRİK VE ÇAĞRI

AK Parti İzmir Milletvekili Şebnem Bursalı Aksoy’un olay yerinde yaptığı incelemeleri olumlu bulduğunu ifade eden Solak, milletvekillerinin sahada bulunmasının önemine dikkat çekti.

Solak, “Şebnem Hanım’ı ilk kez İzmir’in gerçek bir sorununda sahada gördüm. Meclis açıklaması ya da sosyal medya paylaşımı değil, bizzat olay yerine giderek açıklama yaptı. Bu takdir edilmesi gereken bir tutum” dedi.

Bursalı Aksoy’a çağrıda bulunan Solak, sürecin takipçisi olunması gerektiğini belirterek şunları söyledi:

“Bu işin peşini bırakmasın. Sorumlu kimse gerekli cezaları almalı. Üç kuruş kazanılacak diye insan hayatına, çevreye ve ekosisteme zarar verilmemeli.”

İzmir’in son yıllarda sık sık gemi söküm tartışmalarıyla gündeme geldiğini dile getiren Solak, kentin “zehir saçan gemilerin uğrak noktası” haline gelmemesi gerektiğini vurguladı.

MAHMUT ATİLLA KAYA’YA: “ETKİLİ MUHALEFET YÜRÜTÜYOR”

Programda AK Parti İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya’nın çalışmalarına da değinen Solak, Kaya’nın özellikle sosyal medya paylaşımları ve videolarıyla İzmir gündemini tartışmaya açtığını söyledi.

Kaya’nın İZSU’ya yönelik eleştirilerini değerlendiren Solak, İzmir’in ciddi bir su krizi riskiyle karşı karşıya olduğunu belirtti.

Solak, “Sayın Mahmut Atilla Kaya, son zamanlarda etkili muhalefet yürütüyor. Özellikle videolarıyla, sosyal medya paylaşımlarıyla gündem olmaya, gündem yaratmaya devam ediyor. İzmir'in sorunlarını masaya yatırmaya devam ediyor. İZSU gibi binlerce kişinin çalıştığı bir kurumda gerçekten sudan anlayan bir isim yok mu? Bir hidrojeolog yok mu? Gerçekten su bilimci yok mu bir tane? Bu sorgulanmalı” dedi.

“İklim krizi konuşuluyor ama su krizi kapıda” diyen Solak, şu ifadeleri kullandı:

“Geçtiğimiz yaz su krizi yaşadık. Eğer Ocak ve Şubat yağmurları olmasaydı İzmir susuz bir yaz geçirecekti. Bu tamamen şans oldu.”

İZSU gibi binlerce kişinin çalıştığı büyük bir kurumda su bilimcilerin ve hidrojeologların daha aktif rol alması gerektiğini savunan Solak, bilim kurulu oluşturulmasının zorunluluk haline geldiğini dile getirdi.

“İZSU’DA SUDАN ANLAYAN, İZDENİZ’DE DENİZDEN ANLAYAN OLMALI”

Kurumsal yönetim anlayışına ilişkin eleştirilerde bulunan Solak, belediye iştiraklerinde teknik uzmanlığın önemine dikkat çekti.

“Yönetim kadroları siyasi tercihlerle oluşturulabilir ancak teknik kurumlarda uzmanlık şarttır” diyen Solak, şu değerlendirmeyi yaptı:

“İZSU’da sudan anlayan, İZDENİZ’de denizden anlayan insanlar olmalı. Buralar 3-5 kişilik yerler değil. 4,5 milyon İzmirliye hizmet veriliyor.”

Önümüzdeki yıllarda su krizinin daha da büyüyebileceğini belirten Solak, yetkililerin uzun vadeli yol haritası açıklaması gerektiğini söyledi.

BERGAMA SEBZE HALİ TEPKİSİ: “5 YILDIR NEDEN BİTMİYOR?”

Programda Bergama’da yapımı tamamlanamayan sebze hali projesini de gündeme getiren Solak, kaba inşaatı bitmiş olmasına rağmen projenin yıllardır atıl durumda kaldığını ifade etti.

Solak, eleştirisinin doğrudan belediye başkanına değil bürokratik kadrolara yönelik olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Kaba inşaat bitmiş, çok az iş kalmış. Neden tamamlanmıyor? Beş yıl olmuş. Kamu yatırımları çürümeye terk edilemez.”

Projelerin takip edilmemesinin kamu kaynaklarının israfına yol açtığını dile getiren Solak, geciken yatırımların İzmir halkının parasının heba edilmesi anlamına geldiğini savundu.

BİLAL SAYGILI’NIN ÇIKIŞI: “ÖNCE YARIM KALAN PROJELERİ BİTİRİN”

AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı’nın eleştirilerine de değinen Solak, Saygılı’nın yerel yönetimlere yönelik “önce çözüm bekleyen projeleri tamamlayın” çağrısını hatırlattı.

