Dolar 45,6152
%0.06
Euro 53,0474
%0.01
Altın 6.610,150
%-0.76
Bist-100 13.634,00
%-2.69

Pzt

-8°

Sal

-12°

Çar

-3°
Dervişoğlu'ndan İzmir'de ittifak açıklaması: 'Memleketimden sesleniyorum: İktidar olmak için hamle zamanı'

Dervişoğlu'ndan İzmir'de ittifak açıklaması: 'Memleketimden sesleniyorum: İktidar olmak için hamle zamanı'

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, İzmir İl Başkanlığı ziyaretinde düzenlenen basın toplantısında Ülke gündeminden, İzmir'deki Meslek Fabrikası krizine, seçim gündeminden ittifak çağrısı'na birçok başlıkta dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Partisinin seçim sürecinde İzmir için özel çalışma yapacağını ifade eden Dervişoğlu, "Bir takım algı mekanizmaları devreye sokulmak isteniyor ve iki siyasi parti arasındaki rekabet iktidarın işine geliyor. Ben vatandaşa doğru yolu gösteriyorum. Bu etkilerin oluşturduğu bataklıkta boğulmayacak kadar demokratik hak ve hürriyetlerine sahip insanların yaşadığı bir kentte bulunuyoruz. Türkiye, İzmir’den cevap vermeye başlayacaktır." diye konuştu. “Terörsüz Türkiye” sürecine yönelik iktidara sert eleştirilerde bulunan Dervişoğlu, eğitim politikalarındaki istikrarsızlık ve görev süresinde yaşanan ölümleri gerekçe göstererek Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e istifa çağrısında bulundu.

  • Ege Postası
  • 24.04.2026 - 15:38
  • Güncelleme: 24.04.2026 - 20:51

EGEPOSTASI - İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin İzmir İl Başkanlığı’nı ziyaret ederek bir basın toplantısı düzenledi. Meslek Fabrikası tartışmaları ve ülke gündemine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulunan İYİ Parti liderine İl Başkanı Ülkü Doğan ile Milletvekili Hüsmen Kırkpınar eşlik etti.

Dervişoğlu'nun yaptığı açıklamalarda öne çıkanlar şöyle;

'ORTADA BİR SEÇİM TAKVİMİ YOK'

“İttifakları dayatan şey aslında sistem. Dolayısıyla bu sistemin getirdiği olumsuzluklara bağlı olarak da iş başında bulunan bu iktidardan kurtulabilmesi için halkın muhalefeti bir arada görme arzusu var. Bir muhalefet bir arada olsun diyen bir kesim var. Bir de muhalefetin bir kesimi bir arada olsun diyen bir bakış var. Dolayısıyla bütün bunları zamanı geldiğinde değerlendireceğiz. Ortada bir seçim takvimi yok. Ara seçim talepleri var. Anayasadan kaynaklandığı söyleniyor. Hukukçular buna farklı doktrinler de üretiyor. Evet, bu bir anayasa emridir ama bu kararı verecek olan Meclis olduğu için elbette ki iktidarın inisiyatifinde bir takvimin belirlenmesi onlara da bir avantaj sağlar. Bana sorarsanız Türkiye'nin seçime ihtiyacı var mı? Evet, Türkiye'nin seçime ihtiyacı var çünkü hâlinden memnun vatandaşa ben rastlamıyorum. Çiftçi hâlinden memnun değil, sanayici hâlinden memnun değil, genç hâlinden memnun değil, üniversite mezunları, atanamayan öğretmenler hâlinden memnun değil, esnaf hâlinden memnun değil. Dolayısıyla gayrimemnunlar ülkesi durumunda Türkiye. O sebeple bu memnuniyetsizliğin kaynağı bu ülkeyi yönettiğini zannedenlerse, onlardan kurtulmak için Türkiye'nin bir seçime ihtiyacı olduğunu söylemek mümkün.

