CHP'li Aydın'dan NEO TV'de 'Meslek Fabrikası' üzerinden AK Parti'li isimlere tepki: Hukuku eğip bükerek uydurma bir gerekçeyle devrettiler!
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir İl Başkan Vekili Murat Aydın, NEO TV'de Meslek Fabrikası dosyasını masaya yatırdı. Bu süreçte iktidarın halk ile belediyeyi karşı karşıya getirmeye çalıştığını savunan Aydın, asıl tehlikenin belediyenin tapusunun idari bir işlemle tek taraflı olarak Vakıflara devredilmesi olduğunu söyledi. Ayrıca konuya ilişkin AK Parti kanadından gelen söylemlere de yanıt veren Aydın, "Hukuku eğip bükerek uydurma bir gerekçeyle burayı Vakıflara devrettiler ve bunu idari bir işleme yaptılar. İzmir halkının tapusunu idari bir kararla devrettiler” şeklinde tepki gösterdi. Öte yandan önceki dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'in yeniden tutuklanmasına da değinen Aydın, MASAK ve bilirkişi raporlarına dikkat çekerek, Soyer'e yöneltilen suçlamaların belirsiz olduğunu söyledi.
- Ege Postası
- 21.04.2026 - 00:19
- Güncelleme: 21.04.2026 - 10:29
EGEPOSTASI- Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir İl Başkan Vekili ve Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Adalet Politikaları Üyesi Murat Aydın, NEO TV’de yayınlanan Manşet programına katılarak Senem Gökdağ’ın sorularını yanıtladı.
MESLEK FABRİKASI POLEMİĞİ: "SİYASİ İKTİDAR BELEDİYELERİN İŞLERİNİ ENGELLEYEREK HALKLA BELEDİYEYİ KARŞI KARŞIYA GETİRMEYE ÇALIŞIYOR"
Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün devir talebine karşı başlatılan Meslek Fabrikası eylemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Aydın, sürecin yalnızca siyasi değil, doğrudan İzmir halkını ilgilendiren bir mesele olduğunu belirterek, iktidarın halk ile belediyeyi karşı karşıya getirdiğini savundu.
Aydın, binanın işlevinin öneminden söz ederek, “Siyasi iktidarın İzmir'e bakış açısını artık tekrar tekrar söylemeye gerek yok. Belediyeleri çalıştırmayarak, belediyelerin yaptığı iyi işleri önlem önleyerek halkı belediye ile karşı karşıya getirmeye çalışıyor ama burada sorun İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin ya da Cumhuriyet Halk Partisi'nin sorunu değil, her şeyden önce İzmir halkının sorunu. Dolayısıyla bütün İzmir'e zarar veren bu süreç. Hâl böyle olduğu için zaten İzmir'in bütün bileşenleri, sivil toplum örgütleri, meslek odaları, İzmir Barosu, sendikalar, hepsi bu sürece karşı çıktı ve görüşlerini açıkladı. Çünkü bu binayı İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden alarak kamu yararına ya da halkın yararına bir iş yapmış olmayacak ki siyasetçiler. Yani bu binayı alma konusunu hukuka aykırı olduğunu söylememe bile gerek yok. Yani açıkça vakıflara ait olmayan bir yeri Cumhuriyet'ten bir önce kurulup kapandığı söylenen bir vakfa ait olduğunu söylediler. Oysa bu binanın tarihi çok açık. Yani orası bir un fabrikası olarak yapıldı, sonra kamulaştırılarak Mustafa Kemal Atatürk'ün imzasının olduğu Bakanlar Kurulu kararıyla kamulaştırılarak İzmir Büyükşehir Belediyesine, yani o zaman için İzmir Belediyesine verildi. Daha sonra İzmir Büyükşehir Belediyesi, Sayın Aziz Kocaoğlu döneminde buraya çok ciddi yatırım yaparak buranın restorasyonunu yaptı ve kamu hizmeti olarak kullanmaya başladı" şeklinde konuştu.
