Doğu Perinçek'ten NEO TV'de çarpıcı 'mutlak butlan' yorumu: Türkiye'nin son yıllarda yaşadığı arınma CHP'ye yansıdı
Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, ülke gündeminde büyük bir ses getiren CHP'deki 'mutlak butlan' krizine ilişkin NEO TV'de kritik ve çarpıcı değerlendirmede bulundu. Türkiye'nin son 10 yıldır her kurumda 'arınma' yaşadığını belirten Perinçek, benzer bir arınmanın CHP'de yaşandığını savunarak, "Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye'nin ana muhalefet partisi. Onun yönetiminin de parayla ele geçirilmesi, yabancı müdahalelerle ele geçirilmesi konusunda sessiz kalamadı, kalamazdı ve zaten burada da anayasa uygulandı. Türkiye'de yaşanan temizlik ve mücadelelerle CHP içinde yaşanan mücadelelerin aynı olduğunu, aynı sürecin parçası olduğunu görüyoruz" dedi. Öte yandan Türkiye'nin küresel siyasetteki konumunun ilerleyen yıllarda yükseleceğini iddia eden Perinçek, "Türkiye'nin kabiliyetlerine, yeteneklerine baktığım zaman böyle olacağından da hiçbir şüphem yok" diye de ekledi.
- Ege Postası
- 11.06.2026 - 00:30
- Güncelleme: 11.06.2026 - 11:00
EGEPOSTASI- Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, NEO TV’de yayınlanan "Gündemin Ötesi" programında Neslihan Karayılan’ın sorularını yanıtladı.
"TÜRKİYE ARINMA SÜRECİ YAŞIYOR"
Ülke siyasetinin bir numaralı gündem maddesi olan CHP’deki 'mutlak butlan' kararı ve sonrasındaki krize değinen Perinçek, yaşananların Türkiye’nin genel bir arınma sürecinin parçası olduğunu savundu.
Türkiye'nin son 10 yıldır yabancı müdahalelerden temizlendiğini savunan Perinçek, benzer bir arınma dalgasının ana muhalefet partisinde de hissedildiğini belirterek, mahkemenin 'mutlak butlan' hükmünü yasal bir gereklilik olarak yorumladı. Perinçek, şu şekilde konuştu:
"Cumhuriyet Halk Partisi’nin yaşadığı süreç, Türkiye'nin yaşadığı süreçle tamamen bağlantılı. Şöyle bağlantılı, 2014-15 yılından bu yana bir arınma süreci yaşıyor. FETÖ’den arınma, Amerika’nın müdahalesinden arınma… Hatta bu Amerika’dan arınmanın boyutlarını düşünelim. 24 bin subay Türk ordusundan temizlendi. 15-16 Temmuz'dan sonraki süreçten bahsediyorum. 30 bin polisten temizlendi. Yargıdan, savcı ve hâkimden 14 bin temizlendi. Toplam 144 bin kamu yönetimi den temizlendi, yani devlet yönetiminden temizlendi. Bu rakamların hepsi resmi, 5-6 ay önce Millî Savunma Bakanlığı'nın verdiği rakamlar. Türkiye bir temizlik yaşıyor. FETÖ’yü, Amerika Birleşik Devletleri'ne, yabancı müdahaleye, devletin kurumlarından temizliyor ve atıyor. Ama siyasi partiler de Türkiye'yi yönetmek iddiasıyla kurulan partiler. Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye'nin ana muhalefet partisi. Onun yönetiminin de parayla ele geçirilmesi, yabancı müdahalelerle ele geçirilmesi konusunda sessiz kalamadı, kalamazdı ve zaten burada da anayasa uygulandı, Siyasi Partiler Kanunu uygulandı. Dolayısıyla bu yaşadığımız temizliği devlet kurumlarından sonra ana muhalefet partisinde de yansıdığını görüyoruz. Aslında başka partilerde de bu temizlikler yaşandı ama yargı müdahalesi olmadan yaşandı. Örneğin Milliyetçi Hareket Partisi’ne üç defa Amerika tarafından müdahaleler yapıldı, içinden üç defa parça kopartıldı ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin bugün daha yukarıda bir noktaya geldiğini görüyoruz. Başka partilerde de iç mücadeleler var. Dolayısıyla bu CHP'nin içindeki mücadele Türkiye'nin yaşadığı sürecin bir parçasıdır. Daha dikkat ederseniz, en sonunda şuraya geldi iş: Sayın Özgür Özel News’e yazılar yazıyor, BBC'den sesleniyor, Avrupa Komisyonu'na çıkıyor. Yani Avrupa'ya, Amerika'ya bu tür seslenişlerde bulunuyor. Sayın Kılıçdaroğlu da ‘Biz Cumhuriyet Halk Partisi'ni istiklal savaşı kodlarına, ölçülerine, değerlerine döndüreceğiz’ diyor. Dolayısıyla Türkiye'de yaşanan temizlik ve mücadelelerle CHP içinde yaşanan mücadelelerin aynı olduğunu, aynı sürecin parçası olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla bu artık bir partinin iç meselesi olmaktan çıktı, Türkiye meselesi oldu"
TÜRKİYE'NİN KÜRESEL İTTİFAKTAKİ KONUMU NE?
Perinçek, Türkiye’nin küresel siyasetteki konumuna dair açıklamalarda bulunarak, ülkenin batı tehdidine karşı acilen Rusya, Çin ve İran ile stratejik bir ortaklık kurması gerektiğini vurguladı. Perinçek, şu ifadelere yer verdi:
"Yeni bir Türkiye oluşuyor, kuruluyor. Yeni Türkiye bakın nasıl kuruluyor? Amerika Birleşik Devletleri'nin FETÖ terör örgütü aracılığıyla Türk Silahlı Kuvvetleri'ni, Vatan Partisi yöneticilerini, Ergenekon’dan hapislere attılar Türkiye'yi bölmek için. Şimdi bu komplo, 2014’ten itibaren bozguna uğradı. Dolayısıyla batının Türkiye'yi yönlendirdiğinin adım adım yok edildiğini görüyoruz. Eskiden Amerikan emperyalizmi Türkiye'deki gladio dediğimiz Türk Silahlı Kuvvetlerinin içindeki, polis içindeki, yargı içindeki gücüyle Türkiye'ye yön veriyordu. Yani 12 Mart darbesi, 12 Eylül 80 darbesi, başarısız olunan 15-16 Temmuz darbesi…Ne oldu? Türkiye 15-16 Temmuz darbesini ezerek bu sürece son verdi. Yani Amerika bir takım iç darbelerle benim Türk silahlı kuvvetlerimin içine, benim polisimin içine yerleştirdiği güçlerle silah kullanarak Türkiye'yi kendi hizasına getiremez. O süreç 2015 yılında başladı. Türkiye'yi bugün tanımla derseniz, esasen ben şöyle tanımlarım: Bugün Türkiye hapishanelerinde NATO generalleri yatıyor. Yani Türkiye Amerika’ya cephe çekip mücadeleye giriyor. Hatta 15-16 Temmuz gecesi kanlı bir çarpışma oldu Türkiye'de. Oradan bu yana Türkiye'nin zincirlerini kırdığını, özgürleştiğini görüyoruz. Türk silahlı kuvvetleri hemen o darbeden sonra Fırat Kalkanı Harekâtıyla, Zeytin Dalı Harekâtıyla, Barış Pınarı Harekâtı ile güneyimizdeki Amerika egemenlik alanlarına girdi. Amerika'nın oradaki terör örgütlerini yok etmeye başladı. Bu Türkiye ile Amerika'nın cephe cepheye geldiği bir süreç ve bugün geldiğimiz noktada dünyadaki gelişmelerle