Dolar 45,6152
%0.06
Euro 53,0474
%0.01
Altın 6.610,150
%-0.76
Bist-100 13.634,00
%-2.69

Pzt

-8°

Sal

-12°

Çar

-3°
CHP'li Bakan'dan NEO TV'de eleştiri bombardımanı: Menzil'e 'Laik devlete meydan okuyor' dedi, AK Parti'li vekillere sert çıktı: Eleştiriye gelince ağızları pabuç gibi!

CHP'li Bakan'dan NEO TV'de eleştiri bombardımanı: Menzil'e 'Laik devlete meydan okuyor' dedi, AK Parti'li vekillere sert çıktı: Eleştiriye gelince ağızları pabuç gibi!

CHP İçişleri Politika Kurulu Başkanı ve İzmir Milletvekili Murat Bakan, NEO TV'de Nusaybin-Kamışlı sınır hattında Türk bayrağına yönelik gerçekleştirilen provokasyona ilişkin MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin açıklamalarını eleştirerek, "Bu süreçte aslında bana göre başından itibaren Devlet Bahçeli'nin de olumsuz katkısı var. İlk düğmeyi yanlış iliklediler" açıklamasında bulundu. Öte yandan Menzil tarikatının Karabağlar'da gerçekleştirdiği 'tövbe seansı'na da değinen Bakan, "Laik devlete meydan okuma var. Nasıl örgütlü, nasıl disiplinli bir yapı, binlerce insanı bir araya toplayabiliyor, tövbe ettirebiliyor. Dolayısıyla bunun ne boyuta geldiğini biz Karabağlar'da görmüş olduk" şeklinde konuştu. Bakan, AK Parti İzmir vekillerine de sert çıkışlarda bulunarak, "Eleştiriye gelince ağızları, dilleri pabuç gibi. ‘Körfez kirlensin. Bunun sorumluluğu da CHP'ye ait olsun. Biz bunlara destek olmayalım ve buradan siyaset üretelim’ şeklinde düşünüyorlar" dedi.

  • Ege Postası
  • 23.01.2026 - 04:00
  • Güncelleme: 23.01.2026 - 12:30

EGEPOSTASI- CHP İçişleri Politika Kurulu Başkanı ve İzmir Milletvekili Murat Bakan, NEO TV ekranlarında yayınlanan Haber Aktif programında ülke gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

O NOKTAYA NASIL GELİNDİ?

Bakan, Nusaybin-Kamışlı sınır hattında bir grup teröristin Türk bayrağına yönelik gerçekleştirdiği provokasyona ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, duruma müsamaha gösterilmemesi gerektiğini dile getirdi.

Bakan, şu şekilde konuştu:

“Bayrak bir milletin onurudur. Türk bayrağına karşı yapılacak her türlü davranış, müsamaha gösterilemez. Gerçekten sembolizm anlamında da bayraktaki kırmızı kanın şehit kanının kırmızısıdır. Dolayısıyla buna müsamaha göstermek mümkün değil. O noktaya nasıl gelindi? Nasıl o Türk bayrağı indirildi? Bununla ilgili sorumlular kimlerdir? Hem onu yapanlar hem de Ona müsamaha edenler bunların tespit edilmesi gereğini yapılması gerekir”

BAHÇELİ’NİN DE OLUMSUZ KATKISI VAR

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Türk bayrağına yönelik yapılan saldırıdan DEM Parti Eş Genel Başkanları’nı sorumlu tutmasına yönelik söz alan Bakan, sürecin başından itibaren yanlış yönetildiğini ve bu durumda Bahçeli’nin de olumsuz katkısı olduğunu savundu.

