Dolar 33,0524
%0.7
Euro 36,0447
%0.56
Altın 2.568,220
%0.73
Bist-100 11.065,00
%0.37

Pzt

-8°

Sal

-12°

Çar

-3°
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 10 Mart'ta seçim sürecini başlatıyoruz

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 10 Mart'ta seçim sürecini başlatıyoruz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısının ardından, “10 Mart Cuma günü, Anayasa’nın bize verdiği yetkiye dayanarak alacağımız seçim kararının ertesi gün Resmi Gazete’de yayınlanmasıyla süreci başlatıyoruz. Tabii bu kararın yayınlandığı 11 Mart itibarıyla seçim takvimiyle ilgili hususlar YSK’nın yetki alanına girmektedir” dedi.

  • Ege Postası
  • 06.03.2023 - 23:46
  • Güncelleme: 06.03.2023 - 23:46

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında bugün toplanan kabine toplantısı sona erdi. Erdoğan, yaklaşık 4 saat süren toplantının ardından açıklama yaptı. Kahramanmaraş merkezli depremlerde 46 bin 104 yurttaşın hayatını kaybettiğini duyuran Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

“46 BİN 104 VATANDAŞIMIZA ALLAH'TAN RAHMET, YAKINLARINA SABIR VE BAŞSAĞLIĞI DİLİYORUZ”

“Cumhuriyet tarihinin en çok can kaybına, yıkıma, acıya yol açan 6 Şubat depremleri ve sonrasındaki artçı sarsıntılar sebebiyle milletimize bir kez daha geçmiş olsun dileklerimizi sunuyorum. 46 bin 104 vatandaşımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyoruz. 6 Şubat saat 04:17'de yaşadığımız ilk deprem anından itibaren devlet ve millet olarak tüm imkanlarımızı seferber ettik. Bakanlık, kurum ve kuruluşlarımızın tamamının arama-kurtarma, yardım, destek kapasitelerini bölgeye yönlendirdik. Yaklaşık 9 saat sonra ikinci deprem, felaketin sonuçlarını daha da ağırlaştırdı. Depremin ülkemizde ve bölgede ağır kış şartlarında yaşanması işleri daha da güçleştirildi. Şehirlerdeki kamu personeli ile acil müdahale ekipleri süratle toparlanarak milletimizin yardımına koştular. AFAD'ın koordinasyonunda, 81 vilayetin tamamındaki kamu gücünü saatler içinde harekete geçirdik. Bakanlarımız, sabah 09:00'dan itibaren deprem sahasında koordinasyonu üstlendiler.

“ASKERİMİZ, DEPREMDEN DAKİKALAR SONRA HAREKETE GEÇEREK ÜZERİNE DÜŞEN GÖREVİ BİHAKKIN YERİNE GETİRDİ”

Her şehrimizde en az bir bakanımızı daimi olarak görevlendirdik. Tüm bakanlarımız, kendi sorumluluk alanlarıyla ilgili eksiklikleri tespit edip, milletimizin acılarını paylaştılar. Tüm birimlerimizi, ülkemizin dört bir yanından görevlendirdiğimiz mülki idare personeli ile takviye ettik. Milletvekillerimizi deprem bölgesi illerinde görevlendirerek depremzedelerimizin yanında olmalarını sağladık. Askerimiz, depremden dakikalar sonra harekete geçerek üzerine düşen görevi bihakkın yerine getirdi, getirmeye devam ediyor. Polisimiz ve jandarmamız, arama-kurtarmaya destekleri, hayati rolleriyle adeta destan yazdılar. Sağlık personelimiz, kimi yerlerdeki zarar gören hastanelerimize rağmen yaralı olarak kurtarılan insanlarımıza şifa için insanüstü gayretle çalıştı, çabaladı. Belediyelerimiz; personeli, araç gereçleriyle deprem şehirlerine koştu. Madencilerimizi, ormancılarımızı, DSİ ekiplerimizi, Karayolları ekiplerimizi arama-kurtarma çalışmalarına katılmak için hemen bölgeye gönderdik. Gerekli eğitime ve donanıma sahip tüm sivil arama-kurtarma potansiyelimizi değerlendirdik. Uluslararası yardım çağrımıza cevap veren NATO ve AB dahil, profesyonel arama-kurtarma ekiplerini hızla sahaya dağıttık. 35 bin kişiyle dünyada eşi benzeri görülmemiş arama-kurtarma gücünü bir araya getirdik.