İTTİFAK YANITI: 'İKTİDAR OLMAK İÇİN HAMLE ZAMANI'

Dervişoğlu, İYİ Parti, Zafer Partisi ve Anahtar Parti ittifakı hakkındaki soruya verdiği yanıtta, "Ama efendim bu seçim olacak, kiminle beraber olacaksınız sorusu bana göre oldukça erken bir soru. Türkiye'nin bütün bu olumsuzluklardan kurtulabilmesi için aslında milleti birleştirecek siyasi kurumlara ihtiyaç var. Bana her gittiğim yerde milliyetçileri nasıl birleştireceğim soruluyor. Ben de her gittiğim yerde milleti nasıl birleştireceğimi anlatıyorum. Sadece sağcıyı solcuyla, Aleviyi Sünniyle, Türkmeni Kürdüyle birleştirmeden Türkiye'de arzulanan neticeyi alamazsınız. Dolayısıyla İYİ Parti'nin hedefi milleti birleştirmek ve sadece bir muhalefet enstrümanı değil, iktidara talip olan bir parti görüntüsü sergilemektir. Buradan İzmir'den, kendi memleketimden, kendi evimden söylüyorum: Artık İYİ Parti'nin iktidar olabilmek için siyasi hamle yapma zamanı gelmiştir. Dolayısıyla İYİ Parti'yi kimse küçük ittifakların içinde anmasın. Biz milletimizle ittifak yapma kararlılığı sergileyeceğiz.” diye konuştu. 

"TÜRKİYE DOĞRU YÖNETİLMİYOR"

Maden işçilerinin günlerdir eylemde olduğuna dikkat çeken Dervişoğlu, şöyle devam etti:
“Biz Türkiye'de bu ve benzer konularda siyasetin üzerimize yüklediği sorumluluğun icaplarını yerine getiriyoruz. En başından itibaren de hakkı, hukuku gözeten, geleceği kararan insanların yanında, parti olarak vaziyet alma görevini layıkıyla yerine getirmeye çaba sarf ediyoruz. Oraya da partimizin belirlediği bir heyet gitti. Türkiye'nin birçok yerinde benzer olaylar var. Bakın, asıl mesele şu: Ülke insanının ihtiyacı sayılan barınma, beslenme ve güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya Türkiye. Bu ilk çağda da böyleydi. 21. yüzyılda da şayet böyle olacaksa, Türkiye'de insanlar barınma, beslenme ve güvenlik konusunda kaygılar yaşayacaksa o zaman Türkiye doğru yönetilmiyordur demektir. O sebeple kimin nerede hakkı gasp ediliyorsa biz oradayız. Hem onların sesini Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde milletvekillerimiz verdikleri önergeler ve kanun teklifleriyle dile getiriyorlar hem de biz yapmış olduğumuz ziyaretlerde kimin yanında bulunduğumuzu kamuoyuyla paylaşma imkânına sahip oluyoruz” diye konuştu.

MESLEK FABRİKASI KRİZİNE: 'İZMİR HALKI BUNU DOĞRU YÖNETTİ'

İYİ Parti İzmir İl Başkanı Ülkü Doğan ile Genel Merkez'den görevlendirilen bir heyetin İzmir'de 'Meslek Fabrikası'nın Vakıflar Müdürlüğü'ne devir kararına yönelik yapılan eylemlere katıldığını belirten Dervişoğlu şunları söyledi;

