Dolar 49,0335
▲ %0.04
Euro 55,2590
▼ %-0.54
Altın 6.583,201
▲ %0.48
Bist-100 12.249,04
▲ %2.53

Pzt

2° -8°

Sal

0° -12°

Çar

3° -3°
Erdoğan'dan fon krizi için net mesaj: ‘Kimsenin hakkını yedirmeden bu meseleyi çözüyoruz’

Erdoğan'dan fon krizi için net mesaj: ‘Kimsenin hakkını yedirmeden bu meseleyi çözüyoruz’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışında fon piyasasının belli bir bölümünde ortaya çıkan soruna ilişkin, “Sermaye piyasası kuralları çerçevesinde hakkaniyet ve adaleti gözeterek kimsenin hakkını kimseye yedirmeden bu meseleyi süratle çözüyoruz” dedi. Erdoğan, yeni anayasa konusunda ise “Türkiye’nin ufkunu genişletecek yeni bir anayasa, kutuplaşma siyasetinin değil, ‘mutabakat içinde rekabeti’ esas alan yeni siyasetin eseri olacaktır” ifadelerini kullandı.

  • Ege Postası
  • 01.10.2026 - 16:29

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM 28. Dönem 5. Yasama Yılı’nın açılışında milletvekillerine hitap etti. Konuşmasında siyasi kutuplaşma, “Terörsüz Türkiye” süreci, yeni anayasa, ekonomi ve deprem bölgesindeki çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, Türkiye’nin önünde yeni bir siyaset anlayışına geçiş seçeneği bulunduğunu söyledi.

'DÜNYADA GAZİLİKLE İKİ KEZ MÜŞERREF OLAN TEK MECLİS TBMM’DİR'

Yeni yasama yılının Türkiye, millet, Meclis, demokrasi ve tüm insanlık için hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, konuşmasına vatandaşları selamlayarak başladı. TBMM çatısı altında görev yapmış ve hayatını kaybetmiş milletvekillerini rahmetle anan Erdoğan, Ali Şükrü Bey, Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu’yu da andı. Erdoğan, şehit ve gaziler için de rahmet dileğinde bulundu. TBMM’nin tarihsel rolüne dikkat çeken Erdoğan, “Dünyada gazilikle iki kez müşerref olan tek meclis Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir” dedi. Milli Mücadele döneminde Meclis’in çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Erdoğan, “80 kilometre öteden top sesleri gelirken bile yüce Meclis çalışmasını sürdürmüş, milletimizin tevdi ettiği meşaleyi şanla şerefle taşımaya devam etmiştir” ifadelerini kullandı. Erdoğan, TBMM’nin yürüttüğü mücadelenin işgalcilerin ve emperyalistlerin baskısından çıkış yolu arayan mazlum milletlere de örnek olduğunu söyledi.

'SİYASETÇİLER OLARAK BİRİNCİ VAZİFEMİZ MİLLETİMİZE LAYIK HİZMET ETMEKTİR'

TBMM’nin 1 Ekim 2025’ten 10 Ağustos 2026’ya kadar devam eden 4. Yasama Yılı’nda yoğun bir çalışma yürüttüğünü belirten Erdoğan, “Türkiye Büyük Millet Meclisi’niz dünyanın çalışma temposu en yüksek parlamentolarından biridir” dedi. Yasama faaliyetlerinin demokratik olgunlukla yürütüldüğünü ifade eden Erdoğan, parlamenter diplomasinin de uluslararası toplantılar ve yurt dışı ziyaretleriyle sürdürüldüğünü söyledi. Erdoğan, “Bu anlamda siyasi partiyi ayırt etmeksizin Gazi Meclisimizdeki tüm milletvekillerine çabaları, gayretleri, fedakarlıkları için teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, Başkanlık Divanı üyeleri ile Meclis çalışanlarına da teşekkür eden Erdoğan, yeni yasama yılında fikir, eleştiri ve tekliflerin karşılıklı saygı ve nezaket içerisinde dile getirilmesi gerektiğini belirtti. Cumhur İttifakı olarak yapıcı hareket etmeye devam edeceklerini söyleyen Erdoğan, “Milli iradenin tecelligahı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin itibarını her şeyin üzerinde tutmamız gerektiği açıktır” dedi. Siyasetçilerin temel görevinin millete hizmet etmek olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Şahsım dahil hepimiz milletin sorunlarına çözüm bulmak, dertlerine çare olmak, ülkenin önünü ve ufkunu açmakla mükellefiz” ifadelerini kullandı.

