Güldoğan’dan NEO TV'de CHP’ye 'Kılıçdaroğlu' çıkışı: Üç yıl önce ülkeyi yönetmesini istediklerine bugün 'proje' diyorlar!
Siyaset bilimci Veysel Güldoğan, NEO TV'de CHP'nin gündemine yönelik dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Parti içinde yaşanan gerilimin seçmen gözünde olumsuz yorumlandığını savunan Güldoğan, seçmenin dış politikada 'devlet ciddiyeti' aradığını ileri sürdü. Ayrıca parti içinde Kemal Kılıçdaroğlu’nu hedef alan açıklamalara karşı çıkan Güldoğan, "Daha üç sene öncesine kadar ülkeyi yönetmesini istedikleri Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun şu anda proje olarak tanımlamalarına anlam veremiyorum" dedi. Öte yandan CHP'nin ülkenin gerçek gündemini es geçerek sadece Ekrem İmamoğlu ve tutuklu başkanlar üzerinden siyaset ürettiğini savundu. "Kılıçdaroğlu sırtından hançerlendi diyen Güldoğan, önümüzdeki seçimde CHP-MHP- AK Parti ittifakının olup olmayacağı yönündeki tartışmaları da ele aldı.
- Ege Postası
- 17.06.2026 - 00:11
- Güncelleme: 17.06.2026 - 00:24
EGEPOSTASI- AK Parti İzmir eski İl Başkan Yardımcısı, siyaset bilimci Veysel Güldoğan ve MHP İzmir İl Başkan Yardımcısı Emre Tayyar, NEO TV’de yayınlanan NEO Politik programında gazeteci Mithat Umutoğulları’nın sorularını yanıtladı.
Programda, siyaset gündeminin ana konusu olan Kemal Kılıçdaroğlu'nun hamleleri, Kılıçdaroğlu'nun hamlelerine yönelik Özgür Özel cephesinin söylemleri gibi birçok önemli konu başlıkları masaya yatırıldı.

"ALİ MAHİR BAŞARIR'LA, GÖKÇE GÖKÇEN'LE BU DIŞ POLİTİKAYI OLUŞTURABİLİR MİSİN?"
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dış siyasetteki konumuna dikkat çeken Güldoğan, ekonomik sıkıntılara rağmen seçmenin dış politika ve güvenlik konularında 'devlet ciddiyeti' aradığını savundu. CHP'nin içinde yaşadığı durumun seçmen nezdinde olumsuz etki bıraktığını ileri süren Güldoğan, parti kadrolarını eleştirerek şu şekilde konuştu:
“Ekonomi kötü, gerçekten de alım gücümüz düştü, zor geçiniyoruz’ diyen halk, muhalefete bakıyor. ‘Şimdi hangi ekip ile bu dış politikayı oluşturacak?’ diyor. Türkiye'de ana muhalefetten örnek vereyim diye söylüyorum. Ali Mahir Başarır'la, Veli Ağbaba'yla, Murat Emir'le, Gökçe Gökçen'le bu dış politikayı oluşturabilir misin? Seni ciddiye almazlar bir kere. Biri zıplayacak, biri Malatya'daki muhtar üzerinden siyaset yapacak. Yani devlet ciddiyeti dış politikada çok ön plana çıkıyor. Sayın Devlet Bahçeli de bence bu devlet ciddiyetini ve dış politikadaki başarıya buradan dem vuruyor. Yani vatandaş sandığa gittiğinde -eskilerin sözüne katılıyorum- tencere kaynamadığında sandıkta da karşılık bulur. Baktığınızda aynı zamanda bu coğrafyada yaşayan insanlar için dış politika, güvenlik, savunma sanayi de çok önemli. Devletin bekası için denilen seçimlerde sanki mizahi durummuş gibi düşünenler aslında son dönemde Körfez'de yaşananlardan sonra onun ne kadar doğru olduğunu gördüler” dedi.
"MADEM KILIÇDAROĞLU PROJEYDİ, NEDEN ÜLKEYİ YÖNETSİN DİYE ÇABA SARF EDİLDİ?"
