Erdoğan, PISA 2025 verilerini eleştirenleri hedef aldı: 'Kompleksli zihniyetin hezeyanları!'
AK PartiCumhurbaşkanı Erdoğan, 2026-2027 eğitim-öğretim yılı açılışında Türkiye’nin PISA 2025 sonuçlarındaki yükselişini överken, verileri eleştirenleri “kompleksli zihniyet” sözleriyle hedef aldı. PISA sonuçları üzerinden başlayan tartışmanın yanı sıra Erdoğan, eğitim yatırımlarını ve Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ni de gündeme taşıdı.
- Ege Postası
- 14.09.2026 - 16:47
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Gazi Anadolu Lisesi'nde 2026-2027 eğitim-öğretim yılı açılışı ile Ankara'da yapımı tamamlanan eğitim yatırımlarının toplu açılış törenine katıldı.
Erdoğan, "PISA 2025 raporuna göre Türkiye; fen bilimleri, matematik ve okuma becerileri alanında OECD ülkeleri arasında puanını en fazla artıran ülke oldu. Türkiye'nin her üç alandaki başarı sıralaması yüzde 50 oranında arttı. Her üç alanda da performansını anlamlı düzeyde artıran tek ülke olduk. Fırsat eşitliği açısından ise avantajlı ve dezavantajlı öğrenci grubunda performansını yükselten tek OECD ülkesi Türkiye idi" diye konuştu.
VERİLERİ ELEŞTİRENLERİ HEDEF ALDI
Ancak bu başarıyı karalayanlar olduğunu öne süren Erdoğan, "Milletçe hepimizi sevindirmesi gereken bu başarıyı maalesef birilerinin karalamaya, küçümsemeye, önemsizleştirmeye çalıştıklarını da görüyoruz. Hayata yalnızca siyasi ve ideolojik çıkarlar üzerinden bakan bu kompleksli zihniyeti kendi hezeyanlarıyla baş başa bırakıyoruz. Biz onları umursamıyoruz" mesajı da verdi.
"KOMPLEKSLİ ZİHNİYETİ KENDİ HEZEYANLARIYLA BAŞ BAŞA BIRAKIYORUZ"
Erdoğan'ın, yeni eğitim-öğretim yılına ilişkin konuşmasından satır başları şöyle:
"Bugün burada olduğu gibi her eğitim-öğretim yılı başlangıcında zihni açık, ufku geniş, bilgili, kültürlü, donanımlı, öz güven sahibi nesillerin yetişmekte olduğunu görmenin bahtiyarlığı içindeyiz.
Gençlerimizle, evlatlarımızla her buluşmamızda şuna şahit oluyorum: Birileri sürekli kötümser senaryolar yazsa da gerçekten başarılı, dünyayı takip eden, teknolojiyi iyi kullanan, kendini geliştirmeye çalışan pırıl pırıl, ışıl ışıl bir gençlik filiz veriyor. Sadece eğitimde değil; sporda, sanatta, bilimde ve diğer alanlarda maşallah çocuklarımızın başarı grafiği her yıl yükseliyor.
İşte en son, az önce de ekranda ifade edildiği gibi PISA 2025 sonuçları bu tespitimizi bir kere daha teyit etti. 91 ülkenin katıldığı PISA 2025 raporuna göre Türkiye; fen bilimleri, matematik ve okuma becerileri alanında OECD ülkeleri arasında puanını en fazla artıran ülke oldu. Türkiye'nin her üç alandaki başarı sıralaması yüzde 50 oranında arttı. Her üç alanda da performansını anlamlı düzeyde artıran tek ülke olduk. Fırsat eşitliği açısından ise avantajlı ve dezavantajlı öğrenci grubunda performansını yükselten tek OECD ülkesi Türkiye idi.
