Büyükşehir’de CHP Grubu’ndan kadın cinayetlerine tepki: Buna katlanmak zorunda mıyız?
CHP Grup Sözcüsü Yağmur Özkan, 8 Mart için yaptığı konuşmada 2025 yılında Türkiye’de 336 kadın cinayeti işlendiğini belirterek, “Buna katlanmak zorunda mıyız?” diye sordu. Öte yandan Özkan, “Çünkü biz biliyoruz ki eşitlik bir lütuf değil, bir haktır. Kadınların yaşam hakkını korumayan hiçbir düzen meşru değildir. Kadınların yaşam hakkının, emeğinin ve onurunun tartışma konusu olmadığı bir ülke kurulana kadar mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz” dedi.
- Ege Postası
- 09.03.2026 - 16:11
- Güncelleme: 09.03.2026 - 16:44
ŞİLAN KOCADAĞ/EGEPOSTASI - Cumhuriyet Halk Partisi’nin İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis Grubu, mart ayı meclis toplantısı öncesinde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla açıklama yaptı. CHP Grup Sözcüsü Yağmur Yurdakul Özkan, 8 Mart’ın bir kutlama değil, kadınların eşitlik, özgürlük ve yaşam hakkı mücadelesinin hatırlandığı bir gün olduğunu vurgulayarak kadın cinayetleri ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dikkat çekti.
“8 MART BİR KUTLAMA DEĞİL MÜCADELENİN HATIRLANDIĞI BİR GÜNDÜR”
CHP Grup Sözcüsü Yağmur Yurdakul Özkan, “Dün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günüydü. Günün anlam ve önemine binaen, İzmir Büyükşehir Belediyesi Cumhuriyet Halk Partisi Meclis Grubu olarak kadınların yaşam hakkı, eşitlik ve özgürlük mücadelesine dikkat çekmek için buradayız. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü; kadınların eşitlik, adalet, özgürlük ve insanca yaşam ve çalışma koşulları için verdikleri mücadelenin simge günüdür. 1857 yılında Amerika’nın New York kentinde, daha iyi çalışma koşulları talebiyle greve çıkan tekstil işçisi kadınların hayatını kaybetmesiyle başlayan bu mücadele, yıllar içinde tüm dünyada kadınların hak ve özgürlük mücadelesinin sembolü haline gelmiştir. 8 Mart; bir kutlama günü değil, kadınların eşitlik, özgürlük ve yaşam hakkı için verdikleri mücadelenin hatırlandığı ve büyütüldüğü bir gündür. Kadın emeğinin görünür kılınması, kadınların maruz kaldığı her türlü ayrımcılığın, şiddetin ve eşitsizliğin ortadan kaldırılması için verilen mücadele bugün de aynı kararlılıkla sürmektedir” ifadelerine yer verdi.

“BUNA KATLANMAK ZORUNDA MIYIZ?”
Özkan, “Onlarca geçen yıl içerisinde kadınlara: “Sen kadınsın, kahkaha atma.”, “Sen kadınsın, düzgün giyin.”, “Sen kadınsın, evinde otur.”, “Sen kadınsın, aklının ermediği işlere karışma.” denilmeye cüret edildi. “Bir kereden bir şey olmaz” denilerek başına olmadık kötülükler geldi mi? Çocuğunun canını kurtarmaya çalışırken bir kenarda ölü bulundun mu sahi? Ya da ölürken dahi “çocuklarım var” diye sayıkladın mı? Kaç kere “vurma” diye yalvardın? “Kadın haklarını tanıyoruz, geliştiriyoruz” diye övünenler nerede? Bir kadının hayatta kalabilmesi için kaç kez şikâyeti olması gerekiyor? “Hakkımı helal etmiyorum. Tutunduğumuz her dal koparılıyor. Sadece benim değil, küçücük çocuğumun da hayatı karartıldı, “Canım güvende değil, mayıs ayını görebilir miyim bilmiyorum” diye haykıran Fatmanur’u ve kızı Hifa’yı koruyabildiniz mi?
“Sıradaki biz olabiliriz” diyen Fatma Nur öğretmeni koruyabildiniz mi? Fatma Nur öğretmen yetkililere bildirimde bulunduğunda ne yaptınız? Şimdi soruyoruz: Buna katlanmak zorunda mıyız?” diye sordu.
“2025’TE 336 KADIN ÖLDÜRÜLDÜ!”
“Kadınları korumayan, adalet sistemini kadınların arkasından çeken, eşitliği çok gören ve kadınları onurlu bir hayata hasret bırakan bu düzene katlanmak zorunda mıyız?” diye soran Özkan, “İşte 8 Mart; tüm bunlara katlanmak zorunda olmadığımızı haykıran, Hakları için mücadele eden, bu uğurda hayatlarını kaybeden kadınların tarihidir. Aradan geçen onca yıla rağmen bugün hâlâ toplumsal cinsiyet eşitsizliği temelindeki politikalar, kadınların ve kız çocuklarının sırf cinsiyetleri nedeniyle yaşam haklarının dahi yok sayıldığı bir düzeni dayatmaktadır. Kadınların yaşam hakkı dahi güvence altına alınmamışken, kadınlar günü adı altında küçük kutlama mesajları vermekten öteye gidemeyenler yükümlülüklerini hatırlamalıdır. Devletin vatandaşını koruma ve yaşatma yükümlülüğü vardır. Devlet, bireylerin temel haklarını ihlal etmemekle kalmaz; aynı zamanda yaşam hakkını tehdit eden her türlü duruma karşı önlem almakla da yükümlüdür. 2025 yılında Türkiye genelinde 336 kadın cinayeti ve 145 şüpheli kadın ölümü gerçekleşmiştir. İzmir’de ise 11 kadın cinayeti işlenmiştir” ifadelerini kullandı.
“EŞİTLİK BİR LÜTUF DEĞİL HAKTIR”
Pınar Sevinç cinayetini hatırlatan Özkan, “22 yaşında bir hemşire. Urfa’nın Siverek ilçesinde eşi tarafından dövüldü, vuruldu ve intihar süsü verildi. Fail tam 16 ay tutuksuz yargılandı.
Geçtiğimiz cuma günü karar duruşması yapıldı. Ailesi adalet için delilleri tek tek kendisi toplamak zorunda kaldı. Kamuoyu destek verdi, herkes duydu ve sonunda fail hak ettiği cezayı aldı. Peki soruyoruz: Bir insanın hayatı sosyal medyada duyulana kadar siz neredesiniz?
Siz neredesiniz bilmiyoruz… Ama direnenler burada. Biz bu öfkeyle ne yapacağımızı biliyoruz. Direneceğiz. Mücadele edeceğiz. Gerçek adalet sağlanana kadar, tüm baskılara rağmen bir milim bile eğilmediğimizi kabul ettirene kadar, emeğimiz hak ettiği değeri görene kadar, varlığımız kabul edilene ve gerçek eşitlik sağlanana kadar mücadele etmeye devam edeceğiz.
Çünkü biz biliyoruz ki eşitlik bir lütuf değil, bir haktır. Kadınların yaşam hakkını korumayan hiçbir düzen meşru değildir. Kadınların yaşam hakkının, emeğinin ve onurunun tartışma konusu olmadığı bir ülke kurulana kadar mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz” dedi.
Yorum Yazın