"BÜYÜKŞEHİR'İN HABERİ OLMADAN YASAYA DAYANDIRARAK TAPUSUNU DEVRETTİLER"
Tartışmanın mülkiyet boyutuna dikkat çeken CHP'li Aydın, en kritik noktanın tapu devrinin yargı süreci işletilmeden idari işlemle gerçekleştirilmesi olduğunun altını çizerek, "'Bu yer vakıftır değildir, büyük şehre aittir değildir' tartışmasından daha önemli bir tartışma var. O da şu: İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin tapusu, devletin kayıtlarında bulunan tapusu idari bir işleme, Tapu Müdürlüğü'nün yaptığı bir işleme tek taraflı olarak vakıflara devredildi. Bakın, bu çok önemli bir şey. Neden önemli? Şimdi diyelim ki burası vakıf yeri. Var, yok. Şunu yapabilirdi Vakıflar Genel Müdürlüğü. Bir dava açardı, derdi ki 'Burası sizin değil, benim yerim' derdi. Mahkeme bu davayı görürdü. Karar verirdi, karar kesinleşirdi, tapu tescili intikali yapılırdi. Sizinle benim aramda bir tapu uyuşmazlığı olsa nasıl oluyor? Böyle oluyor. Diyelim ki sizin evinizin bana ait olduğunu iddia ediyorum ben diyelim ki, ne yapıyorum? Gidiyorum mahkemeye ve mahkeme kararıyla işlem yapıyoruz. Oysa burada idari bir işlem yaptılar. Yani Büyükşehir Belediyesi'nin haberi olmadan, kimsenin haberi olmadan bir yazı yazdılar, bir yasaya dayandılar güya ve bu yerin tapusunu devrettiler. Asıl tehlike bu. Her birimizin tapulu yerini herhangi bir idari işlemle bir başkasına ya da bir kuruma devredebileceklerini göstermesi bakımından önemli. Mesela her sabah kalkıp E-Devlete girip tapu kayıtlarımıza mı bakacağız? Bankada hesabımızda para duruyor mu diye mi bakalım? Bir idari işlemle bilmem kaç yıl önce alınmış diplomayı iptal ettiler. Bir idari işleme bir tapuyu intikal ettirdiler. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin mülkiye hakkı da anayasal hakkıdır ve eğer siz bu yerin mülkiyetinin belediyeye değil de Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait olduğunu iddia ediyorsanız, bununla ilgili yargı sürecini işletebilirsiniz. Ama bakın burada şu oldu. Tapuyu idari işlemlerle vakıflara devrettiler, bize ‘Beğenmiyorsanız gidin dava açın’ dediler. Dava sonucunu bekleyin, ondan sonra tahliye işlemini gerçekleştirin" ifadeleriyle söz konusu uygulamanın yalnızca belediyeyi değil, tüm vatandaşların mülkiyet hakkını ilgilendirdiğini belirtti.
"ÖLÜLERİMİZİ YIKADIĞIMIZ YERİ ALMAYA ÇALIŞIYORLAR"
Yine İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin mülkiyetinde yer alan Gasilhane’ye de değinen CHP’li Aydın, “Dirimizle ilgili her türlü tasarrufta bulundunuz. Gençlerimizi işsiz, kadınlarımızı işsiz bıraktınız. Ya ölülerimizi yıkadığımız yeri hem de yoksul ölülerimizi yıkadığımız yeri almaya çalışıyorlar. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün kamu hizmeti görecek hiçbir yer kalmadı da ölülerimizi yıkadığımız yere mi düştünüz?” şeklinde sitem etti.
VAKIFLAR GENEL MÜDÜRÜ'NÜN 'KİRA' SÖYLEMLERİNE SERT TEPKİ: "ANLAŞILAN BİRİLERİNE PEŞKEŞ ÇEKECEKLER"
Meslek Fabrikası’na ilişkin Vakıflar Genel Müdürü Sinan Aksu’nun ‘Aylık 5 milyon lira kira vermek isteyenler var’ yönündeki açıklamalarını hatırlatan Aydın, sert çıkarak “Pazarlığa oturmuş oraya anlaşılan birilerine peşkeş çekecekler. O yüzden şimdiden kira pazarlığı yapıyorlar. İzmir halkı bunu unutmasın bakın. İzmir'in gençlerinin ve kadınlarının meslek öğrenmeye çalıştığı bir yeri birisinin kafesi, restoranı yapmaya çalışıyorlar. Aylık beş milyon lira kira veren kim? Bunu kime söylemiş? Ve kim böyle bir teklifte bulunmuş Vakıflar Genel Bölge Müdürlüğü'ne? Ya kimin teklifi bu? İşte bunu söylemeleri gerekiyor o zaman. Yani İzmir halkının kamu hizmetine ve kamu yararına özgürleştirilmiş, tavsiye edilmiş İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin parasıyla restorasyon edilmiş bir yeri almaya çalışıyor” ifadeleriyle tepkisini dile getirdi.