DEPREM BÖLGESİ VE EKONOMİYE İLİŞKİN RAKAMLARI PAYLAŞTI

6 Şubat depremlerinin üzerinden 3,5 yıldan fazla zaman geçtiğini hatırlatan Erdoğan, 11 ilin yeniden ayağa kaldırıldığını söyledi. “Milletimize verdiğimiz sözü bir kez daha tuttuk. Asrın inşasını tamamladık” diyen Erdoğan, toplam 445 bin konut ve iş yerinin hak sahiplerine teslim edildiğini belirtti. Erdoğan, “Deprem bölgemizin ihyası için cari fiyatlarla 5,4 trilyon lira harcadık” dedi. Ekonomiye ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, “2026’nın ilk yarısında Türkiye yıllık yüzde 2,5 büyüdü. Yıllıklandırılmış milli gelirimiz 1,7 trilyon doları aştı. İhracatımız ağustos ayında yıllık 280,3 milyar dolarla rekor kırdı” ifadelerini kullandı. Tarımın zirai don ve kuraklığın ardından toparlanma kaydettiğini belirten Erdoğan, turizmde de güçlü seyrin korunduğunu söyledi. Erdoğan, “Yılın ilk 6 ayında turizm geliri 25,7 milyar dolara ulaştı” dedi. Savunma sanayisine de değinen Erdoğan, “Hem yeni ürünlerle milli savunma sanayimizi güçlendirdik, hem de bu alanda dünyaya saldırdık” ifadelerini kullandı. Fon piyasasının belli bir bölümünde ortaya çıkan soruna da değinen Erdoğan, “Sermaye piyasası kuralları çerçevesinde hakkaniyet ve adaleti gözeterek kimsenin hakkını kimseye yedirmeden bu meseleyi süratle çözüyoruz” dedi.

'FARKLILIKLARIMIZ EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMİZDİR'

Konuşmasının önemli bölümünde siyasi kutuplaşmaya değinen Erdoğan, toplumdaki farklılıkların bir zenginlik olduğunu söyledi. “Bir milletin tüm fertlerinin her konuda aynı düşünmesi, değerler, inançlar, hassasiyetler, beklentiler konusunda tamamen birbirine benzemesi elbette mümkün değildir. Bu doğru da sağlıklı da değildir” diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bizim ülke ve toplum olarak en büyük zenginliğimiz esasen çeşitliliğimiz, farklılıklarımız ve renkliliğimizdir. Asırlar içinde bu farklılıklar bir uzlaşma zemininde buluşmuş, ortak sınırlar içinde ortak değerler oluşmuştur.”

Siyasetin farklılıkları ayrıştırma ve kutuplaştırma aracı olarak kullanmaması gerektiğini belirten Erdoğan, “Siyasi partiler arasında tabii ki rekabet olacaktır, yarış olacaktır, belli sınırlar dahilinde çekişme de olacaktır. Fakat bunun kutuplaştırma yoluyla, kamplaşmayı körükleyerek çatışmaya götürülmesi, siyasetin varlık sebebiyle uyuşmayacaktır” dedi.

'YIKIM PROJESİNİN KOMUTA VE KONTROL MERKEZİNDE ‘EMPERYALİST-SİYONİST İTTİFAKI’ BULUNMAKTADIR'

Yakın çevredeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, toplumsal fay hatlarının kullanılarak ülkelerin içeriden çözülmek istendiğini savundu. Erdoğan, “Toplumsal fay hatları kaşınmak suretiyle ülkeler, içeriden çözülmek ve çökertilmek istenmektedir. Bu yıkım projesinin komuta ve kontrol merkezinde ise ‘emperyalist-siyonist ittifakı’ bulunmaktadır” ifadelerini kullandı. Sünni-Alevi, Türk-Kürt ve Müslüman-gayrimüslim farklılıklarına da değinen Erdoğan, “Bu ve benzeri farklılıkları bir çatışmaya, bir kutuplaştırmaya dönüştürmek, Türkiye’nin deyim yerindeyse fabrika ayarlarını bozmak demektir” dedi.

'TÜRKİYE’NİN VE TÜRK MİLLETİNİN ARTIK KAYBETMEYE TAHAMMÜLÜ YOKTUR'

Türkiye’nin geçmişte yaşadığı siyasi ve toplumsal gerilimlere dikkat çeken Erdoğan, bu süreçlerin ülkeye ağır bedeller ödettiğini söyledi. Erdoğan, “Bütün bu gerilimlere, çatışmalara, bunların doğurduğu istikrarsızlığa bakıldığında, her seferinde Türkiye’nin kaybettiği, her seferinde milletin kayıplar verdiği, ağır bedeller ödediği çok net görülecektir” ifadelerini kullandı.

