Dolar 48,4684
%0.01
Euro 56,3852
%0.03
Altın 6.787,771
%0.01
Bist-100 14.405,25
%1.79

Pzt

-8°

Sal

-12°

Çar

-3°
Bezircilioğlu'ndan 9 Eylül'de sert mesaj: ‘Silah bırakmak, devletle pazarlık yapmanın değil; terörün sona ermesinin sonucu olmalıdır’

Bezircilioğlu'ndan 9 Eylül'de sert mesaj: ‘Silah bırakmak, devletle pazarlık yapmanın değil; terörün sona ermesinin sonucu olmalıdır’

Zafer Partisi İzmir İl Başkanı Sinan Bezircilioğlu, 9 Eylül mesajında İzmir'in ulaşım, altyapı, deprem, tarım, barınma ve geçim sorunlarına dikkat çekerken, TBMM'de kabul edilen 7595 sayılı Çerçeve Yasa'ya da tepki gösterdi. Bezircilioğlu, “Biz terörün bitmesine karşı değiliz. Tam tersine, Türkiye'nin terör belasından kesin ve kalıcı biçimde kurtulmasını istiyoruz. Bizim itirazımız, terörle mücadelede hukukun, devlet ciddiyetinin ve adalet duygusunun zedelenebileceği bir yöntemedir” dedi.

  • Ege Postası
  • 08.09.2026 - 14:16
  • Güncelleme: 08.09.2026 - 15:25

HİLAL YAKUT/ EGE POSTASI - Zafer Partisi İzmir İl Başkanı Sinan Bezircilioğlu, 9 Eylül İzmir'in kurtuluş yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada kentin temel sorunlarından Türkiye'nin gündemindeki Çerçeve Yasa'ya kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu. İzmir'in sahip olduğu potansiyelin karşılığını alamayan büyük bir şehir olduğunu söyleyen Bezircilioğlu, ulaşım, altyapı, deprem, sağlık, barınma ve geçim sıkıntılarının vatandaşın temel gündemini oluşturduğunu belirtti.

“9 Eylül, Türkiye’nin bağımsızlık iradesidir”

İzmir'in tarihsel sorumluluğuna dikkat çeken Bezircilioğlu, 9 Eylül'ün yalnızca bir kurtuluş günü olmadığını belirterek, “9 Eylül 1922; İzmir'in işgalden kurtulduğu, Millî Mücadele'nin zaferle taçlandığı ve Türk milletinin bağımsızlık iradesinin yeniden dünyaya ilan edildiği gündür” ifadelerini kullandı. Bezircilioğlu, 9 Eylül'ün bağımsızlık, ekonomik bağımsızlık, hukukun üstünlüğü, üretim ve gençlere gelecek sunabilme iradesini hatırlattığını söyledi.

“Kurtuluşun şehri İzmir, yeniden üretimin, adaletin, bilimin ve kalkınmanın öncü şehri olmak zorundadır” diyen Bezircilioğlu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Millî Mücadele kahramanlarını da andı.

Gençler ve Eğitim vurgusu 

Eğitimde fırsat eşitsizliğine de dikkat çeken Bezircilioğlu, kalabalık sınıflar, fiziki eksiklikler, hijyen sorunları ve güvenlik endişelerinin ailelerin gündeminde olduğunu söyledi.
İzmir'in aynı zamanda bir üniversite şehri olduğunu belirten Bezircilioğlu, üniversitelerin yalnızca diploma veren kurumlar olmadığını; bilim, teknoloji, fikir ve girişimcilik üretmesi gerektiğini ifade etti.
“Gençler yalnızca öğrenci değildir. Onlar İzmir'in geleceğidir” diyen Bezircilioğlu, gençlerin yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanan bir kitle olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.

“İzmir’in geleceği yüksek katma değerli üretimde”

İzmir'in Aliağa'dan Kemalpaşa'ya, Çiğli'den Torbalı'ya, Menemen'den Bergama'ya kadar güçlü bir sanayi altyapısına sahip olduğunu belirten Bezircilioğlu; yüksek enflasyon, enerji maliyetleri, finansmana erişim, iş gücü maliyetleri, kur belirsizliği ve küresel rekabetin sanayiciyi zorladığını söyledi. Bezircilioğlu, İzmir'in yenilenebilir enerji, savunma sanayii yan sanayisi, yazılım, biyoteknoloji ve ileri tarım teknolojileri gibi alanlarda yüksek katma değerli üretimin merkezi olabileceğini kaydetti.

 “Hastane yapmak yetmez, ulaşılabiliir kılmak gerekir”

Sağlık hizmetlerine de değinen Bezircilioğlu, Bayraklı Şehir Hastanesi'nin önemli bir yatırım olduğunu ancak sağlık hizmetinde yalnızca bina yapmanın yeterli olmadığını söyledi. Yaşlı, engelli ve kronik hastaların hastaneye ulaşımında ve hastane içerisinde hizmetlere erişiminde zorluklar yaşanabildiğini belirten Bezircilioğlu, randevu ve ameliyat bekleme sürelerine de dikkat çekti.

“Çünkü sağlıkta zaman bazen hayat demektir” diyen Bezircilioğlu, güçlü sağlık sisteminin yalnızca binalarla değil, insan kaynağıyla ayakta durduğunu ifade etti.

"İzmir Körfezi siyasetin değil, İzmirlinindir”

İzmir Körfezi'ndeki kirlilik sorununa da değinen Bezircilioğlu, körfez temizliğinin yalnızca çevre meselesi olmadığını; turizm, ekonomi, sağlık ve İzmir'in kimliği açısından da önemli olduğunu söyledi.
Merkezi hükümet ile yerel yönetim arasındaki siyasi tartışmaların ötesine geçilmesi gerektiğini belirten Bezircilioğlu, “İzmir'in körfezi siyasetin değil, İzmirlinindir. Kim yapacaksa yapsın. Hangi kurumun sorumluluğundaysa sorumluluğunu yerine getirsin. İzmir artık mazeret değil, sonuç görmek istiyor” dedi.

