DEM Partili Akın’dan çerçeve yasa değerlendirmesi: 'Bu bir başlangıç yasası, her şeyi bir anda çözmesini beklemek doğru değil'
DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, NEO TV’de yayınlanan Uyandırma Servisi programında gündemdeki çerçeve yasaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yasanın Türkiye’nin uzun yıllardır devam eden çatışmalı sürecinin çözümü açısından bir başlangıç niteliği taşıdığını söyleyen Akın, düzenlemede eksikler bulunduğunu ancak demokratik siyasetin önünün açılması bakımından önemli bir adım olduğunu ifade etti. Akın; Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın durumu, CHP’nin süreçle ilgili kaygıları, İYİ Parti’nin tutumu, Meclis’in işleyişi, olası infaz düzenlemesi ve toplumsal desteğin önemine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
- Ege Postası
- 10.08.2026 - 10:09
- Güncelleme: 10.08.2026 - 10:23
EGEPOSTASI- DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, çerçeve yasayı değerlendirirken öncelikle düzenlemenin ortaya çıktığı tarihsel koşullara dikkat çekti. Türkiye’de farklı siyasi kesimlerin yasa hakkında farklı görüşlere sahip olduğunu belirten Akın, kendi partilerinin düzenlemeye bakışını “başlangıç yasası” ifadesiyle özetledi.
Akın, Türkiye’nin yüz yılı aşan tarihsel sorunları ve yaklaşık 50 yıldır farklı nedenlerle devam eden çatışmalı süreç açısından yeni bir aşamaya gelindiğini belirterek, yaklaşık 22 aylık hazırlık, tartışma ve karşılıklı görüşme sürecinin ardından bir düzenlemenin gündeme geldiğini söyledi.
“Bu, her şeyin çözüldüğü bir yasa değil” diyen Akın, silah bırakan örgütün yeni dönemde demokratik siyasete dahil olması ve siyaset alanının genişlemesi açısından bir adım atılacağını ifade etti. Akın, düzenlemede DEM Parti açısından çok sayıda eksiklik bulunduğunu da vurgulayarak, “Bu yasadan her şeyi beklemek ve buradan her şeyin çözüleceğini düşünmek doğru değil” değerlendirmesinde bulundu.
“GÜVEN MESELESİ TARTIŞMALI HALE GELİYOR”
Yasanın, silah bırakanların mevcut toplumsal ve siyasal koşullara nasıl dahil olacağına ilişkin süreçleri düzenlediğini belirten Akın, Meclis’in de komisyon ve alınacak kararlarla sürecin takipçisi olması gerektiğini söyledi.
Toplumda yasaya yönelik kaygıları anladıklarını ifade eden Akın, Türkiye’de ekonomik, demokratik ve siyasi krizler yaşandığını, bunun da ciddi bir güven sorununa yol açtığını savundu.
Akın, iktidarın demokratik ortamı iyileştirmesi gerektiği bir dönemde hukuksuzluk tartışmalarının devam ettiğini belirterek, bu koşullarda yasal düzenlemeye duyulan güvenin de tartışmalı hale geldiğini dile getirdi. CHP’nin son dönemde yaşadığı süreçlerin de muhalefetteki kaygıyı artırdığını söyleyen Akın, demokrasi, hukuk ve uluslararası hukuk alanındaki sorunların “otokratik bir rejime doğru gidildiği” yönünde bir güvensizlik oluşturduğunu söyledi.
Akın, sürecin yalnızca iktidarın inisiyatifine bırakılamayacağını savunarak güçlü bir muhalefetin hem itirazlarını dile getirmesi hem de çözüm odaklı bir tutum alması gerektiğini ifade etti.
“İLK ADIM OLMASI NEDENİYLE OLUMLU BULUYORUZ, EKSİKLERİ ÇOK”
DEM Parti’nin yasa hazırlığı sırasında müzakere süreçlerine katkı sunmaya çalıştığını dile getiren Akın, partili hukukçuların ve milletvekillerinin düzenlemenin hukuki çerçevesi üzerinde çalışma yürüttüğünü söyledi.
Akın, gelinen noktayı şu sözlerle değerlendirdi:
“İlk adım olması sebebiyle olumlu bulduğumuz ama eksiklerinin çok olduğu, onun da zaman içerisinde tamamlanması gereken bir süreç olarak gördüğümüz bir durumla karşı karşıyayız.”
