Gazeteci Halil Solak: İzmir Büyükşehir Meclisi'ndeki karartma faşizan bir uygulamadır
NEO TV ekranlarında yayınlanan Denge programında İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi'nde gündem dışı konuşmalar sırasında canlı yayının kapatılması kararını son derece sert sözlerle eleştiren Gazeteci Halil Solak, CHP'nin kendi eleştirdiği uygulamalara imza attığını belirtti: "Bu karar demokrasiden ve şeffaflıktan tamamen uzaktır. Böyle önemli bir karar alınırken Başkan Cemil Tugay mecliste bile yok. 'Kavga görüntüleri duyulmasın' diye meclisi karartmak anlamsız” dedi. Solak, “Bu karar antidemokratiktir, faşist bir uygulamadır. CHP'lilerin oylarıyla geçti ve üstüne Meclis Başkan Vekili Zafer Yıldır çıkıp 'Sizin seziniz kapanıyor ama bizim de sesimiz kapanıyor' gibi kabul edilemez bir itirafta bulunuyor. Yıllardır iktidarı 'çoğunluk tahakkümüyle' eleştirenler, şimdi aynı şeyi kendi meclislerinde yapıyorlar. Muhalefeti baskı altına alarak susturamazsınız; aksine seslerini daha da çok yayarsınız." diye konuştu.
- Ege Postası
- 13.05.2026 - 23:05
- Güncelleme: 13.05.2026 - 23:25
EGE POSTASI- Gazeteci Halil Solak, NEO TV ekranlarında yayınlanan Denge programında Türkiye ve İzmir gündemine dair son derece çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Burcu Köksal'ın AK Parti'ye geçişinden Muhittin Böcek davasına, siyasetteki 'mutlak butlan' tartışmalarından İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi'ndeki sansür kararına ve Bergama'daki çöp krizine kadar birçok konuyu ele alan Solak, siyasetteki keskin dönüşleri ve antidemokratik uygulamaları sert bir dille eleştirdi.
İşte Halil Solak'ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar:
"SİYAH VE BEYAZ KADAR FARKLI: BURCU KÖKSAL'IN KESKİN DÖNÜŞÜ"
Cumhuriyet Halk Partisi'nden AK Parti'ye geçen Burcu Köksal'ın durumunu değerlendiren Solak, Köksal ile bizzat tanıştığını ve genel seçim öncesi gazetelerini ziyaret ettiğinde kendisini 'dobra ve iyi bir CHP'li' olarak tanıdığını belirtti. Solak, Köksal'ın gidişinin parti tabanında büyük bir hayal kırıklığı yarattığını ifade ederek şunları söyledi:
"Diğer belediye başkanları (Seydişehir, Şehitkamil, Aksu vb.) bu kadar çok tartışılmadı. Ancak Burcu Köksal ile Özlem Çerçioğlu, Cumhuriyet Halk Partisi'nde bir kırılma noktasıdır. Siz onlara milletvekilliği, grup başkan vekilliği ve belediye başkanlığı görevi veriyorsunuz; onlar sizi yarı yolda bırakıp gidiyorlar. Geçtiğimiz haftalarda CHP'den ayrılan TİP Sözcüsü Sera Kadıgil, Kemal Kılıçdaroğlu konusunda 'kendimi aldatılmış hissediyorum' dediğinde, ona en sert cevabı Burcu Köksal vermiş ve 'Bizi en önemli seçimde bırakıp gittiniz' demişti. Peki şu an kendisinin yaptığı ne? Bu sözlerden sadece iki hafta sonra tam zıt bir partiye geçti. TİP’e veya başka bir sol partiye gitmek farklıdır, ancak ideolojik olarak tamamen zıttınız olan muhafazakar-milliyetçi bir partiye gitmek siyah ve beyaz kadar farklı bir durumdur."
