Gazeteci Halil Solak’tan NEO TV'de çarpıcı değerlendirmeler: İzmirliler sürekli ikilemde kalıyor
Gazeteci Halil Solak, NEO TV ekranlarında yayınlanan Denge programında hem ülke gündemine hem de İzmir siyasetine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Solak, CHP’deki parti içi muhalefete yönelik sert eleştirilerde bulunurken, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ile AK Parti’li isimler arasında son zamanlarda artarak devam eden polemiklere dikkat çekti. Solak, “Tugay ile İnan arasındaki polemikleri konuşuyoruz. Ama perde arkasına baktığımız zaman İzmir'in sorunlarıyla ilgili bir arpa boyu yol alınmıyor. Şimdi burada da benim kafama şu soru takılıyor. Acaba yapmamak için. Bahaneler mi üretiyorlar? Vatandaşlar oturuyor iki tarafı da dinliyor. Karar veremiyor, ikilemde kalıyor” dedi. İzmir’de bir okulda müfettişlerin öğrencilere yönelik sorularına ilişkin iddialara da değinen Solak, özellikle küçük yaştaki çocuklara din dersi ve Cumhurbaşkanı hakkında sorular yöneltilmesinin pedagojik açıdan sakıncalı olduğunu söyledi.
- Ege Postası
- 26.02.2026 - 00:20
- Güncelleme: 26.02.2026 - 14:38
EGE POSTASI- Gazeteci Halil Solak, NEO TV ekranlarında yayınlanan Denge programında hem ülke gündemine hem de İzmir siyasetine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki (CHP) iç tartışmalardan İzmir’deki polemiklere, eğitimde yaşanan denetim krizinden laiklik tartışmalarına kadar birçok başlığı ele alan Solak, özellikle parti içi muhalefete ve kamuoyunda yürütülen “mutlak butlan” tartışmalarına sert ifadelerle yüklendi.
CHP içindeki muhalif kanadın zaman zaman dava süreçlerine ve tartışmalara bağlı olarak görünür hale geldiğini belirten Solak, son dönemde “mutlak butlan” tartışmaları üzerinden yeni bir hareketlilik oluşturulmaya çalışıldığını söyledi.
Solak şunları söyledi:
CHP'DE BİR SORUN VARMIŞ ALGISIYLA YAPIYORLAR
“CHP'de muhalifler zaman zaman böyle işte davanın seyrine, şekline işte oluşan durumuna göre bir ortaya çıkıyorlar bir kayboluyorlar. Mutlak butlan tartışmaları ve mahkemenin bazı kararlar almasıyla yeniden gündeme geldiler. Toplantıda 13 mevcut milletvekili, 13 eski milletvekili, 3 eski il başkanı, 3 eski parti meclisi üyesi, İzmir'den 3 milletvekili var. İşte Sevda Erdan Kılıç, Mahir Polat, Rıfat Nalbantoğlu, İstanbul kayyumu Gürsel Tekin de yer almış. Bu isimlerin hepsi tamamen yeni yönetime muhalif ve Kılıçdaroğlu'na yakın isimler. Barış Yarkadaş toplantının amacını aldığı kulis bilgilerini şöyle aktarıyor. Diyor ki; işte Kılıçdaroğlu'nun parti üzerindeki etkisi gün geçtikçe aranıyor. İşte bununla ilgili nasıl bir yol izlenir bunu konuştular. Mutlak butlan ile Kılıçdaroğlu dönerse ne olur? vs. TGRT Haber Ankara temsilcisinin açıklamalarını biraz irdelemek istiyorum. Şimdi diyor ki; Bu vekiller ilk defa bir araya geliyorlar. Bu yönetim bu toplantılardan kaygı ve endişe duyuyor vs. diyor. Buradaki temel amaç ben o programı izlediğim zaman yanlarında Şamil Tayyar ve Fuat Uğur da var. Onları izlediğim zaman tamamen gündem yaratmak için CHP'de bir sorun varmış algısıyla yapıyorlar. ‘İşte Kılıçdaroğlu partiye mutlak butlanla geri dönerse partiyi arındıracak’ diye…
