Bilici’den NEO TV’de Başkan Tugay’a eleştiri: Karşıyaka’daki başkanlığından sonra siyasete devam edeceğini düşünmemiştim!
Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Mustafa Bilici, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ı hedef alarak, “Cemil Tugay, Karşıyaka Belediye Başkanı olduğu dönemde adaydım. Karşıyaka’da birçok STK’yı ziyaret etmiştik. Ancak Karşıyaka Belediyesi’nin o dönemde işçilerine yönelik olarak aylarca ödenmemiş borçları ve kamuyla birlikte özel sektörde belediyeye iş yapan firmalara da yoğun borcu vardı. Sonrasında Cemil Beyin siyasete devam edeceğini düşünmemiştim ama partisi Büyükşehir’e aday gösterdi” dedi.
- Ege Postası
- 28.04.2026 - 15:54
- Güncelleme: 28.04.2026 - 15:54
EGEPOSTASI- Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Mustafa Bilici, NEO TV’de yayımlanan ve Nil Kahramanoğlu’nun sunumuyla gerçekleşen ‘Odak’ programının konuğu oldu.
Bilici, Türkiye gündemindeki kritik başlıklara ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Programda terörle mücadele sürecinden yargı tartışmalarına, erken seçim polemiklerinden İzmir’in kronik sorunlarına kadar geniş bir yelpazede konuşan Bilici, hem iktidara hem de yerel yönetimlere yönelik çarpıcı eleştiriler ve uyarılar sıraladı.
“İKTİDAR PARTİSİ TASLAK HAZIRLAMADI, GECİKİYORLAR”
Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyesi Mustafa Bilici komisyondaki son durumu aktararak, “Hemen her kesimden gelen insanlar terörün sona ermesi gerektiğini söyledi. Komisyonumuz yoğun bir çalışma sonrasında raporunu tamamladı. Çıkarılacak olan müstakil bir yasayla ilgili genel bir çerçeve oluşturduk. Bu doğrultuda iktidar partisi taslak hazırlamadı. Bu konuda gecikiyorlar. Coğrafyamız bir ateş yumağı. Özellikle bayram sonrası müstakil yasayla ilgili bir teklifin gündeme geleceği söylenmişti ama gelmedi. Taslağı aldıktan sonra görüşmelerimizi sunacağız ve en kısa sürede yasallaşacak. İstihbarat kurumları teyit ve tespit amacıyla örgütün tamamen silah bıraktığını ve bu silah bırakmanın teyit edilmesi sonrasında yasanın çıkarılmasının daha doğru olacağı yönünde telkinlerde bulunuyor. İbrahim Kalın’ın açıklamalarından anlıyoruz ki örgüt silah bırakmaya yönelik bir eğilim içerisinde. Bu yasayı çıkardıktan sonra umudumuz o ki özellikle Türkiye’de normalleşme adına atılacak adımlar var. Örneğin kayyum uygulamalarının sona erdirilmesi gibi… Toplumun beklentileri doğrultusunda meclis adım atmalıdır. Bu dönem terörün sona erdirilmesiyle ilgili mecliste iradenin olduğunu gözlemliyoruz” dedi.
“UZUN YARGILAMALARIN ARDINDAN BERAAT EDİLİNCE İNSANLARA ‘PARDON’ MU DİYECEĞİZ”
Cumhuriyet Halk Partisi’nin ‘erken seçim’ ve ‘ara seçim’ çağrısını değerlendiren Bilici, “Hiç kimse adalet karşısında azade değildir. Herkes hesap vermeye her an hazır olmalıdır. Ancak bu siyasi partilere göre, kişi ve şahıslara göre şekillendirilmemelidir. Eğer CHP’nin belediyelerine operasyon düzenliyorsanız aynı şeklide AK Parti kendi belediyelerine ya da ortağı olan MHP’nin belediyelerine de aynı operasyonları düzenlemelidir. Özellikle topluma mal olmuş insanların tutuksuz yargılanmasının esas olması gerektiğini düşünüyoruz. Bu insanları uzun süre cezaevinde tutuyor olmanız büyük bir haksızlık. İnsan hakları alt komisyonu olarak cezaevlerini ziyaret ettik. İzmir’de Aliağa, Menemen, Buca cezaevlerini gezdik. Orada yüksek güvenlikli cezaevinde bir önceki dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ile eski CHP İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ile görüştük. Şenol Beyin söylediği husus dikkatimi çekilmişti. Demişti ki ‘cezamı vermiş olsalar bile yatmış olduğum cezaevindeki süre göze alındığında tahliye olmam gerekiyor. Ama hiçbir şekilde mahkeme sonuçlanmadığı için cezam da belli olmadığı için şu anda tutuklu olarak yargılama süreci devam ediyor’. Uzun yargılama süreçleri sonucunda kişinin beraat etmesi durumunda dönüp ‘pardon, yanlışlık oldu?’ mu diyeceğiz. İnsanların yaşamış olduğu ızdırapları telafi olamaz” ifadelerini kullandı.