PISA sonuçlarının eğitim camiamıza hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Bu başarılı sonucun alınmasında emeği geçen tüm öğretmen, öğrenci ve velilerimizi gönülden tebrik ediyorum. Burada şunu da üzülerek söylemek durumundayım: Milletçe hepimizi sevindirmesi gereken bu başarıyı maalesef birilerinin karalamaya, küçümsemeye, önemsizleştirmeye çalıştıklarını da görüyoruz. Hayata yalnızca siyasi ve ideolojik çıkarlar üzerinden bakan bu kompleksli zihniyeti kendi hezeyanlarıyla baş başa bırakıyoruz. Biz onları umursamıyoruz. Siz de moralinizi bozmalarına izin vermeyin. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı olarak kıvanç kaynağımız olan tüm öğrenci ve öğretmenlerimizle iftihar ediyorum."
"EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİNİ YAYGINLAŞTIRMAK İÇİN HER TÜRLÜ İMKÂNI SEFERBER ETTİK"
"İstikbalimizin güvencesi olarak gördüğümüz her bir evladımızın bugün bir kez daha alnından öpüyor, hepsini muhabbetle kucaklıyorum. Sevgili öğrenci ve öğretmenlerimiz, şunu bilmenizi isterim ki ne yapıyorsak sizlerin başarısı için yapıyoruz. Çocuklarımızın daha müreffeh, daha güçlü, itibarlı ve kalkınmış bir ülkede yaşaması için yapıyoruz. Gençlerimizin hayallerine giden yolu ardına kadar açmak için yapıyoruz. Öğretmenlerimizin bilgi ve birikimlerini öğrencilerine tam ve eksiksiz bir şekilde aktarabilmeleri için yapıyoruz. Bu amaçla göreve geldiğimiz günden itibaren eğitime özel önem verdik.
'Her şey eğitimle başlar.' dedik. 'Eğitim olmazsa diğer her şey eksik kalır, yarım kalır.' dedik. Hazırladığımız tüm bütçelerde aslan payını eğitime ayırdık. 2002 yılında merkezî bütçeden eğitime ayrılan pay yüzde 7,6 ile 4. sıradayken, son 24 yıldır hep ilk sırada oldu. Hatta bu payı iki katına çıkararak 2026 yılında yüzde 15,33'e ulaştırdık.
2002 yılında 343 bin olan derslik sayısı bugün 626 bine çıktı. Bakınız, sadece Ankara'mızda son iki yılda yatırım tutarı 1 milyar 989 milyon lirayı bulan tam 30 yeni okul açtık; 544 yeni dersliği hizmete verdik. Bugün aynı zamanda bunların toplu açılışını sizlerle birlikte gerçekleştiriyoruz. Yeni okullarımızın şehrimize hayırlı olmasını temenni ediyorum.
Burada şunun da altını çizmek istiyorum: Bütün bu yatırımlar, bütün bu çabalarımız yarının Türkiye'sini en iyi, en modern, en dayanıklı şekilde inşa etmek içindir. Bunlar, hangi gelir seviyesinden olursa olsun evlatlarımızın tamamının eşit ve adil eğitim imkânlarına sahip olması içindir. Bunlar, eğitime hayat veren, sınıfın kalbi ve ruhu olan öğretmenlerimizin görevlerini gönül huzuruyla yerine getirebilmeleri içindir. Bunlar Çankaya'dan Sincan'a, Mamak'tan Keçiören'e Ankara'mızın her ilçesinde çocuklarımızın daha iyi şartlarda eğitim görmesi içindir. Eğitimde fırsat eşitliğini yaygınlaştırmak, eğitimin kalitesini artırmak için her türlü imkânı seferber etmiş durumdayız.
2003'ten bu yana yürüttüğümüz 'Ücretsiz Ders Kitabı' projesiyle okullar açıldığında kitapları evlatlarımızın sıralarında hazır ettik. Bugüne kadar 4 milyar 306 milyondan fazla ders kitabını öğrencilerimizle buluşturduk. İnşallah bundan sonra da Ankara'yla birlikte Türkiye'nin eğitim altyapısını güçlendirmeye devam edeceğiz.