“İFTİRA ATTIĞI ORTAYA ÇIKIYOR”
Yani şimdi var mı böyle bir mahkeme kararı. Yok. İşte dava sürecine bakalım. Dediler işte parayla delegeleri satın aldılar. Bakıyorsunuz ortalıkta para yok. Jetleri var dediler. Jet başkasının çıktı. Lüks arabalar var dediler. Lüks arabalar başka bir ismin çıktı. İşte 1200 tane telefon dağıttılar. Bir tane telefon bulamadılar. WhatsApp yazışmaları var dediler. İşte ‘Pavyonda para verildi’ dediler. Bir tanesi diyor ki; ‘bana pavyonda para verildi.’ Delil var mı? Yok. Belge var mı? Yok. Başka bir tanesi diyor; ‘Tanıklıktan çekilmem için 500 bin dolar bana teklif ettiler.’ Aynı kişiye bir bakıyorsunuz gazeteci İsmail Saymaz'a ‘50 milyona villa aldı’ diyor. Mahkeme ‘böyle bir şey yok’ diyerek 15 bin lira tazminata mahkum ediyor. İftira attığı ortaya çıkıyor. Şimdi Ayrıca bakıyorsunuz yine bu vekiller CHP'nin toplantılarına katılmıyorlar. Bolu'da kamp yapıldı yoklar. Ankara'da toplantı yapılıyor yoklar. Parti bir sürü sıkıntı yaşıyor ortalıkta yoklar. Ne zaman? Bir kaos ortamı olsa ya da bir dava, yargı süreci yandaş kanallarda boy boy parti içi eleştirileri yer alıyor. Şimdi ben oradaki 13 milletvekiline seslenmek istiyorum. Siz 13 milletvekili Mecliste önerge veriyorsunuz. araştırma önergeleri veriyorsunuz. Bunlardan hangisi o kanallarda haber oluyor? İktidara karşı muhalefet yaptığınız zaman ne zaman sizin haberlerinize yer veriyorlar? Parti içi eleştirilerinize hemen yer veriliyor. Bu kadar mı gözünüz kapalı parti bu kadar saldırı altındayken? Yönetim anlayışınız gitti, başka bir yönetim anlayışı geldi diye partinize bu kadar yüklenilmesi sizin de buna çanak tutmanız normal mi? Yani partinin hiçbir etkinliğine katılmıyorlar. Ve İşte yönetim değişsin de biz gelelim mantığıyla. Ya bu sürdürülebilir değil.
“O GÜN BIRAKSAYDI, BU SORUNLARIN HİÇBİRİ YAŞANMAYACAKTI”
Ya Kemal Bey 13 yıl genel başkanlık yaptı. Kemal Bey için sonun başlangıcı 2023 Mayıs seçiminde adaylığı kesinleştikten sonra başladı. Niye bunu kabul etmiyorlar? Bakın 12 seçim, 13 seçim kaybedip hala başta duramazsınız. Bunu kimse kabul etmez. O gün bıraksaydı, bu sorunların hiçbiri yaşanmayacaktı. Sonra delegeler dedi ki; ‘Kardeşim bir saniye dur. 12 seçim kaybettin bak bizim için kritik bir seçimi daha kaybettin’ ki adaylığı tartışıldı. Kazanılacak aday diye tartışıldı, kazanamayacak aday diye tartışıldı, karşı çıkanlar oldu. O zaman seçimi kazanamadı. 3 gün sonra da yani insanların aklıyla alay eder gibi çıktı. ‘Getirin sandığı bir daha’ diye açıklama yaptı.
“İKTİDARIN İSTEDİĞİ ZATEN BU!”