“ANAYASA ‘ARA SEÇİME GİDİLİR’ DİYOR, ‘GİDİLEBİLİR’ DEMİYOR!”
Bilici konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi:
“Özgür Özel, ara seçim ve erken seçimle ilgili söylemlerde bulunuyor. Genel Başkanımız Ahmet Davutoğlu’nu ziyaret ettiğinde ben de heyetteydim. Şu anda TBMM’de 8 vekil sandalyesi boş. Bununla ilgili düzenleme anayasanın 78’nci maddesinde yer alır. TBMM üyeliklerinde boşalma olması halinde seçimlerin üzerinden 30 ay geçmesi ve bir sonraki seçime 1 yıldan uzun süre kalması durumunda ara seçimlere gidilir diyor. Gidilebilir demiyor. Bu anayasanın bir emri. Yerine getirilmesi gerekiyor. Parti olarak aynı düşünceyi paylaştığımızı ifade ettik. Destek verdiğimizi de açıkladık. Özellikle Can Atalay ile ilgili ayrı bir durum söz konusu. Bize göre Can Atalay’ın mecliste yemin etmesi ve görevine devam etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Numan Kurtulmuş’a da düşüncemizi aktardık. Zannedersem anayasa mahkemesinin gündeminde bireysel bir başvuru var. Atalay ile ilgili olumlu bir karar verilmesiyle TBMM’de de okutulur umudunu taşıyorum. Bununla birlikte erken genel seçimlerle ilgili toplumun büyük kesiminde beklentiler oluşmaya başladı. Ekonomik kriz, geçim sıkıntısı insanları farklı arayışlara sevk etmiş durumda. Ana muhalefet partisinin de gündeminde erken seçim var. Ama bizim de kulislerden öğrendiğimiz kadarıyla erken seçime sıcak baktıklarını görüyoruz. Daha çok erken seçimden ziyade öne alınmış bir seçimi gündemlerinde tutuyorlar. Sebebi de Cumhurbaşkanının tekrar seçilememesi söz konusu olduğu için. Bu bariyeri aşma düşünceleri var. İktidarın erken seçime gitme ihtimalini ben de görmüyorum”
“ÇERÇİOĞLU AK PARTİ’YE GEÇMESEYDİ OPERASYON YAPILABİLİRDİ”
CHP’li belediyelere karşı bir algı oluşturulmaya çalışıldığını belirten Bilici, “CHP’li belediyeler yolsuzluklarla anılsın isteniliyor. Yer yer bu konuda başarılı olduğu oldu. Ama bana göre toplumun büyük bir kesimi bu operasyonların siyasi olduğu kanaatinde. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı AK Partiye geçmemiş olsaydı kendisine yönelik operasyon yapılabilirdi. Çifte standart olmaz. Hukuku ayaklar altına alırsanız, vatandaşa adalete olan güvenini yerle yeksan ederseniz hiçbir kurumu ayakta tutabilme şansınız yoktur. Herkes çok iyi biliyor ki Ekrem İmamoğlu’nun cezaevinde bulunma sebebi siyasidir. Yargılayın, varsa suçu cezasını alır. Bunun takdirini kamuoyu yapar. Ama siz eğer Cumhurbaşkanı adayı olmasaydınız bugün eylemlerle karşı karşıya kalacak mıydınız?” diye sordu.