Ulaşım, deprem ve barınma vurgusu

İzmir'de ulaşım ve trafiğin vatandaşın günlük hayatını en fazla etkileyen sorunlardan biri olduğunu söyleyen Bezircilioğlu, kentin nüfus artışı ve yeni yerleşim alanları dikkate alınarak uzun vadeli ulaşım master planlarının hazırlanması gerektiğini ifade etti. Deprem konusunda ise 30 Ekim 2020 depremini hatırlatan Bezircilioğlu, riskli yapı stokuna ilişkin kaygıların devam ettiğini belirterek kentsel dönüşümün hızlandırılması ve hak sahiplerinin belirsizliklerinin giderilmesi çağrısında bulundu.

“Deprem siyasetin konusu değil, hayatın konusudur” diyen Bezircilioğlu, deprem güvenliğinin şehir planlamasının merkezinde olması gerektiğini söyledi. Barınma ve geçim sorunlarına da dikkat çeken Bezircilioğlu, yüksek kiraların aileleri, gençleri ve emeklileri zorladığını belirterek barınmanın artık yalnızca konut değil, sosyal adalet meselesi olduğunu ifade etti.

Bezircilioğlu’ndan Çevçeve Yasa’ya sert itiraz

Konuşmasının en dikkat çeken bölümünde TBMM Genel Kurulu'nda 10 Ağustos 2026'da kabul edilen ve 18 Ağustos'ta Resmî Gazete'de yayımlanan 7595 sayılı Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanuna ilişkin Zafer Partisi'nin itirazını dile getiren Bezircilioğlu, düzenlemenin terörle mücadelede hukuk ve adalet duygusunu zedeleyebileceğini savundu. Kanun, belirli şartların gerçekleşmesi halinde PKK/KCK'nın fiilî varlığına son vermesi ve silahların teslim edilmesinin tespit edilmesi sonrasında soruşturma, kovuşturma ve bazı mahkûmiyetlerin infazına ilişkin erteleme hükümleri öngörüyor.

“Biz terörün bitmesine karşı değiliz. Tam tersine; Türkiye'nin terör belasından kesin ve kalıcı biçimde kurtulmasını istiyoruz” diyen Bezircilioğlu, şöyle devam etti:“Bizim itirazımız, terörle mücadelede hukukun, devlet ciddiyetinin ve adalet duygusunun zedelenebileceği bir yöntemedir.”
Türkiye'nin terör nedeniyle büyük bedeller ödediğini belirten Bezircilioğlu, asker, polis, öğretmen, korucu ve sivillerin hayatını kaybettiğini hatırlattı.

“Silah bırakmak, devletle pazarlık yapmanın sonucu olmamalı”

Bezircilioğlu, Zafer Partisi'nin yaklaşımını şu sözlerle açıkladı:

“Terör bitsin. Ama terörün bitmesi, terör örgütünün siyasi veya hukuki kazanıma sahip olması anlamına gelmemelidir. Silah bırakmak, devletle pazarlık yapmanın değil; terörün sona ermesinin sonucu olmalıdır. Devlet terör örgütleriyle değil, kendi hukuku ve kurumlarıyla hareket eder.”

Devletin güçlü, hukukun açık ve kuralların herkes için eşit uygulanması gerektiğini belirten Bezircilioğlu, şehit ve gazilerin hatırasının korunması gerektiğini söyledi.

Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter devlet yapısı ve millî egemenliğinin tartışma konusu yapılmaması gerektiğini ifade eden Bezircilioğlu, “Toplumsal barışın kalıcı olması için yalnızca silahların susması yetmez. Adalet duygusunun da ayakta kalması gerekir” dedi.

“İzmir’in sorunu potansiyelsizlik değil”

Konuşmasının sonunda İzmir'in sahip olduğu potansiyelin altını çizen Bezircilioğlu, kentin tarımı, sanayisi, limanları, turizmi, üniversiteleri, gençleri ve yetişmiş insan kaynağıyla büyük bir güce sahip olduğunu söyledi. “İzmir'in sorunu potansiyelsizlik değildir. Eksik olan potansiyel değil; doğru planlama, güçlü yönetim, ortak akıl ve uzun vadeli vizyondur” ifadelerini kullandı. İzmir'in körfezini temizlemeye, tarımını güçlendirmeye, üreticisini korumaya, sanayisini yüksek teknolojiye taşımaya, gençlere gelecek sunmaya, depreme dayanıklı kentler kurmaya, ulaşımı planlamaya ve sağlık hizmetlerini erişilebilir hale getirmeye talip olduklarını belirten Bezircilioğlu, aynı zamanda hukukun üstünlüğünü ve millî egemenliği savunacaklarını söyledi.

Bezircilioğlu, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“9 Eylül'ün ruhuyla; İzmir'den Türkiye'ye bir kez daha söylüyoruz:
Kurtuluş yalnızca geçmişte kazanılmış bir zafer değildir.
Kurtuluş; adalette, üretimde, bilimde, eğitimde, hukukta, millî egemenlikte ve tam bağımsızlık iradesinde her gün yeniden kazanılması gereken bir mücadeledir.
Yaşasın İzmir!
Yaşasın Cumhuriyet!
Yaşasın tam bağımsız Türkiye!”

Yorum Yazın

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yorumlar
Yeniden eskiye
Eskiden yeniye
Öne çıkanlar

Bu habere hiç yorum yapılmamış... İlk yorum yapan sen ol.