Bakan, “Bu süreçte aslında bana göre başından itibaren Devlet Bahçeli'nin de olumsuz katkısı var. İlk düğmeyi yanlış iliklediler. Yani 'Bu iş meşru zeminde parlamentoda çözülmesi gerekir' dedik ve biz parlamentodaki komisyona üye verdik. Ben de parlamentoda bu komisyonun Milli Dayanışma Kardeşlik Demokrasi Komisyonu'nun üyesiyim. Ancak bu iş meşru zemindeydi. 'Götürülmeli' dedik. İmralı'yla, Kandil'le, geçmişte biliyorsunuz Oslo’da pazarlık yapıldı devletin güvenlik bürokrasiyle PKK arasında. ‘Bu iş ne Dolmabahçe mutabakatıyla çözülür ne Oslo'da ne Kandil'de ne İmralı'da çözülür’ dedik. Bugün geldiğimiz nokta İmralı üzerinden yürüyen bir süreç. Bunu bu süreci de Devlet Bahçeli en marjinal şekliyle başlattı. 'Gelsin parlamentoda kutsal gazi meclisi çatısı altında konuşsun Abdullah Öcalan' dedi. Dolayısıyla bu iş baştan yanlış yönetildi. Meşru zeminde Türkiye'de Kürt seçmenin Kürt yurttaşlarımızın ülke aidiyetini artıracak varsa geçmişte yaşanan travmalar bunları aşacak bir sürecin yaşanması gerekirdi ve bunun temeli de Türkiye'de demokrasiydi, adaletti, hukuk devletiydi, hukukun üstünlüğüydü. Bununla ilgili iktidar atabileceği hiçbir adım atmadı” şeklinde konuştu.

“İKTİDAR ATMASI GEREKEN ADIMI ATMADI”

Konuya ilişkin açıklamalarına devam eden CHP’li Bakan, Türkiye’de hukuk devleti olmadığını savunarak, tutuklu başkanları hatırlatıp şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye'de şu an hali hazırda hukuk devleti yok. Gazeteciler cezaevinde, belediye başkanları başta, Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu olmak üzere cezaevinde. Ben dün cezaevindeydim, Silivri'deydim. 6 arkadaşımızı Ekrem Başkan, Zeydan Karalar’ı ziyaret ettim. Hak savunucuları cezaevinde ama diğer taraftan ‘Kürt sorununu çözeceğiz, demokrasiyle çözeceğiz’. Bu inandırıcı değil. İktidar atması gereken hiçbir adımı atmadı. Bir yandan PKK ile görüşmeler sürdürüldü. Bir yandan Abdullah Öcalan ile görüşmeler sürdürüldü. Ama asıl yapılması gereken Türkiye'de demokratikleşme düşünce özgürlüğü, temel hak ve özgürlüklerle ilgili atılması gereken adımlar atılmadı.

Kürt yurttaşlarımızla da bir milliyetçilikle artış görüyoruz. Yani bu doğru bir şey değil. Kapsayıcı bir milliyetçilik olması lazım. Herkesin bu ülkeye bağlı olması, bu ülkenin bayrağına, bu ülkenin değerlerine bağlı olması lazım. Bunu artıracak bir süreç olması lazım. Ama geldiğimiz nokta böyle bir nokta değil. Üzülerek görüyoruz bunu. Süreç Devlet Bahçeli'nin de katkısıyla doğru yürümedi”

AK PARTİ İLE DEM PARTİ ARASINDAKİ SİYASİ GERİLİME DİKKAT ÇEKTİ

SDG’nin zayıflamasıyla Terörsüz Türkiye sürecinin hızlanabileceği değerlendirmelerini de ele alan Bakan, AKP ile DEM Parti arasındaki siyasi gerilimin nasıl sonuçlanacağının sürecin seyrini doğrudan etkileyeceğini belirterek Meclis’ten çıkacak bir raporun ancak geniş bir uzlaşıyla anlamlı olabileceğini ifade etti.

PKK’nın tutumuna ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Bakan, açıklanan silah bırakma sürecinin şu aşamada sembolik kaldığını savundu.

