Fransa'da göstericilerin yaktığı ateş Avrupa'ya yayıldı: 7 ülke alev alev
Güney ve Batı Avrupa genelinde artan yaşam maliyetleri, barınma krizi ve yerel sorunlar nedeniyle yedi ülkede geniş çaplı protestolar patlak verdi. Fransa'dan Yunanistan'a kadar uzanan eylemlerde güvenlik güçleri ile göstericiler arasında gerginlikler yaşanırken çok sayıda kişi gözaltına alındı.
- Ege Postası
- 19.10.2026 - 17:59
Güney ve Batı Avrupa, farklı yerel gerekçelerin tetiklediği geniş çaplı bir protesto dalgasıyla karşı karşıya kaldı. Bu hafta Fransa, Arnavutluk, İtalya, Portekiz, İspanya, Belçika ve Yunanistan'da eş zamanlı sokak gösterileri düzenlendi.
Yaşam maliyetleri, okul şartları, barınma imkanları, siyasi talepler ve iş güvenliği gibi çeşitli başlıklarda yükselen tepkiler kıta genelinde tansiyonu artırırken, ABD büyükelçilikleri bu ay farklı dönemlerde Fransa, Arnavutluk ve Belçika'da bulunan vatandaşları için güvenlik uyarıları yayımladı.
FRANSA
Eylül ayı sonundan bu yana yaşam maliyetleri ve okul şartları gerekçesiyle protestoların sürdüğü Fransa'da sokağa çıkma yasağı ilan edildi
Paris'in güneydoğu banliyösü Créteil'deki Saint-Exupéry Lisesi öğretmenlerinin eylül ortasında personel yetersizliği nedeniyle greve gitmesi, ardından öğrencilerin dayanışma amacıyla okulu ablukaya almasıyla başlayan süreç, kısa sürede ülke geneline yayılarak genel ekonomik hoşnutsuzluğa evrildi.
İçişleri Bakanı Laurent Nuñez, cumartesi günü ülke çapında en az 550 bin kişinin sokaklara çıktığını, 2 bin kişinin gözaltına alındığını ve 500'den fazla polis ile itfaiyecinin yaralandığını bildirdi.
Olaylar sırasında birçok kentte mağazalar yağmalandı, araçlar ve çöp kutuları ateşe verildi; Paris'in yaklaşık 250 mil güneyindeki Limoges'da bulunan 1883 yapımı belediye binası alevler içinde kalarak büyük ölçüde yıkıldı.
2018'de sosyal adaletsizliğe karşı doğan "sarı yelekliler" hareketini canlandırma çağrılarıyla toplanan kalabalıklara işaret eden Bakan Nuñez, barışçıl başlayan eylemlerdeki şiddetten "radikal aşırı sol grupları" sorumlu tuttu.
BELÇİKA
Belçika'da haftalardır süren eğitim masrafları ve artan yaşam maliyeti protestolarının ardından cumartesi günü Brüksel'de sol yanlısı gruplar bir gösteri düzenlendi.
Aralarında maskeli kişilerin de bulunduğu 500 ila 600 kişilik gösterici grubu ile silahlı polis arasında çatışmalar çıktı.
The Brussels Times'ın aktardığına göre, faşizm karşıtı sloganlar atan eylemciler bir otomobili devirdi, çöp torbalarını ateşe verdi, inşaat ekipmanlarına zarar verdi ve bisikletler ile elektrikli scooterları yakarak barikat kurdu.
Güvenlik güçleri göstericilere göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su ile müdahale ederek bazı kişileri gözaltına aldı.
İçişleri Bakanı Bernard Quintin, X platformundaki paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
"Brüksel'de yaşananlar artık sadece bir protesto değil. Bu, toplumumuzu istikrarsızlaştırmak için organize edilmiş ve tekrarlanan katıksız bir şiddettir. İsyancılar karşısında düzeni yeniden tesis etmek için gerekli tüm araçlar kullanılacaktır"
Bu eylemin öncesinde, ekim ayının ilk hafta sonunda Brüksel'de 30 bin ila 50 bin kişi toplanmış, Liege kentinde ise yüzlerce öğrenci gözaltına alınırken onlarca polis memuru yaralanmıştı.
Fransa ve İtalya gibi kamu borcu baskısı altında olan Belçika hükümeti, gelecek yılın bütçesini netleştirmekte zorluk çekiyor.
ARNAVUTLUK
Arnavutluk'ta lise ve üniversite öğrencilerinin, Sosyalist Başbakan Edi Rama'nın istifasını talep eden genel hükümet karşıtı harekete katılmasıyla eylemler büyüdü ve pazar günü itibarıyla olaylar beşinci gününe ulaştı.
Gösteriler, Tiran'da Trump'ın damadı Jared Kushner tarafından kurulan bir yatırım firmasıyla bağlantılı güney sahilindeki lüks turizm geliştirme projesine karşı oluşturulan "Flamingo" hareketinin aylardır sürdürdüğü mitinglerin devamı niteliğini taşıyor.
Cumartesi günü göstericiler polise taş, molotofkokteyli, meşale ve havai fişek fırlatırken, güvenlik güçleri göz yaşartıcı gaz, tazyikli su ve cop kullanarak müdahalede bulundu.
Emniyet yetkilileri, çıkan olaylarda 167 kişinin gözaltına alındığını ve 132 polis memurunun yaralandığını bildirdi.
2013'ten bu yana görevde bulunan ve dördüncü dönemini sürdüren Başbakan Rama, istifa etmeyeceğini duyurarak muhafazakar rakiplerini olayları kışkırtmakla suçladı.
