Eski vekil Nurettin Demir'den Kılıçdaroğlu ve Özel'e NEO TV ekranlarından çağrı: 'Bir kahve için, karşılıklı konuşun'
CHP’den üç dönem milletvekilliği yapan TÜLOV Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nurettin Demir, NEO TV’de gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Mutlak butlan meselesinin siyasi bir olay olduğunu ifade eden Demir, konunun artık tartışma noktasının ötesine geçtiğini söyledi. Özgür Özel’in yeni parti söylemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Demir, Özel’in izlediği yolu Mustafa Kemal Atatürk’ün mücadelesine benzetti. Cemil Tugay’ın istifasına ilişkin de konuşan Demir, Tugay ile yaptığı görüşmeyi anlattı. Kılıçdaroğlu ve Özel’e ne söylemek istediği sorulan Demir, iki isme bir araya gelme çağrısı yaptı. Demir, "Bir kahve içmeye çağırsınlar, karşılıklı konuşsunlar. Bunlar gerçekten benim üç dönem milletvekili dönemde baba oğul, büyük kardeş küçük kardeş gibiydiler. 40 yıllık bir hatırı vardır. Otursunlar bir kahve içsinler. Karşılıklı konuşsunlar. Zor bir şey mi? Yani bunlar Yunan gavuru değiller ya. Yani düşman gibi böyle nedir ki bu yani insanlar herkes üzülüyor." dedi.
- Ege Postası
- 19.06.2026 - 10:43
- Güncelleme: 19.06.2026 - 11:18
EGE POSTASI- CHP’den üç dönem milletvekilliği yapan TÜLOV Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nurettin Demir, NEO TV’de yayınlanan Uyandırma Servisi programında Kutluhan Nesil’in sorularını yanıtladı. CHP’de yaşanan son gelişmeleri değerlendiren Demir, mutlak butlan tartışmalarından Kemal Kılıçdaroğlu’nun tutumuna, Cemil Tugay’ın istifasından erken seçim beklentisine kadar birçok konuda dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
"MUTLAK BUTLAN SİYASİ BİR OLAYDIR"
Mutlak butlan meselesinin siyasi bir olay olduğunu ifade eden Demir, konunun artık tartışma noktasının ötesine geçtiğini söyledi. Demir, “Mutlak butlan meselesi siyasi bir olaydır. Yani bunu artık tartışma noktasının ötesine geçmiştir. Ama derin bir siyasi bir olaydır. Sadece Türkiye'nin iç meselesi değil, yurt dışından yönlendirilen ve planlanan bir oyun olduğunu düşünüyorum. Yani emperyal devletler özellikle bu Orta Doğu, Irak, Suriye, Türkiye üçgeninde arzuladıkları planlamayı uygulamaya koymuşlardır. Dolayısıyla önlerinde bir engel vardı Cumhuriyet Halk Partisi. Bunu da nasıl parçalarız, nasıl zayıflatırız, nasıl yok ederiz hesaplıyorlar ve ona göre adım adım gitmeye çalışıyorlar” dedi.
Yargı kararlarının uygulanması noktasında da eleştirilerde bulunan Demir, “Yargı kararını istediğim gibi uygularım noktasına gelmiştir. Yani örgütleri, örgüt başkanlarını, ilçe başkanlarını, belediye başkanlarını, milletvekillerini azlederim” ifadelerini kullandı.
ÖZGÜR ÖZEL’İN GİTTİĞİ YOLU ATATÜRK’ÜN YOLUNA BENZETTİ
Özgür Özel’in yeni parti söylemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Demir, Özel’in izlediği yolu Mustafa Kemal Atatürk’ün mücadelesine benzetti.
Demir, “Ben şöyle bakıyorum konuya. Bu Mustafa Kemal'in Enver Paşa mücadelesinde çok sevmesine, çok sevdiği ordudan ayrılmak zorunda kaldı, istifa etmek zorunda kaldı ve Samsun'dan harekete başladı. Önce örgütlenme, halkı arkasına aldı. Türkiye'nin kurtuluşunu sağladı. Ve sonra da Cumhuriyeti kurdu. Özgür Özel'in gittiği yolu ben böyle görüyorum, böyle düşünüyorum” diye konuştu.
