Dolar 45,1792
%-0.02
Euro 52,9954
%-0.11
Altın 6.703,280
%-0.19
Bist-100 14.443,00
%0.92

Pzt

-8°

Sal

-12°

Çar

-3°
Gazeteci Halil Solak: 'Kılıçdaroğlu bir adım atsa, eminim ki Özgür Özel üç adım atar'

Gazeteci Halil Solak: 'Kılıçdaroğlu bir adım atsa, eminim ki Özgür Özel üç adım atar'

Gazeteci Halil Solak, NEO TV'de Gürsel Tekin'in İzmir ziyaretinde Özgür Özel'e yönelik yaptığı "Siyasette varlık sebebiniz olan Sayın Kılıçdaroğlu'na gideceksiniz" açıklamalarını değerlendirdi. Solak, "Gürsel Tekin’e bakınca ne güzel konuşuyor, değil mi? Parti içine dönük muazzam mesajlar veriyor. Ancak iş icraat kısmına gelince biliyorsunuz; 5 bin polisle İstanbul İl Başkanlığı'na giriyor. Orada partililerin gazla müdahale edilmesine, coplanmasına gönlü razı geliyor ve o koltuğa oturabiliyor. O kadar partilinin eleştirisine, çağrısına rağmen bütün bunları yapabiliyor. Sonra da gelip İzmir'de demokrasi mesajları veriyor." dedi. Solak, "Gürsel Tekin diyor ki, 'Sayın Özgür Özel gitsin.' Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na neden gitmiyor? Cenaze namazında önünden geçip genel başkana selam vermeyen birisine Özgür Özel bugüne kadar saygıda kusur etti mi? Özgür Özel öyle egosu olan bir isim ya da genel başkan değil. Bugün Kemal Kılıçdaroğlu bir adım atsa, eminim ki o üç adım atar." diye konuştu.

  • Ege Postası
  • 30.04.2026 - 10:35
  • Güncelleme: 30.04.2026 - 23:49

Gazeteci Halil Solak, NEO TV ekranlarında yayınlanan "Denge" programında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) içindeki tartışmalardan Gürsel Tekin'in eleştirilerine, olası "mutlak butlan" tehlikesinden belediyelerdeki Sosyal Denge Tazminatı (SDT) krizine kadar birçok konuya değinen Solak’ın açıklamaları dikkat çekti.

Gürsel Tekin’e sert eleştiri: "İcraata gelince durum farklı"

Gürsel Tekin’in parti içine dönük verdiği mesajları eleştiren Solak, sözleri ile eylemleri arasındaki çelişkiye dikkat çekerek şunları söyledi: "Gürsel Tekin’e bakınca ne güzel konuşuyor, değil mi? Parti içine dönük muazzam mesajlar veriyor. Ancak iş icraat kısmına gelince biliyorsunuz; 5 bin polisle İstanbul İl Başkanlığı'na giriyor. Orada partililerin gazla müdahale edilmesine, coplanmasına gönlü razı geliyor ve o koltuğa oturabiliyor. O kadar partilinin eleştirisine, çağrısına rağmen bütün bunları yapabiliyor. Sonra da gelip İzmir'de demokrasi mesajları vererek, 'Partiyi mahkeme koridorlarından çıkaralım.' diyor. Mahkeme koridorlarından çıkaracaksınız da sizin sabah akşam yandaş medya kanallarında partiyi yerden yere vuran bir ekibiniz var. Geliyorsunuz İzmir'de 'şöyle yapmalı, böyle yapmalı' diye akıl veriyorsunuz."

"Kılıçdaroğlu bir adım atsa, eminim ki​ Özgür Özel üç adım atar"

Hüsamettin Cindoruk'un cenaze törenindeki tutumları da değerlendiren Solak, eski ve yeni genel başkanlar arasındaki iletişimsizliğe değindi: "Gürsel Tekin diyor ki, 'Sayın Özgür Özel gitsin.' Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na neden gitmiyor? Cenaze namazında önünden geçip genel başkana selam vermeyen birisine Özgür Özel bugüne kadar saygıda kusur etti mi? Özgür Özel öyle egosu olan bir isim ya da genel başkan değil. Bugün Kemal Kılıçdaroğlu bir adım atsa, eminim ki o üç adım atar. Yaşı büyük olduğu için o samimiyete gerçekten inansa, 'partiyi hep birlikte ayağa kaldıralım' dese Özgür Özel hürmeten eski genel başkanın elini bile öper. Ama hiç fırsat vermiyorlar. Parti bu kadar baskı ve yargı kuşatması altındayken eski bir genel başkan gelip en azından genel başkanı ile bir fotoğraf vermez mi? 'Geçmiş olsun, partimiz ne hallerde, bir birlik beraberlik fotoğrafı verelim.' demez mi? Demiyorlar. Sonra da 'Bir araya gelsinler.' diyorlar. 1-1,5 yıllık süre zarfından bahsediyoruz. Kılıçdaroğlu'nun bir kere açıklama yapıp 'Ben partimin yanındayım' mesajı verdiğini gördük mü?"

