Dolar 45,6152
%0.06
Euro 53,0474
%0.01
Altın 6.610,150
%-0.76
Bist-100 13.634,00
%-2.69

Pzt

-8°

Sal

-12°

Çar

-3°
Gazeteci Halil Solak’tan çarpıcı değerlendirme: 'Kılıçdaroğlu'na çağrı; Siyasi intihardır, yol yakınken dönün... İnsanlar alternatifi gördü'

Gazeteci Halil Solak’tan çarpıcı değerlendirme: 'Kılıçdaroğlu'na çağrı; Siyasi intihardır, yol yakınken dönün... İnsanlar alternatifi gördü'

Gazeteci Halil Solak, NEO TV’de Cumhuriyet Halk Partisi'nde (CHP) yaşanan son gelişmeleri, Kemal Kılıçdaroğlu’nun "mutlak butlan" kararı sonrası genel merkeze polis zoruyla girmesini çok sert sözlerle eleştirdi. Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarını "samimiyetsiz" ve "çelişkili" bulan Solak, partinin baraj altında kalma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu vurguladı. Solak, "1999'da CHP baraj altında kalırken DSP yüzde 33 ile birinci parti olmuştu, ancak 3 sene sonraki seçimde yüzde 1'e düştü. Şimdi Kemal Bey'in polis zoruyla genel merkeze girmesi milletin kafasına kodlandı, bunu değiştiremezsiniz. Kemal Bey partiyi baraj altında bırakmaya hevesli. Kemal Bey ısrarla devam ederse parti tarihinde ikinci kez baraj altında kalır. CHP seçmeni diğer seçmenlere benzemez blok halinde hareket eder. Daha doğrusu demokrat seçmen blok halinde hareket eder. Bakın bir alternatif görürse, altını boşaltır, bu tarafa geçer. Muhalefet cephesi, İzmir mitinginde alternatifi gördü." dedi

  • Ege Postası
  • 28.05.2026 - 08:01
  • Güncelleme: 28.05.2026 - 09:41

Gazeteci Halil Solak, NEO TV’de yayınlanan "Denge" programında Cumhuriyet Halk Partisi'nde (CHP) yaşanan son gelişmeleri ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun "mutlak butlan" kararıyla genel başkanlık koltuğuna dönüş sürecini sert sözlerle eleştirdi. Solak, parti genel merkezine polis zoruyla girilmesini "demokrasi adına kara bir leke" olarak nitelendirirken, Kılıçdaroğlu'nun siyasi bir intihara sürüklendiğini ifade etti.

İşte Halil Solak’ın açıklamalarından öne çıkanlar:

"DEMOKRASİ ADINA KARA BİR LEKE"

Sürecin demokrasi açısından çok kötü bir gidişata işaret ettiğini belirten Solak, Kılıçdaroğlu'nun genel merkeze polis zoruyla girmesini dünya siyasi tarihinde eşi benzeri olmayan bir olay olarak tanımladı. Kılıçdaroğlu'nun "Benim haberim yoktu" şeklindeki savunmasını inandırıcı bulmayan Solak, şu ifadeleri kullandı:

"O görüntüleri görünce içim acıdı. Genel merkez polis zoruyla tahliye ediliyor. İçerideki milletvekilleri, parti meclisi üyesi, genel başkan dışarı çıkartılıyor ve yerine 'ne idüğü belirsiz' tipler geliyor. Kendi genel merkezleri polis zoruyla basılmış, yerle yeksan edilmiş ama içeri girip pişkin pişkin gülerek çikolata ikram ediyorlar. Kemal Bey 'Benlik bir durum yok' diyor. Bizzat kendi talimatı, avukatının imzasıyla o genel merkeze girilmiştir. Vekalet verdiğiniz avukatınız sizden habersiz gidip emniyete o dilekçeyi veremez. Özgür Özel ile saat 12:00'de uzlaşmak için randevulaşmışken sabah 07:00'de neden oradasınız? Üstelik yanlarında 500 kişi var. Fedai gibi kol kola girmiş mafyavari tiplerle genel merkezi basmaya giderseniz, kapılar yüzünüze kapanır. İçlerinde başka partilerden insanların bile olabileceği bu kalabalıkla yapılan baskını kimse normalleştirmeye çalışmasın."