AK PARTİ KANADINDAN GELEN O AÇIKLAMALARA YANIT: "HUKUKU EĞİP BÜKEREK UYDURMA GEREKÇEYLE VAKIFLARA DEVRETTİLER"
AK Parti cephesinden gelen ‘Restorasyon bedelinin bir kısmını İzmir Planlama Ajansı yaptı’ şeklindeki açıklamalara da yanıt veren Aydın, “İzmir Kalkınma Ajansı kim? O da bizim kurumumuz değil mi? O da bizim vergilerimizle iş gören bir yer değil mi? Yani Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün parasıyla yapılmamış yani. Yani oranın restorasyonu Vakıflar Genel Müdürlüğü parasıyla yapılmış. Başka bir şey söyleyeyim. Bina peki diyelim ki Vakıflar Genel Müdürlüğü içindeki eşyalar kimin? Bizim, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin, İzmir halkının. Eşyaları çıkarılması için süre vermiyorlar. Polis bariyeriyle çevirdiler etrafını. Oradaki eşyalar duruyor. Peki orada eğitim gören gençler kadınlar nerede eğitim görecek şimdi? Buna dair bir çözümleri var mı? Burada sorun bu. Bakın, burada iki tane temel sorun var. Bir, hukuku eğip bükerek uydurma bir gerekçeyle bu yeri vakıflara devrettiler ve bunu idari bir işleme yaptılar. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin, yani İzmir halkının tapusunu idari bir kararla devrettiler” dedi.
AK PARTİ'Lİ BURSALI'YA 'SERTİFİKA' YANITI: "SÖZ KONUSU OLAMAZ"
AK Parti İzmir Milletvekili Şebnem Bursalı Aksoy’un Meslek Fabrikası’ndan alınan sertifikaların geçersiz olduğu yönündeki açıklamalarına da yanıt veren Aydın, söz konusu iddiaların gerçeklikten uzak olduğunu savunarak, “Hayır, geçersiz diye söz konusu olmaz çünkü buradaki sertifikalarla insanlar iş buldular kaç defa. Binlerce genç orada istihdam edildi. Yani bugüne kadar Sayın Aziz Kocaoğlu döneminden beri bunların hiçbiri aklarına gelmemiş burada eğitim gören çocuklar iş bulmuş kadınlar iş bulmuş. Bunlarla ilgili bir mesele olmamış şimdi mi akıllarına gelmiş bunlar? Yaptıkları şeye bir gerekçe bulmaya çalışıyorlar. Şimdi soruyoruz biz onlara. Bütün bu hukuksuzluk içinize siniyor mu? Bu İzmir'in yararına mı?” ifadeleriyle sert çıktı.
"İZMİR HALKININ EĞİTİM YUVASINI KAPATARAK MI İZMİR HALKINDAN OY ALACAKLAR?"
Ardından Aydın, “Geçen seçimlerden önce burada Sayın Genel Başkan Özgür Özel bir laf etti. ‘İzmir'de AK Parti kazanırsa İskeleyi TÜGVA’ya verebilirler’ dedi. Dediler ki ‘Olur mu öyle şey?’ Bak oluyor işte. Şimdi Vakıflar Genel Müdürlüğü orayı herhangi bir vakfa, herhangi bir özel kişiye verirse ne diyeceğiz? Eğitimli işsizlerin sayısının eğitimsizlerden fazla olduğu bir ülkede, meslek eğitimi veren bir yeri kapatıyorlar. Daha kötüsü var mı bunun? Bunu siyasi parti, o, bu geçtim. İzmir halkının iş bulma umuduyla gittiği eğitim yuvasını kapatarak mı İzmir halkından oy alacak?” dedi.
EYLEMLER BU SÜREÇTEN SONRA NASIL DEVAM EDECEK?