"AYAKTA KALMAK İÇİN DE NİTELİKLİ EĞİTİME İHTİYACIMIZ VAR"
"Değerli öğretmenlerimiz, sevgili öğrenciler... İnsanı diğer canlılardan ayıran, kendi hakikatinin farkına varabilmesidir. İyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayırma kabiliyeti fıtratımıza yerleştirilmiş bir pusuladır. Maarif, bu pusulayı ince ayarla geliştirip insanın içindeki o cevheri açığa çıkarma mücadelesidir. İnsanın içindeki öz hiçbir çağda değişmez; değişen sadece onu hayata taşıma tarzımızdır. Değişen; çocuklarımıza neyi, hangi usulle öğrettiğimiz, hangi imkânlarla onları donattığımız, hangi becerilerle öğrencilerimizi teçhiz ettiğimizdir.
Bunu özellikle şunun için söylüyorum: Küresel rekabetin kızıştığı, bilim ve teknolojinin mesafeleri ortadan kaldırdığı yeni bir dünyada yaşıyoruz. Biliyoruz ki bugünün ve geleceğin dünyasında ilerlemenin, kalkınmanın, uluslararası rekabette öne geçmenin yolu eğitimde alınan mesafedir. Sadece bu yeni dünyada başarılı olmak için değil, ayakta kalmak için de nitelikli eğitime ihtiyacımız var. Bunun için de yapılması gerekenler aslında bellidir...
Değerli öğretmenlerimiz, sevgili öğrenciler... İnsanı diğer canlılardan ayıran, kendi hakikatinin farkına varabilmesidir. İyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayırma kabiliyeti fıtratımıza yerleştirilmiş bir pusuladır. Maarif, bu pusulayı ince ayarla geliştirip insanın içindeki o cevheri açığa çıkarma mücadelesidir. İnsanın içindeki öz hiçbir çağda değişmez; değişen sadece onu hayata taşıma tarzımızdır. Değişen; çocuklarımıza neyi, hangi usulle öğrettiğimiz, hangi imkânlarla onları donattığımız, hangi becerilerle öğrencilerimizi teçhiz ettiğimizdir.
Bunu özellikle şunun için söylüyorum: Küresel rekabetin kızıştığı, bilim ve teknolojinin mesafeleri ortadan kaldırdığı yeni bir dünyada yaşıyoruz. Biliyoruz ki bugünün ve geleceğin dünyasında ilerlemenin, kalkınmanın, uluslararası rekabette öne geçmenin yolu eğitimde alınan mesafedir. Sadece bu yeni dünyada başarılı olmak için değil, ayakta kalmak için de nitelikli eğitime ihtiyacımız var.
Bunun için de yapılması gerekenler aslında bellidir: Bir defa öğrencilerimizin vizyonu, ufku, zihni öncelikle olabildiğince geniş olacak, açık olacak. Evlatlarımız önce kendi ülkesini, kendi milletini iyi tanıyacak. Bununla yetinmeyip gönül coğrafyamızı iyi tanıyacak, dünyayı iyi tanıyacak. Çağın nimetleri olan teknolojiyi, interneti, yapay zekâyı çok iyi kullanırken bunların taşıdığı risklere karşı uyanık olacak; teknolojinin esiri olmayacak. Öğretmenlerimiz kendilerine emanet edilen öğrencileri en güzel şekilde yetiştirirken onların iyi birer insan olması için gayret gösterecek. Ailelerimiz, sınav başarısını önemsedikleri kadar çocuklarımızın ahlaklı, saygılı, millî ve manevi değerlerine bağlı olmalarını da önemseyecektir. Bunları sağladığımızda inanıyorum ki hem içinde bulunduğumuz çağın tehlikelerinden korunmuş hem de küresel rekabette öne çıkmış oluruz. Diğer türlü ya bu yarışta geriye düşeriz ya da millet olarak bizi biz yapan değerlerimizi kaybederiz."