Hem ilgili milletvekilimiz en başından itibaren orada üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdi hem de genel merkezden görevlendirdiğimiz bir heyet gitti. Orada yaşama geçirilmek istenen uygulamayı İzmir'in geleceğine kasteden bir uygulama olarak değerlendiriyoruz. Dolayısıyla bu hukuksuzluğun, bu haksızlığın İzmir'e yöneltilmiş bir saldırı olduğunu düşünüyorum. Bunun İzmir halkı tarafından bertaraf edilmesinden, püskürtülmesinden yanayım. İzmir halkı da üzerine düşen sorumluluğu yerine getiriyor. Hukukunu korumak için çaba sarf ediyor. Ama bu iktidarın bir alışkanlığı var. Bu tek adamlıktan kaynaklı bir durum. Nasıl sarayda bir tek adam varsa, onun görevlendirdiği alanlardaki insanlar da kendilerini tek adam statüsüne koyuyorlar ve yetkilerini abartılı bir biçimde kullanıyorlar. Bu son derece kötü bir şey. Netice itibariyle demokrasinin, insan haklarının, kişi hak ve hürriyetlerinin, kamu vicdanının bir karar alınırken tatmin edilmesi icap ettiğini görmek lazım. Ama bu hükümetin kararlarının büyük bir bölümü siyasi kararlardır ve muhalif alanlara uygulanmaktadır. Bunların ortadan kaldırılabilmesi için demokratik hak ve hürriyetlerimizi doğru bir biçimde kullanma imkânına kavuşmamız gerekiyor. İzmir halkının bu hak ve hürriyetleri doğru bir biçimde kullandığı kanaatini taşıyorum ve bu yanlışlığın düzeltilmesi gerektiği hususunda da yetkilileri uyarıyorum.

TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ

Bu sürecin nereye evrileceğini en başından beri söyledim. Bu konuyla alakalı İYİ Parti’nin duruşu kamuoyunun malumudur. O komisyon Türkiye’de yaşayan hiç kimsenin sorunlarına çare olabilecek hiçbir çare içerisine girmemiştir. O komisyonda ne eşitlik ne adalet ne vatandaşlık hakları ne cumhuriyet onların hiçbiri tartışılmamıştır. Biz de yanlış bir iş yapmıyoruz. O komisyon terörist başı ve teröristlerin haklarının konuşulduğu komisyon. Biz ise milletin haklarını konuşulması gerektiğini söyleyen bir partiyiz. Abdullah Öcalan’ın bir statü arayışında olduğu herkesin malumu. İktidarın ortağı olan partinin genel başkanı da o statüyle ilgili beyanlarda bulundu. İmralı Adası üzerinde Türk bayrağı dalgalanan bir toprak parçasıdır ve bizim egemenlik alanımızda. Abdullah Öcalan’da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmış bölücü bir vatan hainidir. Şimdi artık yasal düzenlemelerin yaşama geçirilmesinden bahsediyorlar. Bu komisyonun öyle bir görevi yok. Komisyon zaten korsandır ve uzlaşma komisyonu değildir. Korsan komisyonun kararları herhangi bir dayatmanın muhatabı olunamaz. Eğer Türkiye’de bir yasal düzenlemelere ihtiyaç var TBMM görevinin başındadır. Dolayısıyla bölücü vatan haininin yol göstericiliğiyle tanzim edilmiş bir sürecin geleceğimize zarar verecek şekilde sürdürülmesine izin vermeyeceğimizi belirtmek isterim

“İZMİRLİ SUDUR SEL OLACAKTIR”

İzmir’de yerel yönetim hizmetlerinin her yerde olduğu gibi eleştiriye açık bir alan olarak görüyorum. Bir hizmet eksikliği, yetersizliği durumu söz konusu olursa eleştirilir. Bir takım soruşturma, kovuşturma ve yargılamaların hukuki gerekçeleri çok aşarak siyasi amaçları hedeflediğine dair ciddi kaygılar var. Demokrasiler dur demenin yeri sandıktır. Yerel yönetim hizmetlerinden memnun değilse İzmir halkı iktidar olan partiyi cezalandırır. Ben bu ülkeyi yönettiğim zaman kim hangi kötülüğü yaptı o zaman bunun hesabını soracağım. Hiçbir davanın ne hakimiyim ne savcısıyım ne de avukatıyım. Her yerde çift kutup var. Siyaseti kutuplaştırarak rant çıkarma anlayışı hakim oldu. İYİ Parti’nin amacı iki kutuplu siyasete vatandaşa nefes olmaktır. Vatandaş ne iktidara ne ana muhalefete mecbur hissetmiyor. İzmir’in bir demokrasi kenti olduğunu biliyorum. Dünya sıkışsa İzmir’i iki kutup arasına sıkıştıramazsınız. Su akar yolunu bulur. İzmirli sudur sel olacaktır” dedi.