Meslek Fabrikası eylemlerinin devam edilip edilmeyeceği yönündeki sorulara da açıklık getiren Aydın, “Burada önemli olan şey şu: İzmir halkının bu meseleyi anlatmak. Her platformda, her ortamda, her yerde. Yani bu anlatıyla ilgili sadece Meslek Fabrikası’nın önü mekanımız değil elbette, yani her yerde bu konu anlatılacak. Neden bu yapıldı? Bunun İzmir'e faydası ya da zararı nedir? Bunu anlatacağız. Neden bunları anlatacağız? Çünkü nihayetinde nihai hakem halk. Halkın iradesi. Yani onlar bunu İzmir'in yararına olup olmadığı konusunda son sözü söyleyecek kişiler. Biz de gidip onlara anlatacağız. Geri almak için her şeyi yapacağız” şeklinde yanıt verdi.
SOYER'İN YENİDEN TUTUKLANMASINA TEPKİ: "SOMUT DELİL YOK, SUÇLAMA BELİRSİZ"
Kooperatif soruşturması kapsamında Temmuz 2025’den bu yana cezaevinde tutuklu bulunan İzmir eski Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in geçtiğimiz günlerde üçüncü bir soruşturmayla yeniden tutuklanmasına ilişkin konuşan Aydın, belediye başkanlarının iştirak şirketlerinde imza yetkisi bulunmadığını vurgulayarak, “Bu sözleşmelerde İzmir Büyükşehir Belediyesi adına imzayı belediye başkanı, İZBETON adına da yine aynı kişi İZBETON Yönetim Kurulu Başkanı olarak atmasın diye belediye başkanına iştirak şirketlerinde imza yetkisi verilmez. Bu sadece İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne de ilgili bir şey değil, yani hemen hemen bütün belediye şirketleri de böyledir. Yani bir sözleşmede iki imza da aynı kişiye ait olmasın diye, Sayın Soyer'in de İZBETON ile ilgili bir imza yetkisi yok, yani İZBETON’u temsil eden yetkili kişi o değil. Büyükşehir Belediyesi'nin iş ilişkisine girdiği bir kooperatifteki süreçlerle ilgili olarak belediye başkanının sorumluluğu olamaz. Buradan şunu söylemeye çalışıyorum, yani kooperatiflerin iç işleyişinde zimmet sayılabilecek bir fiil olduğunu söylemeye çalışıyorum. Olmadığı o yönden de ortaya çıktı. MASAK raporlarında, bilirkişi raporlarında onlar da ortaya çıktı. Ama bunlarla belediye başkanını bağlantılanmak, bu fiille onlar arasında bir bağlantı kurmak mümkün değil. Bakın, Sayın Soyer'in ve bütün ailesinin bütün 15-20 yıllık bütün hesaplarını kontrol ettiler. MASAK raporu ki bir sürü hatası olmasına rağmen ‘Tunç Soyer'in şüpheli işlemine rastlanmamıştır’ dedi. Aleyhinе MASAK raporu yok. Aleyhinе bilirkişi raporu yok. Aleyhinе tanık yok. Şikayetçi olanların söylediği şey ‘Evimizi zamanında teslim alamadık, bu yüzden mağdur olduk’. Söyledikleri bu" dedi.
Aydın, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
"Geçtiğimiz günkü ikinci tutuklamada, yedek tutuklama bunlar, çünkü o dosyadan da tahliye olacaklarını bildikleri için yeni bir tutuklama yapıyorlar. Sayın Başkan hakkında yapılan suçlamalardan birisi belgede sahtecilik suçuymuş. Bir sahte belge düzenlediği için tutuklanması istendi. Sorduk sayın hâkime, savcı bize sormadı çünkü bunu. Dedik ki ‘Hangi belgenin sahte düzenlendiği iddia ediliyor? Çıkarın şu belgeyi sahte düzenlemişsiniz ya da sahte kullanmışsınız dediğiniz belgeyi’ dedik. Soru bile sormadıkları konudan tutuklama kararı verdiler. Onun üzerine Sayın Soyer, ‘Bana hangi belgeyi sahte düzenlediğim ya da kullandığımı söyleyin, savunma yapayım’ dedi. Hâkim ‘Yedi dosyalık evrak ben nereden bileyim’ dedi. Biz de ‘Siz bilmeyeceksiniz, savcı diyecek ki, ‘Şu belgede sahtecilik var’ diyecek. Biz de o belgeye bakacağız ve savunma yapacağız. Hangi evrakın sahteciliğiyle ilgili savunma aldıklarını söylemeden tutuklama kararı verdiler. Bize söylenen şu: ‘Siz savunmanızı yapın. Suçun ne olduğu önemli değil’. Biz bilmiyoruz işte, nasıl savunma yapacağız?”