İZMİR HALKI MESLEK FABRİKASI’NA SAHİP ÇIKMALI”
Meslek Fabrikası’nın Vakıflar Genel Müdürlüğüne devrine ilişkin Bilici, “Meslek Fabrika İzmir halkının malıdır. 12 Eylül ile hesaplaşacağız diye gelen iktidar umarım burayı alıp aynı amaç doğrultusunda hizmet alanına çevirmez. Özellikle kadınlar, gençler ve uzun süre iş bulamayan vatandaşlar için bu model çok değerli bir fırsat sunuyor. Sadece meslek üretmiyor aynı zamanda insanlar yeniden üretimde kalma cesaretini buluyor. Yerel kalkınma tarafı da var. Şehir ekonomisine ciddi manada destek veriyor. Bu fabrikanın faaliyetlerine son veriliyor olması Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilecek olması kabul edilebilecek bir husus değil. Bu kadar çok mülk varken özellikle Meslek Fabrikası’na yapılan hamleyi doğru bulmadığımı ifade etmek istiyorum. İzmir halkı buraya sahip çıkmalı” ifadelerine yer verdi.
“CHP’Lİ BELEDİYELER İŞÇİ ÖDEMELERİ NEDENİYLE HİZMETTE SIKINTI YAŞIYOR”
CHP’li belediyelere yönelik SGK borçlarından dolayı haciz ve iş yaptırmamanın söz konusu olduğunu belirten Bilici, “İller Bankası aracılığıyla gönderilen ödenekler de SGK, Vergi borçlarına ve diğer kesintiler yapıldıktan sonra gönderildiği için belediyeler hizmet yapmakta zorlanıyorsa. İzmir; turizm, tarım, liman gelirlerinden dolayı Türkiye bütçesine ciddi katkı sağlayan bir ildir. İzmir aslında sağlamış olduğu katkıdan çok daha azını merkezi hükümetten alıyor. Belediyelerin de eksikleri var. Çok büyük oranda işçi, eleman söz konusu. Bütçelerinin önemli bir kısmı maalesef personel ödemelerine gittiği için hizmette sıkıntılar yaşanabiliyor” dedi.
“SİYASİ TUTUKLAMALARDA BİRDEN FAZLA DOSYA AÇILIR”
İzmir’deki kooperatif davasına ilişkin Bilici, “Siz belediye başkanı da olsanız, milletvekili, bakan da olsanız hakkınızda isnat edilen hususlarla ilgili yargılanabilirsiniz. Ama bu yargılamalar adil, şeffaf olmalı. Talimatla yerine getiriliyor olmamalı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Beyin ihbarı sonrası yargılama süreci başladı. Yine kooperatif davasında İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ve çeşitli görevlerde bulunan isimlerin de yer aldı bir davadan söz ediliyor. Davada yaklaşıl 350 milyon liralık kayıp söz konusu olduğu iddia ediliyor. Detayını bilemeyiz. Bilirkişi raporlarının hazırlandığını biliyoruz. O günün koşullarında gerek maliyet fiyatları gerekse devletin belirlemiş olduğu birim fiyatları ortaya konur. Gerçekten bir usulsüzlük var mı yok mu bunların tespiti yapılır. Varsa elbette ki hepimizin kanun önünde boynu kıldan incedir. İnsan Hakları’nın alt komisyonu olarak İzmir’de yapmış olduğumuz cezaevi ziyaretlerinde hem Tunç Soyer ile hem de Şenol Aslanoğlu ile görüştük. Şenol Bey ile yapmış olduğumuz görüşmelerde bize detayı anlattı. Birçok siyasi tutuklamalarda birden daha fazla dosya açılıyor. Birinden dolayı tahliye kararı verilmişse de başka bir dosyadan tutukluluğu devam etmesi üzerinde çalışılıyor” diye konuştu.