Parti içinde Kılıçdaroğlu’na yönelik yürütülen tartışmaları eleştiren Güldoğan, durumun tezatlık oluşturduğunu savunarak şu şekilde konuştu:
"Parti içinden Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik eleştirilerin "Daha üç sene öncesine kadar ülkeyi yönetmesini istedikleri Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun şu anda proje olarak tanımlamalarına ve Sayın Kılıçdaroğlu'nun bu kadar itibarsızlaştırılmasına anlam veremiyorum. Madem Sayın Kılıçdaroğlu bu kadar kötü bir insandı, ‘proje’ diye adlandırıyorlarsa, neden bu ülkeyi yönetmesi için bu kadar çaba sarf ettiler? Burada gerçekten de bir ikileme düşüyorum"
"CHP'NİN SİYASET ANLAYIŞI PARTİ İÇİNDE İKTİDAR OLMAKTIR"
CHP’nin geleneksel siyaset yapma biçimine yönelik eleştirilerin bugün yaşanan süreçle tescillendiğini iddia eden Güldoğan, "Cumhuriyet Halk Partisi'ndeki siyasi anlayış yıllardır hep söylenir. Bunun da gerçekten ortaya çıktığını net olarak görüyoruz. Ne denir? Herkes bilir der ki, ‘Cumhuriyet Halk Partisi'nde siyaset yapanların amacı, Cumhuriyet Halk Partisi'nde iktidar olmaktır. Ülkede iktidar olmak umurlarında değildir’ denir. Biz bunu net olarak bu mutlak mutlak sürecinde de görüyoruz. Yani Cumhuriyet Halk Partisi'nde iktidar olmak onlar için çok daha önemli. Ülkedeki iktidar onlar için hiçbir şey ifade etmiyor" ifadelerini kullandı.
BAŞARIR'IN O AÇIKLAMALARINA SERT TEPKİ
CHP’li Ali Mahir Başarır’ın Kılıçdaroğlu’na yönelik eleştirilerine tepki gösteren Güldoğan, muhalefetin geçmişteki söylemleri ile bugünkü tavırları arasında büyük bir tutarsızlık olduğunu savunarak şu ifadeleri kullandı:
“Şimdi bunun nasıl bir inandırıcılığı olacak topluma karşı? Ben yalancı olduğunu düşündüğüm birinin arkasından nasıl koştururum, nasıl peşinden giderim, onu bu ülkeyi yönetsin diye nasıl çaba sarf ederim? Ben anlamıyorum. Zaten Cumhuriyet Halk Partisi'nin çözülmesi burada başlıyor. Siyasette başarının en büyük sebeplerinden bir tanesi inanmışlık. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan seksen dokuz seçimlerinde Beyoğlu Belediye Başkanı adayıydı. Beyoğlu'nda Refah Partisi'nin seksen dört yılındaki oyu yüzde bir nokta yirmi beş, yüzde bir buçuk. Sayın Cumhurbaşkanı’na ‘Beyoğlu'nda seçim kazanmamız çok zor. Sen gel Fatih'te aday ol. Beyoğlu'nda yüzde bir buçukluk oy aldığımız yerde sen niye belediye başkanı adayı oluyorsun?’ diyorlar. ‘Hayır, ben Beyoğlu'nda aday olacağım’ diyor ve seçimi yüzde bir gibi oyla kaybediyor. Yüzde bir buçukluk oyu yüzde yirmi ikilere çıkartıyor. Bu onun ekibinin, onun teşkilatının aslında bir inanmışlığının sonucudur"

"UZLAŞI SAĞLASALARDI POLEMİĞE DÖNMEZDİ"
Eleştirilerini sürdüren Güldoğan, parti içinde uzlaşma sağlanmadığı için CHP'nin gündeme oturduğunu savundu ve şu ifadeleri kullandı:
"Dolayısıyla gençlik kollarından itibaren siyasetin her kademesinde görev almış birinin siyaset yapmasıyla bürokrasiden emekli olmuş veya PlayStation oynarken bir anda kendini aday olarak veya milletvekili olarak görmüş birisinin bu şartlarda Türkiye'de siyaset yapması zor görünüyor, keza bu durumda bunun göstergesi. Bu benim şahsi fikrim, Kılıçdaroğlu'nun naif bir insan olduğuna inanıyorum. Sayın Kılıçdaroğlu'na aslında ilk başta mahkeme kararı netleştikten sonra ve bildirildikten sonra aslında iyi bir karşılama ile ve sayın Kılıçdaroğlu'na ‘Buraya geldiniz, bizim de içimizde yanlış insanlar olabilir. Bunu hep beraber düzeltip bir an önce de bu kurultay sürecini gerçekleştirelim’ deselerdi, bu kadar büyük polemik haline de gelmezdi ve ülke gündemine de oturmazdı"
ÖZGÜR ÖZEL'E 'GÖLGE BAŞKAN' SUÇLAMASI
Özgür Özel'in bağımsız bir iradeyle hareket etmediğini öne süren Güldoğan, muhalefetin ekonomik kriz karşısında yapıcı bir çözüm üretmek yerine sadece Ekrem İmamoğlu'na ilişkin gündem oluşturulduğunu savundu ve şu değerlendirmelerde bulundu:
"Aslında buradaki stratejiyi Özgür Özel büyük ihtimal aldığı direktifler doğrultusunda Erdoğan karşıtlığı üzerine kurdu. Silivri'den direktif aldığını tahmin edebiliyoruz hepimiz. Sonuçta Özgür Özel'in bir gölge genel başkan olduğunu tahmin edebiliyoruz. Şu anda grup başkanı ama genel başkan olduğu süreçte aslında bir gölge başkandı kendisi. Genelde talimatları Silivri üzerinden alıyordu diye düşünüyorum. Ben her zaman söylüyorum, güçlü muhalefet güçlü iktidarı doğurur. Gönül ister ki Cumhuriyet Halk Partisi tek vücut bütün olsun ve çok güçlü bir şekilde muhalefet yapsın. Bu muhalefeti nasıl yapsın? Yapıcı muhalefet. Sadece İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'nın tutukluluğuyla ilgili bir siyaset üretildi. Ben kendim öz eleştiri yapıyorum, ‘Ekonomi çok iyi durumda değil kötü durumda’ diyorum yani ülkede ekonomi kötü durumda. Bununla ilgili gerçekten de Cumhuriyet Halk Partisi'nden kim çıktı da ‘Şu hamleleri yapıp bizim Türkiye ekonomisine nefes aldırmamız lazım. Biz sorumlu olduğumuz belediyelerde bu tasarruf tedbirlerini uyguluyoruz. Yarın iktidara gelince devlet kademesinde de biz bunları yapacağız’ diyen oldu mu? Hayır. Neden? Çünkü ‘Benim de belediyedeki daire başkanım neden makam aracına binmesin?’ diyorlar. Seninki de binmesin, Milli Eğitim Şube Müdürü de binmesin”
GÜLDOĞAN: "İKTİDARDAN DA BU HAMLELERİ GÖRMEMİZ GEREKİYOR"
İktidar kanadından da ülke ekonomisine yönelik hamlelerin görülmediğine yönelik söylemlere yanıt veren Güldoğan, “İktidardan da görünsün diye bu ekranlarda şu anda çağrı yaptık. Şu anda da yine söylüyorum, yapılması gereken bu. Vatandaş ancak böyle rahatlar. İktidardan da bir an önce bu hamleleri görmemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.
"KILIÇDAROĞLU İHTİYATEN GÖREVDE"
Mutlak butlan kararının, yapılan seçimin hukuken var olmadığı anlamına geldiğini vurgulayan Tayyar, “Böyle bir karar veriyorsanız mecburen ihtiyaten tedbir kararı verirsiniz. Yani tutup da mahkeme Kemal Kılıçdaroğlu'nu Cumhuriyet Halk Partisi'nin başına koymadı, ihtiyaten bir görev teklif edildi. Eski haline yani 38'inci kurultay öncesine getirildi. Zaten Yargıtay denetiminden geçtikten sonra eğer bu karar onanırsa Cumhuriyet Halk Partisi’nde tekrardan yapılacak olan 38'inci kurultay. Kılıçdaroğlu ihtiyaten görevde” ifadelerini kullanarak, yaşananların yasal bir dayanağı olduğunu savundu.
ÖZEL'İN SEÇİLDİĞİ KURULTAY İÇİN 'HİLELİ' SUÇLAMASI
MHP'li Tayyar ardından, kurultayın hileli olduğunu öne sürerek, "Bana göre Kemal Kılıçdaroğlu'nun temel motivasyonu şu: ‘Eğer ben başarısız olarak gönderildiysem, siz bu seçimde niye delege satın almaya çalıştınız? Eğer ben başarısızsam zaten siz de bu hileye başvurmasaydınız da seçimimi kazansaydınız’. Kemal Kılıçdaroğlu'nun hikâyesi bu. Zaten onun üstüne bir siyasi diskur oluşturuyor. Bir önceki genel seçimde aldığı oy belli, Kemal Kılıçdaroğlu'nun aldığı oy belli. Kemal Kılıçdaroğlu bu oyu alırken birçok partiyle ittifak yaptı ve netice itibariyle Sayın Cumhurbaşkanı seçimi kazandı. Araya hileli bir şekilde Özgür Özel seçildikten sonra bir yerel seçim yaşandı. Bu yerel seçimin dinamikleri farklı" dedi.
'HEVAL SAVAŞ KAYA' ÖRNEĞİ
Yargının siyasallaştığı yönündeki eleştirilerin doğru olmadığını savunan Tayyar, "İktidar yargısı, iktidar yargısı, iktidar yargısı… Heval Savaş Kaya bir dosyasından tahliye oldu. Burada şey mi var? Tahliye olurken iktidar yargısı tahliye etmiyor mu? Kendi ifadeleriyle söylüyorum veya bu kararla sizin lehinize bir karar oldu mu? Hukuki mücadele kazandınız. Sizin aleyhinize bir karar oldu mu? ‘İktidar yargısı’" şeklinde konuştu.