"ÖMRÜMÜZÜ ADADIĞIMIZ 'BÜYÜK VE GÜÇLÜ TÜRKİYE' DAVASINI ONLAR OMUZLAYACAK"
"Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimiz işte bu hassasiyetlerin neticesinde vücut bulmuş kuşatıcı bir modeldir. Modelimizin özünde çağın bilgisiyle bu milletin köklü değerlerini birleştiren 'köklerden geleceğe' anlayışı yatıyor. Modelimizde bilgiyi sadece ezberleyen değil; o bilgiyi kullanabilen, eleştirel düşünebilen, problem çözebilen, sorumluluk sahibi, yetkin ve erdemli bir nesil yetiştirmeyi hedefliyoruz.
Bunda da muradımız şudur: Yarının mühendisleri, yarının doktorları, yarının öğretmenleri, bilim insanları, sanatçıları, yazarları, şairleri, siyasetçileri, bürokratları işte bu sıralardan çıkacak; Gazi Anadolu Lisesi gibi okullarımızdan çıkacak. İnşallah Türkiye'yi gençlerimiz yönetecek. Türk milletine, bugün okullarına başlayan yavrularımız hizmet edecek. Şahsen ömrümüzü adadığımız 'Büyük ve Güçlü Türkiye' davasını onlar omuzlayacak, gençlerimiz omuzlayacak. Bu zorlu mücadelenin bayraktarlığını onlar yapacak, sizler yapacaksınız. Asıl mesele; bu neslin bu mukaddes sancağı taşırken, bu kutlu mücadeleyi verirken ihtiyaç duyacağı her türlü kabiliyete sahip olmasıdır. Aklı ilimle, kalbi değerlerimizle, yüreği vatan sevgisiyle yoğrulmuş böyle bir neslin Türkiye Yüzyılı'nın en sağlam teminatı olacağına inanıyorum.
Tabii şurası da mühimdir: Bu hedeflerimizin gerçeğe dönüşmesi sevgili öğretmenlerimizin vereceği samimi desteğe bağlıdır. Sizlerden öğrencilerimizi okumaya, araştırmaya, düşünmeye daha fazla teşvik etmenizi istirham ediyorum. Emekleri ve fedakârlıkları için tüm öğretmenlerimize şimdiden teşekkür ediyorum.
Kıymetli öğrenciler, çok sevgili evlatlarım... Sizlerden de bazı beklentilerim var. Dünya sürekli değişiyor olsa da başarının formülü asırlardır değişmedi. Hep söylediğim gibi: Okuyun, düşünün, uygulayın, neticelendirin. Kendinize inanın. Milletinize ve devletinize güvenin. Hayatta başarılı olma umudunuzu hiçbir zaman yitirmeyin. İman ve inanç olduğu sürece imkânın da olacağını aklınızdan çıkarmayın. Hani merhum Necip Fazıl diyor ya: 'Zaman bendedir ve mekân bana emanettir!' şuurunda bir gençlik... İşte Üstad'ın tarif ettiği o nesil sizlersiniz."
NE OLMUŞTU?
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) tarafından uygulanan Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) 2025 sonuçlarına göre Türkiye, fen bilimleri, okuma becerileri ve matematik alanlarının üçünde de puanını en fazla artıran OECD ülkesi oldu.
Türkiye, OECD ülkeleri arasında fen bilimlerinde 15 sıra, okuma becerilerinde 17 sıra, matematikte ise dokuz sıra yükseldi; ağırlıklı alan olan fen bilimlerinde PISA tarihindeki en yüksek puanına ulaştı.
Türkiye, tüm ülkeler arasında fen bilimlerinde 34'üncü sıradan 19'uncu sıraya, okumada 36'ncı sıradan 18'inci sıraya, matematikte ise 39'dan 28'inci sıraya yükseldi.
Sonuçlar, sınava katılan öğrencilere özel hazırlık yapıldığı iddialarını gündeme getirdi.
Eski MEB Daire Başkanı Dr. Kadir Çetin, 2018 ve 2022’de de benzer uygulamalara tanık olduğunu belirterek 2025’teki yükselişin “tamamen yapılan özel hazırlıktan” kaynaklandığını savundu.
Yorum Yazın