Yasanın kabul edilmesinden sonra uygulamanın geciktirilmemesi gerektiğini belirten Akın, özellikle belirsizlik ve keyfiyet ihtimalinin ortadan kaldırılmasını istediklerini söyledi. Düzenlemenin dördüncü maddesine ilişkin tartışmalar bulunduğunu da hatırlatan Akın, bu konuda açıklık getirilmesi için çalışma yürütüldüğünü ifade etti.
DEMİRTAŞ VE YÜKSEKDAĞ VURGUSU
Adalet Bakanı’nın açıklamalarının ardından Selahattin Demirtaş’ın durumunun yeniden gündeme geldiğini hatırlatan Akın, DEM Parti açısından iddialardan ziyade mahkemelerin yürüttüğü süreçlerin ve ortaya çıkacak hukuki sonucun önemli olduğunu söyledi.
MHP, AKP ve çeşitli hukukçuların düzenlemenin Demirtaş açısından da kapsayıcı olacağı yönünde görüş bildirdiğini ifade eden Akın, buna karşın süreçte karşılıklı bir güven sorununun bulunduğunu belirtti.
Akın, güvenin yalnızca açıklamalarla değil, düzenlemenin uygulanmasıyla oluşacağını savunarak yasa çıktıktan sonra yurt dışında bulunanların ve dağdaki insanların dönüşü ile cezaevlerindeki kişilerin durumuna ilişkin somut adımların gündeme geleceğini söyledi.
Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın yeniden serbest şekilde siyasete katılmasının önünün açılması gerektiğini savunan Akın, bu yönde atılacak adımların sürece duyulan güveni artıracağını ifade etti.
“TÜRKİYE’YE ÖZGÜ BİR SİYASİ ÇÖZÜM ÜRETİLİYOR”
Sürecin sorunsuz ilerleyeceği yönünde bir beklenti içerisinde olmadıklarını da dile getiren Akın, geçmişten kaynaklanan sorunların yeniden ortaya çıkabileceğini söyledi.
Sorunun siyasi malzemeye dönüştürülmeden, toplumsal uzlaşı içerisinde çözülmesi gerektiğini belirten Akın; Kürtlerin, Türklerin, Arapların, Ermenilerin ve Çerkezlerin birlikte yaşayabileceği toplumsal bir uzlaşının hedeflenmesi gerektiğini ifade etti.
Akın, dünyadaki diğer çözüm süreçlerinden farklı olarak Türkiye’ye özgü bir model oluşturulduğunu belirterek, tartışmaların büyük ölçüde devlet ile örgüt arasındaki görüşmelerin ortaya çıkardığı sonuç üzerinden ilerlediğini söyledi.
DEM Parti’nin meseleye yalnızca devletin veya örgütün ihtiyaçları üzerinden bakmadığını savunan Akın, “Türkiye halklarının ortak ihtiyaçları” üzerinden bir çözüm bulunması gerektiğini ifade etti. Silahların sustuğu ve siyasetin konuştuğu demokratik bir ortamın yalnızca bir kesimin değil herkesin yararına olacağını söyledi.
ORTA DOĞU VURGUSU: “SADECE TÜRKİYE’NİN SORUNU DEĞİL”
Akın, yaşanan sürecin yalnızca Türkiye’nin iç meselesi olmadığını da savundu. Orta Doğu’daki siyasi dengelerde yaşanan değişimin Türkiye’deki tartışmalara da etki ettiğini belirten Akın, Türkiye’de oluşacak bir barış ortamının bölge genelinde de sonuç üretebileceğini söyledi.
Türkiye’nin bölgede önemli bir misyon üstlenebileceğini ifade eden Akın, meselenin enerji politikalarından bölgesel güvenliğe kadar birçok başlıkla bağlantılı olduğunu savundu.
Akın, bu nedenle ortaya çıkacak sonuçların yalnızca Türkiye ile örgüt arasındaki tartışmalarla sınırlı kalmayacağını ve daha geniş politik sonuçlar doğuracağını söyledi.
İYİ PARTİ’YE SERT ELEŞTİRİ
İYİ Parti’nin sürece yönelik itirazlarını da değerlendiren Akın, partinin siyasetini sert sözlerle eleştirdi.
İYİ Parti’nin geleneksel milliyetçi çizgiyi sürdürmeye çalıştığını savunan Akın, MHP’nin bugün farklı bir siyasi rol üstlendiğini, İYİ Parti’nin ise eski MHP çizgisinde kaldığını ileri sürdü.
Akın, silahların bırakılmasına ve demokratik siyasetin alanının genişletilmesine itiraz edilmesini doğru bulmadığını belirterek, bu yöndeki tutumun pratikte çatışmaların sürmesini isteyen bir sonuca yol açacağını savundu. Meclis’te İYİ Parti dışında düzenlemeye bu ölçüde karşı çıkan başka bir parti bulunmadığını söyleyen Akın, İYİ Parti’nin bu tutumundan siyasi kazanç sağlayamayacağını düşündüğünü ifade etti.
