CHP Genel Başkan Yardımcısı Bulut'tan NEO TV'de çarpıcı açıklamalar: Saray harcamaları sorun değilken, tatil mi sorun?
CHP Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, NEO TV’de Phuket Tatili’ne giden Buca Belediye Başkanı Görkem Duman’ı hedef alan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik “Kendisinin saray harcamalarının günlerce konu etmemize rağmen onu bırakıp kendi parasıyla tatil yapanı gündem etmesi en anlaşılmaz bir durum” ifadelerini kullandı. Bulut, öte yandan CHP’nin 30 Mart’tan bu yana ülkede birinci parti olduğunu öne sürdü. Ayrıca 'CHP'nin kalesi hâlâ İzmir mi?' tartışmasına katılan Bulut, durumu algı yönetimi olarak nitelendirdi.
- Ege Postası
- 09.01.2026 - 21:42
- Güncelleme: 10.01.2026 - 13:43
EGEPOSTASI- Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, NEO TV’de yayınlanan, moderatörlüğünü Alper Baran Esin’in yaptığı Haber Aktif programında Türkiye ve İzmir gündemini ele aldı.
Bulut, 7 bölgede yapılacak olan ve ilkinin İzmir’de gerçekleştirileceği planlanan yerel medya toplantılarına ilişkin açıklamalarda bulunarak şu ifadeleri kullandı:
“Baktığınızda bırakın denetimi, bırakın eleştiriyi… Kendisinin geleceğe ilişkin korkunç bir endişesi var. Çünkü bir eleştiriler durumunda bir bakıyorsunuz kendisini cezaevinde bulabiliyor ya da gerçek haber üretmede ciddi sıkıntılar var. Tüm bunların ışığında yarın tartışacağız. Yereldeki, yani 8 il var tabii burada. Yereldeki aktörlerden baktığınızda 8 il, yüzlerce gazeteci ama 4 tanesi sonuçta orada. Biraz temsilen, cemiyetten, sendikadan arkadaşlarımız olacak. Bir gazeteci milletvekilimiz. Onun moderatörlüğünü yapacak. Yerel basını daha çok konuşulacak. Meselelere bir çözüm nasıl üretebiliriz de konuşacağız. Amacımız, gayemiz bölgelerde bu toplantıları yaparak bir hafıza oluşturmak, bir bilgi oluşturmak ve bu bilgileri de hükümet programına entegre etmek. Böylelikle zaten bir parti programımız var. Bunu en son İstanbul'da bir toplantıyla kamuoyuna aktarmayı düşünüyoruz”
Gazetecilik mesleğinde siyasi baskının olduğunu savunan Bulut, “O sorunu bence siyasetçi tek başına çözme ihtimali yok. Bir toplumsal mesele aslında. Gazetecinin sorunu diye bakarsan o zaman Türkiye'deki demokrasi sorunu da içe saymış olursun. İtiraz ettiğin sisteme ilişkin eleştirileri sadece iktidara laf söylemek olarak değerlendirmiş olursun. Bir kere onlardan bağımsız bakmak lazım. Mesele ne? Kutuplaşan bir siyaset var. O kutuplaşmanın içerisinde aynı futbol takımı taraftarları gibi herkes kutuplaşmış” şeklinde konuştu.
İBB SORUŞTURMASINA SERT ELEŞTİRİLER
İBB soruşturmasına sert eleştirilerde bulunan Bulut, Ergenekon Davası’nı örnek vererek, “Ergenekon Balyoz, biz yaş grubu için hala hafızalarımızda taze bir garabet olarak. O dönem kasası denilen kişilerin sonra nasıl defnedildiğini hepimiz biliyoruz. İntihar edenlerin bu yaşananlara itiraz etmek, aydınlığa kavuşması için intihar edenlerin, parçalanan aileler... Çok fena, acı bir dönem yaşandı. Bugün İBB soruşturmasında olduğu gibi, Beşiktaş soruşturmasında olduğu gibi. Orada da çokça hikaye anlatılıyor. Sadece mesela Murat Çalık değil, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı var. Suç isnatı olmayan birçok insan var, küçük çocukları olanlar var. O gün o Ergenekon Balyoz'u savunanların çoğu bu dönemde aynı şekilde, aynı dille İBB soruşturmasının savcısı gibi konuşuyorlar. Bu olabilecek en büyük vicdansızlık. Böyle bir vicdansızlığı kabul etme ihtimali yok insanın. Maalesef bunu yapıyorlar. Öyle bir hale getirmişler ki bunu hiç utanmadan, sıkılmadan yapmaya da devam ediyorlar. Yani yarın insanların yüzüne nasıl bakacaklar onu bilmiyorum” açıklamalarında bulundu.

İZMİR HÂLÂ CHP’NİN KALESİ Mİ?