"ERDOĞAN KAZANIRSA SİYASETİ BIRAKIRIM DEMİŞTİ”
Köksal'ın geçmişte yaptığı "Cumhurbaşkanı Erdoğan bir dönem daha kazanırsa siyaseti bırakırım" açıklamasını hatırlatan Solak, siyasetteki tutarsızlığa dikkat çekti: "Daha ötesi yok, 'siyaseti bırakırım' diyorsunuz, sonra gidip o kişinin partisine geçiyorsunuz. Geçmişte Mehmet Ali Çelebi'ye 'FETÖ ile yol yürüyenlerin safına geçtin' diyen Köksal, şimdi ondan özür veya helallik dileyecek mi? Nasıl o insanların yüzüne bakacak? Siyaset dik duruş işidir; oradan oraya fırıldak gibi dönenlerin işi değildir. İdeolojiniz ekseninde anlaşılamazsa istifa edilir, ancak bu kadar keskin bir dönüş itibar kaybıdır. Bakın Özlem Çerçioğlu örneği var; parti değiştiren siyasetçiler halkın arasına rahatça karışamıyor, Çerçioğlu’nun meclis toplantıları polis nezaretinde yapılıyor."
Solak ayrıca, Köksal'ın Afyon'daki açıklamaları sırasında sahnedeki AK Partili yöneticilerin ve milletvekillerinin yüzlerinin asık olduğunu, bu durumun teşkilatın da bu transferden memnun olmadığını gösterdiğini vurguladı.
"ÖZGÜR ÖZEL'İN SÖZLERİ TEHDİT DEĞİL, SİTEMDİR"
Köksal'ın "Özgür Özel beni tehdit etti ve baskı yaptı" iddialarına da değerlendiren Solak, durumu şöyle özetledi: "Özgür Özel'in tavrı bir tehdit değil, sitemdir. 'Yarın iktidara gelirsek pişman olup kapımıza gelme' demek istemiştir. Seni hapse atacağım demek tehdittir, bu ise sadece bir sitem. Ayrıca 'benden kurtulmak istediler' bahanesi de gerçekçi değil. Eğer Kılıçdaroğlu'nu desteklediği için bir tasfiye olsaydı, zaten Afyon Belediye Başkanı adayı gösterilmezdi. Dün 'ak' dediğinize bugün 'kara' derseniz, toplum gözünde güvenilirliğiniz kalmaz."
"TRANSFERLER AK PARTİ'YE SEÇİM KAZANDIRMAZ, HALKIN GÜNDEMİ EKONOMİ"
Belediye başkanı transferlerinin AK Parti'ye taze kan sağlamayacağını belirten Solak, asıl meselenin ekonomi olduğunun altını çizdi: "Bu hamleler günü kurtarır, Afyon'u alırsınız ama partiye veya halka bir şey kazandırmaz. Yerel seçim geldiğinde teşkilat içinde büyük sıkıntılar çıkar. İnsanların birinci gündemi ekonomi ve akşam evine ekmek götürebilmek. Siz siyasetinizi transferler üzerine kurarsanız kaybedersiniz. AK Parti çeyrek asırlık iktidarını özgürlük ve refah vadederek kurmuştu, şu an gelinen noktada ise arada uçurum var. Anketlerde %30'u geçemiyorsanız, 5 belediye başkanı daha almanız iktidarınızı pekiştirmez. İktidar, ekonomiyi düzelterek ve refah seviyesini artırarak korunur."
"MUHİTTİN BÖCEK DAVASINDA SORU İŞARETLERİ"
Temmuz 2025'ten bu yana tutuklu bulunan Muhittin Böcek'in davasına da değinen Solak, Adalet Bakanı'nın canlı yayındaki açıklamalarını eleştirdi: "Bakan, Muhittin ve Gökhan Böcek'in itirafçı olacağını bizzat canlı yayında söyledi. Bu, 'Bir yönlendirme veya telkin mi var?' sorularını akıllara getirdi. 20 milyon doların benzinlikte çantayla verilmesi iddiası fiziksel olarak mantıksızdı; 20 milyon dolar bir minibüs dolusu paradır. Sonra iddia 1 milyon Euro'ya düştü. Sayın Böcek, cezaevinden el yazısıyla gönderdiği mektuplarda 'Fırıldak olunmaz, dik durmak önemli' ve 'Adaylık için para verdiysem alçağım, şerefsizim' diyerek iddiaları yalanladı. Ailesine yönelik çirkin iddialar, mal varlığına el konulması ve gelini ile oğlunun tutuklanması, baskılara daha fazla dayanamayıp etkin pişmanlıktan ifade vereceği yönündeki söylentilerin altyapısını oluşturuyor."