Şimdi geldiniz ne olacak parti? Diyelim ‘mutlak butlan’ oldu geldi. Ne yapacaksınız? Bu partiyi ayağa mı kaldırabileceğinizi zannediyorsunuz? İktidarın istediği zaten bu. İktidar bu tartışılsın istiyor. iktidar biliyorsunuz oy olarak zayıfladı. Güçlü bir iktidar elinde bulundurduğu imkanlardan dolayı güçlü ama oy olarak zayıf bir iktidar. Şu durumda öyle eskisi gibi böyle %45'lerin üzerine çıkacak, %50'leri zorlayacak bir iktidar değil karşınızdaki ama siz ona rağmen partiniz bir sıçrama yapmış işte yerel seçimden birinci çıkmış ve şimdi seçim yapılsa yine birinci çıkacak parti bunlara rağmen siz partiyi yıpratmak için elinizden gelen her şeyi yapıyorsunuz. Ve birilerinin değirmenine çanak çanak su taşıyorsunuz. Yani seçmen bunu kabullenemiyor, örgüt de… Şimdi siz mutlak butlanla geldiniz diyelim. 81 ilde 979 ilçede bu örgüte sahip çıkabilir misiniz? Bu kurultay davasıyla ilgili önceki gün bir mahkeme. Ne yaptı? ‘İstanbul Büyükşehir Belediyesi dosyasıyla birleştirelim’ dedi. Şimdi biri elma biri armut. Çünkü mutlak butlan davasının içi boş bir şey yok. Uzattıkça uzatıyorlar. O dosyayla birleştirelim, biraz daha sürümceme de bırakalım istediler. Mahkeme dedi ki; ‘bizim davayla hiçbir alakası yok.’ Birleştirme talebini reddedip gönderdi.
Yine TGRT Haber’in Ankara temsilcisi bakın diyor; 'öbür davayla birleştirdiler bundan sonra görürsünüz' diyor. Ne oldu? sen bunu konuştun ertesi gün ret geldi. Bu nasıl bir analiz yapmaktır? Bu nasıl bir yorumda bulunmaktır? 2 saat boyunca sırf Cumhuriyet Halk Partisi, Kemal Kılıçdaroğlu Ekrem İmamoğlu şöyle, Ekrem İmamoğlu böyle. Başka bir şeyleri yok. Türkiye'nin başka gündemlerine ilişkin tek bir analizleri, yorumları yok. Anlamadıkları nokta ne biliyor musunuz? Bu şekilde Cumhuriyet Halk Partisi örgütlerini daha bir sıkı bir araya getiriyorlar. Seçmeni daha çok oraya konsolide ediyorlar. Siz ne kadar çok birilerinin üstüne giderseniz, ne kadar çok onu yalnızlaştırırsanız, ne kadar çok onu kamuoyunda tartışırsanız o eğer vatandaş gözünde mazlumsa, mağdursa daha çok ilgi çeker.
“İSTEDİKLERİ GİBİ SİYASETLERİNİ DE YAPABİLİRLER”
Şimdi Kasım ortasına çıkan bir şirketin anketini dolaşıma soktular. İşte ‘Cumhuriyet Halk Partisi geride, AK Parti önde’ diye. Onu tartışıyorlar. İşte Kemal Bey bıraktığında da o seviyelerdeydi. Şimdi de o seviyelerde. AK Parti'den 5 puan öndeydiniz. Şimdi 5 puan geriye düştünüz. Yani 10 puanlık bir kayıp var. Şimdi bunu tartışıyorlar. Yani SONAR araştırma bugün paylaşıldı kamuoyuyla. Cumhuriyet Halk Partisi 3,5 puan yine AK Parti'nin önünde. Yani insanların algılarıyla oynamak istiyorlar. İşte ‘Kemal Bey gelince toparlayacak.’ 12-13 seçim kaybeden Kemal Bey bu kadar siyasete dönmek istiyorsa gerçekten siyasete dönmek istiyorsa bunca hezimete rağmen gitsin parti kursun. Bülent Ecevit gitti parti kurdu. Muharrem İnce gitti parti kurdu. Hazır 13 milletvekili varmış hazır. Belki 20'yi bulup grup da kurabilirler. İstedikleri gibi siyasetlerini de yapabilirler.
“GERÇEK ANKET, DOLDURDUĞUNUZ MEYDANLAR!”
Gerçek anket neresi biliyor musunuz? Doldurduğunuz meydanlar. Gittiğiniz pazar yerleri, marketler, meydanlar gerçek anket. Bir genel başkanın iki hakkı olur. Bilemediniz üç hakkı olur. Üç seçim hakkı. 2010'da gelmiş. 2010'dan. 2023’te genel başkanlığı bırakana kadar kaç tane seçim kaybetti. Hep hüsran insan da kendini biraz tartması lazım değil mi ? 'Ben ne yapıyorum ya?' Demeli. O zaman da insanların kafasında şu oluşuyor. Ya bunlar ‘küçük olsun bizim olsun’ istiyorlar. İşte o muhalif kanadın toplantılarının özü nedir biliyor musunuz? ‘Küçük olsun bizim olsun.’ Onlar için vatandaş da önemli değil, yurttaşın sağlık sorunları da, eğitim sorunları da, ekonomik sorunları da hiçbiri önemli değil. Onlar için varsa yoksa Cumhuriyet Halk Partisi yönetiminde olmak, Ve ‘küçük olsun benim olsun’ diyerek varlıklarını sürdürmek."