CHP’NİN KAYGILARI: “HAKSIZ KAYGILAR DEĞİL”
Akın, CHP’nin süreç karşısındaki tutumuna ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. CHP’li belediye başkanları ve yöneticilere yönelik operasyonlar nedeniyle partide ciddi bir güvensizlik bulunduğunu belirten Akın, bu kaygıları anladığını ve haksız bulmadığını söyledi.
Ancak CHP’ye yönelik operasyonlarla silahların bırakılması ve çatışmaların sonlandırılmasına yönelik sürecin birbirine eşitlenmemesi gerektiğini savunan Akın, DEM Parti’nin de geçmişte ve bugün benzer hukuksuzluklarla karşı karşıya kaldığını ifade etti.
Akın, bir yandan süreci desteklerken diğer yandan demokrasi, hukuk, adalet ve muhalefete yönelik baskılar konusunda ortak mücadele yürütülebileceğini dile getirdi.
CHP’nin gelecekte iktidar alternatifi olduğunu söylüyorsa Kürt sorununu Türkiye’nin en önemli tarihsel sorunlarından biri olarak görmesi gerektiğini belirten Akın, silahların bırakılması, çatışmaların sona ermesi ve siyasetin alanının genişlemesini sağlayacak adımlara destek verilmesinin daha tutarlı olacağını savundu.
Özgür Özel ve ekibinin düzenlemeye destek vereceği yönünde açıklamalar yaptığını hatırlatan Akın, CHP grubunda farklı görüşler bulunabileceğini ancak bunun partinin genel tutumunu değiştirecek boyuta ulaşacağını düşünmediğini söyledi.
“MECLİS’İN İŞLEYİŞİNDE USUL SORUNU VAR”
Yasa tekliflerinin hazırlanış biçimini de eleştiren Akın, Meclis’in işleyişinde şeffaflık ve demokratik katılım bakımından ciddi sorunlar bulunduğunu söyledi.
AKP ve MHP tarafından hazırlanan birçok yasa teklifinin milletvekillerinin yeterince ön görüşme ve tartışma yapmasına olanak tanınmadan komisyonlara getirildiğini savunan Akın, bazı tekliflere imza atan milletvekillerinin dahi içeriği yeterince bilmediğine ilişkin tartışmalar yaşandığını söyledi.
Bu sorunun yalnızca çerçeve yasaya özgü olmadığını vurgulayan Akın, Meclis’in inisiyatifi ve halkı temsil etme kapasitesi açısından genel bir problem bulunduğunu kaydetti.
DEM Parti’nin kendi içinde yasa teklifini ayrıntılı biçimde tartıştığını belirten Akın, parti içi demokrasi açısından metni görmeden ve değerlendirmeden imza atmamak için çalışma yaptıklarını anlattı.
Akın, diğer milletvekillerinin Meclis’in işleyişi ve yasa hazırlama yöntemine ilişkin eleştirilerinin de haklı olduğunu söyleyerek daha şeffaf ve demokratik bir çalışma ortamının düzenlemelerin toplum tarafından sahiplenilmesini güçlendireceğini ifade etti.
AİHM VE ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI ÜZERİNDEN “HUKUK GÜVENCESİ” ELEŞTİRİSİ
CHP’nin yaşadığı süreci DEM Parti’nin geçmişte yaşadıklarıyla karşılaştıran Akın, Türkiye’de ve dünyada demokratik olmayan, otokratik rejimlerin güç kazandığını savundu.
Sürecin en önemli problemlerinden birinin hukuk güvencesi olduğunu söyleyen Akın, AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmadığı yönündeki eleştirilerin toplumdaki güvensizliği artırdığını ifade etti.
Akın, insanların “Anayasa ve mahkeme kararlarına uyulmayan bir ortamda yapılan anlaşmanın güvencesi ne olacak?” sorusunu sorduğunu belirterek bu kaygının haklı bir zemini bulunduğunu söyledi.
Buna rağmen meselenin Meclis’e gelmesi, kabul edilmesi ve yasaya dönüşmesini güvensizliğin adım adım giderilmesi açısından olumlu bulduklarını ifade eden Akın, sürecin yalnızca gönüllülükle değil, değişen koşulların ve konjonktürün zorlamasıyla da ortaya çıktığını söyledi.
