Editör Masası'nda çarpıcı değerlendirmeler; Cemil Tugay AK Parti'yi İzmir'le barıştırdı
Gazeteci Nil Kahramanoğlu’nun moderatörlüğünü yaptığı Editör Masası programında, İzmir Büyükşehir Belediyesi mülkiyetinde bulunan üç taşınmazın Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devri ve AK Parti cephesinden gelen sert açıklamalar masaya yatırıldı. Programda gazeteciler Mithat Umutoğulları, Halil Solak ve Hakan Gözalan dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Tartışmanın odağında, AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan’ın İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’a yönelik “yalancı” ve “cibilliyetsiz” ifadeleri yer aldı. Umutoğulları, "Şimdi siz iktidar partisini bu kadar yağlar, ballarsanız, bu kadar iktidar partisiyle haşir neşir olursanız. Kendi partinizin milletvekillerinden daha çok onları pohpohlarsanız, kendi il başkanından daha fazla onların il başkanını görüşürseniz, akıbetiniz bu olur. Kucak açmışsınız dolayısıyla siz AK Parti’yi İzmir'le barıştırdınız. Yani Cemil Tugay bu hamlelerle AK Parti’yi İzmir'le barıştırdı." dedi.
- Ege Postası
- 27.02.2026 - 00:01
- Güncelleme: 27.02.2026 - 13:29
EGE POSTASI- NEO TV'de gazeteci Nil Kahramanoğlu’nun moderatörlüğünü yaptığı Editör Masası programında, İzmir Büyükşehir Belediyesi mülkiyetinde bulunan üç taşınmazın Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devri ve AK Parti cephesinden gelen sert açıklamalar masaya yatırıldı. Programda NEO TV Yönetim Kurulu Başkanı Mithat Umutoğulları, NEO TV Genel Müdürü Halil Solak ve NEO TV Genel Yayın Yönetmeni Hakan Gözalan dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Tartışmanın odağında, AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan’ın İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’a yönelik “yalancı” ve “cibilliyetsiz” ifadeleri yer aldı.
“Bu binalar İzmirlilerin malı”
Programda ilk olarak taşınmazların hukuki geçmişi ele alındı. Gazeteci Halil Solak, özellikle Meslek Fabrikası ve Egemenlik Binası’na ilişkin tarihi belgelerin kamuoyuyla paylaşıldığını hatırlatarak, söz konusu yapıların Atatürk döneminde bedeli ödenerek belediyeye devredildiğini savundu.
.png)
Solak, belgelerde taşınmazların 8 taksit halinde ödenerek İzmir Belediyesi’ne geçtiğine dair kayıtlar bulunduğunu belirterek, “Bunlar vakıflardan hibe edilmiş yapılar değil, İzmirlilerin parasıyla alınmış mülkler” dedi. Sürecin yalnızca hukuki değil, aynı zamanda kamusal bir sahiplenme meselesi olduğunu ifade eden Solak, kentteki meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarının da İzmir’in malına sahip çıkması gerektiğini vurguladı.
Hukuki Dayanak: Vakıflar Kanunu’nun 30. Maddesi
Gazeteci Hakan Gözalan ise Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün dayanağını araştırdığını belirterek, devir işlemlerinin Vakıflar Kanunu’nun 30. maddesine dayandırıldığını söyledi. Söz konusu maddede, vakıf yoluyla meydana gelmiş kültür varlıklarının kamuya geçmiş olsa dahi mazbut vakfına devredilebileceği hükmünün yer aldığını aktardı.
Gözalan, burada hukuki bir ihtilaf bulunduğuna işaret ederek, belediyenin satış ve tapu tescil belgelerini yayımlamasına rağmen, Vakıflar cephesinin farklı bir hukuki yorumla işlem tesis ettiğini ifade etti. İki kamu kurumu arasında yaşanan bu çatışmanın kamuoyunda ciddi soru işaretleri yarattığını dile getirdi.
.png)
“Meslek Fabrikası kapanacak mı?”
