Dolar 47,1995
%0.06
Euro 53,8748
%-0.05
Altın 6.148,423
%1.14
Bist-100 13.979,70
%-0.65

Pzt

-8°

Sal

-12°

Çar

-3°
DEM Parti'den 'kayyım' çıkışı: Yerel yönetimleri seçilmiş temsilciler yönetmelidir'

DEM Parti'den 'kayyım' çıkışı: Yerel yönetimleri seçilmiş temsilciler yönetmelidir'

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin grup toplantısı kapsamında TBMM'de konuşuyor.

  • Ege Postası
  • 21.07.2026 - 13:21

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin grup toplantısında konuşuyor.

Bakırhan'ın gündeminde, süreç kapsamında ele alınan "çerçeve yasa"nın yer alması bekleniyor.

"2 YILDIR TEK MERMİ ATMADINIZ"

Bakırhan'ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

"İktidara sesleniyoruz. 2015'ten beri çatışmalı ortamdan ötürü hep bize mermi fiyatlarını soruyorlardı hatırlıyorsunuz değil mi? İşte geçinemiyoruz, 'Bir merminin fiyatı ne kadar' diyorlardı. Hatta camilerde bu konuda fetvalar bile verdiler.

Biz de soruyoruz; 2 yıldır tek bir mermi atmadınız. 2 yıldır tek bir kuruş harcamadınız, tek bir maliyete katlanmadınız. Buyurun 2 yıldır bu çatışmaya harcadığınız kaynağı emeklilere verelim, asgari ücretlilere verelim. Hem emekli kazansın, hem asgari ücretli kazansın, hem de barış umudu büyüsün, kazansın. Emin olun bu ülkenin ovaları, bu ülkenin kaynakları, bu ülkedeki dayanışma kültürü 86 milyonun başını yastığa tok koymasına yeter ama yönetilemiyor.

İşte tam da bu noktada diyoruz ki, DEM Parti bu gerçeği yaşama geçirmeye hazır. Demokratik, adil, kimsenin aşsız ve işsiz kalmadığı, kimsenin evsiz kalmadığı bir düzen kurmaya hazırız, varız. Bu konuda yeterli bir gücümüz ve deneyimimiz olduğunu da belirtmek istiyorum.

"AZ BİR YOL GELMEDİK"

Değerli arkadaşlar, eşit ve adil bir ekonomi, demokratik ve adil bir siyasal düzenin temelidir. Biz de 27 Şubat'tan bu yana barış ve demokratik toplum rotasında yürüyoruz. Türkiye 22 Ekim'den 27 Şubat'a uzanan yolda bir güvercinin kanadında barış umudunu taşıdı. 27 Şubat'ta milyonlarca insan barışa nefes verdi, ses oldu. O günden bugüne gelinen yol ne azdır, ama ne de kusursuzdur. Az bir yol gelmedik. Türkiye'yi Kürt meselesinin çözümünde tarihsel bir noktaya ulaştıracak kadar yol geldik. Ama bu dönemeci alabilmek için önümüzdeki dönem, tarihi sorumluluğumuzu da yerine getirmemiz gerekiyor.

Bu tarihi dönemeci geçmek için önce temeli sağlam atmak gerekiyor. Demokratik Türkiye'nin inşası için kalkış noktası çerçeve yasadır. Bakın, tarih bazen aynı sayfaya iki kez not düşüyor. Çok sık olmuyor. 22 Ekim 1919'da Amasya'da bu ülkenin kurucu kadroları Kürtlerle anlaştı ve Kürtlerin haklarını tanıyan bir protokole imza attılar. Ama 105 yıl o Amasya'daki altına imza attıkları protokolü unuttular. 105 yıl sonra, yine bir 22 Ekim'de bu Meclisin çatısı altında yeni bir el uzandı ve tarihi bir çağrı oldu. Bunu kuruluşta verilen sözün yüz yıl sonra yerine getirilmesi beyanı olarak okuyoruz biz. İşte bu beyanı hayata geçirmenin ilk adımı çerçeve yasa olmalıdır.

"ÇERÇEVE YASA ESASLI BİR BAŞLANGIÇTIR"

Çerçeve yasa bir bitiş değil, esaslı bir başlangıçtır. Yeni bir döneme geçmek için kullanacağımız bir kapıdır. Bu kapıdan geçmek için çerçeve yasa hemen çıkarılmalı, uygulamaya başlanmalıdır. Eş zamanlı olarak taraflar ve kamuoyunun mutabık kalacağı ortak bir yol haritası çıkarılmalıdır. Demokratikleşme süreci başlamalı ve demokratik entegrasyon inşa edilmelidir.