"MUTLAK BUTLAN DAVALARI SİYASETTE TEHLİKELİ BİR EMSAL OLABİLİR"
Saadet Partisi'nin 9. Olağan Kongresi'ne yönelik açılan 'mutlak butlan' (kesin hükümsüzlük) davasının reddedilmesini değerlendiren Solak, "Mahkeme ilk duruşmada ret kararı verdi çünkü YSK'nın seçim sonuçları geçerlidir ve itiraz süresi dolduktan sonra yargı yolu kapalıdır. CHP'nin kurultay iptal davasında da mahkeme esastan reddetmiş ama süreci bir yıla yaymıştı. Şu an iki karar da istinafta. Eğer istinaftan da ret gelirse emsal olur. Aksi takdirde, daha önce de söylediğimiz gibi, canı sıkılan her parti muhaliflerini mahkemeye taşıyıp siyaseti kilitleyebilir. Mahkeme heyetlerinin siyasi baskı altında kalmadan hukuka uygun karar vermeleri ülkenin siyasi atmosferi için çok önemlidir."
"İZMİR BÜYÜKŞEHİR MECLİSİ'NDEKİ KARARTMA FAŞİZAN BİR UYGULAMADIR"
İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi'nde gündem dışı konuşmalar sırasında canlı yayının kapatılması kararını son derece sert sözlerle eleştiren Solak, CHP'nin kendi eleştirdiği uygulamalara imza attığını belirtti: "Bu karar demokrasiden ve şeffaflıktan tamamen uzaktır. Böyle önemli bir karar alınırken Başkan Cemil Tugay mecliste bile yok. 'Kavga görüntüleri duyulmasın' diye meclisi karartmak anlamsız; zaten gazeteciler oradaki görüntüleri çekip anında sosyal medyaya servis ediyorlar. Bu karar antidemokratiktir, faşist bir uygulamadır. CHP'lilerin oylarıyla geçti ve üstüne Meclis Başkan Vekili Zafer Yıldır çıkıp 'Sizin seziniz kapanıyor ama bizim de sesimiz kapanıyor' gibi kabul edilemez bir itirafta bulunuyor. Yıllardır iktidarı 'çoğunluk tahakkümüyle' eleştirenler, şimdi aynı şeyi kendi meclislerinde yapıyorlar. Muhalefeti baskı altına alarak susturamazsınız; aksine seslerini daha da çok yayarsınız. Bu İzmir'in demokratik ruhuna aykırıdır."
"UNESCO KENTİ BERGAMA'YA HARMANDALI MANZARASI YAKIŞMIYOR"
Son olarak Bergama'daki çöp sorununa değinen Solak, tarihi kentin büyük bir çevre felaketiyle karşı karşıya olduğunu vurguladı: "Bergama'daki katı atık tesisinin günlük işleme kapasitesi 500 tonken, İzmir’den çöplerin buraya yönlendirilmesiyle günlük 2 bin 500 ton, yani kapasitesinin 5 katı çöp geliyor. Orası şimdiden Harmandalı benzeri bir yer olmuş durumda ve çöp dağları yükseliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne soruyorum: Günde binlerce yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği, dünya çapında tanınan bir UNESCO kentine bu görüntü yakışıyor mu? Harmandalı'ndaki vahşi depolamanın kokusu nasıl Mavişehir'e kadar geliyorsa, Bergama'daki koku da ören yerlerine yayılacak. Bu sorun derhal çözülmelidir."

Yorum Yazın