"KILIÇDAROĞLU SIRTINDAN HANÇERLENDİ"
Güldoğan ise, “Sırtından hançerlenmek nasıl bir duygu onu bilmiyoruz. Bunu en iyi Kılıçdaroğlu biliyor bence” ifadelerine yer verdi.
"TUNÇ SOYER'İN İÇERİDE OLMASININ SEBEBİ KİM?"
“Gözden kaçan bir şey var” diyen Güldoğan, CHP'li belediyelere yönelik operasyonun arkasında parti içindeki bürokratların olduğunu savunarak, “Cumhuriyet Halk Partililer genelde kendi meclis üyesi ya kendi partisinin ilçenin yöneticisi şikâyet ediyor o belediye başkanını veya belediyeyi. Yani şikâyet eden de yine kendileri. Şimdi ne yapsın savcılık? ‘Bu seferde dur artık size dokunmayalım’ mı diyecek? Tunç Soyer’in içeride olmasının sebebi kim? İktidar mı onu şikâyet etti veya siyasi parti mi? Mevcut büyükşehir belediye başkanı açıklasın" dedi.
"ÖZEL'İN AÇACAĞI YENİ PARTİ SOLDAN ZİYADE MERKEZE YAKIN OLACAK"
Özgür Özel’in yeni parti açacağı iddialarına da değinen Tayyar, “Birinin yaşamış olduğu mağduriyetten bir başarı hikayesi çıktı diye siz de bir mağdur görünerek bir başarı hikayesi yaratamazsınız bana göre. ‘Şu anki meselede biz mağdur edildik. Bize siyaset yapma imkânı tanınmadı. Biz evimizden kovulduğumuz için yeni bir ev yapmaya geldik kendimize’ diye bir hikâye oluşturup yeni bir parti kurulacak. Şimdi bunda da şöyle de bir şey söyleyeyim. Zaten onların çok da bazı konularda işlerine gelmediği için, Cumhuriyet Halk Partisi'nin genel siyaseti içerisinde veya Cumhuriyet Halk Partisi siyaseti kendilerine sınırladıklarını düşündükleri için soldan ziyade daha merkeze yakın bir konumlandırma ile bir parti kurmaya çalışacaklar” ifadelerini kullandı.
ÖNÜMÜZDEKİ SEÇİMDE CHP-MHP- AK PARTİ İTTİFAKI OLUR MU?
Bir sonraki seçim döneminde MHP, CHP ve AK Parti ittifakının olup olmayacağına ilişkin konuşan Güldoğan, “Daha önce teşebbüs edilmiş bir şeydi. Siyasetin neleri getireceği tabii ki belli olmaz ama öyle bir süreç olur ki gerçekten de topyekün bir beraberlik içerisinde olmamız gereken bir süreç olur. Siz bundan üç sene önce Sayın Devlet Bahçeli'nin bu söylemlerini söyleyebilme ihtimalini düşünebiliyor muydunuz? Sayın Öcalan'ın aslında örgüt kurucu lideri olarak tanımlanmasını falan konuşuyoruz. Önümüzdeki bir yıl sonra böyle bir şey olur mu? Kimse olamaz diyemez” ifadelerine yer verdi.
Ardından Güldoğan, "Bir firmanın yüzüncü yıl dönümünün etkinliğinde Sayın Devlet Bahçeli ile Sayın Özgür Özel'in temasını gördüm. İşine açıkçası orada hem Sayın Özel'in mütevazılığı hem de Devlet Bahçeli’nin de o babacan tavrı gözlerden kaçmadı, önemliydi” diyerek siyasetteki bu tür temasların değerli olduğunu belirtti.
BÜYÜKŞEHİR'E 'HÜRMÜZ BOĞAZI' GÖNDERMESİ
Belediyenin üretimdeki düşüşe getirdiği 'Hürmüz Boğazı' gerekçesini ironik bir dille ele alan Güldoğan, istatistiki verileri paylaşarak sözlerini şöyle tamamladı:
"İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin bürokratlarından biri bu asfaltlama çalışmalarındaki azalmaya binaen Hürmüz Boğazında ki gerginliği işaret etmişti. Neyse ki artık Hürmüz Boğazında da en azından geçişler sağlandığı takdirde İzmir'deki asfaltlama probleminin de giderileceğini düşünüyorum. Çünkü gerçekten de baktığınızda 2019'da 1 milyon 757 bin ton olan asfaltlama, 2025'te 387 bin tona düşmüş"
Yorum Yazın