Programda taşınmazların yalnızca bina olmadığının altı çizildi. Özellikle Meslek Fabrikası’nda binlerce kursiyerin eğitim aldığına dikkat çekilerek, olası bir tahliye durumunda sosyal sonuçların ne olacağı sorusu gündeme taşındı.
Gözalan, AK Parti İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya’nın açıklamalarına atıf yaparak, alanın hukuk fakültesine devredilebileceği yönündeki iddiaları hatırlattı. Bu durumda mevcut kurs faaliyetlerinin sona erebileceğini ifade etti.
Katılımcılar, “Binalar kadar içindeki insanlar da konuşulmalı” görüşünde birleşti.
Siyasi mi hukuki mi?
Programın en sert değerlendirmeleri ise Mithat Umutoğulları’ndan geldi. Umutoğulları, meselenin hukuki boyutu bulunsa da siyasi yönünün ağır bastığını savundu.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın iki yıllık görev sürecini eleştiren Umutoğulları, “Bugün destek arıyorsa, iki yıl boyunca kurduğu mesafeli siyasetin sonuçlarıyla karşı karşıya” ifadelerini kullandı. CHP örgütlerinin ve milletvekillerinin yeterli refleksi göstermediğini öne süren Umutoğulları, kentte güçlü bir kamuoyu baskısı oluşmadığını dile getirdi.
“Yalancı ve cibilliyetsiz” sözleri gündemde
Tartışmanın en çarpıcı başlığı ise AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan’ın, Cemil Tugay’a yönelik kullandığı “yalancı” ve “cibilliyetsiz” ifadeleri oldu.
Umutoğulları, bu kadar ağır bir söylem karşısında CHP cephesinden güçlü bir siyasi tepki gelmediğini savundu. “Bir belediye başkanına bu ifadeler kullanılıyor ve parti örgütlerinden güçlü bir karşılık gelmiyor” diyen Umutoğulları, bunun İzmir’deki muhalefet refleksinin zayıfladığını gösterdiğini ileri sürdü.
.png)
Cemil Tugay, AK Parti’yi İzmir'le barıştırdı
Umutoğulları, "İktidar Partisi milletvekilleri, genel başkan yardımcıları, bakanlarla kurulan ilişkiler için bütün partisini karşısına aldı. Bu işin böyle gitmeyeceğini söyledik.Şimdi siz iktidar partisini bu kadar yağlar, ballarsanız, bu kadar iktidar partisiyle haşir neşir olursanız. Kendi partinizin milletvekillerinden daha çok onları pohpohlarsanız, kendi il başkanından daha fazla onların il başkanını görüşürseniz, akıbetiniz bu olur. Şimdi siz böyle davrandığınızda sizin daire başkanınız, sizin müdürleriniz, sizin genel sekreterleriniz, genel sekreter yardımcılarınız AK Parti'de siyaset yapan kişilere karşı bir tavrı olabilir mi? Kucak açmışsınız dolayısıyla siz AK Parti’yi İzmir'le barıştırdınız. Yani Cemil Tugay bu hamlelerle AK Parti’yi İzmir'le barıştırdı. Bak çok net bir şey söylüyorum. Ve dolayısıyla sen bu kadar şeyi yapmışken. adam sana ‘yalancı’ da der. Çünkü neden? Çok şey paylaştın. Adamlarla aynı odalara girdin. Aynı odalarda konuştun. Aynı uçaklarda seyahat ettin. Kapalı kapılar ardında onlarla sohbet ettin. Vaat verdin. Çıktın dışarıda. Seçmene başka bir şey söyledin. Adam da diyor ki; ‘sen yalan söylüyorsun’ diyor. Sen bunu yaparsan, içeride iş tutup dışarıda başka bir şey söylersen İşte bu adam da çıkar sana bunu söyler." dedi.
Halil Solak ise, bu sözlerin ardından belediye başkanının AK Parti temsilcileriyle görüşme konusunda yeni bir tutum geliştirmesinin kaçınılmaz olabileceğini ifade etti.
Ecrimisil teklifi ve “kabullenme” yorumu
Programda ayrıca Cemil Tugay’ın yaptığı son açıklama da değerlendirildi. Tugay’ın yargı süreci tamamlanana kadar taşınmazların boşaltılmayacağını, ancak ecrimisil ödemeyi teklif ettiğini açıklaması, “fiili durumun zımnen kabulü” olarak yorumlandı.