Bakan, “Buradaki aktörlerin tavrı ne olacak? Yani bu gerilim DEM Parti ile AKP arasındaki gerilimin sonuçlarını görmek lazım. Burada netice itibariyle bir nitelikli çoğunlukla karar alınıyor. O nitelikli çoğunlukla DEM Parti'ne oyu önemli. Dolayısıyla raporda bir uzlaşı olabiliyor olması lazım. Parlamentodan bir uzlaşı çıkıyor olması lazım. PKK'nın tavrı ne olacak? Bununla ilgili ‘Silah bıraktık’ dediler ama o sembolik silah bırakmaydı. Gerçekten silahları bırakıp Türkiye'ye dönmeleriyle ilgili süreç nasıl ilerleyecek? Onu biz olumlu buluyoruz. Çünkü Irak'ta Türkiye'nin çok sayıda bizim askerimiz, müveccimiz var. Türkiye'nin de üst bölgeleri var Kuzey Irak'ta. Orada Türkiye'ye terör tehditli olabilecek bir yapının silah bırakıp Türkiye'ye dönmesi ve devletin kontrolünde olması Türk devletinin, Türkiye Cumhuriyeti'nin lehine bir durumdur” dedi.

Devlet Bahçeli’nin “SDG Kürtleri temsil etmiyor” açıklamasına DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın “SDG bal gibi Kürtleri temsil ediyor” sözleriyle yanıt vermesini de masaya yatıran CHP’li Bakan, Suriye’deki tüm kürtleri SDG’nin temsil etmediğini belirterek, “Suriye'de ki tüm kürtleri SDG'nin temsil ettiğini söyleyemeyiz. Çünkü SDG'nin içindeki ana unsur dediğim gibi PYD'dir. Ama Suriye'de Kürt Ulusal İttifakı dediğimiz bir yapı var. Onun için de PYD'nin dışında Barzani aşiretine yakın yapılar da var. Suriyeli kürt, başka siyasi partiler daha muhafazakar kürtler de var. Dolayısıyla nasıl Türkiye'de Dem Parti tüm kürtleri temsil etmiyorsa orada da PYD tüm kürtleri temsil etmez. Ama onların temsil ettiği kürtleri de görmezden gelemeyiz” şeklinde konuştu.

MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ

En düşük emekli maaşının TBMM’de kabul edilmesine yönelik eleştirilerde bulunan Bakan, partisi ile mücadelelerini sürdüreceklerinin altını çizdi.

Bakan, “Mücadele edeceğiz parlamentoda. Gazi meclisi her zaman muhalefet için önemlidir. Sembolik önemi vardır. Aynı zamanda nöbet de tutuyoruz. Ben mesela salı günü 24 saat Meclisten ayrı olmadık. Gece gündüz oradaydık. Her gün arkadaşlarımız peyder peynire tuttular bugüne kadar. Bugün de tam kadro orada olacağız. Bizim teklifimiz vardı. Bizim teklifimiz 28 bin liraya en düşük emekli aileye ulaşıyordu. Onun makul olduğunu düşünüyorduk. Reddettiler bizim teklifimizi. Bugün de işte birazdan kanunun ikinci bölümünde görüşmeleri başlayacak. Biz de orada emeklilerin hakları için Tüm hayatını çalışarak geçirmiş, bu ülkeye katkıda bulunmuş. Emekliye de biraz rahat yüzü görmek, refah içinde yaşamak, yaşlılığını geçirmek isteyen insanları yoksulluğa mecbur eden, yoksulluğa mâhkum eden, iktidarda politikalarına karşı orada direnişimizi sürdüreceğiz” açıklamasında bulundu.

“NE BOYUTA GELDİĞİNİ KARABAĞLAR’DA GÖRMÜŞ OLDUK”

Menzil Tarikatının İzmir’in Karabağlar ilçesinde düzenlediği ‘tövbe seansı’na ilişkin söz alıp FETÖ’ye dikkat çeken Bakan, günümüzde 15 Temmuz’un benzerinin yaşandığını savunarak sert çıkışlarda bulundu.