"Siz Gürsel Tekin'i getirirseniz, kusura bakmayın CHP'li belediyeler size salon vermezler"

Programda Türkiye Sosyalist İşçi Partisi’nin (TSİP) düzenlediği ve Gürsel Tekin’in katıldığı İzmir'deki Sosyalizm ve Küba paneline de değinen Solak, "Partinin genel başkanı ayrı, genel başkan yardımcısı ayrı açıklama yapıyor. CHP’ye yönelik. 'Siz Gürsel Tekin'i getirirseniz, kusura bakmayın CHP'li belediyeler size salon vermezler.' Neden? Sabah akşam belediyeleri yerden yere vuruyorlar, ondan sonra gelip panel için belediyelerden yer istiyorsunuz. Zaten Sayın Tekin'i burada beklediği parti içi muhalif isimler gidip desteklemedi; orada sadece birkaç eski ilçe başkanı yer aldı. Türkiye Sosyalist İşçi Partisi Genel Başkanı, 'İki yıl önceki seçim zaferinin yolunu Kılıçdaroğlu döşedi. Bunlar geldi ve üzerine kondular.' diyor. Değişim olmasaydı da Kılıçdaroğlu o seçime girseydi, herkes gerçeği görürdü. Değişim ile parti yüzde 37 ile birinci çıkmıştı. Kılıçdaroğlu kalsaydı yüzde 22-23 zor alırdı, o da kemik oylar zaten.

İl Başkanı Güç'e tepki: "Neden susuyorsunuz?"

Gürsel Tekin geldi, burada konuştu. Kendince mesajlar verip parti yönetimini eleştirdi, Kılıçdaroğlu'nu övdü. Muhabir arkadaşımıza, 'CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç’ü ara, cevap verecek mi?' dedim. Aradı; il başkanı Çağatay Güç, 'Ben bu konu hakkında konuşmak istemiyorum. Önümüzdeki hafta içi bir toplantı tertip edeceğim, orada gündemi değerlendirirken bana sorarsanız cevaplarım.' demiş. Bu nedir şimdi? O zamana kadar zaten bu açıklamanın bir hükmü kalmaz, atı alan Üsküdar'ı geçmiş olur. Neden susuyorsunuz? Niçin konuşmuyorsunuz? İstanbul'a kayyum atayan, partililerin de oldukça tepki gösterdiği bir isim buraya gelip konuşuyor ve siz il başkanı olarak cevap vermiyorsunuz. Kim cevap veriyor? Eski il başkanı ve milletvekili Sayın Tacettin Bayır cevap veriyor. Partinin Çağatay Güç'ten çok Tacettin Bayır gibi isimlere ihtiyacı var. İl başkanı o olsaydı anında tepki göstermişti. En azından sosyal medyadan, bir açıklama yapsaydınız."

"Mutlak Butlan" tehlikesi ve erken seçim senaryoları

Kulislerde konuşulan hukuki müdahale ihtimallerine de dikkat çeken Solak, partinin olası bir kaosa karşı hazırlıklı olması gerektiğini vurguladı: "Kulislerde bu işin gerçeği iyiden iyiye konuşuluyor. Sayın Özel, partisine moral vermek açısından Parti Meclisi'nde sorulan 'Mutlak butlan çıkarsa bir yol haritamız var mı?' sorusuna, 'Biz bunlarla ilgilenmiyoruz. İşimize odaklanıyoruz. Yapılan hukuki bir işlem değil, tabii ki kabul etmeyeceğiz.' yanıtını veriyor. Yani örgüte 'Biz bu işin peşindeyiz, mücadelemize devam edeceğiz.' mesajı veriyor.