Umutoğulları, belediyenin sosyal boyutu daha fazla ön plana çıkarması gerektiğini belirterek, kursiyerlerin ve belediye hizmetlerinin geleceğinin net şekilde kamuoyuna anlatılmadığını savundu.
“CHP açısından zor bir süreç”
Programın genelinde, yaşanan sürecin hem hukuki hem de siyasi sonuçları olacağı görüşü öne çıktı. Özellikle İzmir’de muhalefetin refleks kapasitesi ve CHP içindeki dengeler üzerinden yapılan değerlendirmeler dikkat çekti.
.png)
PROGRAMDA KONUŞULAN KONULAR ŞÖYLE
HALİL SOLAK: "İZMİR'İN MALINA SAHİP ÇIKMALARI GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM"
Halil Solak: Şimdi bir kere bu meslek fabrikası belgelerini de yayınladılar. Atatürk zamanından Atatürk'ün bizzat imzasıyla İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne 8 taksitle devredilmiş. Parası verilmiş ve vakıflar Genel Müdürlüğü’nde şerhi düşürülmüş. Diğer Egemenlik Binası da o zaman İzmir Belediyesi olarak İzmirlilerin yine katkılarıyla yapılmış. Yani vakıflardan aktarılan binalar değil. Bizzat İzmirlilerin malı mülkü…. Bu arada İlk defa Cumhuriyet Halk Partili vekiller Deniz Yücel, Sevda Erdan Kılıç ve Tuncay Özkan, Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, İl Başkanı Çağatay Güç ilk defa açıklama yaptılar. Burada İzmir'in malına sahip çıkılması için aslında tüm kamuoyunun Tmmob’un, İzmir Barosu’nun, İzmir Tabip Odası’nın, diğer STK'ların ve hemşehri derneklerin de İzmir'in malına sahip çıkmaları gerektiğini düşünüyorum. Çünkü yargı süreci devam eden bir yerlerle ilgili. Tahliye edin tebligatı geliyor.Büyükşehir Belediyesi bunların parasını ödemiş. Tapuya tescilini yaptırmış. Buna rağmen “İzmir'in malına çöküyorlar.”
HAKAN GÖZALAN: AK PARTİLİ BELEDİYE OLSAYDI ACABA...
Hakan Gözalan: Büyükşehir Belediyesi'nin açıklamasıyla beraber 2025'in Ekim ayından itibaren bu sürecin başladığını öğreniyoruz. Tabii ki burada vakıflar, bölge müdürlüğü çok insafsızca davrandı. Yani bir AK Partili belediye olsaydı acaba Vakıflar Bölge Müdürlüğü bu kadar çabuk bir şekilde devredilme yapılabilir miydi? Orası tartışılır. Hepimiz biliyoruz ki; bu kadar kolay olmazdı. Şimdi dün Büyükşehir Belediyesi açıklama yaptığında tapu kaydının bir şekilde vakıflar genel müdürlüğü üzerine geçirildiğini öğreniyoruz. Şimdi burada gerçekten de bir devlet teamüllerine aykırı davranıldığını fark ediyoruz. Şimdi burası özel bir kurum değil. Bir belediye. Vakıflar Bölge Müdürlüğü de bir kamu kurumu. İki kamu kurumu arasında böyle yaşanan ciddi bir çatışma gerçekten de Hepimizi üzüyor.
Bugüne kadar hiç açıklama yapmadığını Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nün fark ettim ve bir araştırma yaptım. İzmir Büyükşehir Belediyesi dün akşam açıklama yaptı, tarihi belgeleri yayınladı. Ben dedim acaba Vakıflar Bölge Müdürlüğü hangi dayanağa göre bu malları devretti kendine diye… Vakıflar kanununun 30. maddesiyle bu 3 mülkün devredildiğini öğrendim. Aslında maddenin özeti vakıflar kanunu 30. maddede diyor ki; ‘vakıf yoluyla meydana gelmiş kültür varlıkları kamuya geçmiş olsa bile mazbut vakfına devredilebilir. Mazbut dediği burada bir kişisel bir kişi var. Bu bir vakıf kuruyor ve vakıf tamamen sonlandığı zaman yani kişinin bir vakıf kurmasıyla tamamen sonlandığı zaman bu tamamen devlete geçiyor.