"MUTLAK BUTLANI SİLAH GİBİ KULLANIYORLAR"
CHP içindeki mücadeleye ilişkin de açıklamalarda bulunan Demir, gönlünden geçenin partinin içinde kalarak mücadele edilmesi olduğunu belirtti. Ancak mutlak butlan konusunun bir silah gibi kullanıldığını savundu.
Demir, “Dolayısıyla o noktaya gelince ama benim gönlüm tabii ki partinin içinde kalarak mücadele etmek ama bütün mücadele noktalarında mutlak butlan konusunu bir silah olarak kullanıyor yeni yönetim Kemal Kılıçdaroğlu ekibi. Sanki bir intikam duygusuyla hareket ediyorlar. Yani herkesi aynı çerçevesine alıp sanki Cumhuriyet Halk Partisi'ni tamamen yok etme üzerine kurulmuş. Hiçbir şey dinlemeyen sadece iktidarın ortaya koymuş olduğu bu yasal düzenlemeyi, mahkeme kararını kendi çıkarları doğrusunda kullanıyorlar. Ben Türkiye'yi ve Cumhuriyet Halk Partisi'ni düşündüklerini zannetmiyorum” ifadelerini kullandı.
"KILIÇDAROĞLU’NU TANIYAMIYORUZ HAKİKATEN"
Kemal Kılıçdaroğlu’nun süreçteki tutumuna ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Demir, Kılıçdaroğlu’na geçmişte destek verdiğini hatırlattı.
Demir, “Valla bizler de destekledik. Onunla birlikte İstanbul'a kadar 426 kilometre yürümüş, 8 tane tırnağını kaybetmiş bir insanım ben. Yani biz tanıyamıyoruz genel başkanı hakikaten. Ben diyorum ki bunun arkasında bir sözleşme var, bir anlaşma var. Bu anlaşmaya sadık kalmaya çalışıyor. Bu anlaşma nedir? İbn Haldun biliyorsunuz 14. yüzyılda yaşamış bir Tunus bilgini diyor ki; ‘Sosyal, siyasal ve kültürel bütün olayların arkasında, temelinde ne din ne min bir şey yoktur. Bunun temelinde ekonomi yatar.’ Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi'ni ortadan kaldırmanın en büyük isteklerinin altında bana göre İş Bankası hisselerinden bahsediyoruz. İş Bankasının hazineye devredilme konusu olabileceğini düşünüyorum. Tabii bu benim kişisel görüşüm. Ve bu ciddi bir şey. Çünkü Türkiye gerçekten ekonomik olarak çok sıkıştı. Bir çıkış yolu bulmak zorunda. Ve Atatürk'ün bize bugün topluma bırakmış olduğu bu mirası ve onun dünyanın ilk 10'una girmiş bir bankayı hazineye alarak bir rahatlama noktasına gelmek istiyor. Bu bir. İkincisi de Cumhuriyet Halk Partisi'den kurtularak seçimde önünü açmak istiyor. Ama buna izin verecek miyiz? Ben zannetmiyorum. Mücadele devam edecektir. Biraz önce Mustafa Kemal'in, Atatürk'ümüzün yaptığı mücadele en geniş bir şekilde sürdürülecektir” dedi.
CEMİL TUGAY İLE KONUŞMASINI ANLATTI
Cemil Tugay’ın istifasına ilişkin de konuşan Demir, Tugay ile yaptığı görüşmeyi anlattı.