örtüşmeye başladı. Bu süreçte Amerika ile Türkiye karşı karşıya gelmiş mücadele ederken, Amerika'nın dışarıdan Akdeniz'den, Ege'den Türkiye'yi İsrail'le ve Yunanistan'la birlikte tehdit ettiğini görüyoruz. Türkiye de burada kendine bir gücü üretiyor. Başta Amerika var, İsrail var. Yunanistan maalesef onlarla birlikte bu tehdide karşı, bunların ellerinde nükleer silahlar var. Amerika'nın üzerinde nükleer silahları var. Türkiye'nin de bu tehdidi caydıracak olan müttefiklere ihtiyacı var. Çünkü Türkiye'nin kendi milli gücü bu tehditler karşısında temel güçlüğü var ama aynı zamanda İran Savaşı'nda da gördük. Dolayısıyla Türkiye'de bu dersten sonuçlar çıkartıyor. Türkiye-Rusya- Çin- İran ittifakı. Ülkenin önümüzdeki süreci ilerleteceği bir ittifak"
"EKONOMİK PROBLEMİN KAYNAĞI AMERİKA'NIN BİZE DAYATTIĞI PROGRAM"
Türkiye’nin içinde bulunduğu derin ekonomik krizin köklerinin 1980 yılında uygulanan Batı endeksli politikalara dayandığını savunarak, "Rusya ve İran petrol ihtiyacımız, doğalgaz ihtiyacımız, enerji güvenliğimiz açısından Azerbaycan'la birlikte temel ülkeler. Türkiye'nin çok önemli bir kaynak ihtiyacı var. Şimdi Çin’de o kaynak fazlasıyla var. Yani Türkiye ile Çin arasında da bugün gazetelerde okuyoruz, Çin'den Londra’ya kadar demir yolu var, o demir yolu Türkiye’den geçiyor. Dolayısıyla Türkiye-Rusya-Çin- İran ittifakı Türkiye'nin bağımsızlığını, toprak bütünlüğünü koruyacağı gibi ikincisi, uluslararası önemli ilişkileri sağlayan bir iklim. Bizim ekonomimiz çok ciddi problemlerle karşı karşıya. Peki bu problemlerin kaynağı ne? Bu ekonomik programı bize 1980 yılında Amerika dayattı. ‘Gümrüklerinizi kaldıracaksınız, Atatürk devrimiyle ve Türkiye'nin milli süreçlerinde gelen o sosyal kazanımlardan vazgeçeceksiniz, köylüyü desteklemeyeceksiniz’ dedi. O zaman Turgut Özal ‘Köylü Türkiye'nin sırtında kamburdu’ dedi" ifadelerini kullandı.
"TÜRKİYE, ASYA'DAN YÜKSELEN YENİ UYGARLIĞIN ÖNCÜ MERKEZLERİNDEN OLACAK"
Perinçek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Doğu Akdeniz’deki çıkışları ile MHP lideri Devlet Bahçeli’nin stratejik analizlerinin aynı noktada birleştiğini savundu. Batı uygarlığının çöktüğünü ve Asya merkezli yeni bir dünyanın kurulduğunu ileri süren Perinçek, Türkiye'nin yükselen yeni uygarlığın öncü ülkelerinden biri olacağını ileri sürerek şu ifadelere yer verdi:
"Bugün Sayın Cumhurbaşkanı da Doğu Akdeniz'den gelen tehditlere gıcık göndermeler yaptı ve meydan okudu. Sayın Cumhurbaşkanı Amerika'nın adını almıyor ama işte İsrail'den bahsediyor, Yunanistan'ı ima ediyor. Amerika, İsrail ve Yunanistan, Doğu Akdeniz'de… Tatbikatlar yapıyor. Unutmayalım PKK'ya kim yardım ediyordu? Amerika yardım ediyordu, İsrail yardım ediyordu. Dolayısıyla geldiğimiz bu durumda, Türkiye bu tehditlere, Amerika, İsrail, Yunanistan ittifakına karşı bir uluslararası Rusya- Çin- İran ittifakı oluşturmak mecburiyetiyle karşı karşıya geldi ve bunun hükümeti