"1999 SENDROMU KAPIDA: PARTİ BÖLÜNMEYE GİDİYOR, BARAJ ALTINDA KALACAKLAR"

Solak, Kılıçdaroğlu'nun eylemlerinin partiyi net bir şekilde bölünmeye götürdüğünü ve bu durumun baş aktörünün bizzat kendisi olduğunu vurguladı. CHP'nin 1999 seçimlerindeki hezimetini hatırlatan Solak, şu kritik uyarılarda bulundu:

• Baraj Tehlikesi: "CHP, tarihinde ikinci defa baraj altında kalma tehlikesiyle karşı karşıya. 18 Nisan 1999'da yüzde 8.71 alarak baraj altında kalmışlardı. Şimdi baraj yüzde 7. Bakın, parti ikiye ayrılırsa Kılıçdaroğlu yüzde 3 bile zor alırlar."

• Taban Desteği Yüzde 5: "Konda’nın mutlak butlan kararından sonra yayınladığı ankete göre, parti tabanının sadece yüzde 5'i Kılıçdaroğlu'nun bu hareketini destekliyor. Kendi yandaş yorumcuları 'birlik bütünlük' mesajları vermeye başladı çünkü bölünürlerse baraj altında kalacaklarını çok iyi biliyorlar.”

• DSP Örneği: "1999'da CHP baraj altında kalırken DSP yüzde 33 ile birinci parti olmuştu, ancak 3 sene sonraki seçimde yüzde 1'e düştü. Şimdi Kemal Bey'in polis zoruyla genel merkeze girmesi milletin kafasına kodlandı, bunu değiştiremezsiniz."

• Kemal Bey partiyi baraj altında bırakmaya hevesli. Kemal Bey ama bu ısrarla devam ederse Parti tarihinde ikinci kez baraj altında kalır. Ondan sonra istifa etmek zorunda kalır. Ki ondan sonra zaten istifa etmesine gerek yok. Orada İstediği kadar oturabilir.

"ÖFKEYİ GÖRMESİ LAZIM"

Solak sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir tarafta 13 seçim kaybetmiş, 80 yaşına merdiven dayamış bir genel başkan profili var. Bir tarafta da genç, dinamik kitleleri arkasından sürükleyen bir genel başkan ve ilk girdiği seçimde 47 yıl sonra partisini birinci yapan bir genel başkan profili. Bakın dengeye koyduğumuz zaman kat be kat ağır basıyor. Şimdi seçmen de böyle bakıyor olaya. Şimdi onlar zannediyor ki biz seçmeni algılarla, medya baskısıyla işte bunlarla aldatabiliriz, kandırabiliriz zannediyorlar. Bir de görünen köy var. İzmir mitingindeki öfke. Bakın her şeyi geçtim onu görmesi lazım. Öfkeyi görmesi lazım İzmir mitingindeki... Öyle her şeye kulaklarını kapatıp, gözünü kapatıp, ağzını kapatıp görmedim, duymadım, bilmiyorum ile genel başkanlık yapılmaz.”

"İNSANLAR ALTERNATİFİ GÖRDÜLER"

Solak, “İzmir böyle düşünüyorsa ya bakın sokağa çıkamazlar. Gürsel Tekin'i hatırlayalım İstanbul’a kayyum olarak atandıktan sonra sokağa çıkabildi mi? Gezdirmezler. Bunu zannediyorlar ki işte şimdi Kemal Kılıçdaroğlu’nu parlatmaya çalışacaklar. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi seçmeni diğer seçmenlere benzemez blok halinde hareket eder. Daha doğrusu demokrat seçmen blok halinde hareket eder. Muhalefet cephesi dediğimiz, muhalefet aslında onu oraya taşıyor. Kendisi muhalefeti taşımıyor. Muhalefet oyları bugüne kadar kendisini oraya taşıdı. Bakın bir alternatif görürse, altını boşaltır, bu tarafa geçer. Muhalefet cephesi İzmir mitinginde alternatifi insanlar gördüler. Zaten iki gündür demeçler vermelerinin, böyle açıklamalar yapmalarının, Ankara'da yapacağı bayramlaşma törenine buradan otobüslerle, vatandaş taşımalarının Yani ordan, burdan adam taşımalarının orada kalabalık gövde gösterisi yapacaklar.”