Solak, “Bergama Belediye Başkanı niye gündeme getirmiyor. Belediye başkanısın ‘ya başkanım bizim bakın burası böyle yarım kalmış bir yıl demişiz beş yıl olmuş bitirememişiz bunu nasıl yapacağız’ diye niye çıtlatmıyorsunuz Tugay'a? Niye gündeme getirmiyorsunuz? Ondan sonra AK Parti İl Başkanı Bilal Saygılı diyor ki siz orada bağıracağınıza diyor. Gelin burada asıl çözüm bekleyenleri yapın. Çözüm bekleyen projelerinizi tamamlayın. Yani bu kadar malzeme verilmez ya.

Bir yer 5 yıl olmuş ya. Çürümeye başlamıştır yani artık yazık ya. Bunlar kamu yatırımı ya yazık bunlar İzmirlilerin paraları….

Uzun süredir tamamlanamayan projelerin siyasi tartışmaların ötesinde kamu yararı açısından ele alınması gerektiğini belirten Solak, şunları kaydetti:

“Opera binası, üst geçit projeleri, sebze hali… Bunlar basit yatırımlar ama yıllardır bitmiyor. Bu kadar malzeme verilmez.”

“GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR, GAZETECİLER TÜRKİYE’NİN EN YALNIZ MESLEK GRUBU”

Gazeteci Halil Solak, son dönemde kamuoyunda tartışma yaratan gazeteci İsmail Arı’nın tutuklanmasına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Solak, gazetecilere yönelik yargı süreçlerini eleştirerek, Türkiye’de gazeteciliğin giderek daha zor bir meslek haline geldiğini söyledi.

Programda konuşan Solak, gazeteci İsmail Arı’nın özellikle son dönemde hazırladığı dosyalarla öne çıktığını belirtti. Arı’nın yolsuzluk iddiaları, bazı tarikat ve cemaat yapılanmaları ile vakıflara ilişkin haberleri kamuoyunun gündemine taşıdığını ifade eden Solak, mağduriyet iddialarını içeren birçok konunun da Arı tarafından görünür hale getirildiğini vurguladı.

Solak, “Son zamanlarda yıldızı parlayan genç gazetecilerden biri. Yaptığı haberlerle önemli konuları gündeme taşıdı. Demek ki birilerinin ayağına basmış ki bugün tutuklama kararıyla karşı karşıya kaldı” ifadelerini kullandı.

Gazeteciler Alican Uludağ ve İsmail Arı’nın “yanlış bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklanmalarına dikkat çeken Solak, uygulamada çifte standart olduğu yönünde eleştirilerde bulundu.

Aynı suçlamanın farklı kişiler açısından farklı sonuçlar doğurduğunu savunan Solak, kamuoyunda tartışma yaratan bazı açıklamaların herhangi bir hukuki yaptırımla karşılaşmadığını dile getirdi.

“YANLIŞ BİLGİ TARTIŞMASI: AYNI ÖLÇÜ HERKES İÇİN GEÇERLİ Mİ?”

Solak, bir televizyon programında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik operasyonlar sonrası cem Küçük tarafından ortaya atılan “parkenin altından 2 milyon dolar bulunduğu” iddiasını örnek göstererek, söz konusu iddianın iddianamelere dahi girmediğini hatırlattı.

Bu tür açıklamaların daha sonra geri çekildiğini ya da yanlış olabileceğinin kabul edildiğini belirten Solak, “Milletin gözünün içine baka baka yapılan bu açıklamalar yanlış bilgi kapsamında değerlendirilmiyorsa, gazetecilerin yaptığı haberler neden suç sayılıyor?” sorusunu yöneltti.

“TÜRKİYE’DE GAZETECİLER KİMSEYE YARANAMIYOR”

Gazeteciliğin Türkiye’de en yalnız mesleklerden biri haline geldiğini söyleyen Solak, medya çalışanlarının hem siyasi hem toplumsal baskılar arasında kaldığını ifade etti.

Solak konuşmasında şu değerlendirmelere yer verdi:

“Biraz iktidarla ilgili olumlu bir haber yapsanız ‘iktidar yanlısı’ deniliyor. Eleştirel bir haber yaptığınızda ‘muhalif’ damgası vuruluyor. CHP ile ilgili eleştiri yapınca onlar tepki gösteriyor, AK Parti ile ilgili haber yapınca onlar... Türkiye’de gazeteciler hiçbir kesime yaranamayan, en kimsesiz meslek grubudur.”

Gazetecilere yönelik yargı süreçlerinin yeni olmadığını belirten Solak, geçmişte birçok tanınmış gazetecinin benzer süreçlerden geçtiğini hatırlattı.

Programdaki değerlendirmesini net bir mesajla tamamlayan Halil Solak, gazeteciliğin kamu adına yapılan bir faaliyet olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Gazetecilik suç değildir.”

Yorum Yazın

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yorumlar
Yeniden eskiye
Eskiden yeniye
Öne çıkanlar

Bu habere hiç yorum yapılmamış... İlk yorum yapan sen ol.