CHP'li eski Başkan Demirsoy'dan manifesto gibi açıkalama: Bugünü bir milat kabul edelim!
CHP Gaziemir İlçe eski Başkanı Yüksel Demirsoy sosyal medya hesabından parti içine dönük manifesto niteliği taşıyan açıklamalarda bulundu. Deneyimli siyasetçi CHP'ye iktidar yolunda yol haritası çizerken, artık parti içi hesaplaşmaların bir kenara bıraklaması gerektiğini savundu. Demirsoy, "Bugünü bir milat kabul edip dargınlıklara ve küskünlüklere son vermeliyiz. Parti yöneticilerinin birbirlerini sosyal medya ve basın üzerinden eleştirmesi; örgütsel birliği zayıflatan, ortak mücadele duygusunu örseleyen bir tutuma dönüşmemelidir. Eleştiri; kamuoyu önünde ayrıştıran değil, kurum içinde güçlendiren bir sorumluluk bilinciyle yapılmalıdır. Gelin, hep birlikte bembeyaz yeni bir sayfa açalım." dedi.
- Ege Postası
- 17.02.2026 - 11:23
- Güncelleme: 17.02.2026 - 15:17
EGE POSTASI- CHP'nin deneyimli siyasetçilerinden Gaziemir İlçe eski Başkanı Yüksel Demirsoy sosyal medya hesabından parti içine dönük manifesto niteliği taşıyan açıklamalarda bulundu.
Eski Başkan Demirsoy, Gaziemir'de uyguladıkları politikalarla 60 yıl sonra yerelde iktidar olduklarını vurgulayan Demirsoy, 'Bu model Türkiye genelinde uygulanabilse, neden iktidar mümkün olmasın?" derken, Türkiye’nin ihtiyacı; sol ve sosyal demokrat düşüncenin, ülkenin gerçekleri ve sosyolojisiyle yeniden güçlü bir bağ kurabilmesidir. Gerçek iktidar yürüyüşü; kimlik tartışmalarından değil, halkın hayatına dokunan adaletten doğar. Artık parti içinde hesaplaşmaya değil; el sıkışmaya, helalleşmeye, kucaklaşmaya ihtiyaç vardır. Helalleşmelerimizi; cami avlusuna, musalla taşına, hocanın iki dudağı arasına ya da cemevinde dedenin duasına bırakmadan,
bugünü bir milat kabul edip dargınlıklara ve küskünlüklere son vermeliyiz. Parti yöneticilerinin birbirlerini sosyal medya ve basın üzerinden eleştirmesi; örgütsel birliği zayıflatan, ortak mücadele duygusunu örseleyen bir tutuma dönüşmemelidir. Eleştiri; kamuoyu önünde ayrıştıran değil, kurum içinde güçlendiren bir sorumluluk bilinciyle yapılmalıdır. Gelin, hep birlikte bembeyaz yeni bir sayfa açalım." ifadelerini kullandı.
DEMİRSOY'UN SOSYAL MEDYA HESABINDNA YAPTIĞI AÇIKLAMA ŞU ŞEKİLDE:
KURULTAYLARIN HAFIZASI VE İKTİDAR YOLU
Örgütün İradesi, Tarihin Derinliği, Geleceğin Sorumluluğu
Tarih bize açıkça şunu gösterir:
Büyük yürüyüşler kısa toplantılarla değil, derin istişarelerle başlar.
Erzurum Kongresi (23 Temmuz – 7 Ağustos 1919) 14 gün,
Sivas Kongresi (4 – 11 Eylül 1919) ise 8 gün sürmüş; millet iradesinin ortak aklını inşa etmiştir.
Bu tarihsel birikim, bugün partimizin kurumsal hafızasının da temelidir.
Unutmayalım ki, Erzurum ve Sivas Kongreleri ile düşmanın İzmir’de denize dökülmesi arasında geçen süre üç yıldır; ayrıca, Sevr Antlaşması ile Lozan Antlaşması arasında da üç yıl vardır. Bu süre, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının derin istişareler sonucunda tarihsel bir devrim yaparak Türkiye Cumhuriyeti’ni inşa ettiğini açıkça göstermektedir.