İZMİR’İN SORUNLARINI TEK TEK SIRALADI
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin veya ilçe belediyelerinin hizmetleri ve çalışmalarıyla ilgili Bilici, “İzmir, Ankara yüksek hızlı tren hattının bir an evvel tamamlanması adına Ulaştırma ve Altyapı Bakanına soru önergesi yönelttik. Bu hattın bir an önce tamamlanması gerektiğini söyledim. Bakan bey çalışmaların devam ettiğini ve 2028 yılına kadar bu hattın tamamen ulaşılama açılacağı yönünde cevapları olmuştu. Diğer sorun ise artarak büyüyen bir trafik… İzmir’in deprem meselesi var. Körfez kirliliği ve Gediz Nehri’nin temizliği söz konusu. İzmir’de TOKİ’ye yönelik yoğun bir talep var ve nüfusu ile orantılı olarak baktığımızda maalesef TOKİ’nin yeterince konut üretmediğini görüyoruz. Alsancak Limanı’nın özelleştirilmesine karşı olduğumuzu ifade etmiştik ama oranın mutlaka gözden geçirilmesi gerektiğini de belirtmiştik. Harmandalı çöp tesisiyle ilgili belediyenin mutlaka orada depolama alanı yapması gerekiyor. İzmir Euro 2032’ye dâhil edilmedi. Sebebi de İzmir’de bu standartları taşıyan stadyumların olmamasıydı. Bakanlık Karşıyaka stadyumla ilgili adım atacağını ifade etmişti” dedi.
BİLİCİ’DEN BELEDİYELERE UYARI: YOLSUZLUKLARA MEYİL ETMEYİN!
Bilici, “Belediyedeki her türlü aksaklık doğruda vatandaşın yaşam kalitesin olumsuz etkiler. Belediye zaman zaman çöp toplayan işçilerin yapmış olduğu grev veya eylemler sonrasında İzmir’in çöple uğraştığı oldu. Zaman zaman ilçe belediyeleriyle, Büyükşehir Belediye Başkanı’nın arasında sıkıntıların olduğu görüldü. İzmir’in genel olarak en büyük sıkıntılarından biri de kurumlar arasında eşgüdüm meselesi ve diyalog eksikliğidir. İktidar kanadı İzmir’e seçimlerde istediği sonucu alamadığı için yatırımlar konusunda ağır davranıyor. Ama belediye başkanları devletten, bakanlıktan haklarını almak konusunda daha çok çaba sarf etmeli. Sizin küsme veya yok sayma lüksünüz yok. Vatandaş sizi 5 yıl orada hizmet yapmanız için seçmişse siz belediyenin gelirlerini artırma çabası içinde olurken diğer taraftan da merkezi hükümetten ve Avrupa fonlarından faydalanmak için de çaba sarf etmeniz gerekiyor. Sıkı bir denetim mekanizmasını işletmeniz gerekiyor. Yolsuzluklara meyil edecek bir alan bırakmamız gerekiyor. Sadece sizi değil o partiye gönül vermiş binlerce insanı olumsuz etkiliyor. Sorumluluk makamında olanların çok daha dikkat etmeleri gerekiyor” diye konuştu.
“KARŞIYAKA’DAKİ BAŞKANLIĞINDAN SONRA SİYASETE DEVAM EDECEĞİNİ DÜŞÜNMEMİŞTİM”
Bilici, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ile ilgili “İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Karşıyaka Belediye Başkanı olduğu dönemde adaydım. Karşıyaka’da birçok STK’yı ziyaret etmiştik. Ancak Karşıyaka Belediyesi’nin o dönemde işçilerine yönelik olarak aylarca ödenmemiş borçları ve kamuyla birlikte özel sektörde belediyeye iş yapan firmalara da yoğun borcu vardı. Sonrasında Cemil Beyin siyasete devam edeceğini düşünmemiştim ama partisi Büyükşehir’e aday gösterdi ve İzmir halkı seçti. Yeterince lobi çalışmaları ve Ankara ayağını yeterince işletmediğini görüyorum. İzmir mutlaka hakkını alacaktır. Bu sıkıntılar aşılabilecek sıkıntılardır. Yeter ki güçlü bir irade ortaya konsun. Merkezi yönetimle yerel yönetimler arasında bu iş güdümü biraz da iyileştirilirse ben inanıyorum ki İzmir zaten potansiyelleriyle kendi küllerinden doğabilecek bir şehirdir” dedi.

Yorum Yazın