de olacak. Sonuç itibariyle mesela Sayın Devlet Bahçeli ‘Türkiye-Rusya- Çin- İran ittifakı’ diyor. Bu bir hükümet programı. Bugün Cumhurbaşkanımız Doğu Akdeniz'den Türkiye'ye yönelen tehditleri ifade ederken İsrail'i anıyor, Yunanistan'ı anıyor. Orada da Devlet Bahçeli’nin analiziyle birleşmiş oluyor. Öte yandan Cumhuriyet Halk Partisi'nde bir hesaplaşma başlıyor ve bu hesaplaşmada Kemal Kılıçdaroğlu çıkıyor ‘Devletin bütünlüğüne sonuna kadar bağlıyız, biz bu devleti kuran partiyiz ve hümanist devrimin bir parçasıyız’ diyor. O da bu emperyalist yığınağa gönderme yapıyor. Vatan Partisi uzun yıllardan beri bu sorunu savunuyor. Demek ki bu süreç kesin sonuca ulaşacak ve Türkiye’de çok ciddi zorluklar var. Mutabakat bunun için gerekli ve zorlukları yenebiliriz. İç cephemiz güçlü olacak, ordumuz güçlü olacak, ekonomimiz güçlü olacak ve zorlukları milletin gücüyle, ekonomik kaynaklarımızla hep birlikte aşacağız. Dolayısıyla bunun hükümeti de tarih bakımından sahneye çağırılıyor ve o hükümet dünya çapında işler yapacak. Çöken Batı uygarlığına karşı Asya'dan yükselen yeni uygarlığın öncü merkezlerinden olacak Türkiye. Yani Rusya ile, Çin ile, İran ile, diğer Orta Asya Türk devletleriyle Asya güçleri, Avrupa'nın da bazı kuvvetlerini yanlarına alarak yeni bir uygarlık inşa ediyorlar ve burada Türkiye önder konuklarından biri olmaya aday”
"TÜRKİYE DÜNYANIN BEŞİNCİ BÜYÜK EKONOMİSİ OLACAK"
Türkiye’nin ekonomik geleceğine ilişkin yorumlarını aktaran Perinçek, Türkiye'nin 2030 yılında dünya devlerini geride bırakacağını savundu ve şu şekilde konuştu:
"Londra'da Standard Chartered Bankası var, dünyanın en önemli finans kurumlarından. Onunla beraber Dünya Bankası, IMF ve OECD gibi piyasa dünyasının finans merkezleri bir araştırma yaptı. Araştırma şu: 2030 yılında dünya üretiminin büyükleri kimler olacak? Dünya ekonomisinin yakın zamana kadar en büyüğü olan Amerika, bizzat Batı'nın kapitalist kurumlarının yaptığı araştırmaya göre 2030 yılında üçüncüye düşüyor. Dördüncü Endonezya, on buçuk trilyon. Şimdi beşinciyi söyleyeceğim, herkes şaşıracak. Beşinci Türkiye, dokuz trilyon dolar. Dokuzuncu Japonya, onuncu Almanya. Batı ‘Türkiye 2030 yılında dünyanın beşinci büyük ekonomisi olacak’ diyor içinde. Ben kesinlikle Türkiye'nin kabiliyetlerine, yeteneklerine baktığım zaman böyle olacağından da hiçbir şüphem yok. Türkiye nerede olacak? Yükselen Asya uygarlığının önder ülkelerinden biri olacak"
"MEDYADA BİLİNÇLİ OLARAK KARAMSARLIK YAYIYORLAR"
Açıklamalarına devam eden Perinçek, medya sektörünün Batı'nın elinde olduğunu ve kasıtlı biçimde 'karamsarlık' yaydığını belirterek, "Medya bunların elinde daha çok. Orada ne o karamsarlıkları, umutsuzlukları yayıyorlar. Hangi televizyonu açsam ‘Patlıcan fiyatı şöyle oldu, biber fiyatı böyle oldu’ ama Türkiye'nin umutlu olmak için bir gerçekleri var. Üreten insanları var, üretimi var. Dünyanın en hızlı gelişen ülkelerden biri" dedi.
Yorum Yazın