1947 yılında günlerce süren kurultaylar; örgüt içi demokrasinin, tartışma kültürünün ve ortak aklın en güçlü örneklerini ortaya koymuştur.
Bugün ise kurultayların iki güne, danışma kurullarının çoğu zaman hafta içine ve yalnızca birkaç saate sıkışması; katılımın daralmasına, sözün derinliğinin azalmasına yol açmaktadır.
Bu tablo, ilkokul yıllarındaki “aşı günü bir an önce bitsin de sokağa çıkalım” telaşını andıran bir yüzeyselliğe dönüşmemelidir.
Çünkü siyaset aceleyle değil, emekle ve istişareyle büyür.
Kurucu Genel Başkanımızın
“Benim iki büyük eserim vardır; biri Türkiye Cumhuriyeti, diğeri Cumhuriyet Halk Partisi’dir.”
sözü; partimizin tarihsel sorumluluğunu ve derinliğini açıkça ortaya koymaktadır.
Geçmişte partinin yükünü omuzlamış, mücadele vermiş kadroların dışarıda kalması; yalnızca bir kadro kaybı değil, hafızanın zayıflaması anlamına gelir.
Oysa siyasal örgütlerde sevgi, saygı, vefa ve liyakat kurumsal gücün temel direkleridir.
Gaziemir’de yürüttüğümüz yerel mücadelede hep şunu söyledik:
“Gaziemir’in çakıl taşına ihtiyacımız var; dağda bir çoban ateşi varsa gidip tanışacağız.
Çalınmadık kapı, sıkılmadık el, bakılmadık bir çift göz bırakmayacağız.”
Bu anlayışla 60 yıl sonra ilk kez yerelde iktidar olduk.
Bu; örgütümüzün ortaya koyduğu güçlü irade ve inancın sonucunda kazanılmış bir başarı hikâyesidir.
Aynı model Türkiye genelinde uygulanabilse, neden iktidar mümkün olmasın?
Türkiye’nin ihtiyacı;
sol ve sosyal demokrat düşüncenin, ülkenin gerçekleri ve sosyolojisiyle yeniden güçlü bir bağ kurabilmesidir.
Gerçek iktidar yürüyüşü; kimlik tartışmalarından değil, halkın hayatına dokunan adaletten doğar.
Artık parti içinde hesaplaşmaya değil;
el sıkışmaya, helalleşmeye, kucaklaşmaya ihtiyaç vardır.
Helalleşmelerimizi;
cami avlusuna, musalla taşına, hocanın iki dudağı arasına
ya da cemevinde dedenin duasına bırakmadan,
bugünü bir milat kabul edip
dargınlıklara ve küskünlüklere son vermeliyiz.
Parti yöneticilerinin birbirlerini sosyal medya ve basın üzerinden eleştirmesi;
örgütsel birliği zayıflatan, ortak mücadele duygusunu örseleyen bir tutuma dönüşmemelidir.
Eleştiri; kamuoyu önünde ayrıştıran değil, kurum içinde güçlendiren bir sorumluluk bilinciyle yapılmalıdır.
Gelin, hep birlikte bembeyaz yeni bir sayfa açalım.
Ayrıca, örgütsel katılımın önündeki engelleri kaldırmalıyız; belediye çalışanları ve belediye meclis üyelerinin delege olabilme haklarının önündeki kısıtlamaların ortadan kaldırılması, partimizin demokrasi ve adalet anlayışını güçlendirecektir.
Siyasi partiler yasasında yapılacak düzenlemelerle;
• adayların ön seçimle belirlenmesi,
• seçilenlerin partilerinden ayrıldıklarında başka bir partiye geçememesi ya da yeniden seçime gidilmesi,
demokrasinin kurumsallaşması açısından hayati önemdedir.
Devlet yönetimine talip olan herkes için tarih bize yalnızca siyasal değil,
ahlaki bir pusula da sunar.
Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye öğüdünde ifade ettiği gibi:
“Öfke bize, uysallık sana;
güceniklik bize, bağışlamak sana…”
Bu anlayış; görev üstlenen tüm yöneticiler için
iktidarın özünü hatırlatan derin bir sorumluluk çağrısıdır.
Çünkü iktidar;
yalnızca kazanılan bir mevki değil,
taşınması gereken büyük bir vicdan ve sorumluluktur.
Önerim odur ki, Atatürk’ü, Cumhuriyeti’ni ve ülkesini seven herkes, Nutuk’u, Gençliğe Hitabe’yi ve Bursa Nutku’nu tekrar okumalı; bunu özellikle önemsiyorum.
“DENEYİMLİ ve LİYAKAT sahibi olanların sözünü DİNLEMEYENLER karanlıkta YALNIZ yürürler; sözlerimiz DİKKATE ALINMAZSA, sonuçlarına BİRLİKTE katlanmak zorunda kalırız.”
“Geçici koltuklar için kalıcı gönüller kırılmaz.”
“Vefasız siyaset, eninde sonunda halkın vicdanında yargılanır.”
CUMHURİYET HALK PARTİSİ KURULTAY TARİHLERİ VE SÜRELERİ
CHP Kurultayları Kronolojisi (1919–2025)
Sivas Kongresi — 4–11 Eylül 1919 — 8 gün
I. Büyük Kurultay — 4–11 Eylül 1927 — 8 gün
II. Büyük Kurultay — 15–23 Ekim 1931 — 9 gün
III. Büyük Kurultay — 10–18 Mayıs 1935 — 9 gün
IV. Büyük Kurultay — 26–29 Aralık 1938 — 4 gün
V. Büyük Kurultay — 29 Mayıs–3 Haziran 1939 — 6 gün
VI. Büyük Kurultay — 14–21 Haziran 1943 — 8 gün
VII. Büyük Kurultay — 17 Kasım–4 Aralık 1947 — 18 gün
VIII. Kurultay — 26 Haziran–1 Temmuz 1950 — 6 gün
IX. Kurultay — 26–30 Kasım 1953 — 5 gün
X. Kurultay — 9–13 Eylül 1959 — 5 gün
XI. Kurultay — 24–28 Temmuz 1963 — 5 gün
XII. Kurultay — 28 Nisan–2 Mayıs 1966 — 5 gün
XIII. Kurultay — 18–21 Aralık 1970 — 4 gün
XIV. Kurultay — 5–7 Kasım 1972 — 3 gün
XV. Kurultay — 17–19 Aralık 1976 — 3 gün
I. Olağan Kurultay (yeniden açılış) — 9–10 Eylül 1992 — 2 gün
2. Olağan Kurultay — 18–19 Şubat 1995 — 2 gün
3. Olağan Kurultay — 23–24 Şubat 1997 — 2 gün
4. Olağan Kurultay — 30 Eylül–1 Ekim 2000 — 2 gün
5. Olağan Kurultay — 20–21 Nisan 2003 — 2 gün
6. Olağan Kurultay — 17–18 Nisan 2005 — 2 gün
7. Olağan Kurultay — 21–22 Mayıs 2010 — 2 gün
8. Olağan Kurultay — 18–19 Temmuz 2012 — 2 gün
9. Olağan Kurultay — 5–6 Eylül 2014 — 2 gün
10. Olağan Kurultay — 16–17 Ocak 2016 — 2 gün
11. Olağan Kurultay — 3–4 Şubat 2018 — 2 gün
12. Olağan Kurultay — 25–26 Temmuz 2020 — 2 gün
38. Olağan Kurultay — 4–5 Kasım 2023 — 2 gün
21. Olağanüstü Kurultay — 6 Nisan 2024 — 1 gün
22. Olağanüstü Kurultay — 21 Eylül 2025 — 1 gün
39. Olağan Kurultay — 28–30 Kasım 2025 — 3 gün
Yorum Yazın