"TÜRKİYE İZMİR'DEN CEVAP VERMEYE BAŞLAYACAK"

Partisinin yerel ve genel seçimlerde İzmir özelinde çalışmalar yapacağını ifade eden Dervişoğlu, “Bir takım algı mekanizmaları devreye sokulmak isteniyor ve iki siyasi parti arasındaki rekabetin devreye sokulması iktidarın işine geliyor. Ben vatandaşa doğru yolu gösteriyorum. Bu etkilerin oluşturduğu bataklıkta boğulmayacak kadar demokratik hak ve hürriyetlerine sahip insanların yaşadığı bir kentte bulunuyoruz. Türkiye, İzmir’den cevap vermeye başlayacaktır. İzmirlinin elinde dalgalandırdığı da İYİ Parti’nin güneşi olacaktır” dedi.

"BAKAN TEKİN'İN İSTİFA ETMESİNDEN YANAYIM"

Dervişoğlu Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarının ardından bakan Tekin'e yönelik istifa çağrısında bulunan Dervişoğlu şunları söyledi;

Çocuklarımızı bekleyen ciddi bir geleceksizlik tehlikesi söz konusu. Bu şin ucu elbette Milli Eğitim Bakanlığı'na dayanır ancak sadece görevdeki bakanı kapsamaz. Hatırladığım kadarıyla bu, 25 yıllık iktidarın dokuzuncu bakanı. Her gelen bakan, bu iktidarın bir milli eğitim politikası olmadığı için kendi karar ve düşüncelerini milli eğitim politikası olarak dayatmıştır. Tüm bu yaşananlar bunun sonucudur. Dünyanın neresinde olur da bakan istifa etmez diye sormamız gerekir. Görev sürecinde toplam 29 kişi ölmüş. Demek ki birtakım yanlış uygulamalar bu felaketleri beraberinde getiriyor. Diğer siyasiler gibi ben de Milli Eğitim Bakanı’nın istifa etmesinden yana olan tavrımı ifade edebilirim.

"HİÇBİR MİLLİ VE MANEVİ DEĞERİMİZ KALMADI"

Basın özgürlüğü ve demokrasi konularında da eleştirilerde bulunan Dervişoğlu, “Yasaklarla mücadele etmek için geldiler, yasaklar her geçen gün artıyorlar. Yolsuzlukla mücadele için geldiler, yolsuzluğun ülkemizde hangi boyutlara geldiğini artık sağır sultan bile biliyor. Sonra toplumda son derece ciddi bir yozlaşma tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğumuzu gözlemliyorum. 25 yıldır bu ülkeyi muhafazakâr bir iktidar yönetiyor. 25 yıl sıradan bir dönem değil. Cumhuriyetimiz yüz yıllık zaten. Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in dörtte birini, yani çeyrek asrını bu arkadaşlar yönetiyor. Dolayısıyla muhafazakâr olduğunu iddia eden bu iktidarın zamanla aşınmış hiçbir milli ve manevi değerimiz kalmadı. Dolayısıyla bunların yaptıklarının zorunlu olarak zihinlerde değerlendirilmesi lazım. Artık işi oluruna bırakabilme şansı da yoktur. Hiç kimsenin demokrasilerde hesap sorulacak yer seçim günü sandıktır. O sandık gelecek ve ben inanıyorum ki herkes yaptığının bedelini vatandaşın iradesiyle ödeyecek. ifadelerini kullandı.

İKTİDAR'A 'TERÖRSÜZ TÜRKİYE' ÇIKIŞI: 'BİR KORSAN KOMİSYON...'