Demir, “Nitekim dün Cemil Tugay da biliyorsunuz istifa etti. Valla şimdi Cemil Tugay haklı, çok yeni gelmiş olan ve örgütün tam oyunu almış bir il başkanı. Bir arkadaşımızı sorgusuz sualsiz sen alıyorsun gidiyorsun ondan sonra başka bir arkadaşı getiriyorsun yani bu olacak iş değil. Yani belediye başkanının örgütüyle birlikte çalışması lazım. Diyor ki; ‘Ben buna tahammül edemem’ diyor. Ben de kendisini aradım dün akşam. ‘Bu olacak iş değil. Ne bizim fikrimiz soruldu ne örgütün fikri soruldu’ diyor. Sanki bir intikam duygusuyla, bir savaş ortamında saldırı politikaları doğrultusunda yapılmış bir hareket ve sadece bunlar değil. Türkiye'nin yani herkes aynı mı ya aynı çerçeve nasıl koyarsın sen? Yani olacak iş değil. Belli ki bu büyük bir taarruz var. Bu taarruzda savunmak bizim görevimiz diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
KILIÇDAROĞLU NE OLDU BU KADAR DEĞİŞTİ?
Yeni istifaların gelip gelmeyeceğine ilişkin de konuşan Demir, toplu istifaların gündeme gelebileceğini söyledi.
Demir, “Vallahi toplu bir istifayla zaten bunların esamesi de okunmaz. Ben olsam bilmiyorum yani belki o tür hazırlıklar da yapılıyor olabilir. Toplu istifalar gelebilir diye düşünüyorum ben. Yani gelmesi de gerekir. Çünkü başka türlü bunlar şeyden anlamıyorlar yani. Uzlaşma kültürleri yok. Hayret ediyorum yani. Kemal Kılıçdaroğlu uzlaşan, sevgi dolu bir insandı. Ne oldu? Ne oldu? Bu kadar değişti. Ben zannetmiyorum ki bu Kemal Bey içinden de gerçekten çok üzülüyordur ama yapacağı bir şey yok” dedi.
"GİZLİ KAPAKLI ANLAŞMA VAR DİYE DÜŞÜNÜYORUM"
Kılıçdaroğlu’nun daha önceki açıklamalarına işaret eden Demir, sürecin arkasında gizli anlaşmalar olduğunu düşündüğünü dile getirdi.
Demir, “Daha önce de diyordu zaten. Ne diyordu? Ben gelirsem kısa sürede bu görevi kurultaya giderim diyordu. Şimdi her şeyi yapacaksın ama kurultaya gelince ‘benim elim bağlı’ diyeceksin. Olacak iş değil yani. Olacak iş değil gerçekten yani. Mantığımıza sığmıyor, aklımıza sığmıyor. Yani bunun arkasında demek ki ciddi bir sözleşmeleri var. Gizli kapaklı anlaşmaları var diye düşünüyorum. Benim düşüncem bu. Tabii yanılıyor olabilirim ama birçok kimse bunu düşünüyor” diye konuştu.
Parti tabanında ve kamuoyunda tepkilerin yüksek olduğunu belirten Demir, “Herkes çok üzgün, çok infiali peşinde. Bunlar hiçbiri partili de değil ama halkın bu kadar büyük bir tepkisinin olması önemli bir şey diye düşünüyorum” dedi.
"TÜRKİYE’DE GÜVEN DİYE BİR ŞEY YOK"
Türkiye’nin uluslararası arenadaki durumuna ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Demir, hukuk ve ekonomi alanındaki güven sorununa dikkat çekti.