Şimdi anladığım kadarıyla bir hukuki problem var. Her ne kadar da satış yoluyla belediye burası. belgeleri yayınlamış olsa da hukuki bir dayanağının olmadığını varsayarak Vakıflar Kanunu'nun 30. maddesine göre burada işlem başlatıldı. Bunu Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nden de teyit ettim bu arada. Vakıflar Kanunu'nun 30. maddesine göre bu devir işlemleri gerçekleşmiş.
Büyükşehir Belediyesi açıklama yaptı. 145 bin kişi olmak üzere ağırlıklı kadınlar olmak üzere burada insanlar, vatandaşlar geliyor meslek fabrikasından bir meslek öğreniyorlar. Şimdi ne olacak? insanların bir meslek sahibi olmak için bu meslek fabrikasına başvurarak meslek sahibi olabiliyorlar. Baktığımız zaman kadınlar olsun, genç girişimciler olsun burada aldığı derslerle tamamen kendi iş yerini, kendi dükkanlarını açıp meslek sahibi oluyorlar. Şimdi burası kapanacak ne olacak? AK Parti İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya'nın açıklamasıyla beraber buranın hukuk fakültesine devredileceğini söyleyebiliriz. Yani buradaki meslek fabrikası artık tamamen kapanacak.Ve şu anda İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin Bir hizmet binası yok. Yani baktığınız zaman orası egemenlik binası, bir başkanlık binasıydı. net olarak şunu ifade edelim ki vakıflar kanununun 30. maddesiyle bu binalara el konulduğunu veya devredildiğini öğrendik.
MİTHAT UMUTOĞULLARI: PEKİ SAHİPLENEN CHP'Lİ VAR MI?
Mithat Umutoğulları: Şimdi bu meseleyi hukuki mi siyasi mi olduğunu sorsam buradaki üçünüz de bu işin siyasi olduğunu söylersiniz değil mi? Bunun için de siyaseti çok bilmeye gerek yok.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı koltuğa oturdu 2 sene oldu. Değil mi? 2 yıl oldu. İki yıl boyunca bugüne kadar nasıl bir tavrı vardı? Özellikle kendi partililerine karşı. Çalışanlarına karşı, İzmirlilere karşı hep mesafeli. Şimdi bugün neye ihtiyaç duydu? Desteğe ihtiyacı var. Bugün gittin bütün taşınmazlarının üzerine bir pankart astın. Peki bunu sahiplenen bir Cumhuriyet Halk Partili var mı? İşte milletvekilleri tweet atıyor. En kolayı tweet at, basın açıklaması yap, tamam işte. Destek var mı? Dostlar alışverişte görsün değil mi? Şimdi, CHP İzmir İl Başkanı ne yaptı? Açıklama mı yaptı? Başka bir eylem var mı? Yok.
Geçen program dedim ya CHP tarihinin en kötü dönemini yaşıyor muhalefet açısından. Belediye başkanının ne yaptığı belli değil, parti örgütlerinin ne yaptığı belli değil. Tam da bugün işte anlatmıştım. Bugün siz belediyenize ait 3 tane taşınmanızı haberiniz yokken ya da varken el koyuyorlar. Kentte bir tane eylem yok. Bir eylem yok ya... Şimdi sizin bir kamuoyu baskısı yaratmanız lazım. Geri adım atması için hükümetin ya da iktidar yetkililerinin. Var mı bu gücünüz? Yok. Niye? İki yıl boyunca sırtınızı AK Partililere dayadınız. Kendi tutarsızlığınız yüzünden onlarla şimdi karşı karşıya geldiniz. Bir tane bakanı ya da bir AK Partili bir vekili arayıp da ‘biz bu konuyu sulh yoluyla çözelim ne yapıyorsunuz’ diyeceğiniz kişi var mı? Yok. Peki kendi partiniz içerisinde bu işi sürükleyecek adam var mı? Yok.