Son dönemde kamuoyunda yeniden gündeme gelen “İzmir hâlâ CHP’nin kalesi mi?” tartışmasına değinen Bulut, bu söylemin siyasi bir algı üretme çabasının ürünü olduğunu savundu. “Kale” kavramını baştan reddettiklerini vurgulayan Bulut, iktidarın İzmir’de yürüttüğü algı ve baskı politikalarının sahada karşılık bulmadığını savundu. Bulut, şu ifadeleri kullandı:
“Bir kere kale sözünü biz zaten çürüttük. Yani biz işte AKP'nin kalesi diye ifade edilen yerleri bile ‘Buranın sahibi millettir, kale millettir’ dediğimiz bir yerde burası bizim kalemizdir demeyiz. Yani o doğru bir terim olmaz. Karar verici vatandaştır.
Ama burada dikkatten kaçan husus şu: İktidar son dönemde hani belediyelere yaptığı operasyonlar, müdahaleler o işin görünür tarafı. Görünmeyen tarafı da şu yatırımlara izin vermiyor. Geçen seneydi galiba tam maaş ödemesi birinde yapılacak ya da 30'unda yapılacak. 30'u günü bankaya icra gönderildi. Maaş hesaplarına bloke kondu. Ertesi gün ödeme yapılamadı. Hatta sonra sendika açıklamalar yaptı, iş bırakma eylemi yaptılar falan. İki gün, üç gün ödemeler gecikti. Bunların hepsi iktidarın baskıları. İktidar uzun zamandır buraya en iyi isimlerini koymasına rağmen hiçbir yatırım yapmıyor.
Ama unuttuğu şey şu, algı yönetimi Mersin'de, İzmir'de yemiyor. Yani algı yönetimiyle bu şehri değiştirme ihtimalini yok. Seçimlerin bir çoğunluğunu işte seçim döneminde Apo'yla sahte videolar, montaj videolar falan yayınlayıp, seçimi manipüle edip, algı yönetimiyle oyları dönüştürmeye çalışsa da İzmir'de bunu başaramadı”
İZBB’DE MAAŞ ÖDEMELERİ NEDEN GECİKİYOR?
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde geciken maaş ödemeleri ve işçilerin alamadığı yan haklara dair söz alan Bulut, en temel sorunun Türkiye genelinde ekonomik kriz olduğunu savundu. Bulut, şu ifadelere yer verdi:
“Somut veri olarak ortada zaten. Yani bu bana göre sana göre olmaz. Sonuçta ödemelerde aksaklıklar oluyor yani. Bazı yerlerde maaş veriliyor, ikramiye ödenmeyebiliyor ya da eksik ödeniyor. Belediyelere şöyle de bakmak lazım. Son dönemde yoksulluk alabildiğine Arttı. Yani o kadar ciddi derinleşti ki Türkiye'de emekli aylığını açlık sınırının üçte birinde ya da yarı yarıya Asgari ücreti açlık sınırının altında belirliyorsunuz. Şimdi açlık sınırının altında bir asgari ücretle bir evin geçirme ihtimali var mı? Üç katına bile çıkarsanız, kurtarsanız bile yoksulluk sınırının altında. Haliyle toplum bu kadar çok gelir adaletsizliğine uğradığı bir dönemde pandemi ve birçok olağanüstü durumların ortada olduğu bir yerde belediyeler kaynaklar kesilirken, her türlü kredi engellerine uğrarken, siyasal baskılar yapılırken bu arada yardımlarını da arttırmışlar. Arttırdılar, arttırmak zorundalar. Bu arada işçi ücretlerini arttırdılar. Yani biz bir taraftan diyoruz ki ya sen TÜİK’in enflasyon açıklamasının altında zam yapıyorsun. Ben itiraz ederken asgari ücret en az 30 bin lira ya da 30 dolar bin lira olsun dediğimde ben de herhalde dönüp de ne yapayım kardeşim?
Haliyle böylesi bir dönemde aslında iktidarın yapması gereken şeyleri belediyeler yapmaya kalkınca, hem işçi giderleri artınca işsizlik alabildiğini arttığı için de belediyelerde işçi alma baskısı olduğu müddetçe bu sıkıntılar olacaktır. Bunun çözümün yolu da iktidarın değişmesidir” dedi.

PHUKET TATİLİNİN ARDINDAN GENEL MERKEZ’DEN BAŞKANLARA YURT DIŞI FRENİ
Buca Belediye Başkanı Görkem Duman’ın sanatçı Sevcan Orhan ile Phuket Adaları’na yaptığı tatilin ardından CHP Genel Merkezi’nin belediye başkanlarına gönderdiği genelge ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘keyif çatan aymazlar’ sözleri üzerinden değerlendirmelerde bulunan Bulut, parti içi düzenlemenin bir denetim ve koordinasyon ihtiyacından kaynaklandığını, ancak Cumhurbaşkanı’nın konuyu grup toplantısında gündeme taşımasının meseleyi siyasi polemik malzemesine dönüştürdüğünü iddia etti.