“Ne Türkiye’nin ne de Türk milletinin artık kaybetmeye tahammülü yoktur. Hiç kimsenin de Türkiye’ye ve Türk milletine kaybettirmeye hakkı yoktur” diyen Erdoğan, siyasetin iktidar karşıtlığı üzerinden bir “yıpratma savaşı”na dönüştürülmemesi gerektiğini belirtti.

Erdoğan, “Türkiye’de salt iktidar karşıtlığı üzerine kurulu ‘cephe siyasetinin’ raf ömrü dolmuştur. Siyaseti; hizmette, eserde, icraatta yarış olmaktan çıkarıp, muhatabın düşmanlaştırıldığı bir ‘yıpratma savaşına’ dönüştürmek vahim bir hatadır” dedi.

'ÖNÜMÜZDE İKİ SEÇENEK BULUNUYOR'

Türkiye’nin önünde iki seçenek bulunduğunu belirten Erdoğan, “Ya kutuplaşmayı ve kutuplaştırmayı merkeze alan eski siyaset tarzıyla yola devam edeceğiz ya da asgari müştereklerde buluşmayı, ‘mutabakat içinde rekabeti’ esas alan yeni siyaseti Türkiye’ye hakim kılacağız” ifadelerini kullandı.

Farklı siyasi partilerin farklı görüşlere sahip olmasının demokrasinin zenginliği olduğunu belirten Erdoğan, “Ancak, her siyasi partinin önceliği Türkiye olmalıdır, olmak zorundadır” dedi.

Erdoğan, çatışma ve kutuplaştırmanın yerini uzlaşma ve hoşgörünün alması gerektiğini belirterek, “Biz buna ‘iç cephenin tahkim edilmesi’ diyoruz. Biz buna ‘Büyük Türkiye Mutabakatı’ diyoruz” ifadelerini kullandı.

'TERÖR BİTME NOKTASINA GELDİ'

“Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, bu sürecin toplumsal ve milli mutabakatı inşa etmeye yönelik olduğunu söyledi. Terörün Türkiye’nin enerjisini ve kaynaklarını tükettiğini belirten Erdoğan, “Terörün ya da terör örgütlerinin, Türkiye’yi bölmesi, parçalaması hiçbir zaman mümkün değildir; fakat terörün ve terör örgütlerinin Türkiye’nin enerjisini heba ettiği, Türkiye’yi oyaladığı, Türkiye’nin kaynaklarını tükettiği açıktır” dedi. Son 42 yılda terörle mücadelede Türkiye’nin büyük bedeller ödediğini ifade eden Erdoğan, “Ama bugün terör bitme noktasına gelmiş, terör saldırıları sona ermiş, terör örgütü de kendisini feshetme, silahlarını bırakma kararını açıklamıştır” ifadelerini kullandı. Çerçeve Yasa’nın TBMM’de 467 kabul oyuyla geçirilmesini de değerlendiren Erdoğan, bu mutabakatın önemine dikkat çekti. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye Terörsüz Türkiye sürecine verdiği destek nedeniyle teşekkür eden Erdoğan, DEM Parti Grubu’na ve Çerçeve Yasa’nın kabulünde yapıcı tutum sergileyen siyasi parti gruplarına da teşekkür etti.

Erdoğan, “Çerçeve Yasa’da da vazedildiği gibi, bir izleme süreci vardır. Gerekli adımlar atıldığında, ilgili kurumlarımız da gerekeni yapacaktır” dedi.

'YENİ ANAYASA YAPMA ŞARTLARI DAHA DA OLGUNLAŞACAK'

Terörsüz, çatışmasız ve kavgasız bir ortamda sorunların daha kolay çözülebileceğini belirten Erdoğan, Türkiye’nin yeni, demokratik, katılımcı, özgürlükçü ve sivil bir anayasa yapma şartlarının daha da olgunlaşacağını söyledi. Yeni yasama yılının Kanun-i Esasi’nin ilanının 150’nci yılına denk geldiğini hatırlatan Erdoğan, anayasal devlet tecrübesinin Türkiye’de uzun bir geçmişe sahip olduğunu ifade etti. Kanun-i Esasi’nin üzerinden 150 yıl geçmesine rağmen yeni anayasa konusunun Türk siyasetinin önünde bir “imtihan kâğıdı” olarak durduğunu belirten Erdoğan, son 70 yıldaki iki anayasanın darbe dönemlerinin ürünü olduğunu savundu. Erdoğan, “Darbe dönemi anayasaları, kuvvetler ayrılığının uygulanmasından ziyade sandıktan çıkan iktidar gücünün zapt-u rapt altına alınmasına odaklanmıştır. Milli egemenliğin ve milli iradenin bürokratik oligarşiyle nasıl sınırlandırılacağını tasarlamıştır” ifadelerini kullandı.