“DEPREMİN 10. GÜNÜNDE ARAMA-KURTARMA ÇALIŞMALARININ ÇOĞUNU TAMAMLAMAYI BAŞARDIK”

Yıkım öylesine çok, yıkım alanı öylesine büyük, iklim ve saha şartları öylesine zorluydu ki yine de çalışmanın ilk anlarında arzu ettiğimiz hıza ve etkinliğe ulaşamadık. Kapanan yolları süratle açarak, altyapıyı kullanılabilir hale getirerek, kamu ve özel sektördeki tüm araç ve insan gücünü devreye alarak kısa sürede düzeni sağladık. İdeal bir arama-kurtarma ekibinin 80 kişiden, en az da 20 kişiden oluşması gerekiyor. Asgari personel sayısı ile bile bin 750 binaya aynı anda müdahale imkanı vardı. Arama-kurtarma yapılması gereken bina sayısı ise bırakın ekip sayısını, toplam arama-kurtarma personeli sayısı kadardı. Ekiplerimiz, yıkıntılar altındaki son canlı insanımızı çıkarabilmek için günlerce durup dinlenmeden çalıştı, çabaladı. Sonuçta, dünyada örneği olmayan şekilde, neredeyse depremin 10. gününde arama-kurtarma çalışmalarının çoğunu tamamlamayı başardık.

“KULLANILAMAZ HALE GELMİŞ BİNA SAYISI 230 BİNİ, BAĞIMSIZ BÖLÜM SAYISI 645 BİNİ BULUYOR”

Depremin yol açtığı geniş yıkım, geride kalan insanlarımızın hayatını da fevkalade zorlaştırdı. 11 ilimizde yıkık, acil yıkılacak, ağır hasarlı, yani kullanılamaz hale gelmiş bina sayısı 230 bini, bağımsız bölüm sayısı 645 bini buluyor. Evi hasarsız, az hasarlı olan vatandaşlarımızın bir kısmı da artçı sarsıntılar sebebiyle yaşadıkları kaygıyla evlerine giremiyor. 3 milyon 320 bin insanımız tahliye edilerek diğer illerimize gitti. 800 bin insanımız ise şehirlerden ayrılarak köylerine sığındı. 1,5 milyon aşkın insanımız çadırlarda, 53 bin insanımız konteynerlerde, 153 bin insanımız Milli Eğitim kurumları başta olmak üzere kamu tesislerinde hayatını sürdürüyor. Otellerde 137 bine yakın depremzedeyi misafir ediyoruz. Kamu ve sivil yardım kuruluşlarımız, 5 milyon 800 bin insanımıza her gün hizmet veriyor. Diğer şehirlere giden insanlarımızın bir an önce evlerine geri dönmek istediklerini bildiğimiz için konteyner şehirlerin kurulmasına hız verdik.

“AMACIMIZ, 2 AYDA 100 BİN KONTEYNER KURARAK YARIM MİLYON DEPREMZEDEYİ BU ALANLARA TAŞIMAKTIR”

Bu da biraz vakit alıyor. Amacımız, 2 ayda 100 bin konteyner kurarak yarım milyon depremzedeyi bu alanlara taşımaktır. Gerekirse sayıyı daha da artırabiliriz. Üretimi ve yurt dışından gelen hibeleri bu doğrultuda seferber ettik. Barınma sorunu yanında şehirlerimizin günlük hayatlarının ayrılmaz parçası olan ticari faaliyetlerin ayağa kaldırılmasına önem veriyoruz. Fabrikalarımız üretime başladı. Kullanılamaz hale gelen iş yerleri için mobil çözümler geliştiriyoruz. 6 bin geçici ticarethaneyi esnafımızın hizmetine verdik. 3 bin konteynerden oluşan çarşılar kuruyoruz. Bölgenin ayağa kaldırılmasında sanayi tesisleri, fabrikalar, işletmeler için gereken tüm destekleri sağlayacağız. Şehirlerimizi inşa ve ihya çalışmalarımızı, sanayi siteleri, ticaret merkezleri ile planlıyoruz.