Şimdi bu kentin yararına olan 3 binayı politik nedenlerle. Büyükşehir Belediye Başkanı'nın basiretsiz yönetimi nedeniyle o cesareti iktidar buldu. Buca operasyonunda ne dedik? Bir yokladılar. Ses var mı? Yok. Bundan sonra göreceğiz. Belediyelere polisin nasıl girdiğini ya da Büyükşehir Belediyesi'yle ilgili bundan sonra nasıl tasarruflar alabileceğini hep beraber göreceğiz. Çünkü neden? Çünkü eskiden iktidarın karşısında dirençli bir halk vardı. Parti örgütlenmiş, parti örgütlerinin bir araya geldiği, halkın belediyesini sahiplendiği, iktidara muhalif olan büyük bir kesimin iktidara karşı ya da iktidar milletvekilinin yaptığı bir hamleye, bakana karşı yaptığı bir hamleye anlık tepki veren. Şimdi bu tepki var mı? Yok. İşte çıkarsınız tek başınıza o mikrofonda konuşursunuz. Etrafınızda bir tane adam olmaz. Ama bunu hep kendisi seçti. O kendi tek başına yönetmeyi, belediyede çalışan çöpçünün yerini bile değiştirirken bana soracaksınız. Bu kent böyle yönetilir mi?
İlçe belediye başkanlarıyla kavga ettiniz, yalnız kaldınız. Milletvekillerinizle kavga ettiniz, yalnız kaldınız. Partililerle kavga ettiniz, yalnız kaldınız. Halkla bir diyaloğunuz yok, iletişiminiz olmamış. İstediğin kadar ‘İzmir malına çöktüler’ de. Atı alan Üsküdar'ı geçti. Tapuyu almışlar senden. Vakıflar Bölge Müdürlüğü'ne vermişler. Sonradan senin haberin oluyor. Ondan sonra açıklama yapsan ne olur, yapmasan ne olur? Dolayısıyla böyle bir çırpınışı var. Bundan sonra da İzmir'de bu muhalefet anlayışıyla giderse Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi'nin belediye başkanları ben sadece şunu söyleyebilirim bu daha onların iyi günleri.
HALİL SOLAK: BAŞTAN KABULLENMİŞ GİBİ...
Halil Solak: “Tugay bir açıklama daha yaptı. İşte bu taşınmazlarla ilgili. Biz boşaltmayacağız buraları. Ancak yargı süreci bitene kadar da ecrimisil teklif ediyor. Onun bedelini ödemeyi teklif ediyor. Bu da işin ayrı bir boyutu. Baştan kabullenmiş gibi geldi bu açıklamayla bana.” Dedi.
MİTHAT UMUTOĞULLARI:ORADAKİ SOSYAL DURUMU ANLATSANA YA...
Mithat Umutoğulları: Bir şey sorabilir miyim ya? Bu meslek kurslarında öğrenci yok mu? Var. Nerede öğrenciler? Soruyorum nerede? Toplasanız onları. Yani neredeler? Ya şu öğrenciler çıkıp da ‘kardeşim biz ne olacağız’ niye demiyor? Bunu biz ekranlardan söylüyoruz, akıl ediyoruz da onlar akıl edemiyor mu ya? İki tane pankart asıncaya kadar oradaki beş yüz kişiyi bin kişi çıkar da orada bir basın açıklaması yaptırsaydınız. Ne olacak bu insanlar? Onların derdi oradaki insanlar değil, binalar değil. Onların derdi kendi basiretsizlikleri yüzünden kaybettiğini düşündüğü şeyler. oradaki bina gitmiş çok umurunda değil bunların. Bunların binayla insanla işi olsa önce oradaki ‘insanlar ne olacak’ der. Gitmiş bilmem kaç yıl önceki tapuyu yayınlıyor. Kardeşim siz işin sosyal boyutunu koysanıza masaya. Sen oradaki sosyal durumu anlatsana ya. Şimdi biz bina yıkılmış altında insanlar ölüyor. Biz tutmuşuz binayı düşünüyoruz. Kardeşim sen içindeki insanları niye düşünmüyorsun? Yani senin şu an içinde bulunduğun egemelik binasında Büyükşehir Belediyesi şu an faaliyetlerini yürütüyor.