'EN KAPSAMLI DEĞİŞİKLİKLER BİZİM DÖNEMİMİZDE YAPILDI'

Mevcut anayasa üzerinde zaman içerisinde çok sayıda değişiklik yapıldığını belirten Erdoğan, “Gururla ifade etmek isterim ki, en kapsamlı değişiklikler de bizim dönemimizde yapıldı” dedi. Buna rağmen sivil anayasa ihtiyacının henüz karşılanamadığını ifade eden Erdoğan, “Köklü değişikliklerle yapısal kusurlarından geniş ölçüde arındırılan mevcut anayasamızın, hala darbe döneminin tortularını, izini, etiketini taşımasıdır” ifadelerini kullandı. 12 Eylül döneminin lider kadrosunun yıllar sonra yargılandığını ve mahkum edildiğini hatırlatan Erdoğan, yürürlükteki anayasanın onların imzasını taşıdığını söyledi. Erdoğan, “Açık söylüyorum; milletimiz buna ne layıktır, ne de razıdır. Türkiye, bu ayıptan mutlaka kurtulmalıdır” dedi. Yeni ve sivil anayasa hedefinin Türk demokrasisinin rüştünü ispat mücadelesi olduğunu belirten Erdoğan, “Millet egemenliğinin kalpgahı olan bu Gazi Meclisimiz, her dönem ve her koşulda anayasa yapmaya ehildir, yetkilidir” ifadelerini kullandı. Meclis’in siyasi çeşitliliği nedeniyle mevcut dönemin anayasa çalışmaları için önemli bir fırsat olduğunu belirten Erdoğan, 467 milletvekilinin oyuyla ortaya çıkan mutabakata da dikkat çekti. Erdoğan, “Bilhassa ‘huzura, demokrasiye, kardeşliğe kalkan 467 el’ ile sivil siyaset, vesayetin ördüğü psikolojik duvarları yıkmış, önyargıları tuz buz etmiştir” dedi.

'YENİ ANAYASADA KUTUPLAŞMA SİYASETİ OLMAYACAK'

Yeni anayasanın kutuplaşma siyasetinin değil, “mutabakat içinde rekabeti” esas alan yeni siyasetin eseri olması gerektiğini belirten Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’nin ufkunu genişletecek yeni bir anayasa, kutuplaşma siyasetinin değil, ‘mutabakat içinde rekabeti’ esas alan yeni siyasetin eseri olacaktır. Bunu başardığımızda, devlet ve millet arasındaki köprüleri daha sağlam şekilde kurmuş oluruz.” Yeni anayasanın güçlü devlet ve özgür toplum idealini birlikte yaşatması gerektiğini belirten Erdoğan, “Bunu başardığımızda, hem hukuku anlamlı kılacak bir demokratik zemine, hem de demokrasiyi koruyacak bir ‘üstün hukuk mantığı’na kavuşmuş oluruz” dedi. Demokraside hiç kimsenin hakikat tekeline sahip olmadığını ifade eden Erdoğan, “Her düşünce kıymetli, her öneri değerlidir. Her fikirden, her özgün tekliften istifade edilmelidir” diye konuştu. Anayasanın yürürlükteki ilk dört maddesiyle ilgili tutumlarının belli olduğunu belirten Erdoğan, siyasi partilerin yeni anayasa konusunda taahhütlerine uygun şekilde harekete geçmeleri gerektiğini söyledi. Erdoğan, “İçinde bulunduğumuz yasama yılının Türkiye’nin imkân ve fırsatlarını geliştiren bir anayasa yılı olmasını diliyorum” diyerek konuşmasını tamamladı.

Yorum Yazın

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yorumlar
Yeniden eskiye
Eskiden yeniye
Öne çıkanlar

Bu habere hiç yorum yapılmamış... İlk yorum yapan sen ol.