Buca’da 'Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir' paneli
Buca Belediyesi, Cumhuriyet’in 103. yıl dönümü etkinlikleri kapsamında “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” başlıklı panel düzenledi. Milli Mücadele’den Cumhuriyet’in ilanına uzanan tarihsel sürecin ele alındığı panelde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün liderlik vizyonu, milli egemenlik anlayışı ve Cumhuriyet devrimlerinin Türkiye’nin toplumsal dönüşümündeki rolü anlatıldı.
- Ege Postası
- 28.10.2026 - 11:13
- Güncelleme: 28.10.2026 - 17:18
Buca Belediyesi, Cumhuriyet’in 103. yılını çeşitli etkinliklerle kutlamaya devam ediyor. Bu kapsamda Buca Belediyesi Meclis Salonu’nda düzenlenen “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” panelinde, Cumhuriyet’in kuruluş felsefesi ve toplumsal yaşama kazandırdığı değerler ele alındı. Dokuz Eylül Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü öğretim üyeleri Prof. Dr. Fevzi Çakmak ile Prof. Dr. Alev Gözcü’nün konuşmacı olarak yer aldığı panele, Buca Belediye Başkan Vekili Hüseyin Benzer, belediye meclis üyeleri, gaziler, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Panelin açılış konuşmasını gerçekleştiren Buca Belediye Başkan Vekili Hüseyin Benzer, Cumhuriyet’in temelinde milli egemenlik, özgürlük ve eşit yurttaşlık anlayışının bulunduğunu vurgulayarak şunları söyledi:
“Atatürk’ün ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ sözü, cumhuriyetin yalnızca siyasal bir tercihi değil, insanın özgürleşmesinin ve toplumun kendi geleceğini belirleme iradesine dayanan tarihsel bir dönüşüm olduğunu ortaya koyar. Bugün gerçekleştirdiğimiz bu buluşmanın cumhuriyetin tarihi mirasının ve günümüzdeki anlamının farklı düşünsel perspektiflerin değerlendirmemize katkı sunmasını diliyorum.”

"Cumhuriyet, aklın ve bilimin rehberliğinde ortak bir gelecek idealdir"
Prof. Dr. Fevzi Çakmak, Atatürk’ün milli mücadele yıllarından itibaren zaferden ve sonrasında kurulacak rejimden tam bir inançla emin olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulundu:
“Mustafa Kemal Paşa, 1919’da henüz şartlar çok karanlıkken dahi zaferin kazanılacağını ve sonrasında hükümet şeklinin cumhuriyet olacağını öngörmüştü. Rejim değişikliği, ne bir halk ayaklanmasıyla ne de kan dökülerek gerçekleşti; aksine büyük bir siyasi irade ve akıl yürütme süreciyle, Meclis iradesiyle hayata geçirildi.”
Çakmak, 27 Ekim 1923’te yaşanan hükümet bunalımının ardından Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü’nün öncülüğünde Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nda yapılan değişikliklerle 29 Ekim’de Cumhuriyet’in ilan edildiğini hatırlattı.

"Cumhuriyet, bir toplumun yeniden özgüven kazanmasıdır"
Prof. Dr. Alev Gözcü ise Cumhuriyet’in toplumsal, kültürel ve insani boyutlarına dikkat çekerek eğitimden sağlığa, kadın haklarından sosyal yaşama kadar gerçekleştirilen devrimlerin Türkiye’nin çağdaşlaşma sürecindeki önemini anlattı. Atatürk’ün gençlik yıllarından itibaren Fransız Devrimi’nin düşünsel birikiminden etkilendiğini ve tam bağımsız bir Türk devleti kurmayı hedeflediğini belirten Gözcü, şu ifadeleri kullandı:
“Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir; aynı zamanda eşitlik temelli bir siyasi yapıya dayanan bir fazilet rejimi ve özgüven meselesidir. 200 yıl boyunca Batı karşısında geri çekilmiş bir topluma, Mustafa Kemal ve arkadaşları ‘Biz hastanın dinç evlatlarıyız’ diyerek yeni bir memleket yarattı. Cumhuriyet; eğitimde, sağlıkta ve sosyal yaşamda fırsat eşitliği demektir. İlk Sağlık Bakanlığı’nın 1920’de kurulmasından Millet Mektepleri’ne, halkevlerinden kadın haklarına kadar atılan her adım, toplumun her kesimini kucaklayan büyük bir aydınlanma devrimidir.”

Kendi yaşamından da örnekler paylaşan Gözcü, mütevazı bir aileden gelmesine rağmen Cumhuriyet’in sunduğu eğitim olanakları ve devlet bursları sayesinde öğrenimini tamamladığını belirtti. Gözcü, bu imkânları sağlayan Cumhuriyet’in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını minnetle andı.

Yorum Yazın