“250 MİLYAR LİRALIK KREDİ PAKETİNE 100 MİLYAR LİRA DAHA İLAVE ETTİK”

Deprem bölgesindeki işletmelerin KOSGEB'e olan 2023 borçlarını, felakette hayatını kaybeden işletmecilerimizin ise tüm borçlarını siliyoruz. Kalkınma ajanslarımızın tüm kaynaklarını afet bölgesi şehirlerine aktararak projelerin finansmanındaki devlet katkısını en üst seviyeye çıkartıyoruz. Bireysel ve KOBİ kredilerindeki ertelemelerin yanında, 250 milyar liralık kredi paketine 100 milyar lira daha ilave ettik. Depremde ağır hasar olan yerlerde esnaf ve sanatkarlarımıza, 250 bin liraya kadar 60 ay vadeli, yarısını da Hazine'nin ödeyeceği yüzde 7,5 faizli kredi veriyoruz. Bölgeye sağladığımız istihdamı, ihtiyaç sahibi ailelere öncelik vererek 50 bin kişiye çıkartıyoruz. Çocuklarımızın eğitiminin aksamaması için de gayret gösteriyoruz. Çadır ve konteynerlerde kurduğumuz eğitim yuvalarında evlatlarımızı yeniden okula hazırlıyoruz.

“HIZLA ENKAZINI KALDIRMAMIZ GEREKEN 50 BİN BİNA VAR”

Evleri kullanılamaz hale gelenlere hane başı 10 biner lira taşınma yardımı ödemesine başladık. Kiraya çıkan depremzedelere 3 ila 5 bin lira arasında destek veriyoruz. Yakınları vefat eden depremzedelerimize 100'er bin lira ödüyoruz. Bu insanlarımızın barınmadan gıda ve giyime kadar tüm ihtiyaçlarının elbirliği ile karşılandığı, dünyaya örnek olacak bir dayanışma görüyoruz. Devletimizin gücü ve milletimizin alicenaplığı öylesine büyüktü ki kötü emsaller birer teferruat olarak kaldı. Barınma ve gıda sorunlarını çözdüğümüz, enkaz kaldırma çalışmalarına hızla devam ettiğimiz bir yere geldik. Hızla enkazını kaldırmamız gereken 50 bin bina var. Bir yandan da insanlarımızı yeni evlerine taşımak istiyoruz. En önemli gündemimiz, insanlarımızı bir an evvel güven ve huzurla yaşayacakları yeni evlerine kavuşturmaktır. Önümüzdeki iki ay içinde 244 bin konutun inşasına başlamaktır. Bunlardan 22 binin inşasına geçilmiştir. 405 bini konut ve 83 bini köy evi olmak üzere toplamda 488 bin yeni hane yaparak vatandaşlarımıza teslim edeceğiz.

“VAN, ELAZIĞ, MALATYA, İZMİR DEPREMLERİ, ANTALYA, MUĞLA YANGINLARI; KASTAMONU, GİRESUN, BARTIN SEL AFETLERİNDE HÜKÜMETİMİZ BAŞARILI SINAVLAR VERDİ”

Van, Elazığ Malatya, İzmir depremleri, Antalya, Muğla yangınları; Kastamonu, Giresun, Bartın sel afetlerinde hükümetimiz başarılı sınavlar verdi. Afete hazırlık planlarıyla ülkemizin tamamını kuşatan yeni hazırlıklar içindeydik. Kentsel dönüşüm projeleri de biriydi. 6 Şubat'ta bir kez gördük ki felaketler bizim hazırlıklarımızı beklemiyor. Tek başına kentsel dönüşüm projelerinde yaşadığımız sıkıntılar bile, afetlerle mücadelede yeni anlayışı ve yöntemi hayata geçirmemizin şart olduğunu gösteriyor. Kentsel dönüşüm projelerinin bir an önce tamamlanması için adeta yalvardık. Bu konunun siyasetin malzemesi olamayacak kadar hayati öneme sahip olduğunu, kaybedilen her anın göz göre göre gelen yıkımlara biraz daha yaklaştırdığını söyledik. Türkiye'nin kontrolsüz köyden kente göç akımı, sağlıksız yapılaşmaya yol açmaya kalmamış, şehirlerimizin merkezlerini de felç etmiştir. Kalitesiz yapı stoğumuz en büyük baş ağrımıza dönmüştür.