Demir, “Uluslararası arenadaki duruma baktığımızda zararları olacak tabii. Efendim yatırım diye bir şey yok. Türkiye'ye bir güven yok. Türkiye'nin hukukuna güvenmeyen, yatırım yapmayan ve ekonomisini sadece ben İş Bankası’nı alırım diyerekten de bir noktaya varılamaz. Biliyorsunuz Trump dedi ki; ‘Türkiye’ye yardım edeceğiz, şunu yapacağız, bunu yapacağız’ gibi laflar çıktı biliyorsunuz, duyuyorduk. Bunlar bana göre, ben bir hekimim, doktorum, yoğun bakımdaki bir hastaya bir oksijen gibi gelir geçer. Yani sistemi kökten düzeltmeden, demokrasiyi yeniden kurmadan, yeniden sistemi sağlıklı bir hale getirmeden bunlar mümkün değil. Monarşiyle de düzeltemezler bunlar. Monarşik sisteme de geçseler Türkiye'nin artık önü maalesef kapalıdır. Yani dolayısıyla duyarlı vatandaşların bir an evvel bu sistemden uzaklaşması, yani yönetimin kaldırılması yolunun demokratik bir şekilde sağlanması gerekir. Parlamenter sisteme geçmemiz gerekir. Ben böyle düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
"BU DURUMU DÜZELTECEK OLAN KILIÇDAROĞLU’DUR"
Yargı sürecindeki işleyişle ilgili de konuşan Demir, yargının mevcut sürecin uygulama aşaması olduğunu savundu.
Demir, “Valla yargı biliyorsunuz yukarıdan, dediğim gibi bu planın bir uygulama aşamasıdır. Eylem aşamasıdır. Yargının bu konuda bir yeniden düzeltmeye gidişini zannetmiyorum. Bunu düzeltecek olan Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi de eğer düzeltmek istiyorsa. Düzeltmiyorsa da yeni yollar bulunur, yeni çağrılar bulunur. A antibiyotiği çözüm bulmuyorsan B antibiyotiğine geçersin, C'sine geçersin. Bunlar yaşamda var zaten. Yani hekimlikte de vardır. Başlarsınız iki gün içerisinde sizin enfeksiyon gerilemiyorsa daha başka yollara geçersiniz, hastayı kurtarmak lazım” dedi.
"İSTERSE YARIN YAPSINLAR"
Olası erken seçim ya da baskın seçim beklentisine ilişkin soruyu da yanıtlayan Demir, ekonominin belirleyici olacağını ifade etti.
Demir, “Ekonomiyi düzeltirlerse giderler. Ama ekonomiyi düzeltemezlerse ne yaparlarsa yapsınlar. Zaten bunlar gider yani. Her halükarda. İsterse yarın yapsınlar. İsterse iki sene sonra yapsınlar. Halk bunu görüyor, inanıyor. Büyük bir destek alıyor zaten. Yani tekrar demokrasinin, adaletli hukuk sisteminin kurulmasını beklenti içerisinde. Vatandaşın beklediği bu” diye konuştu.
KILIÇDAROĞLU’NA VE ÖZEL’E BİR KAHVE İÇİN ÇAĞRISI
Kılıçdaroğlu ve Özel’e ne söylemek istediği sorulan Demir, iki isme bir araya gelme çağrısı yaptı.
Demir, “Şimdi son yazımda da belirttim, bir önceki yazımda da. Bir kahve içmeye çağırsınlar, karşılıklı konuşsunlar. Bunlar gerçekten benim üç dönem milletvekili dönemde baba oğul, büyük kardeş küçük kardeş gibiydiler. İşte bu inanır mısınız biz o 426 kilometrelik yolda 3-4 milletvekili sonuna kadar yürüdük. Bunlardan ikisi biri Veli Ağbaba, biri Özgür Özel, ben yine işte birkaç milletvekili arkadaşımız daha vardı. Sonuna kadar destekledik ve koştuk, çabaladık. Yani şunu demek istiyorum. 40 yıllık bir hatırı vardır. Otursunlar bir kahve içsinler. Karşılıklı konuşsunlar. Zor bir şey mi? Yani bunlar Yunan gavuru değiller ya. Yani düşman gibi böyle nedir ki bu yani insanlar herkes üzülüyor. Özgür Özel'in hala konuşmalarındaki varlığını, şeylerini görüyorum. Yani bir umut bekliyor. Yani her saygıda, sevgide eksiğini yapmıyor. Ama etraf maalesef biraz daha kışkırtıyor gibi geliyor Kemal Bey'i diye düşünüyorum, bilmiyorum” ifadelerini kullandı.
Yorum Yazın