Bakan, ayrıca iktidarın sıkı denetimlerde bulunması gerektiğini savunarak, “Biz bütün yetkiyi FETÖ'ye verdik. Halbuki ne yapmalıydık? Tüm tarikatlara, cemaatlere gücü dağıtmamalıydık. Bunlar birbirini kontrol etmeliydi. Meclis dediğiniz şey sadece bir cemaat tarikat değil. Meclis aynı zamanda bir holding. Karabağlar'daki görüntülerde aynı zamanda diğer kardeşlere bir meydan okuma var. Aynı zamanda laik devlete meydan okuma var. Nasıl örgütlü, nasıl disiplinli bir yapı, binlerce insanı bir araya toplayabiliyor, tövbe ettirebiliyor. Dolayısıyla bunun ne boyuta geldiğini biz Karabağlar'da görmüş olduk. Devletin buna izin vermemesi lazım. İnsanların inancına biz karışmayız. İnanç özgürlüğünün teminatı da Türkiye Cumhuriyeti Devleti'dir. Sanki bu ülkenin kanunu yok, bu ülkenin mahkemeleri, savcıları, hakimleri yokmuş gibi kardeşler arası milyarlarca liralık serveti, taht kavgasını canlı yayınlarda izliyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti buna izin vermemeli. Bunlar aynı zamanda bir zenginleşme aracına dönüştü bu tarikat cemaatler. Bunların tamamının ciddi anlamda kontrol altına alınması lazım. Devletin eğitim ile eğitim sisteminin dışında bir eğitim öğretim medrese sistemi asla olmaması lazım. Merdiven altı Kur'an kurslarında, devletin denetimi olmadan, tarikat cemaat evlerinde, ondan sonra gayri resmi medreselerde, bunların değirmenine su taşınıyor. Buralarda muhafazakarlaşan insanlar oralardan selefi yapılara çevrim içi online siteler aracılığıyla oralara gidiyorlar ve işte Yalova'da 3 polisimiz şehit oldu, Balçova'da 2 polisimiz şehit oldu. Bu işler buraya evriliyor. Devletin sıkı kontrol ve takibi gerekir. Asla müsamaha gösterilmemesi gerekir” açıklamalarında bulundu.

İZMİR’DE DEV UYUŞTURUCU OPERASYONU: TÜKETİM ARTIYOR

İzmir’de düzenlenen Narko-kapan operasyonuna da değinen CHP’li Bakan, yakalanan uyuşturucu miktarının ve tüketiminin de arttığını savundu. İktidarın uyuşturucuyla mücadeleyi ‘gösterişli operasyonlar’ üzerinden yürüttüğünü öne süren Bakan, kameralar eşliğinde yapılan baskınların, sabah erken saatlerdeki gözaltı görüntülerinin kamuoyuna servis edildiğini ifade etti.

Bakan, “Türkiye'de yakalanan uyuşturucu miktarı artıyor ama tüketim azalmıyor, tüketim de artıyor. Okul önlerinde görüyorum, yaşadığım için söylüyorum. Torbalı'nın, Menderes'in köylerinde 12-13-14 yaşındaki çocuklar sentetik uyuşturucuya ulaşabiliyorlar. Göksu'da çocuklar 13-14 yaşında sentetik uyuşturucuya ulaşabiliyorlar. Okul önlerinde uyuşturucu satılıyor. Ama iktidar nasıl bakıyor? İşte ünlü operasyonu, kameralar, videolar hazırlanmış. Sabah erkenden gözaltına almalar, torbacı ve sanatçı, sporcu Saadettin Saran’a da sıkıştırılmış bir uyuşturucu meselesi. Kim suç işliyorsa ona operasyon yaparsın. Ama Türkiye'nin uyuşturucu sorununu çözmek için 1- Interpol'le, Europol'le Birleşmiş Milletlerle, Avrupa Birliği Uyuşturucu Ajansı ile, uluslararası örgütlerle Türkiye'ye uyuşturucunun geldiği rota üzerindeki ülkeler, kaynak ülkelerle Türk Polisi'nin emniyetinin iş birliği içinde olması lazım.