“İZMİRLİLER SÜREKLİ İKİLEMDE KALIYOR...”
İzmir gündemine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Solak, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ile AK Parti’li isimler arasında yaşanan polemiklere dikkat çekti. Özellikle AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan ile yaşanan karşılıklı açıklamaların kamuoyunda kafa karışıklığı yarattığını söyledi.
Solak, “Yani Tugay’ın polemiklerden olabildiğince uzak durması gerekiyor. Ama biz 3-4 programdır. Tugay ile Sayın İnan arasındaki polemikleri konuşuyoruz. Ama perde arkasına baktığımız zaman İzmir'in sorunlarıyla ilgili bir arpa boyu yol alınmıyor. Şimdi burada da benim kafama şu soru takılıyor. Acaba yapmamak için. Bahaneler mi üretiyorlar? Vatandaşlar oturuyor iki tarafı da dinliyor. Vatandaş İnan'ı dinliyor ‘Doğru söylüyor.’ diyor. Dönüyor Tugay'ın açıklamalarına ‘ya bu da doğru söylüyor.’ Şimdi insanlar ‘ya biz kime inanacağız?’ Ortalıkta bir belge yok. Şimdi diyor ki bir taraftan bakıyorsunuz ‘benim kredim onaylanmadı.’ Öbür tarafta diyor ki; ‘biz bunların kredisini onayladık. Geri kalanları da SGK borcundan dolayı onaylanmıyor.’ İzmirliler sürekli ikilemde kalıyor.. ‘Hangi tarafa inanacağız?’ diye… Çünkü şeffaf olmak İzmir'li için yeterli. İşte İnan’ın yalan söylüyor. Bir açıklaması daha var. Cibilliyetsizler. Şimdi ben açık söyleyeyim. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanıyım. 5 milyonluk bir kentin Büyükşehir Belediye Başkanıyım. Ve 1 milyon 300 bin oyla seçilmişim. Yani ben bu hakaretleri kabul etmem. Bundan sonra ne giderim? Ne minnet ederim ne de bir şey isterim. İstemiyorum kardeşim sizden. Yardım da istemiyorum. Sizden hiçbir şey de istemiyorum. Bunu söylerim. Yapmayın derim” dedi.
ÇAĞATAY GÜÇ’ÜN ‘HİÇ YATIRIM YAPMIYORLAR’ DEMESİ YANLIŞ
CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç’ün iktidara yönelik ‘İzmir'e hiçbir yatırımları yok’ açıklamasını eleştiren Solak, “Çağatay Güç’ün ‘hiç yatırım yapmıyorlar’ demesi yanlış olmuş. Siz yapılmayan, bekletilen, üzerinden konuşursunuz. İşte ikinci çevre yolu, işte Halkapınar-Otogar metro projesi, İzmir Körfez temizliği vs. Dersiniz ki; ‘İzmit Körfezi'ni orada AK Partili belediye ile birlikte temizliyorlar. Burası CHP'li belediye İzmir Körfezi’ne bütçe ayırmıyorlar’ bunları söyleyebilirsiniz. Onay verdiler mi vermediler mi onlara bir bakarım. Bir il başkanı olarak kalkıp da ‘hiçbir yatırım yapmıyorlar’ çok büyük bir genelleme olmuş. AK Parti cephesi de sosyal medyadan paylaştıkları video ile ‘Biz de bunları yaptık’ deyip aslında hiç konuşmadan cevabı vermişler. Ya son zamanlarda hiçbir şey yapılmıyor. Ya da son bir iki yıldır hiçbir şey yapmıyorlar. İstenilen oranda yatırım yapılmıyor. Veyahut ‘biz hak ettiğimizi alamıyoruz. işte biz 40 veriyoruz 5 alıyoruz.’ gibi.”diye komnuştu.
PEDAGOJİK AÇIDAN SAKINCALI
İzmir’de bir okulda müfettişlerin öğrencilere yönelik sorularına ilişkin iddialara da değinen Solak, özellikle küçük yaştaki çocuklara din dersi ve Cumhurbaşkanı hakkında sorular yöneltilmesinin pedagojik açıdan sakıncalı olduğunu söyledi.