“AKP BUNU KENDİ SİYASİ HESAPLARI İÇİN DEĞERLENDİRECEKTİR”
AKP iktidarının süreci kendi siyasi çıkarları doğrultusunda değerlendirmek isteyebileceğini söyleyen Akın, bunun muhalefetin sürece tamamen karşı çıkması için yeterli olmadığını savundu.
Siyasetin kendi toplumsal örgütlenmesini ve siyasi taleplerini ortaya koyması gerektiğini ifade eden Akın, yalnızca güvensizlik gerekçesiyle sürecin karşısında durmanın çözüm olmadığını söyledi.
DEM Parti açısından esas meselenin şiddet ve çatışmanın devam etmesi yerine siyasi çözüm yollarının tercih edilmesi olduğunu belirten Akın, çerçeve yasayı bu nedenle “ilk adım” olarak değerlendirdiklerini ifade etti.
İNFAZ YASASI AÇIKLAMASI
Akın, önümüzdeki dönemde gündeme gelmesi beklenen infaz düzenlemesine de değindi.
Cezaevlerinde kapasitenin yaklaşık yüzde 40 üzerinde doluluk bulunduğunu söyleyen Akın, ekim ayında bir infaz yasasının yeniden gündeme gelebileceğini belirtti. Düzenlemenin uzun süredir tartışıldığını kaydeden Akın, olası bir infaz yasasının yalnızca silah bırakan örgütün mensuplarına yönelik değil, toplumun tamamını kapsayacak biçimde uygulanmasının önemli olduğunu söyledi.
Akın, cezaevlerinin belirli ölçüde rahatlatılmasının Türkiye açısından da olumlu bir adım olacağını ve sürecin yalnızca mevcut çerçeve yasayla sınırlı kalmayacağını düşündüklerini ifade etti.
GENEL KURUL İÇİN “TARTIŞMA” BEKLENTİSİ
Meclis Genel Kurulu’ndaki oylamaya ilişkin “400’lü evet oyu” beklentisinin sorulması üzerine Akın, komisyondaki görüşmelerde küçük çaplı tartışmalar ve gerginlikler yaşandığını, Genel Kurul’da bunun daha da artabileceğini söyledi.
İYİ Parti’nin itirazlarını Genel Kurul’da da sürdüreceğini belirten Akın, Devlet Bahçeli’nin, DEM Parti eş genel başkanlarının ve İYİ Parti Genel Başkanı’nın da Meclis’te bulunmasının beklendiğini ifade etti.
Akın, itiraz eden milletvekillerinin görüşlerini demokratik şekilde dile getirme hakkına sahip olduğunu vurgularken, kavga ve hakaret görüntülerinin ortaya çıkmaması gerektiğini söyledi.
DEM Parti grubunun da bu konuda toplantı yaptığını belirten Akın, mümkün olan en yüksek milletvekili katılımı ve desteğiyle çıkacak bir düzenlemenin toplumsal uzlaşma açısından daha kıymetli olacağını ifade etti.
“Bu yasa sadece DEM Parti’nin, MHP’nin, AKP’nin yasası ya da sorunu değil. Bu Türkiye’nin sorunu” diyen Akın, meselenin ortak bir zeminde çözülmesi gerektiğini savundu.
“YASA ÇIKTIKTAN SONRA BELİRSİZLİĞE BIRAKILMAMALI”
Yasa kabul edildikten sonra uygulama sürecinin uzatılmaması gerektiğini söyleyen Akın, düzenlemenin hayata geçirilmesi konusunda hükümete ve devlete önemli sorumluluklar düştüğünü ifade etti.
Sürecin gecikmesi veya kamuoyunu tatmin etmeyen sonuçların ortaya çıkması durumunda hem destekleyenlerin hem de karşı çıkanların yeni tartışmalar başlatacağını söyleyen Akın, hızlı şekilde somut adımlar atılması çağrısında bulundu.
Akın, Milli Güvenlik Kurulu kararının da geciktirilmeden alınması gerektiğini savunarak, “Yasa çıktıktan sonra fiilen hayata geçme süreçlerinde bir uzatma, sallama, belirsizliğe bırakma halleri olmamalı” dedi.
“BARIŞ SÜREÇLERİ HALKIN DESTEĞİ OLMADAN BAŞARILI OLAMIYOR”
Toplumsal kabulün önemine de dikkat çeken Akın, dünyadaki barış süreçlerine bakıldığında halk desteği olmadan kalıcı başarı sağlanamadığını söyledi.
2013-2015 dönemindeki sürece de değinen Akın, o dönemde “Akil İnsanlar” çalışmasıyla meselenin toplumun farklı kesimlerinde tartışıldığını, daha sonra Dolmabahçe sürecinin ardından görüşmelerin sona erdiğini hatırlattı.