Belediye başkanı sokağa mı atacaksınız? Onu diyorum işte. Sokağa mı atacaksınız? Yüzlerce insan kurs görüyor. Kursiyerler ne olacak? Niye söylemiyorsun bunları? Niye bunları anlatmıyor? Üzerinden kaç gün geçti duyan var mı bunu ya? Bir kişi dedi mi ‘şu kursiyerler ne olacak kardeşim?’ Tamam biz verelim size. Bize mahkemeden yazı da gönderin. Tamam buradan çıkalım da bu insanlar ne olacak? Diyen var mı? Yok. E şimdi biz bunu burada düşünüyoruz da şu kenti yöneten insanlar niye düşünmüyor? Bir büyükşehir belediye başkanı bununla ilgili aksiyon alamıyorsa bu kenti nasıl yönetecek?
Büyükşehir Belediyesi'nde 3 tane binası gitse ne olur gitmese ne olur. Ama sen orada yürütülen faaliyeti orada yüzlerce insan binlerce insan kurs görüyor. Hani sosyal hayatı var ve orada bunlar ne olacak? Niye demiyorsun? bunu oldu bittiye getiren iktidarın sana dayattığı şeyi, niye buradaki insanları sokağa çıkarıp gel kardeşim sen de önümüzde yürü bakalım. Gece yarısı gidip pankart asmayı biliyorsun. O insanları niye örgütlemiyorsun?
HALİL SOLAK, KOCAOĞLU'NU HATIRLATTI
Halil Solak: Ama bakın hatırlıyor musunuz? Sayın Kocaoğlu siz bu Basmane Çukuru tartışmasında ‘siz bu kadar çabuk kabul ederseniz önünü alamazsınız’ demişti. Hatırlıyor musunuz o konuşmasını? ‘Fes giydirirler’ demişti.
Mithat Umutoğulları: Anladın mı Kocaoğlu’nun ne demek istediğini?
Halil Solak: Buca'yla başladı. Ondan sonra Buca'da da %50-50 demişlerdi. Sonradan planlar ortaya çıktı daha az yer verilmiş. İşte bugün 3 tane taşınmazı daha kaybetmek üzere. Yani mahkeme süreci bitmeden kesin konuşmak yanlış olur. Gasilhane’de sağlık hizmetlerinden faydalananların durumu ne olacak? Eğitim kursunda eğitim görenler ne olacak? Çok ilginç ya.
MİTHAT UMUTOĞULLARI: ÜSTÜNLÜK AK PARTİ'DE
Mithat Umutoğulları: ‘Yalan söylüyor’ dedi. Daha çok ağır ‘cibilliyetsizler’ dedi. ‘Bu kentte yaptığımız ankette yüzde 75 memnuniyetsizlik var senin üzerinde’ dedi.
Yani ben çok uzun yıllardır bu kentte gazetecilik yapıyorum. Çok uzun zamandır herhalde CHP'li belediye başkanları ile ilgili, ilçe belediye başkanları da dahil. Bir Büyükşehir Belediye Başkanı ile ilgili bugüne kadar pek bu cümleyi kuran kimse olmadı. AK Partililerin geçmiş programlarda hep bunu anlattık. Bu kadar uzun zamandır ilk defa hem sokak üstünlüğü hem sosyal medya üstünlüğü. Hem de politik üstünlüğünü ele almış durumda. Şimdi düşünebiliyor musunuz? Bir Büyükşehir Belediye Başkanı hakkında bir milletvekili diyor ki, ‘senden önceki dönem belediye başkanınıve belediye yöneticileri mahkemeye verdin’ diyor. Şimdi bununla ilgili biz belgeleri yayınlamıştık. İlk haberi biz yaptık. Cemil Tugay açıklama yaptı. Dedik ki benim şikayetim yok. Hala aynı şeyi söylemeye devam ediyor. Yani mahkemede İzmir Büyükşehir Belediyesi davacı bütün mahkeme kurgusu iç denetim raporunun üzerine kurulmuş. Hala onlar konuşuluyor. Mahkemede hala bunlar görüşülüyor. Buna rağmen Cemil Tugay ‘ben şikayet etmedim’ diyor.