" 'BİLMİYORUM' DİYOR ERTESİ GÜN AVUKAT EVİNE GELİYOR

Solak, “Kemal Bey diyor bu davanın hiçbir tarafında yokum. Nasıl yoksunuz ya? Lütfü Savaş sizin adamınız.Ondan sonra Veysi Uyanık denen Bitlis eski il başkanı gelmiş. Genel merkeze… O tanıklardan biri Yanınızda. Mesela bugün ‘davanın hiçbir yerinde yokum’ diyor. ‘Dava nedir, ne değildir süreci de bilmiyorum’ diyor. Mutlak Butlan kararının verilmesinin ertesi günü evinde davanın avukatı Üregen geldi evinde görüştüler. Çıkışta da avukat açıklama yaptı.” dedi.

"MEŞRUİYETİNİ KAYBETTİ"

Özgür Özel'in "Genel başkanı 2 milyon üye seçsin" çağrısına Kılıçdaroğlu'nun verdiği yanıtları değerlendiren Solak, Kılıçdaroğlu'nun meşruiyetini yitirdiğini savundu:

"Siz kurultayla gelmediniz. Sizi en son 2020'de delege belirledi, üzerinden 6 sene geçmiş. Siz meşru bir yönetim değilsiniz. Çelişkiye bakın; hem 'genel başkanı kurultaylar belirler' diyor hem de hemen ardından 'kurultaya gideceğim ama hukuksal tedbir var' diyor. Can Atalay için ' siyasi suçlu' derken, kendi mutlak butlan davasında yargıyı meşru sayıp 'bu siyasi değil' diyor. 'Delegelere para verildiği söyleniyor' diyerek dedikodular üzerinden net olmayan iddialarda bulunuyor."

Solak ayrıca, 2023 seçimlerinde "TRT bana yer vermiyor" diye şikayet eden Kılıçdaroğlu'nun, bugün evinin önünde yaptığı basın açıklamasının TRT dahil tüm kanallar tarafından canlı yayınlandığına dikkat çekerek ortadaki tezatlığı vurguladı. Solak, Kılıçdaroğlu'nun gazetecilerin sorularına sürekli "Bilmiyorum", "Kurultay toplansın göreceğiz" gibi yuvarlak ve samimiyetsiz cevaplar verdiğini, 13 seçimi de tam olarak bu tavrı yüzünden kaybettiğini ifade etti.

"ANCAK NİYET ÖNEMLİ"

‘Genel Başkanı 2 milyon üye seçsin’ diyor Özgür Özel, yani aslında, ‘delege sakatlandı’ diyorsunuz. Hadi Kurultay delegeleri sakatlandı. İşte ‘para karşılığı oy verildiği’ iddiasında bulunuyorsunuz. Kurultay yapmaya yanaşmıyorsunuz. O zaman hemen bir tüzük değişikliğiyle önce bir tüzük Kurultayı ardından 2 milyon üye belirlesin genel başkanını. Çok basit bu işler. Ancak niyet önemli. Yani niyet o yönde olmayınca bu çağrı da boşa düştü. Üyeyle de yapsa, delegeyle de yapsa, kendi belirlediği delegeyle de yapsa, ne yaparsa yapsın. İzmir’deki kalabalığa bakar mısınız? Ne yaparsa yapsın durduramazlar. Bakın bunlar böyle yaptıkça o kalabalık her gün artacak. Çünkü Özel, net açıklamalar yapıyor. Havada bırakmıyor. Samimiyetsiz, ucu açık, bilmiyorum, etmiyorum demiyor. Net. İstemiyorsa ‘istemiyorum’ diyor. ‘Getir sandığı ben kabul ederim’ diyor. ‘Bak ben her şeye kabulüm.’ Kurultayı yapalım. İşte ‘tedbiri gel beraber çözelim.’ diyor. ‘E siz bizi genel merkeze almadınız.’ karşılığını veriyorlar. Mahkemeler için daha düne kadar ‘iktidarın mahkemesi’ diyordunuz, ‘o farklı’ diyorlar.

İZMİR MİTİNGİ, HALKA RAĞMEN SİYASET VE 'HAİN KEMAL' SLOGANLARI

CHP'nin 2014'teki "Tıpış tıpış gidip oy vereceksiniz" denilen kitlesinin artık olmadığını, seçmenin gözünü açtığını belirten Solak, Özgür Özel'in İzmir mitinginin önemine değindi:

• 24 Saatte Gelen Öfke Patlaması: Özel’in İzmir mitingi bayram tatili olması ve insanların şehir dışında olmasına rağmen, 24 saat içinde spontane gelişen o devasa kalabalığı gördünüz mü? Bu  kalabalığın gözündeki öfke dikkate alınmalı."