“Belediyelerimizin en azından gezilerine yaptıkları şeyleri daha kontrol olsun diye onların yazılarını istiyoruz. En azından bize bir soru sorulduğunda bilgimiz dahilinde falan diye bakarız. Bir iş yönetim mekanizmasını oluşturduk. Ama burada bence yanlış olan Cumhurbaşkanı'nın bunu grup konuşmasında dile getiriyor olması. Sanki bir şey bulmuş.
İki taraf da bunu ifade etti zaten. Kaldı ki o tatili karşılayabilecek ekonomisi olan insanlar da. Sonuçta tatil yapmak da en insani ama ülkenin Cumhurbaşkanı bunu dile getirirken, kendisinin saray harcamalarının günlerce konu etmemize rağmen onu bırakıp, kendi parasıyla tatil yapanı gündem etmesi en anlaşılmaz bir durum. Siyasi anlamda ifade etmek istersek, en magazinel durum, yani Cumhurbaşkanı magazinel habere mi ihtiyaç duyuyor artık? Öyle bir hale gelmişiz, dönmüş bunları bırakıyor. Yani vatandaşın içinde bulunduğu durumu bırakıyor. Emeklinin aldığı maaşı bırakıyor. Şu an açıkladığı işte emekli ücretleri ortada. 20 bin lira gibi komik bir rakama çıkartıyor. Büyük bir lütuf. Padişahım bir lütuf yapıyor. 18 liradan 20 bin lira çıkartıyor. Bu tartışmaları bırakmış. 2-3 günlüğüne Phuket'e giden ya da nereye gittiyse işte belediye başkanımızı orada görselde iftiralarla anlatıyor. ‘Neren eğri, nerem düz ki’ derler ya. Cumhurbaşkanı'na bir malzeme olacak bir konu olduğu kanaatinde değilim”
“CHP 30 MART’TAN BU YANA BİRİNCİ PARTİ”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in performansına yönelik konuşan Bulut, Özel’in ardından CHP’nin 30 Mart’tan bu yana birinci parti olduğunu savunarak, “Bitmez tükenmez enerji... Bir tarafıyla hukuksuzluğa karşı mücadele ediyor, bir tarafıyla cezaevindeki yoldaşlarına vefa gösteriyor, onlara sahip çıkıyor, bir tarafıyla da gelecek döneme hazırlıkları yapıyor. 14 ay içerisinde biz parti programını yeniledik. tüm bu bahsettiğimiz olağanüstülerin içerisinde Parti programı yenilendi. O parti programı yenilenmesindeki en büyük katkı da yine genel başkanımdadır. Yani bazen bize soruyorlar, bize soruyorlar genel başkan hiç uyumuyor mu? Vallahi neredeyse hiç uyumuyor. Gecesi gündüzünü... partisine, bu memleketin geleceğe ilişkin daha güzel günlere ulaşması için çaba sarf ediyor. Partililer de bunun karşılığını veriyor. 30 Mart'tan bu yana da birinci parti olmaya devam ediyoruz. Bu da halkta kabulün de göstergesidir. Şu an Türkiye'nin her tarafından oy alan bir partiyiz” şeklinde konuştu.
“BİR ÇIKARI VAR YA DA BAŞINA BELA GELMİŞ DİYORLAR”
Geçtiğimiz çarşamba günü CHP’den ihraç edilmesinin ardından AK Parti saflarına katılan Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır’a yönelik değerlendirmelerde bulunan Bulut, “Söylemek istemiyorum ama bir muhalefet partisine gelmek çok kolay bir şey değil. Onu söyleyeyim. Bir şey bekleyemezsin ama bir iktidar partisine gittiğinde hiçbir şey olmasa bile vatandaş der ki ‘Bak oranın nimetlerinden faydalanmak istiyor’. Orada bir çıkarı var ya da başına bela gelmiş. Ama bugünkü görüntüler çok onu göstermiyor. Örneğin Aydın Büyükşehir Belediyesi. Şimdi cezaevinde arkadaşlarımız var. Mesela aynı dosyadan Adana'da var. Orada İtirafçı olan kişinin, itirafçı diye ifade edilen kişinin tutanaklarına baktığınızda bizim Adana'nın bir satırı varsa Aydın'ın 10 satırı var. Ama Aydın'a ilişkin herhangi bir işlem yapılmamış. Şimdi düşünün. Devletin tüm olanaklarını kullanan bir hükümet var. Yargısı, hakimi, savcısı hepsi bir arada kişiye yapılan baskı sonucu. Ya gitmiştir ya da kişiliğinden ödün verip gitmiştir” ifadelerine yer verdi.
Yorum Yazın