Dün heyetimiz İmralı Cezaevi'nde Sayın Abdullah Öcalan'la görüştü. Hepinize, Türkiye halklarına, Kürtlere, emekçilere, Alevilere, kadınlara selamlarını, sevgilerini yollamıştı. Sayın Öcalan İmralı'da aslında bugüne kadar defalarca tekrar ettiği bir belirlemesini yine yapmıştı. Aynen şöyle diyor: 'Kürt'ten Türk'ü ayırırsan Kürt kalmaz. Türk'ten Kürt'ü ayırırsan Türk kalmaz' diyerek aslında çözümün hakikatini ortaya koymuştur bir kez daha.

Bu sebeple işimiz çok, evet zamanımız kısıtlı biliyoruz. Ama hep birlikte durmadan akıl akıla, el ele, omuz omuza vererek Türkiye'yi barışa taşıyabiliriz. Demokratik cumhuriyet iddiamız zor ama uzak değil. İddialı ama gerçekçidir. Bu iddiayı gerçeğe dönüştürmek için çerçeve yasayı en güçlü şekilde çıkarmamız gerekiyor.

Bakın, Sayın Öcalan en iddialı ve en radikal adımları atıyor. Hep birlikte şahitlik ettik. Adeta tarihin yönünü değiştiriyor. Ama ne yazık ki bu adımlar karşısında gerekli siyasi ve hukuki düzenlemeler yapılmakta gecikiyor. Yöntem hataları sürece zarar veriyor. Bu vesileyle iktidar temsilcileri ve Sayın Bahçeli ile heyetimizin yaptığı görüşmelerde sürecin devam etmesi yönündeki ortaklaşmayı olumlu buluyoruz.

"ÖCALAN'IN STATÜSÜ DÜZENLENMELİ"

Çerçeve yasanın zamanlaması, içeriği ve yöntemi sürecin ruhuna uygun olmalıdır. Tek taraflı, dayatmacı, yüzyıllık tekrarları üreten bir çerçeve yasa yol açıcı değil, yol tıkayıcı olur. Medya üzerinden psikolojik savaş yürütmek barışın haysiyetine yakışmaz. Kimse bu hatalara düşmemelidir. Çerçeve yasa kapsayıcı olmalıdır. Sayın Öcalan'ın özgür çalışma ve iletişim koşullarını sağlamalıdır. Sayın Öcalan'ın hukuku barışın hukukudur, bu çok iyi bilinsin. Bu sebeple Sayın Öcalan'ın statüsü artık düzenlenmelidir.

Çerçeve yasa silahsızlanma süreci için mekanizmalar içermelidir. Demokratik entegrasyon yasalarına zemin hazırlayacak şekilde siyasi ve hukuki zeminde bir yol temizliği yapmalıdır. Parlamentodan çıkması muhtemel çerçeve yasayla eş zamanlı olarak siyaset kurumu da toplumsal uzlaşma ve ortaklığı esas alarak bir yol haritası çıkarmalıdır.

"KAYYIMLAR GERİ ÇEKİLMELİ"

Artık yürütme erki, barış sürecinde iklimin pozitife dönmesi için üstüne düşeni oynamalıdır. İlk adım olarak da hemen kayyımlar geri çekilmeli, halkımızın seçmiş olduğu temsilciler yerel yönetimleri yönetmelidir.

Daha önce de ifade etmiştik. Bu vesileyle tekrar bir kez daha ifade edelim. Nusaybin, Kamışlı sınır kapıları açılmalıdır. Bu adım hem barış sürecine, hem iki ülke ekonomisine, hem Suriye'nin iktisadi ve siyasi istikrarına katkı sağlar. Kapılar açılmalıdır derken, aynı zamanda Türkiye ve Ermenistan kapısı olan Kars'taki Doğu Kapı da açılmalıdır. Bu da bölgesel istikrara katkı sağlar. Yargı erki de barış sürecine pozitif katkı vermelidir. AYM ve AİHM kararları uygulanmalı, tahliyelerin önü bir an önce açılmalıdır.

Bakın özellikle vurguluyorum. Çatışmalı süreçte barıştan yana tavır alan ve mağdur edilen insanların sorunları çözülmelidir. Başta Barış Akademisyenleri olmak üzere, KHK'lılar işlerine amasız, fakatsız bir şekilde geri iade edilmelidir."

 

Yorum Yazın

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yorumlar
Yeniden eskiye
Eskiden yeniye
Öne çıkanlar

Bu habere hiç yorum yapılmamış... İlk yorum yapan sen ol.