• 'Hain Kemal' Sesleri ve Tehditler: "Halk ihanete uğradığını düşünüyor. Bir genel başkana 'Hain Kemal' sloganları atıldı, ne kadar acı. 'Hain diyenler partiden atılacak' diyorlar. 2 milyon üyenin 1 milyon 900 bini aynı görüşte, hepsini mi atacaksınız? Dün üyelere mesaj atıp 'Partiyi tartışırsanız işlem yapılacak' diye tehdit ettiler. Kendi üyesini tehdit eden bir parti ayakta kalabilir mi?"

• İşten Çıkarılan İşçiler: "Mahir Polat 'Biz genel merkeze maaşları ödemeye gittik' diyor ama bayram öncesi 24 kişiyi işten çıkarıp maaşlarını bile yatırmadıkları ortaya çıktı."

ÇİFT BAŞLI YÖNETİM

Partideki çift başlı yapının Cumartesi günü yapılacak bayramlaşma törenleriyle iyice ayyuka çıkacağını (Aynı gün aynı saatte bir tarafın Genel Merkez'de, diğerinin Ankara İl Başkanlığı'nda toplanacağını) belirten Solak, yaklaşan tehlikelere şu sözlerle dikkat çekti:

• PM'de Kavga Beklentisi: "Kurultay yapılmayacağı dünkü açıklamalardan anlaşıldı. 1 Haziran'da toplanacak olan Parti Meclisi (PM) yedekte adam kalmadığı için ancak 56 kişiyle toplanabilecek. O 56 kişi de iki tarafa eşit dağılmış durumda, Özgür Özel tarafı biraz daha ağır basıyor. Şimdi o PM'de kavga kıyamet kopmayacak mı? Bu kadar hakaret ve küfürden sonra nasıl yol haritası çizecekler? Mümkün değil."

• Partide bile kimsenin tanımadığı Müslüm Sarı'ya 7 tane ana akım medya mikrofon uzatıyor. Bunlar tesadüf değil."

• MHP ve Bahçeli'nin Tavrı: "Devlet Bahçeli ilk gün 'Kılıçdaroğlu bu haktan feragat etmeli' derken, bugün 'Partinin meşru genel başkanıdır, 9 Eylül'de kurultayı yapın' diyor. MHP'li Feti Yıldız kararın hukuksuz olduğunu yazıp 1-2 saat sonra siliyor. Demek ki arka planda çok farklı olaylar dönüyor."

KILIÇDAROĞLU'NA TARİHİ ÇAĞRI: "SİYASİ İNTİHARDIR, YOL YAKINKEN DÖNÜN"

Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarında suçluluk psikolojisinin ve partiyi ne hale getirdiğinin farkında olmanın getirdiği bir çekingenlik olduğunu savunan Halil Solak, sözlerini doğrudan eski genel başkana seslenerek bitirdi:

"Yaptığınız bu ısrar partide kaosu sürdürür, ülkede krize neden olur. İnsanların öfkesi patlama noktasında. Amacınız ne? İktidar mı olacaksınız, ekonomiyi mi düzelteceksiniz? Yoksa sadece o koltuğa oturup etrafınızdaki küskün ilçe başkanlarına, bir daha seçilemeyecek milletvekillerine koltuk ve makam mı dağıtacaksınız? '20-23 milletvekili yanımızda' dediler, o da fiyasko çıktı. Elinizde topu topu 8-10 milletvekili kaldı. Sizi destekleyen 38. Olğan Kurultay’da destekleyen destek bildirisini okuyan Burdur Milletvekili İzzet Akbulut bile polis baskınına en sert tepkiyi gösterdi. Gürsel Tekin'le, eski PM üyeleriyle, 50-100 kişiyle bu partiyi yürütemezsiniz.

Siyasi olarak şu mutlak butlan kararından sonra geri dönmeniz sizin için siyasi bir intihardır.. Önünde sonunda gideceksiniz; bari giderken iyi hatırlanın. 'Hain' olarak hatırlanmayın. Bu hırsınız yüzünden tarih sizi sayfalarına böyle kazıyacak. 78 yaşındasınız, hırstan, kinden, nefretten arınmanız lazım. Sizi gönderdilerse gidin kenara çekilin, oturun. Neden 'Hain Kemal' denilmesine izin vererek kendinizi bu duruma düşürüyorsunuz? Yol yakınken dönün."

Yorum Yazın

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yorumlar
Yeniden eskiye
Eskiden yeniye
Öne çıkanlar

Bu habere hiç yorum yapılmamış... İlk yorum yapan sen ol.