Dervişoğlu, Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili olarak ise şunları söyledi;

Tayyip Bey yanından kopya alıp mı konuşuyor? Eğer böyle demek istiyorsanız bir kopya da siz verin anlamına gelir bu. Ben kimseye kopya vermem. Bu sürecin nereye evrileceğini ben başından beri söyledim. Bu konuyla alakalı da İYİ Parti’nin duruşu kamuoyunun malumudur. Bir komisyon kurulmuştur. O komisyon Türkiye’de yaşayan hiç kimsenin sorunlarına çare olabilecek bir çalışmanın içerisine girmemiştir. O komisyonda ne eşitlik arayışı, ne adalet arayışı, ne insan hakları, ne vatandaşlık hakları, ne Cumhuriyet’in ne de Cumhuriyet’in kuran değerler tartışılmıştır. Şimdi biz de yanlış bir iş yapmayalım. O komisyon, terörist başı ve teröristlerin haklarının konuşulduğu bir komisyondur. Biz milletin hakkının konuşulmasının gerekli olduğunu savunan bir siyasi partiyiz ve bu görevimizi layıkıyla yerine getirmeye çaba sarf ediyoruz. Abdullah Öcalan’ın bir statü arayışı içerisinde olduğu herkesin malumu. İktidarın ortağı olan siyasi partinin genel başkanı da o statünün ne olacağına dair birtakım açıklamalarda bulundu. Ben gittiğim her yerde Abdullah Öcalan’ın hem bulunduğu yerin hem kendisinin statüsünü tarif ediyorum. İmralı Adası üzerinde Türk bayrağı dalgalanan toprak parçasıdır ve bizim egemenlik alanımızdır. Abdullah Öcalan da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmış bir suçludur. Başka bir tanıma ve statüye eğer onu kavuşturmak isteyenler varsa, soruyu gazeteci siyasetçi arasına sıkıştırmasınlar; gelsinler asıl niyetlerini ne olduğunu söylesinler. Türkiye’nin değerlerini tartışmaya açmak için Türkiye’nin tartışmalarını tartışma masasına yatırmak için bir korsan komisyon iddia ettiler. O komisyon da raporunu yazdı. Şimdi artık yasal düzenlemelerden bahsediliyor. Bu komisyonun öyle bir görevi yoktur. Bu komisyon tavsiyeden öte bir şey ifade edemez. Komisyon zaten korsandır. Bir uzlaşma komisyonu değildir. Toplantı ve karar nisapları bizzat Numan Kurtulmuş tarafından belirlenmiştir. Ayrıca raporu da yine kendisine havale etmiştir. Eğer Türkiye’de birtakım yasal düzenlemelere ihtiyaç varsa Türkiye Büyük Millet Meclisi görevinin başındadır. Dolayısıyla bu sürecin Türkiye’nin geleceğine zarar verecek şekilde sürdürülmesine izin vermeyeceğimizi en başından beri söyledik.

“İZMİR HALKI MEMNUN DEĞİLSE SANDIKTA CEZALANDIRIR”

Demokrasilerde hakem sandıktır. İzmir halkı memnun değilse gereken cevabı sandıkta verir. Türkiye’nin her yerinde çift kutuplu bir siyaset anlayışı oluşturulmaya çalışılıyor. İYİ Parti’nin misyonu da bu iki kutuplu siyasete alternatif bir nefes olmaktır. Artık vatandaş ne iktidara ne de ana muhalefete kendini mecbur hissetmiyor. İzmir’in bir demokrasi şehri olduğunu düşünüyorum. Adaletin, hürriyetin, eşitliğin arandığı ve insanların kalbiyle karar verdiği bir yerdir. Dolayısıyla İzmir iki kutup arasına sıkıştırılamaz.

Yorum Yazın

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yorumlar
Yeniden eskiye
Eskiden yeniye
Öne çıkanlar

Bu habere hiç yorum yapılmamış... İlk yorum yapan sen ol.