“SON DEPREMLERDE YIKILAN BİNALARIN YÜZDE 98'İNİN 2000 YILI ÖNCESİ İNŞAATLAR OLMASI, SON YILLARDA ÖZEL SEKTÖRÜN BU ALANDA MESAFE KAT ETTİĞİNE İŞARET EDİYOR”

Kentsel dönüşüm projeleriyle bugüne kadar yenilediğimiz 3,3 milyon konut elbette önemlidir. 15 yıldır ‘kentsel dönüşüm’ dedik. Başta ana muhalefet olmak üzere yavru muhalefet, 'Biz kentsel dönüşüme karşıyız' dediler. Bununla ilgili çeşitli mitingler yaptılar, vatandaşı topladılar. Şimdi de o vatandaş önümüzü kesiyor, 'Ne olur bizim de binalarımızı yıkın' diyor. Eğer o zaman bizim bu talebimize uysaydınız bugün binalar bitmiş olacaktı. Benim oturduğum yer, Üsküdar Burhaniye. Yalvardım ama kabul ettiremedim. Şimdi o çevrede dört dörtlük binalar yapıldı. Zemin artı üç… Adeta caddeleri, ağaçlandırılması, yeşil peyzajıyla farklı bir görüntü ortaya koydu. Bu hafta Vahdettin Köşkü'ne giderken vatandaş önümüzü kesti, ‘Ne olur bizim buraya da başlayın’ diye. ‘Bak, sonra vaz geçmeyin.’ Arkadaşlarımıza talimatı verdik, ‘Tamam’ dediler. İnşallah buraya da başlayacağız. Yani zaman su gibi akıp gidiyor. Öbür tarafta Bay Bay Kemal gidiyor, mitingler yapıyor; 'Sakın ha. Burada denize nazır evler yapılacakmış' diyor. Tabii ki denize nazır evler de yapılacak. Kendimize yapmıyoruz ki burada oturan vatandaşımıza yapacağız. Ne olur imara aykırı olan evlerden kurtulun, size yakışan evleri bir an önce yapalım diyoruz. Şu anda halen 81 ilimizde 250 bin konutun yenilenmesi, ayrıca TOKİ'nin sosyal projelerinde ilave 250 bin sosyal konutun inşası sürüyor. Yıllarca önümüzü kestiler. Fikirtepe; bir kısmı Kadıköy, bir kısmı Üsküdar'da. Şimdi yapılıyor. Önümüz kesilmemiş olsaydı oralar da bitmiş olacaktı. Son depremlerde yıkılan binaların yüzde 98'inin 2000 yılı öncesi inşaatlar olması, son yıllarda özel sektörün bu alanda mesafe kat ettiğine işaret ediyor.

“BAZI HASTANELERİMİZDE SİSMİK İZOLATÖRLER VAR. BUNU KAMU BİNALARIMIZDA, ÖZELLİKLE HASTANELERİMİZDE, OKULLARIMIZDA YAYGINLAŞTIRMAMIZ LAZIM”

Bazı hastanelerimizde sismik izolatörler var. Bunu kamu binalarımızda, özellikle hastanelerimizde, okullarımızda yaygınlaştırmamız lazım. Bizlere bu toprakları vatan olarak bırakan ecdadın, deprem yıkıntıları altında hayatını kaybeden insanlarımızın emanetine ancak bu şekilde sahip çıkacağımıza inanıyorum. Küllerinden ayağa kalkan bir milletiz. Son 70 yılda siyasi, ekonomik, sosyal şartların getirdiği bir fetret dönemi yaşadık. Ama bu dönem artık geride kaldı. Depremde yıkılanla birlikte tüm şehirlerimizi maddi unsur ve altyapısıyla değil, medeniyet ve kültür değerleriyle bir bütün olarak ayağa kaldırmak boynumuzun borcudur. İşte Hatay, Antakya. Orası tamamen kültürler coğrafyası. Müslüman, Musevi, Hristiyan var. Hepsi bir arada. İbadethaneleri bir arada. Bu zenginliği yeni yerleşim yerlerimizde de yaşatacağız. İnsanımızın kimliğini biçimlendiren hiçbir maddi ve manevi kültür varlığımızı ihmal etmeyeceğiz. Yeni yerleşim yerlerini kültür merkezi, müze, camileriyle tüm donanımlarıyla medeniyet tasavvurumuzu hayatın her alanında kuracağız.