Bugünkü modelin önceki dönemden farklı olduğunu savunan Akın, hem örgütün silah bırakmaya yönelik tutumu hem de devletin Orta Doğu’daki değişimle birlikte yeni bir model oluşturma arayışının “tarihsel bir buluşma ortamı” yarattığını ifade etti.
Akın’a göre AKP, MHP, DEM Parti ve diğer siyasi partilerin süreci kendi seçmenlerine anlatması ve toplumdaki soru işaretlerini gidermesi gerekiyor.
MEDYAYA ELEŞTİRİ: “OBJEKTİF BİLGİLER MAALESEF YOK”
Akın, toplumun siyasi süreçlere doğrudan katılımından daha çok sosyal medya ve televizyonlar üzerinden görüş oluşturduğunu belirterek medyanın tutumunu da eleştirdi.
Türkiye’de iktidar ve muhalefet medyasının olayları kendi siyasi pozisyonuna göre aktardığını savunan Akın, objektif bilginin yeterince bulunmadığını söyledi.
Farklı görüşlerin karşı karşıya gelip müzakere edebileceği alanların artırılması gerektiğini ifade eden Akın, NEO TV’nin farklı görüşlere yer verdiğini belirterek, bütün kanalların aynı yaklaşımı göstermediğini söyledi.
Akın, sürecin somut biçimde hayata geçmesinin toplumdaki kafa karışıklığını ve güvensizliği azaltabileceğini, desteğin de uygulamada ortaya çıkacak sonuçlara göre artıp azalacağını ifade etti.
“MUHALEFET SOMUT ADIM GÖRMEK İSTİYOR”
Muhalefetin süreçte somut gelişmeler görmek istediğini belirten Akın, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın serbest kalması ile kayyum uygulamalarının sona erdirilmesi gibi başlıkların güven açısından önemli olacağını söyledi.
Meclis’in süreçle ilgili aldığı 6’ncı ve 7’nci madde kararlarına değinen Akın, mevcut düzenlemeyi silah bırakan örgütün demokratik siyasete katılım süreçlerinin planlanmasını içeren 6’ncı madde kapsamında değerlendirdi.
Ardından ülkenin demokratikleşmesi ve kayyum uygulamasının kaldırılması gibi başlıkların gündeme gelmesi gerektiğini söyleyen Akın, bu adımlar hayata geçtikçe tartışmaların geride bırakılabileceğini ifade etti.
“Hayata geçen süreçler güveni ve aynı zamanda desteği artıracak” diyen Akın, sürecin başarısının somut uygulamalara bağlı olduğunu vurguladı.
“YENİ BİR YÜZYIL İNŞA EDİLMEYE ÇALIŞILIYOR”
Konuşmasının sonunda genel bir değerlendirme yapan Akın, Türkiye’nin uzun yıllardır taşıdığı sorunların demokratik ve katılımcı yöntemlerle yeterince tartışılamamasının çatışma, kavga ve şiddet ortamını büyüttüğünü savundu.
Bugün ise bu meselelerin farklı yöntemlerle tartışılmaya çalışıldığını belirten Akın, “Yüzyıldan fazla yaşanmış olan sürecin yeni bir yüzyılı inşa edilmeye çalışılıyor. Bunun adımları atılıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Dünyada ve bölgede büyük bir değişim yaşandığını söyleyen Akın, yalnızca geçmişin siyasi ezberleri üzerinden hareket edilerek Türkiye’nin sorunlarının çözülemeyeceğini ifade etti.
Daha demokratik ve çoğulcu bir anlayışın zorunlu olduğunu savunan Akın; farklı kimliklerin düşmanlaştırılmadığı, yurttaşların varlığının kabul edildiği ve müzakerenin esas alındığı bir siyasi ortam kurulması gerektiğini söyledi.
Çerçeve yasayı da bu yeni dönemin ihtiyaçlarına yanıt verme konusunda ilk adım olarak gördüklerini ifade eden Akın, konuşmasını şu mesajla tamamladı:
“Bir söz vardı, bin adımdan bir tanesi atılmış olacak diye. Dolayısıyla önümüzde daha çok işler ve görevler var. İlk adımı başarılı atarsak ve geliştirebilirsek geleceği daha iyi bir şekilde kuracağımızı düşünüyorum. O nedenle bütün yurttaşlarımıza sürece biraz daha yakından sahip çıkmalarını ve destek olmalarını rica ediyorum.”
Yorum Yazın