Solak konuya ilişkin şunları söyledi:
“9 YAŞINDAKİ ÇOCUK SORGULANMAZ”
“Resmen sorgulandılar. Şimdi 9 yaşından. 14-15 yaşına kadar. Yani ilkokul 4. sınıftan. Lise son sınıfa kadar her kademeden ikişer öğrenciyi alıyorlar. Kütüphaneye sokuyorlar. Onlara orada soru soruyorlar. İşte ne soruyorlar? Din dersine ders işleniyor mu? Din yerine başka bir ders yapılıyor mu? Derste Cumhurbaşkanı'na hakaret ediliyor mu? Din deyince ne anlıyorsun gibi. Sonuncuyu da büyük çocuklara soruyorlar. Şimdi bunu veliler bir gazeteci arkadaşımıza paylaşıyor. O da zaten köşe yazısına yazıyor. Ondan sonra olay patlak veriyor. İzmir çalkalanıyor tartışılıyor.
Burada laiklik bildirisinden önce benim kafama bunlar takılıyor. Şimdi laiklik bildirisi ‘gönüllük esası’ diyor Sayın Bakan ve Sayın Cumhurbaşkanı… İnsanlar gönderebilir de göndermeyebilir de o size kalmış. Ama bu doğrudan oradaki çocuklara müdahale, çocukları ispiyonculuğa, muhbirliğe kadar götüren bir durum. Çocukların, bakın 9 yaşında çocukların psikolojisiyle oynuyorlar. Diyorlar ki rutin bir uygulama. Bakın rutin bir uygulama nasıl olur? Biz de o sıralardan geçtik. Rutin bir uygulama nasıl olur? Müfettiş gelir, derse girer, dersi takip eder, işleyişi takip eder. Öğretmene belki o dışarıda sorular sorar. Eskiden gerek görürse de öğrencilere bir iki soru sorardı. O dersle alakalı işte matematikse matematik, tarihse tarih.
RUTİN KONTROL DE SADECE DİN KÜLTÜRÜ MÜ SORULUR?
Şimdi iktidar da diyor ki; ‘biz bir müfredat oluşturduk. Bu müfredata göre gidiliyor mu gidilmiyor mu onun rutin kontrolü’. Rutin kontrol de sadece din kültürü mü sorulur?
Yani oradaki 9 yaşındaki çocuğa bu sorular sorulur mu? Neden sadece din dersi ile alakalı? Soruşturma böyle mi yürütülür? Soruşturma yürütecekseniz o müfredattan sorumlu olan o müfredatı öğrencilere aktarması gereken eğitimcileri soruşturma altına alırsınız. Dersiniz ki böyle böyle iddiaları var ne diyorsunuz? orada bütün eğitimcileri sorgularsınız. Burada gidip de 9 yaşındaki çocukları alıp da işte yöntem yanlış. Olmaz. Farklı bir amaç. Korkar o çocuklar. Acaba yanlış bir şey söyler miyim? Okuluma bir şey olur mu? Öğretmenime bir şey olur mu?
“GÖREVDEN ALINMALARI GEREKİYOR”
Tartışılması gerekiyor. Bununla ilgili hatta ve hatta hiç lafı eğip bükmeye de gerek yok o müfettişlerin görevden alınması, soruşturulması ve İl Milli Eğitim Müdürü'nün de görevden alınması gerekiyor. Rutin nasıl olur? Okulla ilgili bir şikayet mi var? Gidersiniz okula soruşturursunuz. Öğrencileri kütüphaneye götürüp sorgu odasına çeker gibi. Bir de altına imza tutanak alamazsınız. Buradaki rutin işleyiş değil. Burada farklı bir olay var. Burayı rutine bağlayamazsınız. Bakın gidip de siz dört soru soruyorsunuz. Örnek olarak ‘Türkçe dersinde şunu işliyor musunuz?’ diye sormuyor. ‘İngilizce’de hangi konudasınız’ demiyor. Veya işte ‘müzik dersi işliyor musunuz?’ demiyor. Bakın burada direct Din dersiyle ilgili ve Cumhurbaşkanı'na yönelik.”

Yorum Yazın