Doğru söylemiyor. İki İktidar Partisi milletvekilleri, genel başkan yardımcıları, bakanlarla kurulan ilişkiler için bütün partisini karşısına aldı. Bu işin böyle gitmeyeceğini söyledik.Şimdi siz iktidar partisini bu kadar yağlar, ballarsanız, bu kadar iktidar partisiyle haşir neşir olursanız. Kendi partinizin milletvekillerinden daha çok onları pohpohlarsanız, kendi il başkanından daha fazla onların il başkanını görüşürseniz, akıbetiniz bu olur.
CEMİL TUGAY AK PARTİ’Yİ İZMİR'LE BARIŞTIRDI
O yüzden de bu kadar direncin düştüğü, bu kadar içeride sizin muhalefetinizin düştüğü bir yerde. İktidar partisiyle mücadele etme şansınız yok. Şimdi siz böyle davrandığınızda sizin daire başkanınız, sizin müdürleriniz, sizin genel sekreterleriniz, genel sekreter yardımcılarınız AK Parti'de siyaset yapan kişilere karşı bir tavrı olabilir mi? Kucak açmışsınız dolayısıyla siz AK Parti’yi İzmir'le barıştırdınız. Yani Cemil Tugay bu hamlelerle AK Parti’yi İzmir'le barıştırdı. Bak çok net bir şey söylüyorum. Ve dolayısıyla sen bu kadar şeyi yapmışken. adam sana ‘yalancı’ da der. Çünkü neden? Çok şey paylaştın. Adamlarla aynı odalara girdin. Aynı odalarda konuştun. Aynı uçaklarda seyahat ettin. Kapalı kapılar ardında onlarla sohbet ettin. Vaat verdin. Çıktın dışarıda. Seçmene başka bir şey söyledin. Adam da diyor ki; ‘sen yalan söylüyorsun’ diyor. Sen bunu yaparsan, içeride iş tutup dışarıda başka bir şey söylersen İşte bu adam da çıkar sana bunu söyler.
Niye mahkemeye vermiyorsun? Adam sana ‘yalancı’ diyorsa mahkeme ver. Ver ki biz de senin cesaretini görelim. Ver ki seni yalancılıkla itham eden, bunun haksız olduğunu düşünüyorsan, çık mahkemeye ver ki İzmir'e desin ki bizim belediye var. Yoksa öyle sahte kabadayılık yapma. Yok İzmir'in malına çöktüler. Geç. Niye adamın söylediği bir tane cümleye açıklama yapmıyorsun? Susuyorsun. Bu fırsatı sen verdin onlara. Bu yakınlığı sen gösterdin.
O yüzden de maalesef Cemil Tugay bu kentte partisine o kadar büyük zarar verdi ki muhalefet anlamında. Zaten belediye başkanlığını tartışırız. Orada da bir şey yok. Ama politik anlamda CHP çok büyük zarar verdi. CHP'nin İzmir'deki bütün direncini, bütün motivasyonunu bozdu. Partinin DNA'larıyla oynadı. O yüzden de Cumhuriyet Halk Partisi'nin gerçekten işi çok zor. Yani Özgür Özel nasıl yeniden bu partiyi ayağa kaldırır bilemem. Gelen il başkanını da zaten görüyoruz. Talimat almadan açıklama yapmıyor.
Eyyüp Kadir İnan canlı yayında onları söyleyecek. Bir tane milletvekili Eyüp Kadir'e çıkıp ‘kardeşim sen Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir belediye başkanına nasıl yalancı dersin?’ Niye demiyorsun ya? Bir tane milletvekili niye açıklama yapmıyor ya? Böyle parti olur mu? Bu parti nasıl siyaset yapacak? Bu İzmir'de CHP oy verenler, Cumhuriyet Halk Partisi'nin rozetini taşıyanlar, kendini bu partinin umudu olarak görmüş bu siyasi hareketi. Bütün bunlar İzmir'de yaşanırken kafasını kuma gömmüş siyasetçiler nasıl bu parti iktidara taşıyacak?