“SEÇİM SÜRECİ, BERABERİNDE GETİRDİĞİ YIPRATICI SİYASİ GERİLİMLER VE GÜNDEMİ KİLİTLEMESİ SEBEBİYLE İSTER İSTEMEZ BU ÇABALARI GÖLGELEME RİSKİ TAŞIYOR”

Fay hatlarına, dere yataklarına, heyelan bölgelerine bina yapıldığı dönem artık bitmiştir. Bu sorumluluğu yerine getirmeyen kurumlardan hesap soracağız. Türkiye'nin, 'asrın felaketi' olarak tanımlanan bu afetin yaralarını sarması için güçlü bir yönetime ve siyasi iradeye ihtiyacı vardır. Dünyada eşi benzeri görülmemiş bir felaketin üstesinden gelmek, devletimizle birlikte vatandaşımızın bekasını güvence altına almak, şehirlerimizi ve toplumumuzu afetlere karşı dirençli hale getirmek, siyasi istikrarla mümkündür. Tek gündemimiz depremdir, deprem yaralılarını sarmaktır. Seçim süreci, beraberinde getirdiği yıpratıcı siyasi gerilimler ve gündemi kilitlemesi sebebiyle ister istemez bu çabaları gölgeleme riski taşıyor.

“SEÇİMLERİN 14 MAYIS TARİHİNDE YAPILMASININ BİZE BU İMKANI VERECEĞİNE İNANIYORUZ”

Bunun için de gündem sapmasına yol açacak seçim sürecinin bir an önce geride bırakılması, ülkenin seçim gerilimi ve tartışmalarından hızla çıkması şarttır. Seçimlerin 14 Mayıs tarihinde yapılmasının bize bu imkanı vereceğine inanıyoruz. Bizim seçim sürecindeki gündemimiz yine deprem olacaktır. Maddi ve manevi kayıpların telafisi olacaktır. Siyasi çekişme, polemiklerle, kavgalarla örülü seçim kampanyası yapmayı içimize sindiremeyiz. Depremin ilk gününden itibaren asla siyasi tartışmaya girmedik. Söylenenleri not ettiğimizi belirtmekle yetindik. Yalan ve iftiralarla çalışmaları tehlikeye atanlarla rahat koltuklarında ahkam kesenleri, insanımız can derdinde iken mal bölüşümü derdine düşenleri, kısacası gördüğümüz, duyduğumuz her şeyi not ettik.

“DEPREMZEDELERİN YARALARINI SARIP YÜZLERİNİ GÜLDÜRENE KADAR BU NOTLARI TUTMAYI SÜRDÜRECEĞİZ”

Depremzedelerin yaralarını sarıp yüzlerini güldürene kadar bu notları tutmayı sürdüreceğiz. Normal günlere dönünce herkese hak ettiği cevabı verecek, hak ettiği muameleye tabi tutacağız. Başka bir gündemle, başka bir tartışmayla meşgul olmayacağız. Türkiye'nin, böyle bir vakit kaybına, enerji israfına tahammülü yoktur. Türkiye için hemen şimdi diyoruz. Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman, Malatya, Gaziantep, Osmaniye, Kilis için hemen şimdi diyoruz. Adana için, Şanlıurfa için hemen şimdi diyoruz. Diyarbakır, Elazığ için hemen şimdi diyoruz.

“10 MART CUMA GÜNÜ, ANAYASA’NIN BİZE VERDİĞİ YETKİYE DAYANARAK ALACAĞIMIZ SEÇİM KARARININ ERTESİ GÜN RESMİ GAZETE’DE YAYINLANMASIYLA SÜRECİ BAŞLATIYORUZ”

10 Mart Cuma günü, Anayasa’nın bize verdiği yetkiye dayanarak alacağımız seçim kararının ertesi gün Resmi Gazete’de yayınlanmasıyla süreci başlatıyoruz. Tabii bu kararın yayınlandığı 11 Mart itibarıyla seçim takvimiyle ilgili hususlar YSK’nın yetki alanına girmektedir. Bu süreçte başka ile taşınan, başka illerdeki yurt veya misafirhane gibi yerlerde konaklayan, çocuğunun kaydını başka ile alan, sağlık nedeniyle başka ile giden, seçmen kütüğünü yaşadığı yere nakleden velhasıl hangi sebeple olursa olsun 6 Şubat felaketinden sonra ikametgahını veya seçmen kaydını değiştiren depremzedelerimizin kendilerine sağlanan hak ve imkanlardan mahrum kalmamalarını sağlayacak bir Cumhurbaşkanlığı Kararnamesini de yayınlıyoruz. Seçim sürecinin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum.”

Yorum Yazın

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yorumlar
Yeniden eskiye
Eskiden yeniye
Öne çıkanlar

Bu habere hiç yorum yapılmamış... İlk yorum yapan sen ol.