İTALYA
İtalya'nın Milano kentinde cumartesi günü savaşlara ve artan yaşam maliyetlerine karşı düzenlenen eylemde protestocular ile polis arasında çatışma çıktı.
Barışçıl başlayan yürüyüş, maskeli göstericilerin çevik kuvvet polisine taş, kaldırım taşı ve yabancı maddeler atması, bar masalarından oluşturdukları barikatları ateşe vermesi ve çevredeki mağazaları yağmalamasıyla şiddet olaylarına sahne oldu.
Emniyet güçleri kalabalığa tazyikli su ve göz yaşartıcı gazla karşılık verdi.
LaPresse haber ajansına göre, olaylar neticesinde en az iki polis memuru yaralandı ve aralarında çok sayıda reşit olmayanın da bulunduğu yaklaşık 50 eylemci gözaltına alındı.
Milano'nun merkez sol Belediye Başkanı Giuseppe Sala duruma ilişkin yaptığı açıklamada, "Protestoların gerekçeleri anlaşılabilirdi. Güvenlik güçlerine yönelik şiddet ve şehre verilen ciddi hasar haklı gösterilemez" değerlendirmesinde bulundu.
PORTEKİZ
Portekiz'in başkenti Lizbon'da cumartesi günü yaşam maliyetleri ve süregelen barınma krizi nedeniyle ülkenin en büyük sendikası CGTP'nin verilerine göre on binlerce kişi yürüdü. Kuzeydeki Porto kentinde ise barınma hakkı aktivistlerinin kurduğu bir çadır kamp polis ekipleri tarafından boşaltıldı.
Orta Doğu'daki tırmanan gerilimlerin, Rusya-Ukrayna savaşının ve küresel piyasalardaki etkilerin beslediği enflasyon ortamında yükselen gıda ve yakıt fiyatları Portekiz'i de doğrudan etkiledi.
Avrupa Komisyonu Ortak Araştırma Merkezi'nin haziran ayı raporunda konut fiyatlarının 2013'ten beri yüzde 130 yükseldiği aktarılarak ülke AB'nin "en az karşılanabilir" yerlerinden biri olarak sınıflandırılırken, ulusal istatistik enstitüsü yeni kiraların geçen yıla kıyasla yüzde 10,2 oranında arttığını kaydetti.
Lizbon'daki yürüyüşte karşılayamayacakları kira zamlarına tepki gösteren vatandaşlardan öğretmen Pedro Penilo, Reuters'a yaptığı açıklamada ülke liderlerinin "gerçeklikten kopuk" olduğunu ifade etti.
Parlamenter İşler Bakanı Carlos Abreu Amorim cuma günü mecliste "konut sorununu çok ciddi bir sorun" olarak tanımlasa da hükümet vatandaşları diğer Avrupa ülkelerindeki taşkınlıkları sergilememeleri konusunda uyardı.
Başbakan Luís Montenegro ise "Portekiz toplumunda hiçbir temeli olmayan istikrarsızlık ve protesto ortamının Portekiz'e ithal edilmesini" reddettiğini vurguladı.
İSPANYA
İspanya'da konut erişilebilirliği ve barınma hakkını savunan yüzlerce gösterici, Madrid'in merkezindeki ünlü Puerta del Sol meydanındaki oturma eylemini üçüncü haftasına taşıdı.
Meydandaki protestolar, tekerlekli sandalye kullanan 87 yaşındaki María del Carmen Abascal'ın 70 yıldır yaşadığı Madrid'deki evinden tahliye edilmesi ve ardından gelen vefatıyla başladı.
Polisin sokağı kordon altına alıp göstericileri uzaklaştırmasının ardından sedyeyle evinden çıkarılan ve hassas sağlık durumu nedeniyle hastaneye sevk edilen Abascal, bu ay içinde hayatını kaybetti; ölüm nedeni ise henüz açıklanmadı.
Madrid bölge yönetimi meydanda kamp kuran yüzlerce kişinin tahliye edilmesini talep ederek hukuki süreç başlattı.
İspanyol haber ajansı EFE'nin geçtiği bilgiye göre, kamptan kaynaklanan hijyenik olmayan koşullar sebebiyle Sol Metro istasyonu cuma günü temizlik işlemleri gerekçesiyle kapatılmak zorunda kaldı.
YUNANİSTAN
Yunanistan'da enerji ve petrol arıtma kuruluşu Motor Oil işçileri, çarşamba günü iş yeri güvenliğinin sağlanması talebiyle tesislerin önünde gösteri düzenledi.
Greek Reporter'ın aktardığına göre protesto kararı, rafineride yürütülen bakım çalışmaları sırasında meydana gelen patlamada iki çalışanın hayatını kaybetmesi üzerine alındı.
Çalışanlar yaşanan can kayıplarının soruşturulmasını ve güvenlik kurallarının daha sıkı biçimde uygulanmasını istedi.
Motor Oil yönetimi yayımladığı bildiride ölümleri "derin bir üzüntüyle" duyururken, çalışanların bir "kazada... doktorların tüm çabalarına rağmen" "ağır şekilde yaralandıktan sonra" yaşamlarını yitirdiklerini kaydetti.
Şirket açıklamasında, "Şirket Yönetimi ve tüm çalışanlar olarak en içten taziyelerimizi sunar, kurbanın ailesinin yanında olma kararlılığımızı ifade ederiz" ifadelerine yer verildi ve olayı inceleyen resmi makamlarla iş birliği içinde olunduğu vurgulandı.
Yorum Yazın