HAKAN GÖZALAN: TUGAY, KAÇAK GÜREŞİYOR
Hakan Gözalan: Şimdi aslında dayanağı kalmadı. Herkes de kavga ettiği için arkasında durabilecek kimse kalmadı. Çünkü Cemil Tugay artık hiçbir krizi doğru yönetememeye başladı. Göreve geldiği günden bugüne kadar çok krizle yüzleşti. Ama maalesef hepsinde de sınıfta kaldı. Kaçak güreşiyor bence. Çünkü İzbeton davasında açıklamaları var. ‘Buradaki bir usulsüzlükleri tespit ettik, bildirdik’ diyor. Bir kaam kurumunun Cumhuriyet Başsavcılığına bir şeyi bildirmesi demek aslında bir ihbardır. Bir nevi suç duyurusudur. O yüzden kaçak güreşiyor diyorum. Hani zamda fiyat güncellemesi denir ya insanlar zamdan sıkıldığı için Bakanlar fiyat güncellemesi diyor ya. Cemil Tugay da işte aslında Şimdi ihbar yapmış, bildirim yapmış ama suç duyurusunda bulunmadığım gibi ifadeler kullanıyor. Kendisinin imzası var. Bu konuda bildirim yaptığına dair. imzası var Cemil Tugay’ın. Bu konuda geçmiş dönem belediye başkanı Tunç Soyer dönemini resmen ihbar etmiş. Şimdi edebilir. Burada bir hukuksuzluk. yanlış bir şey varsa tabii ki bunun incelemesini yapılabilir ama korktuğu için veya partisinden de çekindiği için inkar etmeye devam ediyor.
Geçtiğimiz günlerde kadrajla ilgili bir problem yaşanmıştı. Eyyüp Kadir İnan ‘yalan söylüyorsun’ dedi Cemil Tugay'a. Çok kızgın olduğunu görebiliyoruz. Bugünden sonra bence Cemil Tugay AK Partili hiçbir isimle temasa geçemez. Yani bütün köprüleri yıktı. Köprüleri yıkmasının sebebi de İşte kendi partisine yaranmak için veya kendi tabanını konsolide etmek için burada işte ‘kadraja girdiler’ dedi. Bununla ilgili AK Partililer araya girmiş. İşte belediyenin bir takım sorunlarını çözmek için. Burada yapıcı bir şekilde çalışmalar yaparken sen burada işte ‘AK Partililer kadraja girdi’ falan filan ben fotoğraf çektirmek istemiyorum hesabına getiriyor.
HALİL SOLAK: GÖRÜŞMEM DE MİNNET DE ETMEM
Halil Solak: Yani Sayın İnan'ın açıklamalarından sonra bu saatten sonra ben olsam görüşmem yani. Yani 5 milyonluk bir kentin Büyükşehir Belediye Başkanı'yım. 1 milyon 300 bin oy almışım. İzmirliler beni Büyükşehir Belediye Başkanı seçmiş. İki İzmirlinin birinin oyunu almışım seçimde. Bana ‘yalan söylüyor. Cibilliyetsiz’ diyecek. Görüşmem yani, minnet de etmem. Gitmem ya gitmem. Buluşmam. Bir araya gelmem. Yapmasınlar. İşte gelinen nokta bu ‘eline vur ekmeğini al’ oldu.
MİTHAT UMUTOĞULLARI: İL BAŞKANI NEREDE?
Mithat Umutoğulları: Cibilliyetsiz daha kötü. Daha böyle dozu arttırıyor. Cibilliyetsizler bütün partiyi kasteder. Bu cümleyi söylüyorsun. Bu partinin il başkanı var değil mi ? Cumhuriyet Halk Partisi'nin. Burası senin kalen, milletvekilleri var. Genel başkan yardımcıları var. Parti meclis üyeleri var. Bir tanesi çıkıp da kardeşim ya ‘sen bizim belediye başkanımıza ne diyorsun’ demiyor.
Yorum Yazın