Özel ve Kılıçdaroğlu'na çağrı yapılması ve 'Gelin bu partiyi ayağa kaldırın' denilmesi gerekiyor

Ancak mevcut yönetimde olan yetkililerle görüştüğümüzde, hukuken mümkün olmadığını söyleseler de ilk derece mahkemenin reddettiği ve şu an istinaf sürecinde olan bu kararın bugün de, bir sene sonra da çıkartılabileceğini belirtiyorlar. Kimisi partiyi oyalayıp seçime öyle götüreceklerini, kimisi ise seçimden bir ay önce kararı çıkarıp partiyi kaosa sürükleyeceklerini ve başarısız olmasını sağlayacaklarını söylüyor. Sayın Erdoğan'ın kafasındaki seçim takvimi Kasım 2027, Sayın Özel de Ekim 2027 gibi beklediklerini söyledi. Yani bundan bir buçuk yıl sonra, diyelim ki Ağustos 2027'de mutlak butlan kararı çıkardılar, seçim de Ekim'de. Ne yapacak bu parti? Karpuz gibi ikiye mi bölünecek? Tüm bunlar hesaplı gibi geliyor. Bir araya gelip partiyi bu çıkmazdan kurtaracaklar. Bunun başka çaresi yok. Sayın Özel ve Sayın Kılıçdaroğlu'na çağrı yapılması ve 'Gelin bu partiyi ayağa kaldırın.' denilmesi gerekiyor. Partililikte küslük, dargınlık olmaz; partiye sırt dönülmez.”

SDT krizinde sendikalara ve memurlara tepki: ‘Vurun abalıya!’

Son olarak belediyelerdeki Sosyal Denge Tazminatı (SDT) krizine değinen Solak, memurların ve sendikaların tavrını eleştirerek hükümete çağrıda bulundu: "Belediyelerdeki krizden önce şundan bahsetmek istiyorum; yakın zamanda hükümetin verdiği memur zammını eleştirdik. TÜİK'in oynanmış rakamlarıyla, olması gerekenin belki de üçte biri oranında zam yapılırken memurların hiç sesi çıkmadı. O gün sesi çıkmayan memurlar, bugün SDT krizinde meydanlara iniyor.

Hükümet tavan ücret belirlemiş, '13.300 liradan fazla veremezsiniz, verdiğiniz zaman kamu zararı ve zimmet ortaya çıkar.' diyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bunu belediyelere yazı olarak da gönderdi. Bir belediye başkanıyla konuştum; 2024 Sayıştay raporlarında bu rakam 62 milyon TL çıkmış. Eylül-Ekim gibi açıklanacak 2025 raporunda 'Bir o kadar da orada bekliyoruz.' diyor. Başkanlar artık bu yükün altına girmek istemiyor. Çünkü CHP'li belediyelerin üzerinde yoğun baskı varken, 'Gözünün üstünde kaş var' denilip soruşturma başlatılabilecek duruma gelinmişken, SDT’den dolayı başkan, müdür, birim amirleri hepsi yargılanır. İktidar ya yasal güvenceyi çıkartıp tavan ücreti kaldıracak ya da belediyeleri bu rakamı verdikleri için yargılamayacak.

Şu an İzmir'deki CHP'li belediyeler arasında büyük bir dengesizlik var. Yasal sınır 13.300 TL iken, kimi belediyenin 17-18 bin, kiminin 35 bin, kiminin 40 bin, kiminin ise 50 bin lira verdiği ifade ediliyor. Aslında bunun sabitlenmesi çok daha makul. Bakanlık yazı göndermişken belediye başkanı göz göre göre bu usulsüzlüğü yapabilir mi?

Sendikacılık tamam, haklarını arayacaklar; ben 'yanlış yapıyorlar' demiyorum. Ancak CHP'nin önünde eylem yapmak yerine gidip Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın önünde eylem yapacaklar. Çünkü sorumlu yasa koyucudur. Size yüzde 3, 5 oranında zam veren hükümete gram bir şey söylemiyorken, 'Nerede bir CHP'li belediye bulsak da ona vursak.' diye bekliyorsunuz. Vurun abalıya! Gerçekten söylüyorum, vurun abalıya. CHP'ye gelen vuruyor, giden vuruyor. Gidip yasal olarak bakanlığa anlatıp '30 bin liraya kadar verebilirsiniz.' dedirtsinler, başkan da çıkarıp versin. Şöyle geniş yelpazede düşündüğümüz zaman, hak arayışı sadece CHP'li belediyelerde oluyor. AK Partili veya MHP'li bir belediyede hiç hak gaspı yok mu?"

Yorum Yazın

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yorumlar
Yeniden eskiye
Eskiden yeniye
Öne çıkanlar

Bu habere hiç yorum yapılmamış... İlk yorum yapan sen ol.