"SİYASİ İKTİDAR İZMİR'E ŞAŞI BAKIYOR"
Kooperatiflerin İzmirlilerin konut sorununa çözüm bulunması için yapıldığını ifade eden Aydın, mevcut iktidarın kentsel dönüşüm için İzmir’e destek vermediğini ileri sürerek, “Kentsel dönüşümün İzmir'de kooperatif eli kooperatifler eliyle yapılması fikri, İzmir Ticaret Odası'nın kentsel dönüşüm komisyonunun önerisiydi. İzmir Ticaret Odası'ndaki iş insanları iyi niyetle İzmir'in sorununa destek vermek adına, çözüme destek vermek adına bu işe girişti. Siyasi iktidar İzmir'e şaşı baktığı için, İzmir'i bu konuda desteklemiyor, kredi vermiyor, orta hasarlı binalara hiçbir destek vermiyor ve bir çözüm arıyor İzmir kendisine” şeklinde konuştu.
AK PARTİ'Lİ İSİMLERE ELEŞTİRİ: "NE OLDUYSA SON BİR SENEDE..."
AK Parti’li isimlerin son 1 yıldaki tutumlarını eleştiren Aydın, “AK Parti ile de pek çok konuyu konuşabilirdik, birlikte çözüm üretmeye çalışırdık. Ne olduysa son bir senede arkadaşlar, İzmir'in sorunlarını başka şekillerde çözmeye çalışıyorlar. Sayın Cemil Tugay'ın söylediği bir söz var. Bakın çarpıcı ama önemli bir söz. ‘Siz İzmirlilerin milletvekili misiniz, vakıfların vekilimsiniz?’ diye sordu onlara” eleştirisinde bulundu.
UYUŞTURUCU OPERASYONUNA ELEŞTİRİ
Son zamanlarda suçların ergenlik yaşa kadar inmesine değinen Aydın, İzmir’de gerçekleştirilen uyuşturucu operasyonunu da eleştirerek, “Torbacı dediğimizin bir üstündeki ara dağıtıcıya bile ulaşmadılar. Torbacıları toplayarak mı uyuşturucuyla mücadele edecekler? Bu torbacılara bu malı temin edenler, ithal edenler, baronlarla ilgili hiçbir haber duyuyor musunuz?” şeklinde konuştu.
"ÖNÜMÜZDEKİ 3 AY İÇERİSİNDE BAŞKA BİR ÇOCUĞUN SUÇUYLA SARSILACAĞIZ"
Toplumsal suçlara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Aydın, önümüzdeki süreçte benzer olayların yeniden yaşanabileceğini iddia ederek, "Bir kehanette bulunacağım şimdi. Önümüzdeki üç ay içerisinde biz başka bir çocuğun başka bir suçuyla tekrar sarsılacağız. Tekrar sarsılacağız ve diyecekler ki cezaları arttıralım. Bir sorunu, bir toplumsal sorunu, bir ekonomik sorunu, ceza hukuku önlemleriyle çözemezsiniz. O suçu oluşturan ortamlar ve sebepler vardır. Siz o sorunun o kısmını halletmezseniz, sadece suç işleyeni cezalandırarak, cezayı ibret olarak kullanarak, Taksim Meydanı’nda iki kişiyi sallandırarak, o suçu önleyemezsiniz. Bu çocukları suça sürükleyen, suç işlemelerine neden olan unsurları kaldırmadıkça, kaldırmadıkça çocuk suçludur, önleyemezsiniz. Önleyemezsiniz” ,fadeleriyle çocukların suça yönelmesinde etkili olan faktörlerin giderilmesi gerektiğini belirtti.
BAKAN TEKİN'E 'İSTİFA' TEPKİSİ
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırılarına da değinen Aydın, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e ‘siyasi sorumluluk’ çıkışında bulunarak, “Bu ülkenin bir okulu basılıp dokuz insan öldürüldü lütfedip karar alıvermiş il müdürünü iki gün sonra görevden aldılar. Milli Eğitim Bakanlığı’ndan ses yok. Milli Eğitim Bakanı çıkıp, ‘Ben bu işi beceremiyorum ya da çok iyi bir Milli Eğitim Bakanıyım ama bu kadar korkunç bir olay oldu. Bunun siyasi sorumluluğu bendendir’ deyip istifa edemiyor” ifadeleriyle tepki gösterdi.

Yorum Yazın