SOYLU’YA ELEŞTİRİLER

İçişleri eski Bakanı Süleyman Soylu’ya da eleştirilerde bulunan Bakan, “Süleyman Soylu diye bir bakan vardı biliyorsunuz. Hukuk tanımazdı. Ağzı da çok gevşek bir adamdı Süleyman Soylu. Canlı yayında uyuşturucu operasyonunu ifşa ederdi. Yani baronlara haber verilirdi, ‘Kaçın, gidin operasyon yapacağız’ diye. Şimdi gelen bakan da operasyonun yapılacağından haberi yok” ifadelerini kullandı.

Bakan, İzmir’e yönelik yatırımlar ve ‘üvey evlat’ söylemlerine de değinen Bakan, iktidarı sert sözlerle eleştirdi. Bakan, kentin uzun süredir hak ettiği yatırımları alamadığını savunarak, “İzmir hak ettiği yatırımı hiç almadı. Dönüp dolaşıp söyledikleri bir iki tane proje var. Bir tanesi Konak Tüneli. Onun dışında doğru düzgün yaptıkları bir yatırım yok İzmir'e. ‘İkinci çevre yolu’ dediler. Yalan oldu. ‘Halkapınar Otogar metrosunu biz yapacağız’ dediler, yalan oldu. Bunlara hep iz bedel diyeceğimiz sembolik bedeller koyuyorlar. Bütçeye bütçede yer yok” açıklamasında bulundu.

“ELEŞTİRİYE GELİNCE AĞIZLARI PABUÇ GİBİ, ÇENE SUYU İLE ÇORBA”

AK Parti’li İzmir Milletvekillerini sert ifadelerle hedef alan Bakan, “Eleştiriye gelince ağızları, dilleri pabuç gibi. Ama kardeşim bize akıl ver ve para ver. ‘Gel şu körfez sizin kirliliğini beraber çözelim’ dediğinizde ses yok. Yani o işi ‘Körfez kirlensin. Bunun sorumluluğu da CHP'ye ait olsun. Biz bunlara destek olmayalım ve buradan siyaset üretelim’ şeklinde düşünüyorlar. Böyle siyaset olmaz. Cezalandırarak, tehdit ederek, başarısız olması için belediyelerin gelirlerini kaynaklı keserek, onları temelli belediyecilik hizmetleri yapamayacak hale getirerek sen sorunlara çözüm üretemezsin. Üretmiyorlar da zaten. Yaptıkları bir yatırım da yok. Çene suyu ile çorba” ifadelerini kullandı.

SIĞACIK’TAKİ MARİNA KAPASİTE ARTIŞINDA NE OLACAK?

Bakan, Sığacık Teos Marina’da gündeme gelen kapasite artışı projesine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, marina kapasitesinin artırılmasının ancak kapsamlı bir değerlendirme süreciyle mümkün olabileceğini vurguladı.

Bakan, “Marina'da bir kapasite artışı var olacaksa o kapasite artışı Onun ulaşım yükü çevre etkisi değerlendirmesi, oradaki yaşayan sakinlerin yaşam kalitesi, o yatırımı yapacak firmanın Collet inşaatı sanırım. Onun yerel yöneticilerle iş birliği ve sonuç itibariyle oradaki hem halkın onayı hem yerel yönetimin onayı ve çevresel sürdürülebilirlik yani çevreye etkisi değerlendirilerek yapılmalı. Yani bunların hiçbirisi yap yapılmadan bakanlık düzeyinde bu işleri ben yaptım oldu denmesine biz karşıyız. Dolayısıyla bununla ilgili Çevre Şehircilik Bakanlığı'na bir soru önergesi verdim. Konuyu takip ediyorum. yerel yönetimle ve oradaki sivil toplum örgütleriyle o yatırım yapacak şirketin görüşü, oradaki duyarlılıklara dikkat ederek bir yatırım yapılması lazım. O yatırım kentte fayda sağlayacaksa yapılmalı. Birilerinin cebini doldurmaya yönelikse o yatırımın karşısındayız” ifadelerini kullandı.

Yorum Yazın

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yorumlar
Yeniden eskiye
Eskiden yeniye
Öne çıkanlar

Bu habere hiç yorum yapılmamış... İlk yorum yapan sen ol.